Samur Halı işçilerine verilen sözler tutulsun!
Talepleri ve iradeleri yok sayılan Samur Halı işçileri insanca yaşayacak ücret mücadelesinde yalnız değildir.
Sefaleti ve köleliği kabul etmiyoruz.
Madenciler ve Öğretmenler Yalnız değildir!
Bugün Antep Emek ve Demokrasi Güçleri ile birlikte; günlerdir bütün saldırılara rağmen mücadelelerini sürdüren madencilerin ve özel sektör öğretmenleri ile mülakat mağduru öğretmenlerin direnişlerini selamlamak, taleplerini sahiplenmek ve seslerine ses olmak için Balıklı Meydanındaydık.
Özşen Madencilik işçileri kazandı, sıra özel sektör ve mülakat mağduru öğretmenlerin kazanmasında.
Ülkenin her yerinde filizlenen hak, eşitlik ve özgürlük mücadelelerinin hepimizin mücadelesi olduğunu bilerek ve kurtuluşun birleşik mücadelede olduğu inancıyla bir kez daha sesleniyoruz:
Birleşe Birleşe Kazanacağız!
@bagimsizmadenis@ogretmensendika
Madenciye Sıkılan Kurşun Hepimize Sıkılmıştır!
Özşen Madencilikte gasp edilen hakları için mücadele eden işçiler yeraltında direnirken yerin üstünde ailelerin, çocukların da bulunduğu bir ortamda kolluğun gözü önünde Bağımsız Maden İş sendikası uzmanları hedef alınarak kurşun sıkılmıştır.
Ardından kimliği belirsiz kişiler madenci ailelerinin, çocuklarının ve direnişteki işçilerin üzerine bir kez daha saldırmıştır.
Madenciyle yüz yüze gelmeye cesareti olmayanlar ancak böylesi alçakça saldırılar yapabilirler. Ama sıkılan kurşunlar; ailelere, çocuklara yönelik saldırılar yalnızca onlara değil ülkenin her yerinde, bütün emekçilere, sendikalara, emek örgütlerine sıkılmıştır.
Saldırının failleri, azmettirenleri derhal yakalanmalı, yargılanmalıdır.
İşçilere hakları derhal ve eksiksiz bir biçimde ödenmelidir.
Özşen Madencilik işçilerinin ve sendikaları Bağımsız Maden İş’in yanındayız.
Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!
@bagimsizmadenis
MADENCİYE KURŞUN
ÖĞRETMENE İŞKENCE
Özşen Madencilik işçileri, özel sektör öğretmenleri ve mülakat mağduru öğretmenler yalnız değildir!
ANTEPTEKİ TÜM İŞÇİ VE EMEKÇİLERE ÇAĞRIMIZDIR
Özşen Madencilikte ödenmeyen maaşları için direnen madencilere ailelerine ve sendikalarına kurşun sıkıldı. Ailelerin, çocukların olduğu yerde kolluğun gözü önünde ateş edildi. Sonrasında yeniden fiziki saldırıda bulundular. Kölelik düzenini kabul etmiyoruz diyen öğretmenler darp edilerek gözaltına alındı.
Nasıl ki Başpınar işçilerinin mücadelesi tüm işçi sınıfının mücadelesiyse, madencilerin ve öğretmenlerin mücadelesi de bizim mücadelemizdir. Madencilere sıkılan kurşun hepimize sıkılmış, öğretmenlere yapılan saldırı hepimize yapılmıştır.
Bu sebeple Gaziantep’teki işçi ve emekçileri, emek ve demokrasi güçlerini ses çıkarmaya, madencilerin ve öğretmenlerin mücadelesine sahip çıkmaya çağırıyoruz.
16 haziran Salı günü
Balıklı Meydanında yapılacak basın açıklamasına katılım çağrısı yapıyoruz.
MADENCİYE KURŞUN,
ÖĞRETMENE İŞKENCE
Özşen Madencilik işçileri, özel sektör öğretmenleri ve mülakat mağduru öğretmenler yalnız değildir!
ANTEP'TEKİ TÜM İŞÇİ VE EMEKÇİLERE ÇAĞRIMIZDIR
Özşen Madencilik'te ödenmeyen ücretleri için direnen madencilere, ailelerine ve sendikalarına kurşun sıkıldı. Ailelerin ve çocukların bulunduğu yerde, kolluğun gözü önünde ateş açıldı. Ardından yeniden fiziki saldırıda bulunuldu.
"Kölelik düzenini kabul etmiyoruz" diyen öğretmenler ise darp edilerek gözaltına alındı.
