Seyahatte, kafanı boşaltmışken iyi düşünürsün; bir yerden bir yere giderken iyi düşünürsün; yürürken, yemek yerken iyi düşünürsün. Tuvalette bile düşünürsün yahu! Ama iyi düşünmek için esasen yalnız kalmak gerekir. Bu temel şarttır, yalnız kalmayı bilmek gerekir. Yalnız kalmayı bilmeyen milletlerden fazla bir şey çıkmaz. Mesela iyi bir düşünür çıkmaz.
Maalesef biz Türklerin böyle bir kabiliyeti yok, bu yüzden de bizden iyi düşünür pek çıkmıyor. Aptal olduğumuz için mi? Estağfurullah. Ama şu var; Türk yalnız kalamaz, milletimizde böyle bir huy yoktur. Beraber ders çalışır, beraber yazı yazar, beraber gezmeye gider, beraber aylaklık eder. Türkler sinemaya bile tek gitmez; yalnız kalmayı bilmez, sevmez. Yalnız olmamanın getirdiği garantiye, yani tehlikeden uzak yaşamanın konforuna güvenir. Ama işte bu garanti de yaratıcılığı sakatlar, iş çıkarma kabiliyetini azaltır.
Yalnız kalamayan insanın düşünce ve gözleme kabiliyeti yarım oluyor. Bu yüzden ben insanlara yalnız kalmayı öğrenmelerini öneriyorum. Yalnız kalmayı bilmek iyidir, önemlidir; Türkiye gibi bir yerde avantajdır. Zira evlilik müessesesi bile bizde yalnız kalmamak üzerine kurulmuştur. Halkımız evliliğin gerçek mahiyetini anlamaz. Evlenince, kumrular gibi dip dibe oturmaları gerektiğini zanneder. Öyle şey olur mu? Biraz da birbirinden ayrı duracaksın. Nefes alacak, aldıracaksın.
Evlilik sürekli dip dibe duracak, yan yana yürüyecek bir şey değildir. Çok açık ki bunun da artık anlaşılması lazım. Tabii herkesin kendisini, yaşamının onda sekizinde aynı yerde bulması da evlilikle bağdaşmaz.
#ilberortaylı
#birömürnasılyaşanır
#insangelecegininasilkurar
3 gün hatay’daydım. 3 ay sonra bile depremin bütün yıkıcılığı devam ediyor. kendi selalarını dinleye dinleye ölüme gönderdiğiniz insanlardan da mı utanmıyorsunuz. bu ne vicdansızlık.
"Parçalarını kendi imkanlarımla gömdüm, başka kimse yok… Çocuklar, kardeşim, gelin hepsi gitti... Yem torbalarına koyduk gömdük. Ceset torbası vermedi, devlet hastanesi. İnekleri yemlediğim yem torbasına koydum altısını da, kendi ellerimle gömdüm."
Sıkıysa polis barikatının ardından küfretmekten vazgeç de, korumalarını bırakıp tekbaşına git, üç gün çocuğunun “imdat” çağrısını dinleyerek çaresizce bir iş makinesi beklemiş bir ana-babaya söyle o küfürleri…
Günün Yorumu:👇
https://t.co/MRYJ8HKrkQ
Evimiz ağır hasarlı paraya ihtiyacımız var. Elimizde 15, 16 çuval badem var (yaklaşık 450 kg) toptan satın almak isteyen var mı Adıyaman merkeze bağlı bir köydeyiz. Etkileşim oluşturarak yayabilir miyiz arkadaşlar
Daha dün MHP milletvekilleri çadır kentimizi ziyarete gelmişti.
Sayın Devlet Bahçelinin danışmanlarının kendisini yanlış yönlendirdiğini düşünüyorum.
Ben her gün devletin kurumları ile çalışıyor ve bunu yazıyorum.
Zaten kurumlar arası işbirliği olmadan başarı olmaz.
Tarihe not. Uluslararası kurtarma ekipleri Türkiye'yi terketti. Giderken de konuştu. Gördükleri karşısında dehşete düştüklerini söylüyordu hepsi. Biliyorum çünkü konuşuyorduk. Organizasyon eksik, müdahale geç, liyakat yok. Kara bulutlar biraz geçsin hepsini tek tek anlatacağım.
Deprem ülkesi olmayan Almanya'nın ekiplerinde, enkaz altındakilerin yaşayıp yaşamadığını, kalp atışlarını ve duruş şekillerini gösteren teknolojik cihazlar var. Deprem ülkesi Türkiye'nin afad'ı ise kader kısmet edebiyatıyla afet bölgesinde tekbir çekiyor.
Karanlıkta kaybolacağımızı görüp 100 yıl önce bu moral videosunu çekmiş canım Atam 🇹🇷 🇹🇷
“Eğer ülkeni kurtaracak bir lider beklemekteysen, ben size hiçbir şey öğretememişim demektir.”
-Mustafa Kemal Atatürk
Şah damarı hayati zannedilir, halbuki zamanında müdahale edersen yırtılan şah damarına bile çare vardır ama, çatlayan ar damarının tamiri yoktur… Şimdilik 22 bin ölü, hala sıfır istifa
Elinde telsizle depremzedeye parmak sallamak nedir?
Biraz empati yap. İnsana hizmet edin, devlete tapınmayın. Dünyanın hiç bir kumaşı yaşanan organizasyonsuzluğu örtbas etmeye yetmez.
Bugünden itibaren hiçbir geçici sığınmacıymış, mülteciymiş, kaçak afganmış bu ülkeye sokmayın. Artık bu felaketin etkilediği 13milyondan fazla kendi insanımıza yardım etme vakti. Sağlık, barınma ve tüm maddi imkanlarımız yabancılara değil sadece kendi insanımıza kullanılmalı.
Tercüme ediyorum: AHBAP ve benzeri sivil kuruluşlar o paraları yönetemezler, evlerdeki ayakkabı kutularını, para sayma makinelerini yönetenlere verin, onlar “işlerini bilirler”.