«Erlik, insanlara kötü ruh verdi. Ülgen, bu durumdan kurtulmak için önce onları mahvetmek istedi, ancak sonra bu kötü kokan insanların dışını içine, içini de dışına çevirmekle meseleyi çözmüş oldu. O nedenle “insanın alacası içindedir, dışı ise aldatıcıdır.” denilir.»
İlk defa bir erkeğe hak veriyorum.
Eşimin ailesi ikidir beni tatile çağırıyor ve ben eşim olmazsa gelemem diyorum eşim çalışıyor çünkü.
Çünkü ben orda eğlenirken adamın yorgun argın eve gelmesi içime sinmez ki. İnsan lezzetli bir yemek yediğinde bile sevdiğiyle paylaşmak ister.
Bu birbirine alan tanımak değil, bencillik.
İleride birlikte dah güzel tatiller yaparsınız. O zamana kadar bi zahmet oturun yerinizde.
Bunları unuttuk tekrar hatırlayalım!!!
Komple terörist olan bir köy ve Siirt Valisinin terör saldırısı yapılan köyde, köylülere 7 kez aynı soruyu soruyor.
PKK terör örgütü üyesi köyde karakola terör saldırısı oluyor.
Gündüz köylü olan köyün erkekleri gece ise terörist olarak köydeki karakola saldırıyor.
Siirt'te bir köyün içinde bulunan karakola PKK terör örgütü tarafından saldırı düzenlenir.
Saldırı sonrasında köye giden dönemin Siirt Valisi köyü gezdiği sırada köylülere 7 defa hiçbir şey görmediniz mi diye sorar.
Köylü kadınlar ise hep bir bahane ile bir şey görmediklerini söyler.
O sırada köyde de hiç erkek yoktur.
Videonun sonunda ise komutan, ateş açılan yeri göstererek bir damın üzerinden ateş ettiler diyor.
🇹🇷 Istanbul, Turkiye. The Police are attacking innocent Kurds for no reason at all.
Oh wait, sorry. This is just the Dutch Police beating the hell out of African Moroccans. So no one will care on X.
@b_erdiyildiz@LinLalinx Çin, Mısır, İran ve Kore milletinin de ayrı bir ifadesi vardı fakat zamanla çoğu unutulmuş. Çinlilere Tabgaç, İranlılara Pers, Koreliler için Mukri veya Moho denirdi. Mısırlılara, şimdiki Mısırlılardan bahsedersek Arap dememiz yeterli olacaktır. Kıptîlerle çok farklılar çünkü
geçen gün bir belgeyi yarım saatte falan halledip gönderdim öyle gün devam ediyor iş arkadaşım döndü dedi ki bu belgeyi senden önceki kız bir ayda anca hazırlamıştı... kafamdan asagı kaynar sular döküldü... böyle bir ahmaklık yaptığıma inanamadım... böyle bir hata...
Beynini ne kadar kesip biçerlerse biçsinler, o nöronların arasında tek bir "düşünce" bile bulamayacaklar. Neden biliyor musun?
Çünkü beynin o düşünceleri üretmiyor. Tıpkı salonundaki televizyonun, izlediğin filmi kendi içinde çekmediği gibi.
Bilimin "bilinci" bir türlü açıklayamamasının ardındaki o devasa illüzyon budur: Bilim, yazılımı donanımın içinde arıyor. Oysa insan beyni düşünce üreten kapalı bir fabrika (CPU) değil, sonsuz bir kuantum okyanusundan veri çeken biyolojik bir Frekans Alıcısıdır (Anten).
Hiç beklemediğin bir anda seni vuran o dâhiyane fikir, rüyanda gördüğün o inanılmaz vizyon ya da yürüyüş yaparken aniden bulduğun o hayat kurtarıcı çözüm... Bunlar beynindeki tesadüfi kimyasal çarpışmalar değildir. O an, biyolojik alıcının çözünürlüğü saniyelik olarak artmış ve evrensel ağdan devasa bir veri paketini (Zip) sistemine indirmiş (Download) demektir. Zihnin, fiziksel dünyanın gürültüsünden çıkıp o derin gerçeklik katmanına "Uyum Sağlamıştır" (Tune in).
