3 gündür, "Dayanışma için satın aldığımız kitaplardan elde edilen kârın tamamını Ramazan Gülten'in ailesine verecek misiniz?" temalı yüzlerce tweet'in hiçbirine cevap vermeyen (ama duyurmaya devam eden) Kırmızı Kedi hakkındaki "belki de iyi niyetlilerdir" düşüncemin sonuna gelmiş bulunuyoruz.
@krmzkedikitap kitabın tüm gelirini eşine vereceğinize dair bir açıklama yaparsanız dayanışmaya büyük faydası olur. yoksa kayda değer bir kazanç getirmeyecek aileye.
Bunca yıl sonra bile, meşguliyetle dolu hayatına rağmen en çok ve bihakkın okuyan ve yazan Cumhurbaşkanı olmakla kalmayıp, ülkemizi çürümüş ve hasta bir yer olmaktan çıkarıp önünü açan ve ilerleme arzusunu ateşleyerek ümit kazandıran, şansımız M. K. Atatürk, iyi ki var olmuş.
"Bir şehrin güzelliği, tarihinin zenginliği ya da esrarı bizim ruhsal acılarımıza niye ihtiyaç olsun? Belki yaşadığımız şehri, tıpkı ailemiz gibi, başka çaremiz olmadığı için severiz. Ama onun neresini, neden seveceğimizi icat etmemiz gerekir."
Orhan Pamuk
2003 yılında bir Alman film ekibi, Moğolistan’ın Gobi Çölü’nde göçebe bir aileyi takip etti. Ortaya çıkan The Story of the Weeping Camel adlı film Oscar’a aday gösterildi.
Bir dişi deve, iki gün süren zorlu bir doğumun ardından yeni doğan yavrusunu reddetmişti. Sütü olmadan yavrunun yaşaması mümkün değildi.
Aile tek bir çözüm olduğunu biliyordu. İki küçük oğullarını, yüzyıllardır bu tür durumlar için uygulanan “Hoos�� adlı bir ritüeli gerçekleştirebilecek bir müzisyeni bulmaları için çölün derinliklerine gönderdi.
Müzisyen geldi. Ritüel yapıldı. Anne deve gerçekten gözyaşları döktü ve ilk kez yavrusuna yöneldi.
Film ekibi yalnızca bir yaşam tarzını belgelemek için oradaydı. Böyle bir ana tanıklık edeceklerini bilmiyorlardı.
UNESCO, Hoos ritüelini 2015 yılında Somut Olmayan Kültürel Miras listesine dahil etti.
50 bin mahkum çıkarılıyor, MS hastası Tayfun Kahraman gittikçe ağırlaşan hastalığına rağmen cezaevinde tutuluyor. Bu mu adalet? #TayfunKahramanSerbestBırakılsın
Bu Cuma,Evlatlarımı kaybettiğim Ezgi apt 10.duruşması var. Bana destek olmak isteyen birçok insan var biliyorum ;yoğun iş temposu veya mesafeler sebebiyle duruşmalara katılım az olsa da sosyal medyadan paylaşımlarınız için şimdiden teşekkür ederim. Adliyeye hiç yolu düşmeyenler için, herhangi bir duruşmaya katılım bile stres sebebidir.ben de 3 yıl önce sizin gibiydim,mahkeme nedir duruşma nedir pek bilmezdim .nereden bilirdim ki evlatlarımın avukat olarak görev yaptığı duruşma salonlarında onların adaleti için çırpınacağımı. Adalet mücadelemiz devam ederken, bu mevsimler gelince evlatlarıma özlemim katlanıyor, yine 6 Şubat yaklaşıyor.Lütfen deprem davalarına sahip çıkın,paylaşın,duyun ve duyurun.
“Büyüklük hastalığına tutulmuş zavallılar vardır, gerçek büyüklüğü asla çekemezler; ruhlarında her büyük adama karşı bir burkulma oluşur: Beğendikleri yalnız kendileri, sevdikleri yalnız kendilerini beğenenlerdir. Gurur zaten çirkindir; boş bir kafa üstündeki gurur ise hem iğrenç hem gülünç oluyor. Sen onlara Paşa’dan bahset: Mağrur çehrelerine aptal ve yayvan bir anlam vererek ‘Adam sen de!’ derler.
Kişisel kinlerini her endişenin ve her gerçeğin üstünde tutan kimseler vardır. Bunlar kin ve kıskançlıkla beslenirler.
Hiçbir iyilik onların kinini, hiçbir erdem kıskançlıklarını dindiremez.
Paşa’nın ismini işittiklerinde kimisinde kıskançlık kimisinde telaş baş gösterir. Biliyorum ki onları insafa davet etmek yararsız ve yine biliyorum ki Paşa’nın onların sinsi homurtularına hedef oluşu büyük mutluluk. Mazallah Paşa onlar tarafından alkışlanacak bir davranışta bulunsaydı büyük felaket olurdu.”
İsmail Habib Sevük, Atatürk’le Beraber
Güçlü iktidarını şahsileştirmeyip, cemiyetinden partisine, kongresinden meclisine ve devletinden cumhuriyetine kadar hep kurumlar ve ilkeler yoluyla ilerlemiş olan Atatürk'ümüzün başardığı olağanüstü zor işin önemi ve değeri abartılamaz. O'nu saygıyla anmak boynumuzun borcudur.
Kemal Kılıçdaroğlu'nu tekrardan Cumhuriyet Halk Partisi'nin başında görmek istemiyoruz. - Kampanyaya imza ver! https://t.co/sG6bb26Px4 @ChangeTR aracılığıyla