BASINA VE KAMUOYUNA
Milli Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin’in, yeni müfredat düzenlemeleri kapsamında tarih kitaplarımızdan "Kurtuluş Savaşı" ifadesinin çıkarılacağını belirtmesi ve bu vahim adımı “Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı” sözleriyle savunması, Türk eğitimcileri ve milletimiz nezdinde derin bir infial ve şaşkınlık yaratmıştır.
Öncelikle bilinmelidir ki; “Kurtuluş Savaşı"ismi, şanlı tarihimizin hiçbir dönemini küçümseme ya da yok sayma gayesi taşımaz. Tam aksine; köklü Osmanlı İmparatorluğu’nun küllerinden, her tarafı düşmanlarca işgal edilmiş, orduları dağıtılmış, kalelerine girilmiş bir vatandan; Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının önderliğinde, Türk milletinin kanıyla, canıyla yazdığı o büyük destanın adıdır.
Sayın Bakan’a sormak isteriz:
Adana, Maraş, Antep Fransız işgalindeyken, İzmir ve Ege Yunan çizmesi altındayken, İstanbul Boğazı düşman zırhlılarıyla doluyken bu necip millet “neyden" kurtulmuştur?
Topyekûn verilen o kutsal mücadele, sadece bir fikir uyuşmazlığı değil; bir ölüm-kalım, bir varoluş ve kurtuluş savaşı değil midir?
"Milli Mücadele" kavramı, bu kutlu sürecin örgütlenme ve ruh yapısını ifade ederken; "Kurtuluş Savaşı" bu ruhun meydanlarda düşmanı alt edip vatanı esaretten kurtardığı askeri zaferin adıdır. İki kavram birbirinin alternatifi değil, birbirinin tamamlayıcısıdır. Birini dışlayıp diğerini öne çıkarmak, "bilişsel yükü azaltmak" kılıfı altında milletin hafızasını zayıflatmaktan, tarih şuurunu bulandırmaktan başka bir işe yaramayacaktır.
Turan Eğitimcileri Sendikası olarak; Atatürk’ün çizdiği, Türk milliyetçiliğinin şanlı fikir şahsiyetlerinin aydınlattığı yolda yürüyen eğitimcileriz. Bizim amacımız, Türk çocuklarına köksüz bir tarih anlayışı değil; Hunlardan Göktürklere, Selçuklulardan Osmanlıya ve nihayetinde onun kurtuluş tacı olan Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan kesintisiz ve şanlı bir tarih bilinci aşılamaktır. Osmanlı da bizimdir, Cumhuriyet de bizimdir; o Cumhuriyeti kuran şanlı Kurtuluş Savaşı da bizim en büyük iftihar kaynağımızdır!
Tarihi yeniden yazmaya kalkışmak, şehitlerimizin aziz hatırasına ve istiklal mücadelesine yapılan büyük bir saygısızlıktır.
Milli Eğitim Bakanlığı’nı bu ideolojik sığlıktan, kavram karmaşasından ve tarihimizi dönemsel olarak birbiriyle yarıştırma hatasından derhal dönmeye davet ediyoruz.
Türk gençliği, neyden ve kimden kurtulduğunu da, o kurtuluşu kendisine armağan eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü de asla unutmayacaktır, unutturulmasına da müsaade etmeyecektir!
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
TURAN EĞİTİMCİLERİ SENDİKASI
@Yusuf__Tekin@tcmeb@meb_ttkb
3 Mayıs, Türk milletinin modern tarihindeki en vakur ve sarsılmaz duruşlarından biridir. Bu tarih, sadece bir takvim yaprağı değil;
Türk milliyetçiliğinin, yabancı ideolojilere ve baskılara karşı kendi öz benliğini müdafaa ettiği bir "Şahlanış Günü"dür.
3 Mayıs 1944: Bir Ruhun Doğuşu
1944 yılında Hüseyin Nihal Atsız ve dava arkadaşlarının başlattığı bu hareket, Türkçülüğün bir fikir olmaktan çıkıp aksiyona dönüştüğü andır.
Tabutluklarda çekilen çileler, her türlü işkence ve baskı; Türk milliyetçilerinin vatan sevgisini köreltememiş, aksine daha da bilemiştir.
Türkçülük, her türlü "izm"in karşısında sarsılmaz bir kale gibi durmuştur.
3 Mayıs, Türk aydınının ve gençliğinin "Türk kalma" iradesinin tescilidir.
Bugün 3 Mayıs, geçmişin acılarını anmak değil, Türk dünyasının birliği ve Türk devletinin bekası için gereken azmi tazelemek günüdür.
“Türkçülük öyle bir bayraktır ki; onu indirmeye kalkanların elleri kırılır, onu çiğnemeye yeltenenlerin ayakları altında kalır."
3 Mayıs Türkçülük Günü kutlu olsun!
Türk milliyetçiliğinin bayraklaşan isimlerini rahmet ve minnetle anıyoruz.
Ne Mutlu Türküm Diyene!
