#İBBDavası'nda 52. Gün
"Evimizde yapılan aramada yalnızca bir çeyrek altın ve 100 dolar bulunmuştur.
Onları da tutanağa geçirmemişler"
🔺️İBB İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı ve Şehir Plancısı
#RamazanGülten beyanda bulunuyor.
🔺️Ben 20 yıldır şehir plancısı, 17 yıldır ise kamu görevlisiyim.
🔺️Mesleki bilgi ve birikimimi, beni yetiştiren Cumhuriyet'e ve halkıma faydalı olmak için kullandım.
🔺️20 yıllık meslek hayatımın sonunda, krediyle edinilmiş İstanbul Maltepe'de bir evim ve bir aracım bulunmaktadır.
🔺️Eşimle birlikte maaşlarımızla güçlükle ödediğimiz kredi ve borçların taksitlerini, maaşımın kesilmesi nedeniyle ödeyemez hale geldik ve bu nedenle evimi satışa çıkarmak zorunda kaldım.
🔺️Ancak hakkımda çıkan haberler ve karalama kampanyaları nedeniyle, dosya kapsamında tutuklu olduğumu öğrenen alıcılar evi satın almaktan vazgeçtiler.
🔺️Evi satamayınca aracımı sattım.
Tüm mal varlığım bunlardan ibarettir.
🔺️Evimizde yapılan aramada ise yalnızca bir çeyrek altın ve 100 dolar bulunmuştur.
Ancak aramayı gerçekleştiren görevliler, bunların tutanağa geçirilmesine dahi gerek görmemişlerdir."
Gözümüzü açar açmaz ilk belediye aklımıza düşmemeli ya! 2026 yılında su yüklemek diye bir şey olmamalı hayatımızda. Yetmedi mi artık?!
Su akmıyor. Sular mı kesik? Suyu yüklemeyi mi beceremedim? Garajın çıkışındaki o saçmalık ne olacak?
Bu kadar performs göstermem gerekmemeli!
O değil de; çok değil, birkaç ay önce edilen lafları biz hala hatırlıyoruz? Bugünkü şovları da görüyor ve ikisini kıyaslayabiliyoruz? Yaptıklarını nasıl rasyonalize ediyor acaba bazı isimler?🤔
AKP'nin 17 - 25 Aralık miladı gibi milat mı kabul edeceğiz? Orada da mı eşitleneceğiz?
Kılıçdaroğlu'nun ailesi bu olanlara nasıl dayanıyor acaba? Komşumuzun oğlu İzmir İl Başkanlığını kabul etmiş diye babamın tansiyonu çıktı. Sabahtan beri "Bizim Utku ya, bizim Utku!" diye geziyor. Migreni tuttu. Aile içinde böyle bir şey yaşasak, aile birliğimiz bozulur maazallah.
"Yani mağdurlar hiç bitmiyor. Sürekli bir mağdur yaratıyorlar."
Üstelik sadece AKP'nin mağdurları yok. Bu düzende bir köşeyi tutabilmiş, öyle böyle gemisini yürütebilen HERKES mağdurların sırtında yükseliyor.
Amalara, fakatlara sığınmadan; bunu dümdüz söyleyebilmeliyiz artık!
Mülakat mağduru öğretmen: "Ablukaya alındım ama örtülü olduğum için tutuklanmadım. Neden biliyor musunuz? Çünkü örtülülere dokunmayın demişler..."
"Onurlu bir şekilde yaşamak istiyorum." #salı
15 ay sonra savunmama başlıyorum. Savunmamda 3 başlığı değerlendireceğim.
1 - BUĞRA GÖKCE kimdir, nasıl yetiştim, ne görevler yaptım, hakkımdaki suçlamalar özgeçmişim, kişiliğim ve etik değerlerimle uyuşmakta mıdır?
2- Bir yıllık tutukluluk süresinde neler yaşadım, nelerden mahrum kaldım, hayatım, mücadelem ile hakkımdaki isnatlar arasında nasıl bir uyumsuzluk var ve ne talep ediyorum?
3- Son bir yıldır nelerle suçlandım? Savunmalarım nedir?
@cmhr Alkol alan herkes = Çevreyi rahatsız eden "sarhoşlar".
