@gossipmagazinn Özenle hazırlanmış saatlerce emek verilmiş bu kaşıkçı elmasını servis eden, sunan şefinde üzerinde bir ‘Chef Önlüğü’ olmalıdır. İşletmeci olmak değil sanatkar olmak bu eti kemiğinden ayırır..
Yoksa aynı hikâyenin, sürekli yeniden yazılan bir versiyonu mu oluruz?
Ve eğer birey değişirse; bu değişim başka ailelere, başka toplumlara mı evrilir?
Proaktif durumda ise eskiyi kaybetmeden, jeneratif formlar doğrultusunda bilgiyi önemli görerek yeniden tasarlarız. Bu noktada, en küçük birim olan insandan başlayarak değişiriz.
Peki bu değişim bizi “başka biri” mi yapar?
Söyleneni anlamak ve söylenene katılmak farklı şeylerdir.
Genelde; söylenene katılmıyorsan, anlamamışsın zannediliyor. Israr start veriyor..
Fakat; fikrinizi anlamış ve katılmayan kişiler, çok değerlidir. Konuşmak, irdelemek ve yargılamak lazım o kişilerle olayları.
İnsanların duygudan arındırılarak nesneleştirilmesi, somutlaştırılması bir yere kadar ilerletilmişken; nesnelerin ise duygusallaştırılması (insallaştırılması) ile hızlandırılma amaçlanıyor. Neoliberal düzendeki sermayenin amaçlarından biride bu olmalı…
“Oysa yaş almak, kaybetmek değildir.
Yaş almak, öğrenerek ağırlaşmak;
acıya, hataya, eksikliğe rağmen insan kalabilme sanatıdır.”
Yaş almak: Eksilmek değil, derinleşmek https://t.co/UXYlDU6D5y
Bu artan rakamlar ile bu 500.000 konut dışında ki konutların fiyatları nerelere varacak! Sonuç, devlet nezdinde şanslı seçilmiş kişilerin dışında konuta ulaşmaya çalışanların sonucu hüsran olacaktır.
Ülkenin en büyük konsolunda sıfır, ikinci el vs. toplam satılık konut sayısı 540.724 iken; devlet efsanevi müteahitliğe bürünerek 500.000 konut inşa edecek..
Bu durumda imalat ve girdi maliyetleri mevcut talepten dolayı artarak konut maliyet rakamlarını artıracaktır.
Arada aklıma gelen, geldikçe düşündüren şiirden bir dörtlük:
“Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
Yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
Hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
Ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
Yaşamak, yani ağır bastığından.”