“ÖĞRETMENE UZANAN EL, DEVLETE KALKMIŞ SAYILMALIDIR”
Eğitim kurumlarında artan şiddet olayları artık münferit değildir. Bu tablo; sistematik bir zafiyetin, caydırıcılıktan uzak bir disiplin anlayışının ve sahada işlemeyen bir hukuk pratiğinin sonucudur.
Bugün öğretmen, sınıfta yalnız bırakılmıştır.
Bugün okul, korunması gereken bir alan olmaktan çıkmıştır.
Bugün şiddet, cezalandırılmadığı için cesaret bulmaktadır.
Bu durum kabul edilemez.
Eğitim çalışanına yönelik her saldırı; yalnızca bir kişiye değil, doğrudan kamu hizmetine, devlet otoritesine ve toplumun geleceğine yönelmiş bir fiildir. Buna rağmen, mevcut uygulamalar şiddeti önlemek yerine tolere eden bir görüntü vermektedir.
Açıkça ifade ediyoruz:
Öğretmene yönelik kasten yaralama, tehdit ve hakaret fiilleri hâlâ gerektiği gibi caydırıcı şekilde uygulanmamaktadır.
Disiplin mekanizması birçok durumda yaptırım üretmeyen bir prosedüre dönüşmüştür.
Okul yönetimleri ve sistem, öğretmeni korumakta yetersiz kalmaktadır.
Bu tablo sürdürülebilir değildir.
TALEBİMİZ NETTİR
Eğitimde güvenlik, ertelenebilecek bir konu değildir. Bu nedenle:
Eğitim çalışanına yönelik suçlarda cezai yaptırımların fiilen ağırlaştırılması ve etkin uygulanması,
Bu suçlarda HAGB ve ceza erteleme uygulamalarının istisnai hale getirilmesi,
Okullarda disiplin mekanizmalarının caydırıcı ve kararlı biçimde işletilmesi,
Şiddet uygulayan öğrenci ve veliye karşı kurumsal ve hızlı müdahale sistemlerinin kurulması,
Okul güvenliğinin fiziki ve dijital boyutlarıyla birlikte devletpolitikası olarak ele alınması artık bir tercih değil, zorunluluktur.
AÇIK UYARI
Buradan açıkça ilan ediyoruz:
Öğretmeni koruyamayan bir sistem, eğitim veremez.
Cezasızlık üreten bir yapı, şiddeti büyütür.
Geciken her adım, yeni bir olayın sorumluluğunu doğurur.
Eğitim çalışanına yönelik şiddet karşısında etkisiz kalan her idari ve hukuki mekanizma, bu sorunun parçasıdır.
ÇAĞRIMIZ
Başta Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere tüm yetkili kurumları;
Eğitimde şiddete karşı derhal somut ve bağlayıcı adımlar atmaya,
Hukuki ve idari düzenlemeleri ivedilikle hayata geçirmeye,
Öğretmeni yalnız bırakmayan bir sistem kurmaya davet ediyoruz.
SON SÖZ
Eğitimde güvenlik bir tercih değildir.
Devletin asli görevidir.
Bu görev yerine getirilmediği sürece, sorumluluk yalnızca sahada değil, karar mekanizmalarındadır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Turan EğitimcilerSendikası Yönetim Kurulu
Konu ile ilgili raporumuz sendikamızın sayfasında mevcuttur.
https://t.co/ddi2Z2BrO3
@RTErdogan@dbdevletbahceli@ikalin1@TC_icisleri@adalet_bakanlik@abakingurlek@eczozgurozel @ozgedemir_tr @Mahmut__ozay@edipuzen@Yusuf__Tekin@tcmeb@memurlarnet@mebpersonel@ogretmenlersyfs@egitimajansi@egitimgucusen@anadoluaes@egitimis@EgitimBirSen@egitimsen@Nihal_Albayrak_@Kamubiz_com@kamudanhaber@cnnturk@ntv@turkegitimsen@turkocaklari@umitozdag@M_DERVISOGLU@TBMMresmi
Kahramanmaraş’ta Yaşanan Müessif Olay, Dijital Tehditler ve Öğretmenlere Yönelik Şiddete Karşı Acil Tedbir Çağrısı
Kahramanmaraş’ta evlatlarımızı hedef alan katliam niteliğindeki saldırı ve son dönemde eğitim neferlerimiz olan öğretmenlerimize yönelik artan şiddet olayları, toplumumuzun geleceğini tehdit eden ciddi bir güvenlik sorunu haline gelmiştir. Milli birliğimizi ve eğitim sistemimizin huzurunu korumak adına aşağıdaki tedbirlerin ivedilikle hayata geçirilmesi elzemdir:
1. Dijital Platformların Sıkı Takibi ve Denetimi
Sanal oyunların ve sosyal medya mecralarının suç örgütleri ile şiddet yanlısı yapılar tarafından bir organizasyon zemini olarak kullanılmasına müsaade edilmemelidir. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) bünyesinde, oyun platformlarını ve sosyal medya ağlarını 7/24 esasına göre izleyecek özel bir birim aktif hale getirilmeli; suça teşvik eden içerikler anında engellenmelidir.