Elinde karşı argüman üretecek bir şey olmayınca, eleştiri alanı da yoksa, kendisinin bile inanmadığı argümanlar üretmek zorunda kalıyor demek insan. Sizin de işiniz zor, anlıyorum. Fakat, ne dediğinizi fark edin lütfen!
@belkiiyibiri Daha önemlisi yeni parti, yeni siyaset olursa anlamlı olur. Kaldığımız yerden devam, diyeceklerse; kaybedecekleri ortada. Ayrıcalıklarından vazgeçip yeni siyaseti göze alacaklar mı? Söylem düzeyinde değil, her anlamda yeni bir taban hareketine varlar mı? Hiç umudum kalmadı. 😔
@cmhr Hatboyu'nun şu an savunulacak halde olmadığı konusunda hemfikirizdir, ona girmiyorum.
İhale duyurulduğunda sorup yanıt alamamıştım. Yine sorayım: Daha iyi halden kasıt, ağırlıkla kadınların ve çocukların faydalandığı, halka ait bir alanın ticari işletmelere devri değildir umarım?
Sevgili @aysegulhummet, bir kez daha çok yerinde bir tespit yapmış ve doğru soruları sormuş.
Şehirde yerel basına hakim genel eğilimin aksine; Ayşegül, şehrin yüz akı gazetecilik örneği sergiliyor. İyi ki böyle gençlerimiz var! 👏
Kadınların siyasal katılımı konusunda da ciddi bir samimiyet testine sokulacak seçilmiş CHP'liler. 3 anahtardan biri diye gururla duyurmuştu @eczozgurozel ama meselenin nicel bir mesele olmadığını bir daha gösterdi zaman. Deneyimler ortada. Umarım niteliğe de kafa yoruluyordur.
ÇELİK, Z. (2026). Türkiye siyasetinde kadın temsili: Sosyal sermaye kaynaklarının kadınların asli temsiline etkisi, TBMM örneği (2018-2023) (Tez No. 1009210) [Doktora tezi, İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ]. Ulusal Tez Merkezi.
"Elde edilen bulgular, kadın milletvekillerinin sahip olduğu sosyal sermayenin türünün asli temsil davranışı üzerinde belirleyici olduğunu göstermektedir. Aile ve akrabalık ilişkilerine dayanan bağlayıcı sosyal sermaye kaynaklarına sahip kadın milletvekillerinin asli temsil pratiklerinin sınırlı olduğu, buna karşın, siyasi partilerin kadın kollarında ve sivil toplumda inşa edilen köprüleyici sosyal sermaye kaynaklarına sahip kadın milletvekillerinin kadın çıkarlarını görünür kıldığı ve hak temelli bir çerçeve ile kadın sorunlarını temsil ettiği tespit edilmiştir. Bu sonuçlar, meclisteki kadın varlığının asli temsilin güçlenmesini garanti etmediğini yeniden göstermekte ve temsilin niteliğini anlamak için kadınların hangi ilişki ağları ve sosyal sermaye kaynakları aracılığıyla siyasal alana dahil olduklarının dikkate alınması gerektiğini ortaya koymaktadır."
Bugünlerde izlediğim ve yıllardır gözlemlediğim siyasal şovmenlik, can sıkıcı olmaya devam ediyor. Çünkü siyasal şovmenlik siyaset değildir. Bağırarak konuşmak, sahnede caka satmak, “Ben söylerim, ben yaparım, alnını karışlarım” türünden kabadayılıklarla kürsüden kürsüye dolaşmak, bunların hiçbiri bir fikrin, bir programın ya da bir ideolojinin yerini tutmaz.
Bu tipler ortaya çıktıklarında heyecan yaratır, manşetlere çıkar, “yeni bir ses” diye pazarlanırlar. Oysa söylediklerinin arkasını kazıdığınızda çoğu zaman büyük bir boşlukla karşılaşırsınız. Ne tutarlı bir dünya görüşü vardır, ne sınıfsal bir perspektif, ne tarihsel bir birikim, ne de uygulanabilir bir siyasal programları. Sadece performansları vardır. Bugün söylediğiyle yarın söylediği çelişir. Kimse de şaşırmaz. Çünkü zaten ilkeye değil, gündeme bağlıdırlar.
