PoliMi'den kabul aldık. Bizim alanımızda dünyada 24. Diğer kabul aldığımız üniversiteleri reddettik. Gideceğimize 1 ay kala ev tuttuk. Oturmadığımız eve para ödemek zorunda kaldık çünkü ev bulmak çok kolay değil. Bursa başvurduk 34 bin tl çeviri ücreti ödedik. +
Eğitim Hakkımız Engelleniyor: Yüzlerce Türk Öğrencisi İtalya Vizesi Mağduru, İstanbul Konsolosluğu Önünde Basın Açıklaması Düzenlediler, Destek Bekliyoruz!🇹🇷🇮🇹
Yüzlerce Türk öğrenci, kazandıkları eğitim hakkına rağmen İtalya’dan vize alamadıkları için mağdur. Ben de bu öğrencilerden biriyim. Uçak biletleri yandı, ev kiraları ödeniyor, az sayıda ders online izleniyor… Pasaportlarımız aylardır elçilikte tutuluyor, 20 Eylül öncesi okullar açılmadan sonuçlanmalıydı. Evrensel eğitim hakkımız engelleniyor! İstanbul Konsolosluğu önünde ailelerimizle basın toplantısı düzenledik.
Bir gazeteci ve mağdur bir öğrenci olarak bu durumu anlatmak istiyorum. #VizeEngeli
devlet bahçeli “apo gelsin mecliste konuşsun” derse, apo da gıyaben gelir mecliste işte böyle konuşur.
Rüyalarında bile göremeyecekleri konforla Türk Milleti’ne “dağa çıkın” diyecek hadsizliğe kavuştular.
İnsan gıcık oluyor ama üzülüyor da. Paralel evrende yaşıyor herifler. Kendilerince bir tarih uydurmuşlar, tutunmuşlar ona ezik gibi, üstünde tepinip duruyorlar. Sömürgeci teller jsdjsdjsj yüzyıllar boyu Osmanlı toprağıydı ikisi de aq.
PKK’ya Af yasası yürürlüğe girdi. Ceza hukukçusu Dr. M. Savaş Özdağ Çerçeve Yasa adı ile Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş çerçevesini parçalamayı hedefleyen bu yasanın hukuki zeminini değerlendirdi.
Bu değerlendirme yapılırken göz önünde tutulması gereken 3 hususun altını çizmek istiyorum:
Çerçeve yasada, silah ve mühimmat teslim edecek örgüt, PKK/KCK terör örgütü ve bununla ilgili oluşum olarak tarif edilmiş olmakla birlikte; bu kapsama İran, Irak ve Suriye’deki muadil terör yapılarının dahil olup olmadığı belirsizdir. Esasen,terör örgütünün kendi açıklamasında da KCK’ya yer vermemesi; örgütün sadece Türkiye‘deki varlığını askıya aldığı anlamına gelmektedir. Bu durumu doğrulayacak şekilde, Öcalan’ın son günlerde İran PKK’sının silahlandırılarak İran’da terör eylemlerini artırmasını savunduğunu görüyoruz.
Eşit yurttaşlık söylemi altında, ayrıştırılan Kürt ve Türk kimliklerinin kurucu öğe kılındığı yeni bir anayasa özlemi ve beklentisi ile terör örgütü, Türkiye ‘nin tapusuna göz dikmektedir.
Örgüt silah bırakma açıklamasının sonunda, “..halkımız, Kürt demokrasisini geliştirme ve Kürt demokratik uluslaşmasını sağlama uğrunda sorumluluklarını yerine getirecektir.” demektedir.
Ben, bu ifadelerle PKK/KCK’nın anayasal zeminde, kendisini kurucu öğe olarak kabul ettirme, sonrasında ise ülkeyi birlikte yöneterek, devlet stajı yapma, günü geldiğinde de payını isteyerek ayrılma hedefini muhafaza ettiğini görüyor ve anlıyorum. @zaferpartisi
Aynı anda 50'den fazla savaş gemisi inşa edebiliyorsak iha siha yapabiliyorsak askerimiz polisimiz ortalığın tozunu attıtabilecek güçye ise biz bu kürt teröristlere niye af çıkartıyoruz? Apo denilen bebek katiline niye statü veriyoruz ? Anlayan beri gelsin
2002 yılında Türk milleti Akpye Pkknın bittiği Terörsüz bir Türkiye teslim etti!
