"Öldürdük ve öldürdük. Yere düşenlerin bile kafalarını patlattık. Sanki akan kan ızdırabımızı dindirebilirmiş gibi."
Arabistanlı Lawrence. Kendi hatıratı. Seven Pillars of Wisdom, 1926.
Hicaz Demiryolu'nda tren baskını. Mayın patlatılıyor, lokomotif havaya uçuyor. İçinde asker var sivil var kadın var. Tren devrilince bedeviler hücum ediyor.
Lawrence yazıyor:
"Araplar akıllarını kaybetmişlerdi. Dost düşman ayırt edemiyorlardı. Üç kez bana saldırdılar, beni tanımaz gibi yapıp eşyalarımı kapmaya çalıştılar."
İngiliz çavuşu Lewis öldürdüğü 30 Türk askerinin sırt çantalarında altın arıyor. Araplar ganimetle o kadar meşgul ki Lawrence silahları toplamayı bile unutuyor.
Ve yine Lawrence'ın kendi cümlesi:
"Zafer her zaman bir Arap kuvvetini çözerdi. Artık bir baskın birliği değildik. Bir Arap kabilesini yıllarca zengin edecek kadar ev eşyasıyla yüklü sendeleyerek ilerleyen bir yük kervanıydık."
Ertesi gün herkesin üstünde öldürdükleri Türk askerlerinin üniformaları var. Lawrence bunu da yazmış: "Bir Arap için zafer sevincinin vazgeçilmez parçası düşmanın giysilerini giymekti."
Ama asıl vahşet Eylül 1918'de geldi.
Tafas. Dera-Şam çekilmesi. Lawrence komut veriyor: "Esir almayacaksınız."
Yolda yatan bitkin Türk askerleri var. "Su... su..." diyorlar. Başlarına ateş ediyorlar. Yol boyunca gücü tükenmiş her Türk askerini tek tek öldürüyorlar.
250 Alman ve Avusturyalı esir alınıyor. Sonra aralarından birinin iki süngüyle yere çakıldığını görüyorlar. Makineli tüfekle 250 esiri topluca infaz ediyorlar.
Lawrence bunu da gizlememiş. "By my orders we took no prisoners." Benim emrimle esir almadık.
Ve bu kitap bugün İngiltere'de edebiyat klasiği. Üniversitelerde okutuluyor. Yazarı kahraman.
Var mı bizim müfredatımızda?
Fatih Altaylı'nın programında
Prof.DrAhmet Taşağıl:
"Türkler, Osmanlı sayesinde Araplaştı. Bu süreci, Halifeliğin Osmanlıya geçmesi ile Yavuz döneminde Mısırdan getirilen Arap Ebussuud Efendi başlattı. Bunun faturası çok ağır oldu; devlet Araplaşma ile Türklükten uzaklaştı ve gerilemeye başladı."
Dünyanın en tehlikeli emperyalizmi Arap kültür emperyalizmidir. Din adı altında kültürünü ihraç edip ülkeleri asimile ederek Araplaştırmıştır.
Yobazlar, Arapça ve Arap kültürünün kutsal olduğunu iddia ederek Atatürk'ün başta harf inkılabı olmak üzere devrimlerine saldırmaktadır. Amaç, Osmanlı döneminde olduğu gibi Türk'ü Araplaştırmaktır.
Atatürk, Araplaşan Türk Milletini tekrar Türk özüne geri döndürdü. İşte tam da bu yüzden Atatürk'e düşmanlar!
Araplaşmayacağız!
Ne mutlu Türk'üm diyene!
Türkler farkında değil ama kürtler birliktelik meselesini çoktan kafada bitirmişti zaten
Artık internet sayesinde eskiden sadece kendi aralarında konuştukları mevzulara şahit olabildiğiniz için şaşırıyorsunuz
Uzun yıllar doğudaki yüksek TFR de tamamen demografik mücadeleleriydi
Anlamadığım şey şu: bu nefretin sebebi ne?
Sizin gibi yaşamayan insanlardan neden ölesiye ve hatta öldüresiye nefret ediyorsunuz?
İslam'a göre herkes bireysel olarak sorumlu degil mi? Neden hayatımıza müdahale etme ihtiyacı duyuyorsunuz. Kendi inanışınıza göre yaşamak+
İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu'nun kararı HUKUKSUZDUR.
Böyle bir karar alma yetkileri yoktur. Yetki, sadece İşletme Fakültesi Yönetim Kurulu’ndadır. Bu kararı alanların tarih ve adalet önünde hesap verecekleri günler yakındır. Adalete, hukuka ve demokrasiye susamış milletimizin yürüyüşü durdurulamayacak.
Kurtuluş Yok Tek Başına!
3.5 sezon, sadece bonservise harcanan para 150 milyon euro, daha imza paraları, maaşlar, menajer ödemeleri, diğer giderleri saymıyorum. 300-400 milyon euro en az harcama var. 2 takımlı ligde karşılığında şampiyon oldun, kadroyla. İlk sene Gomis olmasaydı 3-4 maçın gitmişti, ilk akla gelen ilk haftalarda Ümraniyespor maçını son dakikada kurtarması. Icardi'nin üstün performansı. 2. senende yaptırdığın tüm transferler fiyasko, bütün kritik maçları kaybettin. 102 puan topladın evet, ama rakibinin köyden inmiş, İran'da bile rezil olan hocası da 99 puan topladı. 2 takımlı lig, bu kıstas değil.
Galatasaray'a harcattığın en az 300-400 milyon euro harcamanın karşılığı olarak Avrupa'da tek başarın Manchester United'ı deplasmanda 2-3 yenmen. Şampiyonlar Liginde 0 çeken, -30 averajlı Young Boys'a turu verdin. UEFA Avrupa Ligi'nin yeni formatında en kolay fikstür senin iken orada bile tökezledin, ilk 8'e giremedin.
Lemina'yı sen istemedin, taraftar yönetime zorla aldırdı. Hatta sene başı kimseyi istemedin o mevkiye. "12 kişi mi oynayacağız?" diyordun. Kerem Demirbay'a söz verdiğin için, ona daha fazla süre vermek için. Kadro planlaması yapamıyorsun, bilmiyorsun. Evlatçısın. Kaan Ayhan'da hangi antrenör bu kadar ısrar eder. Yeteneksiz bir oyuncu, vasıfsız bir oyuncu. 1 tane artı özelliği yok. Kaan Ayhan kim? Galatasaray kim? Kaan Ayhan'da bir antrenörün bu kadar ısrar etmesi için ya aptal olması, ya çok kötü bir antrenör olması ya da takıntılı bir manyak olması gerekir. Hangisisin hocam?
Her gün seni savundum her şeye rağmen; ders aldı dedim. Ders aldı, ders aldı, ders aldı ama bu derslerle nereye kadar. Doktora yaptıysan hayırlı olsun hocam ama bize diploma lazım değil el becerisi lazım, çalışacak adam lazım. Diploman sende kalsın. Hayrını gör.
Artık seni savunmak için hiçbir sebep bırakmadın.
Kendi kadro değerinden 20 kat düşük kadroya sahip Rizespor'u şimdi haftasonu yenebilir, 'gülerek' röportajlar verebilirsin hocam. İyi eğlenceler.