Çocuklara psikolojik dayanıklılık kazandırmanın yolu bu değil...
Bazen düşenin elinden tutmak gerekir. Bu;
👉Merhamet duygusunun gelişmesine yardımcı olur
👉Yalnız olmadığını hissettirir
👉Güven duygusunu destekler
👉Ahlaki gelişimine katkı sunar
👉Bencillikten korur.
Bir kadın, parkta düşen çocuğunu yerden kaldırmak için ona dokunan kadına veryansın etti:
• Size bir tavsiyede bulunacağım. Kimsenin çocuğuna karışmayın. Evet. Kimsenin çocuğuna müdahale etmeyin.
• Benim neredeyse 3 yaşında bir kızım var ve ben kızım çok küçükken bile ne zaman düşse, başına bir şey gelse yanında olarak "Bir şey olmaz" deyip büyütmeye çalışıyorum ve bir bildiğim var.
• Birkaç gün önce parkta kızım bisiklet sürerken parkta babasıyla oturuyoruz. Kızım bisikletten düştü ve istemsizce ağladı.
• Bir kadın geldi koşa koşa. Babası bu sırada, "Karışmayın, karışmayın kendi kalkar. Karışmayın siz, teşekkür ederiz" diye bağırıyor.
• Ama kadın asla bizi duymuyor ve sadece kızıma koşuyor.
• Koşa koşa geldi. Kızımı kaldırdı, bayağı temas halinde. İşte bisikleti kaldırdı falan, bizi görmezden geliyor.
• Muhtemelen arkamdan "Ne biçim anne baba! Çocuğu yerden kaldırmadı” dedi.
• Söylesin umrumda değil. Önemli olan nokta şu: Sen neden benim çocuğuma temas ediyorsun?
• Neden geliyorsun ve neden bizi yok sayıyorsun? Yapma. Ben orada seninle kavga da edebilirdim ama uzatmadım, kötü niyetli olmadığını varsaydım.
• İstemiyorum. Karışmayın, dokunmayın.
Yardım amacıyla emanet edilen paranın kişisel çıkar için kullanılması yalnızca hukuki bir suç değil; aynı zamanda güven ilişkisini, toplumsal dayanışmayı ve insanların yardım etme motivasyonunu zedeleyen ciddi bir etik ihlaldir. Ahlaki çöküntü demek ki buralardaymış...
Bu #ayet mükemmel olmayı değil; kişinin kendi değerleriyle uyumlu, tutarlı ve #dürüst bir yaşam sürmesini öğütleyen güçlü bir ilkedir. Böyle bir yaşam, öz saygıyı, #güven duygusunu, #ruhsal dengeyi ve #psikolojik sağlamlığı destekler. Bize düşen de buna #saygı duymaktır.
Tarihle ve geçmişle bağ kurmak psikolojik açıdan; kimliğini, aidiyetini, hayatının anlamını, tarihsel yürüyüşünü ve psikolojik dayanıklılığını geliştirir.
0–6 yaş dönemi kişilik gelişimi açısından kritik bir dönemdir; ancak kişiliğin tamamen bu dönemde oluştuğu iddiası güncel bilimsel kanıtlarla desteklenmemektedir.
İnsan, çocuklukta yaşadığı yetersizlik hissini (aşağılık kompleksini) telafi etmek için kabul/onay görmek ister. Bunu otoriteyi sorgulayarak psikolojik güç kazanmak ve aidiyet eksikliğini gidermek için yapar. Dini ve dindarları eleştirmek de en çok kullandıkları yöntemdir.
Fatih Altaylı'nın programına katılan Felsefeci Ahmet Arslan:
Tanrı, insanın yaratmış olduğu bir efsanedir.
Şimdi onun yerine yeni ve farklı başka efsaneler eklendi. Mesela Sosyalizm.
Kant ahlakı var, Aristo ahlakı var. Alt tabakayı boşver, alt tabakanın ne önemi var.
Öteki dünya var, cehennem var, ateşler var dediğinde kusura bakma Arap bedevisine bunlar inandırıcı gelebilir ama biraz tinsel bir dünya görüşüne sahip biri hiç bu hiç inandırıcı gelmez.
Din artık işlevini yerine getiremiyor
2015'li yıllar. Yazarlar okullarda projesi kapsamında Şişli'de bir okulda konuşma yapacağım. Bazı hocalar organize olmuş, öğrencileri de yönlendirmişler, konuşma yaptırmayacaklar. Kitaplarda ayet ve hadisler var. Neden kendi istedikleri isimler çağrılmamış diye müdüre baskı yapıyorlar. 1 saat geç başlandı ama konuşma yapıldı. Bazı öğrencilere ezberletilmiş sorulara cevap verildi. Bütün öğrenciler faydalandı. Marjinaller kaybetti... @MucahitYentur
İstanbul Erkek Lisesi mezuniyet programında okul müdürü konuşmasını yaparken bazı öğrencilerin protesto amaçlı müdüre sırtını dönmesi alanda kısa süreli gerginlik yaşattı.
🖊 @SalihaEngin1
https://t.co/qqswVKGupk
Şam'ın, Halep'in, Karabağ'ın özgürlüğünü gördüğümüz gibi inşallah bir gün Kudüs'ün de özgürlüğünü göreceğiz.
Benim valiyken Cenabı Hak'tan bir niyazım vardı. Malum burada beş sene valilik yaptıktan sonra Erzurum'a tayin oldum. İki buçuk sene de orada görev yaptım. İçten içe büyüttüğüm niyazım şuydu. Rabbim bana bir gün de olsa Kudüs Valiliğini nasip et diye.
Yine inanıyorum ki Cenabı Hak o günleri bizlere gösterecek. Mutlaka gösterecek. Ben buna bütün kalbimle inandım ve inanmaya da devam ediyorum. Geçmişte olduğu gibi yine oralar bizim olacak. Yine bizim hüküm ve tasarrufumuz altına inşallah girecek. Çünkü başımızda Recep Tayyip Erdoğan gibi bir küresel lider var. Bir dünya lideri var.
"Çok güçlü görünen ama kırılgan biriyim."
Bu bakış açısı aslında Jung'un “persona” kavramıyla oldukça uyumludur. Kişi dış dünyaya güçlü bir maske sunarken, iç dünyasında daha kırılgan bir yapı taşır. Bu bir zayıflık değil; çoğu zaman erken yaşta gelişmiş bir uyum stratejisidir.
Özellikle ebeveyn tutumlarından kaynaklı koşullu kabul ifadelerinden “Güçlü olursam değerliyim”, “Zayıflık gösterirsem sevilmem” gibi ara inançlardan beslenir.
Bu durumda kişi şunu öğrenir; "Kırılgan tarafımı saklamalıyım, yoksa zarar görürüm.”
Bu durum aslında sürdürülemez çünkü sürekli güçlü kalmaya çalışmak içsel yükü artırır. Kırılgan taraf bastırıldıkça da anksiyete, tükenmişlik veya duygusal patlamalar ortaya çıkar.
Bunu kendinize yapmayın... Güçlü görünmek yerine otantik davranmaya çalışın ve duygularınızı bastırmak yerine tolere edin. Bu şekilde ruh sağlığınızı korumuş olursunuz.