Bütün büyük icatlar, en iyi sanat eserleri ve aradığın tüm çözümler o kuantum alanında zaten mevcut. Sadece frekansını oraya ayarlayacak bir zihin bekliyorlar. Sorun şu ki; bizler günlük hayatta bu alıcıyı sürekli "Hayatta Kalma" frekansına (stres, faturalar, trafik, kaygı) sabitliyoruz. Cızırtı o kadar yüksek ki, Ana Sunucu'dan (Source) gelen o berrak yayını duyamıyoruz.
Madem zihnin kusursuz bir alıcı, o halde çözümlerin sana tesadüfen çarpmasını bekleme. Tıkanıp kaldığında, ilhama veya bir çıkış yoluna ihtiyaç duyduğunda Matrix'ten istediğin veriyi çekmek için şu "Manuel Frekans Ayarı" egzersizini uygula:
- Statik Gürültüyü Sustur (Önbelleği Temizle) Bir fikri veya çözümü zorlayarak, paniğe kapılarak bulamazsın. Zorlamak, biyolojik anteni strese kilitler ve yayını bozar. Gürültüyü kes. Bulaşık yıka, yürü, duşa gir veya sadece 5 dakika boşluğa bakarak sistemi "Bekleme Moduna" (Standby) al. Egonun "çözmeliyim" çırpınışını durdur.
- Doğru Sorguyu Gir (Search Query) Zihnin sakinleştiğinde, evrensel arama motoruna o net komutu ver. "Bu sorunu aşmam için görmem gereken detay ne?", "Bu projede beni bir üst seviyeye taşıyacak o eksik parça ne?" Sorunu çok net bir şekilde sor ve sonra o soruyu boşluğa bırak. Cevabı o saniye aramaya çalışma. Sen sadece frekansı seçtin, şimdi yayını bekle.
- Alıcıyı Açık Tut (Download Anı) Sinyal, sen o konuyu hiç düşünmezken gelir. Zihnin mantıksal duvarlarının en gevşek olduğu o anda (uykuya dalmadan hemen önce veya araba kullanırken) o "Aha!" anı şimşek gibi zihnine düşer. O an, verinin indirildiği andır. Gelen o saf bilgiyi yakala.
Bir dahaki sefere seni sarsan bir fikirle vurulduğunda "Bunu nasıl akıl ettim?" deme. Zihnin kafatasına hapsolmuş bir et parçası değil; tüm evrenin fısıltılarına açılan bir portaldır.
Alıcının ayarını yap ve kendi mucizeni sistemden kendin çek.
Petri kabında büyütülmüş 200 bin insan beyin hücresi doom oynamayı öğrendi. Daha önce aynı ekip pong oynatmıştı, şimdi direkt fpse geçmişler. Silikon çiple entegre edilmiş canlı nöronlar elektrik uyarılarıyla oyunu kontrol ediyor. Burada asıl mesele oyun falan değil. Biyolojik hesaplama denen şey artık laboratuvar fantezisi olmaktan çıkıyor. Klasik silikon çipler ısınıyor, enerji yiyor, fiziksel limitlere dayanıyor. Ama canlı nöronlar kendi kendine adapte oluyor, öğreniyor, üstelik watt başına verimlilik açısından hiçbir gpu yanına yaklaşamıyor. Şu an 200 bin hücreyle doom oynatan adamlar yarın milyonlarca nöronla ne yapacak bir düşünün. Yapay zeka donanım yarışında herkes daha büyük çip daha fazla transistör derken biyolojik bilgisayar sessizce arka kapıdan giriyor. Bu gelişmeyi hafife alan yanılır, çünkü evrim milyarlarca yıldır optimize ettiği sistemi bize bedavaya veriyor, biz sadece arayüzü bulmaya çalışıyoruz.
— Hrant Dink:
“Emperyalizm aynen Ermeniler gibi Kürtleri de kullanır gider. Kürtler, bu noktada ya yegane devletleri olan Türkiye'ye sahip çıkacak yada Amerika, İsrail gibilerinin peşine takılarak elde olanı da kaybedecekler.”