Nasıl ki Başpınar işçilerinin mücadelesi tüm işçi sınıfının mücadelesiyse, madencilerin ve öğretmenlerin mücadelesi de bizim mücadelemizdir. Madencilere sıkılan kurşun hepimize sıkılmış, öğretmenlere yönelik saldırı hepimize yapılmıştır.
Bu nedenle Gaziantep'teki tüm işçi ve emekçileri, emek ve demokrasi güçlerini ses çıkarmaya; madencilerin ve öğretmenlerin mücadelesine sahip çıkmaya çağırıyoruz.
16 Haziran Salı günü saat 18.00'de Balıklı Meydanı'nda yapılacak basın açıklamasına katılmaya çağırıyoruz.
@bagimsizmadenis@ogretmensendika@MulakatPlatform
Özşen Madencilik işçileri, aylardır ödenmeyen ücretleri, gasp edilen fazla mesaileri ve tazminat hakları için 25 gündür kararlılıkla direniyor. Bugün yeraltına kapanarak açlık grevine başlayan madenciler, alın terlerinin ve emeklerinin karşılığını istiyor.
Bizler BİRTEK-SEN olarak bu haklı mücadelenin yanındayız. İşçilerin talepleri derhal karşılansın, gasp edilen tüm haklar eksiksiz olarak ödensin.
Tüm emek örgütlerini, demokratik kamuoyunu ve duyarlı kesimleri bu direnişe ses olmaya, madencilerin yanında dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz.
12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü
Milyonlarca çocuk bugün okulda, oyun parkında ve arkadaşlarının yanında olması gerekirken tarlalarda, atölyelerde, fabrikalarda ve sokaklarda çalıştırılıyor.
İsig Meclisi'nin açıkladığı verilere göre 13 yılda en az 862 çocuk çalışırken hayatını kaybetti.
Çocuk işçiliği kader değildir. Çocuk işçiliği; işçi ailelerinin yoksullaştırılmasının, eğitimin piyasaya göre şekillendirilmesinin ve emeğin sömürülmesine dayanan düzenin sonucudur.
Bugün çocuk işçiliği yalnızca kayıt dışı atölyelerde ya da tarımda değil, devlet eliyle yaygınlaştırılan MESEM uygulamalarıyla da büyütülüyor. Eğitim adı altında çocuklar ucuz işgücü olarak patronların hizmetine sunuluyor; okul sıralarında olması gereken çocuklar iş cinayetlerinde yaşamını yitiriyor, sakat kalıyor, geleceğinden mahrum bırakılıyor.
Patronlar daha fazla kâr etsin diye çocuklar çocukluklarını kaybediyor. İşçi aileleri yoksullaştıkça çocuklar okuldan koparılıyor ve çalışma hayatına sürükleniyor.
Çocukların yeri fabrikalar değil okullardır. Çocukların işi çalışmak değil; öğrenmek, oynamak ve özgürce büyümektir.
Çocuk işçiliğini ortadan kaldırmanın yolu; işçi ailelerine insanca yaşayacak ücret sağlamak, güvenceli çalışma koşullarını güvence altına almak, MESEM gibi çocuk emeğini meşrulaştıran uygulamalara son vermek ve her çocuk için parasız, bilimsel, laik ve nitelikli eğitimi erişilebilir kılmaktır.
Çocuk işçiliğine karşı mücadele, sömürüye ve yoksulluğa karşı mücadelenin ayrılmaz bir parçasıdır.
Çocuk işçiliğine son verilsin!
MESEM adı altında çocuk emeği sömürüsüne son verilsin!
Ford Otosan fabrikasında işlemi tamamlanan bir aracın kontrolden çıkarak son işlem hattına dalması sonucu 2'si kadın, 3 işçi yaralandı.
Kadın işçilerden birinin sağlık durumu ağır.
📌 EMEP Genel Başkan Yardımcısı Arzu Erkan: Saniyelerin hesabının yağıldığı bu hatta çalışırken yaralanan kadın işçi ne için yaşam mücadelesi veriyor? 60 bin lira için canıyla cebelleşiyor o işçi!