Bölücü Kürtçülüğün 7-8 vekili 2-3 Belediyesi vardı!
Bugün ise 50-60 vekili 50-60 Belediyesi ve büyük bir sermayesi var!
Ve bize Terörsüz Türkiye için Bebek katillerinin özgürlüğü dayatılıyor!
İdlib'de Ebu Zuhur Hava Üssü, İsrail uçakları tarafından sekiz kez vuruldu. Burası Türkiye'ye kuş uçuşu 70 kilometre uzaklıkta. Eğer bir savaş uçağını kullanıyorsanız 70 kilometreyi üç dakikada kaydedersiniz. Yani Türkiye'ye üç dakika uzaklığa kadar İsrail uçaklarının geldiğini, fütursuzca bombardıman yaptığını ve bu bombardımandan sonra İsrail Başbakanı Netanyahu'nun 'Türkiye'ye önce uyarı yolladık, anlamayınca bombaladık' dediğini görüyoruz.
İsrail Hava Kuvvetleri, sistematik bir bombardımanla Suriye'nin bütün limanlarını, bütün hava kuvvetlerini, bütün cephaneliklerini havaya uçurarak Suriye ordusunu veya o ordudan geriye kalanları ve HTŞ’nin oluşturduğu yapıyı adeta bir Kalaşnikof ordusuna dönüştürdü. Piyade tüfeklerinden başka bir şey olmayan. Ve sonra Golan'daki su kaynaklarını işgal etti. Güneyde Dürzi bölgesinde istediği gibi hareket ediyor.
Desteklediği PKK'ya özerk bölge oluşturulmasında ciddi girişimleri oldu. 2025'te Türkiye'nin Palmyra'da üslenmeyi düşündüğü, İHA ve SİHA yerleştirmeyi düşündüğü üssü bombaladı. Ve burada AK Parti geri adım attı. Ve şimdi Türkiye'ye kuş uçuşu 70 kilometre olan, üç dakikalık uçuş mesafesinde olan bir yeri bombalıyor ve Türkiye'ye mesaj veriyor. Açık açık tehdit ediyor. 'Buralarda uçamazsın' diyor. Ve Suriye'de insani amaçla köprü yapan Türk istihkâm birliklerinin üzerinde İsrail F-35'leri uçuyor. Birliklerimiz aşağıda hava koruması olmadan iş yapıyorlar. Ve İsrail, Suriye hava sahasını dilediği gibi kullanıyor. Buradan İran'a yapılan saldırıları gerçekleştirdi ve artık bu ülkenin topraklarını da sadece kendi etki alanı olarak görüp Türkiye'nin kendi sınır bölgesinde, Suriye sınır bölgesinde dahi etkin olamayacağını söylüyor.
Evet, bu Netanyahu'nun saldırgan faşist politikalarına karşı Türk Dışişleri Bakanlığı'ndan çok sert bir kınama gelmiş. Herhalde buna Netanyahu çok gülmüştür. Çok gülmüştür. Gülmekten belki ölür de Netanyahu'dan kurtuluruz. Politikanız bu mu? İsrail'in Suriye'de gerçekleştirdiği bu stratejik hamlelere ve tehditlere vereceğimiz cevap sadece Dışişleri Bakanlığı'nın bu açıklamasıyla mı sınırlı kalacak? Bunu merakla izliyoruz.
Yeni Parti'den 54 vekil hayır dedi. Bu durumda onlar barış karşıtı mı oluyor? Başkaları daha şehit düşsün diye mi hayır vermiş oluyorlar? Bu ne biçim söylem anlamadım ben valla.
