Yeni araştırmaya göre çocuklar için getirilen çevrimiçi güvenlik tedbirleri kullanıcıları riskli VPN’lere yönlendirip veri güvenliklerini zedeliyor
Araştırmayı yapanlar arasında tanıdık bir isim göze çarpıyor
Tüm söylenenlere katıldığımı belirterek bir ekleme yapacağım: Biz okulun eskileri olarak ısrarla "Bilgi ruhu, Bilgi kimliği" derken neyi kast ediyoruz, ölçülebilir bir şey olmadığı için anlaşılmıyordu. Son üç günde o ruh, cisme büründü ve "RWWÖOOAAASĞĞRH"
dedi.
Sosyolog yazar Can Kozanoğlu:
“Doğduğum yer, doğduğum ilçe, doğduğum şehrin belediye başkanları cezaevine girdi.
Bitirdiğim üniversite Boğaziçi’nin başına gelenler, ders verdiğim İstanbul Bilgi Üniversitesi…
Türkiye’nin çok büyük bir yüzdesinin artık böyle bir listesi var.”
Hafızasıyla direnen eğitim kurumu: Bilgi Üniversitesi
✒️Yağız Kutay, Gazete Pencere için yazdı
@yagizkutayisik
📌Bir gece yarısı mezunu olduğum Bilgi Üniversitesi’nin kapandığı haberiyle irkildim. Kendimi bir anda Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle kurulan TED Ankara’dan mezun lise talebesi gibi hissettim.
https://t.co/yT3bodD1ZW
Söylenecek çok şey var da...
1) kendi cenazemize katılmak gibiydi, iyi kötü ne söyleneceğini şimdiden duyduk, iyi oldu...
2) bir çok harika meslektaştan/hocamızdan dayanışma mesajı aldık, yalnız olmadığımızı gördük...
3) muhteşem öğrencilerimiz olduğunu bir kere daha gördük, onlar zaten böyleydi, biliyorduk...
4) resultante importante, ya da "ner'de ga'mıştık?"
Bunu mağdurun sesini yükselttiği zaman bazı şeyleri değiştirebileceğinin kanıtı olarak okuyalım. Örnek bir gelişmedir. Referanstır. Öğrencilerimle, meslektaşlarımla gurur duyuyorum.
Bilgi'nin sevilen hocalarından Aylin Dağsalgüler, Bilgi Üniversitesi'ni anlattı:
"Bilgi, sadece muhalif seslerin yükseldiği bir yer değil; bütün haksızlıklara karşı, her zaman ve her konuda muhalefetin yapılabildiği bir üniversitedir. Bu anlamda çok özgürdür." (Video: Dolu Tv)
Sulukule yıkılırken 2006 da hafta sonları çocuklara kapısını açan ilk üniversiteydi Bilgi Üniversitesi, Santral İstanbul'da etkinlikler, Kuştepe de, Kuştepeli çocuklarla kapısını açtı. O çocuklar büyüdüğünde de kapıları kapanmadı. Bilgi üniversitesi hayattır, tek sahibi öğrencilerdir. #bilgidireniyor
Bilgi’ye “apartman üniversitesi” diyenler ya bir kez bile ortamı görmemiş, hocaları ile konuşmamış, kampüsün mekansal ve kültürel dokusuyla hiç karşılaşmamış kişilerdir, ya özel okul ön yargısını ve puan fetişizmini kıramamış sığ bir bakış açısına sahiptirler ya da kötü niyetli algı operasyonu yapanlardır.
Haliç’in kenarındaki Santralİstanbul’a sosyal etkinlik için de öğrenci olarak da gidince yalnızca dersliklerden oluşan bir yapı değil, şehrin, endüstriyel mirasın, sanatın, akademinin, yaşayan bilimin ve gençlik kültürünün iç içe geçtiği eşi benzerini göremeyeceğiniz bir özgünlük görürsünüz. Santral Enerji Müzesi gibi alanlar insanı yaşadığı şehrin sembolik ve kültürel derinliği ile aklını ve kalbini genişletir.
Bilgi’nin disiplinlerarası yaklaşımı ve seçmeli ders havuzunun olağanüstü çeşitliliği ile mest olursunuz. Gerçek bir üniversitedir, psikolojide okuyup gastronomiden, mimarlıkta okuyup sinemadan ders alabilirsiniz. Hocaların öğrencilerle iletişimi yatay ve canlıdır, öğrenmek derinleşmek isteyen öğrencilere sonsuz kaynak, yön verir, sen yeter ki üniversiteyi “üniversite gibi” yaşamak iste.
Bu fotoğrafta oğlum küçükken kampüsün içindeki Santral İstanbul Enerji Müzesi’nde. Bir kültürü gömerken çocuklarımızın geleceğini de gömüyorlar. Kapattıkları sadece bir okul değil komple bir dünya görüşünü kapatmaya, çocuklarımızın geleceğini kapatmaya çalışıyorlar.
Diğer resimde de oğlum eşimin mezun olduğu Boğaziçi’nin çimlerinde. Boğaziçi’nin de hali malum. Niyetleri belli, gelecekte bize ne reva gördükleri belli.
