Dünya Tabipler Birliği de görevlerinden ihraç edilen Dr.Ayşe Uğurlu ve Dr.İlkay Çelik için demokratik olmayan uygulamalara dikkat çekerek ifade özgürlüğü ve çalışma hakkı ihlali olduğunu belirten açıklamalarda bulundu
👇🏼
Travma Çalışmaları Derneği olarak, gözaltı ve tutuklama süreçlerindeki ihlalleri insan hakları ve ruh sağlığı çerçevesinde takip ediyor; tutuklanan bireyler ve ailelerine yönelik psikososyal destek sunmak üzere çalışmalar yürüttüğümüzü kamuoyuna duyuruyoruz.
Sevgili arkadaşlar
Ülkede üzücü olaylar cerayan ediyor. Halbuki millet olarak çok daha yararlı ve çağa uygun bir gündemimiz olmalıydı. Burada hiç akla gelmiyor ama üzücü olan üniversitelerin tutumu. Üniversiteler bilim üretirler ve aynı zamanda o toplumda öğretilerinin hakkıyla uygulanıp uygulanmadığını denetler ve gözetirler. Bilgi toplumlarında hukuku guguk yapamazsınız, sağlığı göstermelik hale getiremezsiniz, kent planlamasını kaosa dönüştüremezsiniz, rant uğruna deprem dirençşiz yapılar yapamazsınız vb. Böyle durumlarda üniversiteler ses verir ve ülkeyi uyarırlar. Bizde üniversiteler sessiz. Ne yazık. Sevgiyle
Baromuz üyesi gönüllü avukatlar ve yöneticilerimizin katılımıyla bayram süresince 3 gündür Silivri ve Metris’te tutuklu bulunan yurttaşları ziyaret ettik.
Tespit ettiğimiz hak ihlalleri özetle şöyle:
- Hala en temel hijyen malzemelerine ulaşamayan tutuklular var.
- Bayram süresince kantin açık olmadığı için insani ihtiyaçların karşılanması geciktirildi. Cezaevi idareleri bu sorunu çözmek için çaba göstermedi.
- Gözaltına alınırken gördüğü şiddet nedeniyle tedaviye ihtiyacı olan ve hastanede bulunması gereken tutuklular cezaevinde tutuluyor.
- Adli tutuklu ve hükümlülerin kaldığı koğuşa yerleştirilen gençler büyük baskı altında. Havalandırmadan yararlanamıyorlar, koğuşun tüm temizliğini yapmak, su içerken, tuvalete giderken koğuş ağasından izin almak zorundalar. Can güvenliğinden endişe eden gençlerin koğuşlarının değiştirilmesi talebimizi idareye ilettik ve takipçisi olacağız.
- Bazı koğuşlar çok kalabalık ve insani barınma koşullarına uygun değil.
- Yakalama, gözaltı ve tutuklama eylem ve işlemleriyle ihlal edilen eğitim, güvenlik ve özgürlük hakkı mahpus hakları ihlalleri ile devam etmektedir.
- İhlaller sistematik bir hal almış ve sürekli hale gelmiştir.
- Tutuklu öğrencilerin birçoğunun önümüzdeki hafta sınavları başlayacak. Esasen suç işlememiş olan, aksi düşünülse bile tutuklamayı gerektirmeyen bir isnat nedeniyle gençlerin cezaevinde tutulmasının hiç bir hukuki gerekçesi bulunmamaktadır.
İstanbul Barosu olarak hak ihlaline yol açan faillerin kişisel hukuki sorumluluğuna dikkat çekerek, cezaevi ziyaret organizasyonu yapmaya, hak ihlallerini takip etmeye ve gerekli hukuki ve idari süreçleri işletmeye devam edeceğimizi kamuoyuna duyururuz.
"Dünyanın hiçbir devleti ceza muhakemesinin canlı yayınına izin vermez" hurafesini bir tarafa bırakalım. Barosuna avukat olarak mensup olduğum ülkelerden İkisi de dahil olmak üzere pek çok ülke, özelllikle de toplum genelinin kamu vicdanıyla yakından ilişkilendirdiğini belli ettiği davalarda canlı yayınla süreci tüm topluma şeffaflaştırıyor.