BİRTEK-SEN Örgütlenme Uzmanı Mazlum Ayçiçek:
“Kulislere kulak kabartmak dışında bir şeye ihtiyacımız var. Sendikaların tespit komisyonlarında sadece göstermelik olarak yer alması değil, asgari ücret açıklanmadan önce işçilerin iradesini ve sözünü meydanlarda, işyerlerinde yükseltecek, iktidar üzerinde bir baskı oluşturacak eylemliliklere ihtiyaç var”
Emek yoğun ve kadın işçi istihdamının yüksek olduğu tekstil iş kolunda kadın işçilerin durumuna dair Sendikamızın Malatya İl Temsilcisi Halime Sancak’ın da görüş ve değerlendirmelerine yer verilen İSİG Meclisi ile yapılan söyleşi⬇️⬇️
Kaptan’ın bıraktığı yerden; aynı kararlılık ve bilinçle…
"Kaptan’ın bıraktığı yerden ve aynı kararlılıkla halkın haklı mücadelesini, emeği, doğayı savundu; bugüne kadar her haberi, her yazısı bu bilinci yeniden kuran bir zincirin halkası olageldi"
Yusuf Karadaş yazdı ✒️
https://t.co/gH6rPG8r8X
💬Metin’e bir gün 'Oğlum, gazeteden ayrılsan. Başına bir iş gelecek’ dedim
💬‘Yok anne’ dedi. ‘Ben bu gazeteyi çok seviyorum. Evrensel’i çok seviyorum.’ Ben de bir daha bir şey demedim
💬Metin’den sonra çocuklar gelirdi eve. Metin’in gazetesini getirirlerdi
💬Soğukta geziyorlardı, üşüyorlardı, çay yapardım
💬Camdan çağırır yemek yedirirdim
💬‘Fadime Ana biz gidiyoruz, gazete satacağız’ derlerdi
💬Metin’in gazetesini satıyorlardı
📌Polisler tarafından dövülerek öldürülen muhabirimiz Metin Göktepe'nin annesi Fadime Göktepe anlatıyor
▶️Tamamını Evrensel Youtube kanalından seyredebilirsiniz
Ücret gasbı sıradanlaştı
'Yasayı şikayetleri azaltmak üzere değiştiren iktidar, caydırıcılıktan uzak tutardaki idari para cezalarını artırmak için kılını kıpırdatmamaktadır.'
✒️ Ahmet Ergin (@avahmetergin) yazdı
https://t.co/Qzqgk42mxH
ÜCRET GASBI SIRADANLAŞTI
✅Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı verileri işçilerin en az yüzde 62.6’sının ücret, fazla mesai ücreti ve diğer alacaklarının ödenmediğini ortaya koyuyor.
✅İşin yürütümü bakımından 2 bin 293 iş yerinde 411 bin 558 işçiye ulaşılmış ve 257 bin 656 işçiye çeşitli alacakları kapsamında ödeme yaptırılması sağlanmış. Üstelik bu teftişler programlı ve işverenlere teftiş başlamadan önce haber veriliyor.
✅İş Kanunu’nun 91’inci maddesiyle çalışma hayatı ile ilgili mevzuatın uygulanmasını izleme, denetleme ve teftiş etme görevi devlete verilmiş ve bu ödevin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı iş müfettişlerince yapılacağı belirtilmiştir. Denetlenen işyeri ise ancak yüzde 2 düzeyindedir.
✅Ancak Emek Araştırmaları Derneğinin (EMEK-AR) raporuna göre teftiş yetkisi bulunmayan müfettiş yardımcıları da dahil toplam müfettiş sayısı 2017’de 1019 iken 2024 yılı itibarıyla 917’ye gerilemiştir. Özetle rakamlar devletin ödevini yapmadığını anlatmaktadır.
✅Devletin, AKP iktidarının ödevini yapmaması tembellikten kaynaklanmamaktadır. Bilakis bile isteye teftiş görevi yerine getirilmemekte; iş cinayetlerinden, yaralanmalara, ücretlerin ödenmemesinden, uzun çalışma sürelerine kadar birçok ihlale yol verilmektedir.
✅İktidar; ücret alacağı olan, yasal sınırların üzerinde çalıştırılan, yıllık izin hakkı gasbedilen işçilere sadece “Gidin dava açın” diyemez. İşçilerin dava açmak kadar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının veya bakanlık il müdürlüklerinin kapısına dayanmak da hakkıdır.
Yazının tamamı 👇
Sendikamızın 2. Genel Kongresine gidiyoruz.
Tekstil işçilerinin sınıf kavgasından doğan, bu kavgayla büyüyen ve gelişen, işçilerin kurduğu, işçilerin yönettiği sendikamız BİRTEK-SEN, kölelik ve sefalet koşullarına karşı ayağa kalkan, direnen, mücadele eden dokuma, iplik ve giyim sanayi işçilerinin kavgasına 4 buçuk yıldır öncülük ediyor.
Genel Kongremiz, tekstil işçilerinin birliğini, örgütlülüğünü, kavgasını ve sendikası BİRTEK-SEN’i nasıl büyüteceğimizi;
sadece ekmeğimize değil, bütün hak ve özgürlüklerimize de kasteden bu baskı ve sömürü düzenine karşı işçi sınıfımızın en geniş birliği ve birleşik mücadelesini nasıl öreceğimizi ve bunun için nasıl bir sendikal mücadele anlayışına ihtiyacımız olduğunu tartıştığımız ve kararlar aldığımız bir kürsü olacaktır.