Lafa gelince "bizim vekillerimizin çoğu hayır dedi" diye savunma yapıyorsunuz. Sonra evet diyenler "hayır diyenler barış karşıtı" filan diyor. O sırada hayır diyenler de "evet diyenler bölücüdür" diye el yükseltiyor. Peki bu kadar zıt fikirlerdeyseniz madem siz nasıl aynı partide barınabiliyorsunuz? Nasıl ortak kararlar alabiliyorsunuz? Birbirinizi ya bölücü ya barış karşıtı olarak görüp aynı masaya nasıl oturuyorsunuz?
Millet bu iki yüzlü siyasetinizden çok sıkıldı. Birilerinin gönlü olsun diye böyle sert açıklamalar yapıp partide yüz yüze baktığınızı görüyor ve sizlerden daha da soğuyoruz.
Evet-hayır mevzusu da değil bu. Keşke komple evet ya da komple hayır verseydiniz ama doğru düzgün açıklama yapabilme kabiliyetini yitirmeseydiniz.
Yanar döner siyaset böyle bir şey değil. Onun için bile önce tutarlılık gerekiyor.
YUGOSLAVYA YIKILIRKEN
HALK TELEVİZYON İZLİYORDU‼️
Bu ülkenin adı Yugoslavya’ydı ve halkına da Yugoslav halkı denirdi.
Yugoslav halkı ülkenin bir ucundan diğer ucuna rahatlıkla gidebiliyordu.
Sonra birisi ben Hırvatım, Sırpım, Bosnalıyım vs vs diyerek eşitlik adı altında ayrımcılık ve ayrıcalık istediler.
Halk olamadıkları şimdi dedelerinin mezarına pasaport ile gidebiliyorlar.
Bu olaya Türkiye gözü ile de bakabilirsiniz. Kürtüz, Lazız, Çerkesiz vs vs ama biz Türk halkıyız. Yarın eşitlik adı altında ayrımcılık isterseniz, İstanbul'daki evimizi bırakıp Mardin'e göç etmek, Diyarbakır'daki dedenizin mezarını pasaport ile ziyaret etmek zorunda kalırız.
Yıllarca en üst perdeden höykürenlerden ses yok pek.
Cumhuriyetçiler (halk) ise, bütün bu kuşatmaya rağmen, bu rezaleti kabul etmiyor. Etmez de.
Merşu bir aktör değildir.
Rızamız yoktur.
Haklı değilsiniz. Yapabiliyorsunuz, çünkü hasbelkader güç sahibisiniz. O da şimdilik.
Milli Eğitim Bakanlığı bir genelge yayınlamış.
"Bu genelgede, Türkiye Yüzyılı vizyonu ve devletimizin hedefleri doğrultusunda, Gazi Meclisimizin ortak iradesiyle kabul edilen 'Millî Dayanışma ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesine dair kanunla ortaya konulan millî duruş…"
Sayın yetkililer, Sayın Bakan, yasa bu.
Çocuklara bu yasayı niye öğretiyorsunuz? Bu yasa PKK affı yasası.
Bakın, maddelere bakalım. Birinci madde, 'Bu kanunda geçen örgüt, PKK, KCK terör örgütünü ve bağlı bütün oluşumlarını, kurul bu kanunun yedinci maddesi uyarınca oluşturulacak kurulu ifade eder' diye devam ediyor.
İnanılır gibi değil.
Ne yaptığınızın farkında mısınız? Atatürk'ü unutturmak için elinden geleni yapan Milli Eğitim Bakanlığı, İstiklal Harbi'nin, Kurtuluş Savaşı'nın adını bile yasaklayan bakanlık, şimdi bizi burada Atatürk'e dayanarak diyor ki: 'Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, gerektiğinde vatan için tek bir kişi gibi, tek vücut olmuş olmak lazım, azim ve kararlılıkla çalışmasını bilen bir millet elbette büyük geleceğe layık ve aday olan bir millettir sözleriyle temeli atılan maarif vekâletinin’. Evet, maarif vekâletinin temeli bu düşünceyle atıldı. Ama bugün gelmiş olduğu noktada bu düşünceden tamamen koptuğu, tarikat ve cemaatlerin denetimine girdiği, millî eğitimi terk ettiği açık bir gerçektir.