Amerika Birleşik Devletleri, Güney Afrika, Hollanda, İspanya, Avustralya ve İngiltere, ceza davalarının halka canlı yayınla şeffaflaştırılmasına izin veren ceza muhakemesi kanununa sahip ülkelerden sadece bazıları. Bir toplumun ciddi bir bölümünün demokrasiye dair kaderiyle ilişkilendirdiği bir dava olmayan O.J. Simpson davasının tamamının hem de ta 30 sene evvel CourtTV'den ve ciddi bölümünün CNN üzerinden yayınlandığını bugün kendi geleceklerinden kaygı duyan gençler bilmeyebilirler, ama hocaları hatırlayıp hatırlatabilir. Bunun gibi örnekleri ABD'den ve başka ülkelerden çoğaltmam istenirse bunu da yapabilirim. Ilk anda aklıma bir diğer örnek olarak Güney Afrikalı olimpik ve paralimpik atlet Oscar Proteorius'un Güney Afrika'da adam öldürme suçundan yargılandığı dava ikinci bir örnek olarak geliyor.
Şeffaflık için niyet varsa, yolu var. Toplum devlete bu konunun siyasetle değil adaletle ilgili olduğunu bilmek istediğini açık biçimde beyan etti. Siyasi erk sahibi iktidar, "neden sokaklardasınız, çıkın savunun" diyor. Muhalefet, "hem de tüm toplumun gözü önünde ve mahkeme süreçleri içerisinde savunuruz, yayınlayın da tüm toplum görsün" diyor. Bu noktada iktidarın "hukuk el vermiyor" söylemine sapması, bizi en baştaki "hukuk kimin içindir?" ve "hukuk ne olmalıdır?" sorularına geri götürür.
Hele de toplum için hassas somut meselelerle karşılaşıldığında anında düzeni değiştirme kabiliyetinin topluma önemli kontrol ve etkinlik sağlayacağını beyan ederek oy toplayıp Cumhurbaşkanlığı sistemine geçmiş olan bir iktidarın, "biz de isterdik ama ne yazık ki yayınlanamayacak, zira hukuk böyle" söylemine sapması, sadece çelişkilerin daha da derinleşmesine ve şüphenin daha da somutlaşmasına yol açar.
Sayın Ekrem İmamoğlu hakkındaki ceza yargılamasının tüm unsurlarının TRT'de yayınlanması gayet yerinde ve tartışılıp üzerinde düşünülmesi gereken bir öneri. Şeffaflık için niyet varsa, yolu var.
📢 Panel
Gözaltı Giriş-Çıkış Muayenelerinde Hak İhlalleri
Konuşmacılar:
🎙 Dr. Ümit Biçer
🎙 Av. Şevin Kaya
Kolaylaştırıcı:
🎙 Dr. Sehra Aksu
🗓 27 Mart 2025 Perşembe
⏰ 20.00
📽 TTB Sosyal Medya Kanallarından Canlı
#Türkiye: We are very concerned by the detention of at least 92 people over the past week, including Istanbul’s democratically-elected mayor Ekrem İmamoğlu.
All those detained for the legitimate exercise of their rights must be released immediately & unconditionally.
İstanbul Barosu tarafından 21.03.2025 tarihinden bu yana kentimizdeki toplumsal olaylar sırasında yaşanan gözaltılar ve hak ihlâlleri titizlikle takip edilmektedir. Kesin sayıları tespit etmekte güçlükler yaşanmakla birlikte Baromuza gelen bilgiler doğrultusunda İstanbul iliyle ilgili bilgiler şu şekildedir;
21 Mart 2025 tarihinde 67
22 Mart 2025 tarihinde 217
23 Mart 2025 Tarihinde 105
24 Mart 2025 tarihinde 58
Yurttaş olmak üzere toplam 447 kişi gözaltına alınmıştır. Bunlardan 20’si çocuktur.
21 Mart günü Gözaltına alınan 20 kişi hakkında adli kontrol uygulanmış, 3 kişi hakkında tutuklama kararı verilmiş, 44 kişi serbest bırakılmıştır, 22-23 Mart tarihlerinde gözaltına alınanlardan 174 kişi tutuklanmıştır. Gözaltı süresi devam edenlerin ifade işlemleri devam etmektedir. 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu 32. Maddesi uyarınca tutuklama kararı ölçüsüzdür, Anayasa ile güvence altına alınmış toplantı ve gösteri hakkının, özgürlük ve güvenlik hakkının, öğrenciler bakımından eğitim hakkının ihlâlidir. İfadeler tamamlandıkça bilgilendirmeye devam edilecektir.
Kamuoyunun bilgisine sunulur.
Saygılarımızla