Tüm dostlarımıza duyurulur.
Bu Sefalet ve Kölelik Düzeni Birleşirsek Değişir!
Birleş, Örgütlen, Değiştir!
Sendikal faaliyet engellenemez!
Uydurma gerekçelerle Limter-İş yöneticilerinin 4 aydır tutuklu tutulması, yalnızca bir sendikayı değil işçilerin örgütlenme özgürlüğünü de hedef almaktadır. Sendika yöneticilerinin kriminalize edilmesi, işçilerin hak arama mücadelesine gözdağı vermektir.
Limter-İş yöneticileri derhal serbest bırakılmalıdır!
KAZANILMIŞ HAKLARIMIZDAN VAZGEÇMİYORUZ!
Anayasa Mahkemesi'nin yoksulluk nafakasına ilişkin düzenlemeyi iptal etmesi, nafaka hakkının geleceğine dair tartışmaları yeniden gündeme taşımıştır. Ancak bu tartışmalar yanlış ve eksik bilgilerle yönlendirilmektedir. Tekil örnekler ve istisnai mağduriyetler üzerinden toplumsal bir algı yaratılarak yasa değişikliği meşrulaştırılmak istenmektedir.
Türkiye'de yoksulluk nafakası zaten sınırsız ve koşulsuz değildir. Nafakanın kaldırılacağı durumlar kanunda düzenlenmiştir. Sorun, nafaka hakkını tanımlayan yasal çerçevede değil, bu çerçevenin uygulanmasındadır. Uygulamadaki sorunlar da kadınları mağdur etmektedir.
Kadınların işgücüne katılım oranının düşük, istihdamın büyük ölçüde güvencesiz ve kayıt dışı olduğu; ev içi angarya ve bakım yükünün ağırlıklı olarak kadınların omuzlarında kaldığı; eğitim ve fırsat eşitsizliklerinin sürdüğü bir ülkede nafaka tartışmasını toplumsal eşitsizliklerden bağımsız ele almak mümkün değildir.
Kadın yoksulluğunun her geçen gün derinleştiği koşullarda nafaka hakkını sınırlandırmaya yönelik düzenlemeler, mevcut eşitsizlikleri daha da ağırlaştırmaya hizmet eder. Kadınlar için sosyal güvenlik mekanizmalarının yetersiz olduğu bir sistemde nafakayı sınırlamak, boşanma sonrasında ortaya çıkan yoksulluğun sonuçlarıyla kadınları baş başa bırakmak anlamına gelir.
Evliliğin sona ermesinin ardından hayatın her alanındaki yapısal eşitsizlikler nedeniyle yoksulluk, birçok kadın açısından kaçınılmaz bir risk haline gelmektedir. Nafakanın sınırlandırılması, çok sayıda kadını sosyal yardımlara bağımlı hale getirecek; ekonomik nedenlerle boşanma hakkını kullanmaktan vazgeçmeye zorlayacaktır. Bu durum, kadınların istemedikleri, şiddet gördükleri ya da yaşam haklarının tehdit altında olduğu evliliklere mahkûm edilmesi sonucunu doğurabilecektir.
Nafaka tartışması, bir ödeme yükümlülüğünün süresine ilişkin teknik bir hukuk tartışması değildir. Asıl mesele, boşanma sonrasında yoksullaşan kadınların nasıl korunacağı ve sosyal devletin bu konudaki yükümlülüklerini yerine getirip getirmeyeceğidir. Üstelik Anayasa Mahkemesi daha önce, sosyal devlet ilkesi ve yoksulluğa karşı korunma yükümlülüğü çerçevesinde benzer talepler karşısında nafaka hakkının korunması yönünde değerlendirmelerde bulunmuştur. Bugün gelinen noktada verilen iptal kararının, siyasi iktidar tarafından uzun süredir gündeme getirilen ve 12. Yargı Paketi tartışmaları kapsamında yeniden şekillendirilmeye çalışılan nafaka düzenlemelerinden bağımsız değerlendirilemez.
Kadınların yıllar süren mücadeleleri sonucunda elde ettiği hakların geriye götürülmesine yönelik hiçbir girişimi kabul etmiyoruz. Eşitlik, sosyal devlet ve kadınların yoksulluğa karşı korunması ilkelerinden vazgeçmeyeceğimiz gibi, kazanılmış haklarımızın tasfiyesine yönelik her düzenlemenin de karşısında olmaya devam edeceğiz.