⚫️ Hababam Sınıfı filminde yer alan sahne:
“Bir çocuk, eline çanta verilip okula yollamakla, cebine uç beş kuruş koyup okul köşesine atılmakla eğitilmez.”
#Yalova
1300 yıl önce bozkırın ortasında
taşa kazınan Türkçe bir cümle:
"Çoklar diye korkmadık,
azız diye çekinmedik.
Düşmanlarımız etrafımızda
ocak gibiydi, biz de ateş idik."
Ne mutlu Türküm diyene 🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷
#Narin
Alt tarafı bir çiçek toplayıp, bir hayvan sahiplenip, birkaç insan tanıyıp, sevip gidecektik bu dünyadan.Nasıl kötü bir zamana denk geldi ömrümüz. Vicdansızların,sapıkların, katillerin,nefretin,cehaletin ortasına düştük.
TEE 160 YIL ÖNCEYDİ...
Ruslarla kapışmak üzereydik, savaşın eli kulağındaydı.
Tüfek lazımdı.
Padişahımız efendimiz zat-ı şahane hazretleri “tez haber edin, Bulak bey huzuruma gelsin” dedi.
Bulak bey, Washington büyükelçimizdi.
Asıl ismi, Edward Blacque'tı.
Fransızdı, eşi Amerikalıydı.
Gavur'dan huylanan sayın ahalimiz “bu ne biçim müslüman” demesin diye, “Edward bey” dememişler, kulağa hoş gelsin diye “Bulak bey” şeklinde tercüme etmişlerdi.
Doğma büyüme Edward'ı, sayın ahalimize Bulak bey diye kakalamışlardı.
Bastığın toprağı tanı, tozun bile hakkı var. Dağın, taşın, kurdun, kuşun bile hakkı var.
Bu toprakta yaşayandan, bu vatanda yaşayanda tuzun bile hakkı var.
Özü hain olanlara, özü nağmert olanlara bu yeryüzü dar olsun.
Çalkalansın Karadeniz, Türk’e yar olsun.
"Demirciye Bozkurt dendi;
Han tanıldı, taç giyindi;
Yoldan önce kendi indi:
Sağ elinde bayrağımız!
Börteçine kurdun adı,
Ergenekon yurdun adı,
Dört yüz sene durdun, hadi,
Çık, ey yüz bin mızrağımız!"
[Ziya Gökalp, Ergenekon]
Yıl 1981, yer Şırnak Uludere..
Avdan dönen köylüler bir mağaraya giriyor.
Bir kitap buluyorlar mağarada.
Aramice dilinde, Süryani alfabesiyle yazılmış olan kitap elden ele dolaşıyor.
Papazlar bile çözemiyor ne yazdığını.
Sonunda Filolog Hamza Hocagil çözüyor yazıları.
⬇️