Cavit Çağlar bakanımdan randevu alıp İstanbul'daki ofisinde buluştuk.
Demirel'in çok güvendiği..
Sn Cavit Çağlar'la da kardeş kadar yakın olan Erman (Yerdelen) ağabey de oradaydı.
Aşağı yukarı iki saate yakın bir dönemi değerlendirdik.
Oradan geleceğe baktık.
Çok yararlandım.
Tam çıkmak üzereydim ki..
Cavit Bey'e aşağıdan bilgi geldi.
"Buyursunlar" dedi ve bana "Büyükşehir Belediye Başkanınız geldi. Şimdi karşılaşırsın, bir merhaba demeden çıkma."
Biraz da şaşkınlıkla "İzmir mi?" diye sordum.
Kapı çalındı Cemil Tugay ve iki kişi içeriye girdiler.
Sonradan yanındakilerden birinin Cengiz Holding'den çok önemli biri olduğunu ve "Basmane Çukuru" konusunda çalıştıklarını öğrendim.
Doğrusu Arap saçına döndürülmüş "çukurun" çözüleceğine sevindim.
Dönünce bu işleri ve ilişkileri çok iyi bilen İzmir'li iş insanı arkadaşıma bunları anlattım.
Hiç şaşırmadı.
Dedi ki; "Bir devlet insanı olarak sır tutacağını biliyorum.
Sana güveniyorum.
Bu iş burada kalmayacak.
Biliyorum.
Göreceksin Cemil Tugay günü ve zamanı gelince AKP'ye girecek."
"Yok artık!" diye gözlerimi açtığımı hatırlıyorum.
Bugün aradım.
"Artık yazabilir miyim?" diye sordum.
"Yaz, şunu da ekle" dedi, "İzmirliler artık sormalı; belediye başkanlarının atamalarını milletvekilleri
bölgesel olarak neden paylaşıyorlar?
Özgür Bey başarısız olduğu kesin birini nasıl olur da atar?
Nitekim CHP'nin İzmir'de oyları düştü.
Bunun amacı ne?"