2. Öğretmenlere Yönelik Şiddete Karşı "Sıfır Tolerans"
Eğitim kurumlarında öğretmenlerimize yönelik sözlü veya fiziksel her türlü şiddet, doğrudan devlete karşı işlenmiş bir suç olarak kabul edilmelidir. Okullarda güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarılmalı, öğretmenlerimize yönelik şiddet vakalarında tutuklu yargılama ve ağırlaştırılmış hapis cezalarını içeren yasal düzenlemeler derhal uygulanmalıdır.
3. Yazılımcılar ve Yayıncılar Hakkında Adli Süreç
Şiddeti meşrulaştıran, gençleri suça azmettiren veya toplumsal infial yaratan oyunların yazılımcıları ve yayıncıları hakkında idari ve adli cezai işlemler başlatılmalıdır. Dijital ortamda şiddet kültürü yayarak kazanç sağlayan yapılar hukuk önünde hesap vermelidir.
4. TBMM’den Kapsamlı "Eğitim ve Dijital Güvenlik" Yasası
Türkiye Büyük Millet Meclisi, hem öğretmenlerimizi koruyacak **"Eğitim Çalışanlarına Şiddetin Önlenmesi Yasası"**nı hem de zararlı dijital içeriklerin yasaklanmasını içeren kapsamlı bir kanun paketini öncelikli olarak gündeme almalıdır. Mevzuat, dijital ve fiziksel şiddeti kökten engelleyecek caydırıcılığa ulaşmalıdır.
5. Cumhurbaşkanlığı Koordinasyonunda Milli Seferberlik
Sayın Cumhurbaşkanımızın riyasetinde; İçişleri, Milli Eğitim ve Adalet Bakanlıkları eşgüdümlü bir çalışma başlatmalıdır. Gençlerimizi dijital dünyanın karanlık dehlizlerinden, öğretmenlerimizi ise şiddetin pençesinden kurtaracak bir "Milli Eğitim Güvenlik Stratejisi" devletin en üst kademesinde kararlılıkla uygulanmalıdır.
Öğretmenine hürmet etmeyen, evladını dijital tuzaklardan koruyamayan bir toplumun istikbali tehlikededir. Devletimizin tüm kurumlarını bu kutsal mücadelede göreve davet ediyoruz.
Saygılarımızla
@TBMM@RTErdogan@dbdevletbahceli@eczozgurozel@NumanKurtulmus@Yusuf__Tekin@TC_icisleri@ikalin1@edipuzen@memurlarnet@mebpersonel@adalet_bakanlik@abakingurlek
BASIN AÇIKLAMASI VE SUÇ DUYURUSU
Aziz milletimize duyurulur:
Bu toprakların birliğini, beraberliğini ve ortak değerlerini hedef alan; toplumu ayrıştıran, kin ve nefret diliyle insanlarımızı karşı karşıya getirmeye çalışan hiçbir anlayışı kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz!
Halil Konakcı tarafından dile getirilen ve toplumun bir kesimini hedef gösteren, kin ve düşmanlığa açıkça zemin hazırlayan ifadeler; yalnızca bir görüş değil, toplumsal barışı tehdit eden açık bir sorumsuzluktur.
Aynı şekilde Ali Yalçın tarafından Mustafa Kemal Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu hakkında sarf edilen ifadeler, bu milletin ortak hafızasına ve temel değerlerine yönelmiş ağır bir saygısızlıktır.
Herkes şunu bilmelidir:
Bu milletin değerleri sahipsiz değildir!
Bu milletin sabrı zayıflık değildir!
Türk Ceza Kanunu’nun ilgili hükümleri açıktır. Hiç kimse;
•Halkı kin ve düşmanlığa sevk etme,
•Toplumu ayrıştırma,
•Milletin ortak değerlerini aşağılamaya yönelik söylemlerde bulunma özgürlüğüne sahip değildir!
Bu kapsamda, adı geçen şahıslar hakkında gerekli tüm hukuki süreçler başlatılmış olup, sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı açıkça ilan ediyoruz.
Bu ülkeyi ayrıştırmaya çalışanlara karşı susmayacağız!
Toplumsal barışı hedef alanlara karşı geri adım atmayacağız!
Milletimizin değerlerine uzanan hiçbir dile, hiçbir zihniyete boyun eğmeyeceğiz!
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Terörist başı, bebek katilinin “Önder” kabul edildiği hiçbir süreçten Türk milletine hayır getirmeyeceğini biliyoruz. Ulusal egemenlik ve istikbalimizin terör masalarında belirlendiği süreçten Türk milleti olarak mutsuz, huzursuz ve endişeliyiz.
#TuranSen @turansen388
Türk milletinin yok sayıldığı günlerden geçiyoruz. Milli mahfillerin yerle bir olduğunu görüyoruz. Sendikal özgürlük için Eğitim çalışanlarını @turansen388 çatısı altında birleşerek güçlü bir mücadeleye davet ediyoruz. Tükenmemek için Turan şart