Asıl üzücü olan ise bu gürültünün cesaret, bu küstahlığın liderlik, bu boşluğun da samimiyet sanılmasıdır. Yıllardır mağdur edilmiş, yorgun düşmüş insanlar, öfkelerini dile getiren, korkusuz görünen birini görünce umut bağlayabiliyor. Oysa alkışlanan şey çoğu zaman içerikten çok üsluptur. Slogan vardır ama dava yoktur. Ses vardır ama omurga yoktur.
Oysa siyaset, kürsüde bağırmak değil, bir mücadele tarihine, bir halk hareketine ve tutarlı bir programa sahip olmaktır. İlkesizlik bir süre şovla ve gürültüyle örtülebilir. Ancak kalıcı olarak gizlenemez. Halk er ya da geç kimin gerçekten bir dava için konuştuğunu, kimin ise yalnızca kendi sesinin peşinden gittiğini ayırt eder.
Türkiye'nin en büyük sorunlarından biri, siyasetçi kılığına girmiş şovmenlerdir. Ülke, kürsü cambazlarının değil, fikri ve ilkesi olan insanların çoğaldığı gün düze çıkacaktır.
Mahmut Aslan - 15 Haziran 2026
Eğitimdi sorulardı sınavlardı konuşurken, 4. Sınıf öğrencilerine kına gecesi konseptli bu veda organizasyonunu yapan ve “biz ne yapıyoruz ki?”diyen bir kişinin çıkmadığı binlerce beğeni almış bu saçmalığı huzurlarınıza bırakıyorum.
Öğretmenlikte de her alanda olması gerektiği gibi duygusal sağlamlık şart olmalı, denetlenmeli!!!
Oh şahdık şahbaz olduk herkes övünenilir artık.Koskoca ülke ve insanlar oyuncakları oldu,gelecekte de çoçuklarının oyuncağı olacak ! Eğitimde nirvanayı yaşamak bu olsa gerek, Finlandiya bizi kıskanacak !
Nevşin Mengü yazdı:
Ali Mahir Başarır Onlar’dan Şule Aydın’a kapsamlı bir röportaj verdi. Verdiği röportajda, Kılıçdaroğlu’nun bir proje olduğuna kanaat getirdiğini söylüyor ve anılarını anlatarak Kemal beyin seçilemeyeceğini kendisinin de bildiğini, herkesi kandırdığını, kendisini öyle adaylaştırdığını falan anlatıyor.
Aslında 2023 seçimine giderken yaşananlar açık seçik sizin benim hepimizin gözünün önünde oldu. Sadece parçaları birleştirmekte zorlandık. Madem öyle açık açık konuşalım. Kılıçdaroğlu’nun adaylığının ilanına giden süreçte, adaylığa çokça itiraz vardı. Ancak bu endişelerin seslendirilmesine bizzat muhalefet izin vermedi. Bir grup siyaset bilimci genç akademisyen o dönem Kılıçdaroğlu aday olmasın diye bir bildiri yazdı. Bildiriyi yayınımda konuştuk, akademisyenlerle tartıştık. Yemediğimiz linç, hakaret kalmadı. Üstelik bu linç iktidar tarafından gelmedi, muhalefet tarafından geldi. Neden bu kadar hakaret yedik? Çünkü herkesin bir hesabı vardı.
https://t.co/5fLc9Tdcba
@canergencesk Keşke onunla sınırlı olsa. Seçerek tepki gösterdikçe, tepki gösterilebilecekleri seçenleri de açıkça işaret etmedikçe; bu adamlar bize hak.
@coledusen Haksızlık etmeyin lütfen. Bakıyorum, demiş mi? Halkı tanıyorum, demiş mi? Ben hep sahadayım, demiş mi? Zaten kendisi Belçika'da görevli değil mi? @eczozgurozel öyle "ballı" bir görevle şereflendirmedi mi? Halka falan bakmıyor işte adam. Tepeden de bakmamış oluyor böylece. 😊 😊
@SanerAta@sencer_s@gokanzeybekCHP Hem halkın arasına inebilecek hem iki satır sohbet edebilecek hem de ağzından çıkanlarla partiye kazandırabilecek... Siz de çok şey bekliyorsunuz ama. Bırakın, onlar otobüsün tepesinde dursun. 😊
Nasıl zavallı bir haldeysek artık, fotoğrafta değişim umudu diye pazarlanan efsana üçlü de, değişimin önündeki en büyük engellerden. Tek tek saymaya kalksak sebeplerini... Yazık bu halka!