Direnin.
IŞIKLARI SÖNMEYEN BİR ÜNİVERSİTE
#BilgiÜniversitesi 'nin maruz bırakıldığı, yaşam - ölüm ekseninde, ağır bir karar karşısında,
- Derin siyasi ve sosyal analizler,
- Kişisel olumsuz deneyim paylaşımları,
- "Ben demiştim" lafları,
- "Zaten belliydi" sinizmi,
- "Orada benim başıma şu gelmişti (Oh olsun!) nidaları,
- Bu "balyoz" karara hemen teslim olup, "Burada ne güzel günler geçirmiştik. Elveda Bilgi" romantizmi,
- "Zaten Türkiye'de hukuk mu kaldı?" sığlığı ve pısırıklığı,
Sesleri duyuluyor ve mevcut şartlar altında hiçbir anlam ifade etmiyor.
Karşı karşıya kalınan sorunun, Bilgi'yi de aşan bir ağırlıkta olduğunu görme şuuru ve yönelimi gözardı edilemez.
30. yılını 7 Haziran günü kutlayacak, Türkiye'nin seçkin bir eğitim ve araştırma kurumunun, asıl kurucu unsurları olan öğrenciler ve öğretim ve idari kadrosunun Bilgi'yi seçkin bir "gerçek" akademik kurum haline getirme gayretlerinin, 1999 yılı Ekim ayından itibaren çok yakından tanığıyım.
Yıllarca, mesai saatlerini gözetmeyen bir azimle, saatler boyu üniversitede çalışmalarını sürdüren akademik kadronun olduğu bir üniversite oldu Bilgi.
17 yıl Hukuk Fakültesi dekanlığını üstlendiğim bu kurumda, bu gerçeği, "ışıkları sönmeyen bir üniversite" olarak tanımlardım tercih günlerinde.
Hukuk Fakültesi'nin kurucu dekanı ve Türkiye Hümanist Ceza Hukuku Doktrini'nin öncülerinden, rahmetli Prof. Uğur Alacakaptan ise, bir "Üniversitenin kapılarının kapatılamayacağı" deyişiyle açıklardı bu gerçeği. Ve öğrencileri uyarırdı: "Burayı bir özel üniversite sanmayın, Bilgi bir kamu tüzel kişisidir."
Bilgi Üniversitesi'nin tüm öğretim üyelerinin 30 yıla varan bir süreçte dokuduğu bu kurumsal kimlik, ürettiği akademik yenilikçilikle Türkiye yükseköğretiminin, birçok devlet ve vakıf üniversitelerinin de benimseyip uyguladıkları politikalar, programlar üretti.
Bu nedenledir ki, onbinlerce Türkiye ve diğer ülkelerin yurttaşları geleceklerini bu kurumda geliştirebilecekleri umuduyla, Bilgi'yi seçtiler. Bireysel tercihlerin de ötesinde, söz konusu olan bu durum "halkın kendi geleceğini tayini"ne dair temel normun da bir tezahürüdür, bu bağlamda bir uygulanma biçimidir.
Bunları yok sayan bir bakış, insanın değersizliği gibi bir temel üzerinde yükselir. Adını ne koyarsanız koyun, bu gerçek değişmez.
Buna yol açan bir işlem hukuken de savunulamaz, hükm-i karakuşi mertebesindedir. Bunun bilincinde olan, tüm #Bilgili öğrenciler, mezunlar, öğretim elemanları ve idari personelin haklarını aramaları, tartışılamayacak, kendi geleceklerini tayin etme hakkının gereği kaçınılmaz bir sorumluluktur.
Turgut Tarhanlı
📌 ERG’den okulda şiddetin önlenmesi için politika önerileri
👉 ERG'nin hazırladığı politika notunda, okullarda şiddetin önlenmesi için izleme mekanizmalarından psikososyal desteğe, fiziksel güvenlikten dijital şiddetle mücadeleye kadar dokuz başlıkta öneriler sıralandı.
https://t.co/1KvTHD4oVQ
Reuters, sosyal medya devi Meta’nın kullanıcıları -çocuklar dahil- zararlı yapay zekâ sohbet botlarına bilerek maruz bıraktığını ve sahte reklamlardan milyarlar kazandığını ortaya koyan haber serisiyle Pulitzer beat reporting (fikri takip diye çevirebiliriz sanırım) ödülünü kazandı.
Dijital radikalleşme, bilgisayar oyunları, sosyal medya ve çevrimiçi faktörlerin aşırı ideolojiler, şiddet ve silahlı davranışlara etkisiyle ilgili uzun soluklu bir TÜBİTAK1001 projesini geçen sene bitirmiştik.
Son olaylar hepimizi üzdü; çok sayıda da uzman hocamız kendi alanlarından önemli bulguları burada paylaştı. Ben de üzerinde 8-9 yılı bulan orijinal veri toplayarak ve farklı ülkeleri karşılaştırarak tamamladığımız büyük ölçekli Tübitak projemizden bazı gözlemler paylaşmak isterim, tartışmaya biraz faydası olması açısından.