💬 "İki oğlum da öldü... Bize bakacak kimse kalmadı."
📌 Yemen’de gözyaşları içinde konuşan bir ananın feryâdı bu. İki evlâdını toprağa vermiş; hasta bir eş, 3 kadın ve yetim kalmış 7 çocukla yapayalnız kalmış...
Ama o acının ortasında bile dökülen tek cümle: “Her hâlükârda hamdolsun Allâh’a. O’nun takdirine, imtihanına şükürler olsun...”
Sizlerin vesilesiyle Yemen'e ulaştırdığımız yardımlara gece gündüz duâ eden bu ailenin hikâyesini ve teslimiyetini sonuna kadar izlemenizi rica ediyoruz. 🇹🇷🇾🇪
📲 SMS ile Destek: YEMEN yaz ➡️ 7253'e gönder ➡️ 100 TL bağışla
☎️ HAYDER İletişim Merkezi: 0212 923 923
🔗 Online Bağış: https://t.co/SjutM2xRIV
Gazze’de çocuk olmak, gökyüzüne her baktığında kuşları değil, bomba seslerini duymaktır…
🎞️ İşte minik Uday… Henüz küçücük omuzlarında dünyadan daha ağır bir yük taşıyor. Anneliği de babalığı da ona kol kanat geren halasından öğrenen, kardeşleriyle hayata tutunmaya çalışan Gazzeli yetim yavrumuz Uday…
💬 "Elma, muz ve çikolatayı özlüyorum. Annem ve babam şehit oldu. Kimse bize yardım etmediği için alamadığımız şeyleri özlüyorum..."
Bizler oradayız… Sizlerin duâlarıyla, destekleriyle Uday’ın ve Gazze’nin masum evlatlarının yanındayız. 🇹🇷🇵🇸
Peki, Uday yavrumuzun 24 saati nasıl geçiyor? Gelin, Uday ve kardeşlerinin dokunaklı hikâyesine birlikte tanıklık edelim.
#Gazze #Gaza #Filistin #Palestine
Halis Aydemir hem nesh'i hem de recm'i inkâr ediyor.
Halbuki bu mesele, dört mezhebin ittifakı ile mütevatir bir meseledir.
Ehli sünnete göre mütevatir bir meseleyi inkâr eden kâfir olur.
Halis Aydemir, "Lafzen mensuh olup hükmen baki durumunu bir ucube olarak görüyorum, bunu içselleştiremiyorum" diyor.
Ucube dediği şey, 1400 yıldır ehli sünnetin hiçbir ihtilaf olmadan ittifakla kabul ettiği bir hüküm. Allah-u Teâlâ'nın zina edenler hakkında Nur Suresi'nde konuyu hükme bağladığını söylüyor. Halbuki oradaki hüküm bekâr olduğu halde zina edenler hakkındadır, evli olanlar ya da evlilik geçirmiş olanlar için değildir.
Rasulullah Efendimizin bu ayet indikten sonra recmi tatbik etmediğini söylüyor. Halbuki Hz. Ömer Efendimiz halife olduğunda yine recmi tatbik etti. Hz. Ömer ve ehli sünnet alimleri yüzyıllardır Kur'an'a muhalefet mi etti, haşa?
Bu adamın birçok elfazı küfür sözleri olduğu halde hala Din İşleri Yüksek Kurulu'nda olması hatta, Ali Erbaş sonrası için en güçlü aday olarak görülmesi, nasıl bir felaket ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.
Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 52'inci sene-i devriyesini cânı gönülden tebrîk eder, Kıbrıs'ı ilk olarak fetheden Mu’âviye İbnü Ebî Süfyân Radıyallâhu Anh komutasında bulunan cümle Sahâbe-i Kirâm, Tâbiîn'i 'Izâm olmak üzere son olarak da Müslüman Türkleri kesip doğrayan zâlim Rûmları püskürterek Müslümanları kurtaran Türk ordusunun şehîd ve gâzîlerine Allâh-u Te'âlâ ‘dan ğarka-i ğarîk rahmetler, ziyâde mağfiretler ve âli dereceler niyâz ederiz.
Bu vesîle ile hâlâ Kuzey Kıbrıs'ımızı müstakil devlet olarak tanımayan Arap ülkelerine ve Türkî Cumhuriyetlere büyük teessüflerimizi arz eder, bir an önce bu yanlıştan dönerek, Müslüman Türk milletini kâfirlere tercîh etmelerini talep ederiz. Bu arada Kıbrıs'ın maddî ve mânevî Fatih'i olan ve hacc da bulunduğumuz sırada bir Minâ gecesinde Mahmûd Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimiz ile beraber bulunduğumuz mekâna merhum Lütfü Doğan hocamızla birlikte gelerek bizlere Kıbrıs Harekâtı'nın arka planını anlatan ve o gün muhâlefette olan Demirel'in kendilerine: “Aman Amerika'ya karşı bir macerâya girmeyin!” diye tavsiyede bulunduğunu, yine böylece Bülent Ecevit'in baştan evet deyip daha sonra çekindiğini, bu sebeple adanın tamamı alınacakken Feth’in yarım kaldığını ama o gün hükûmette Başbakan Yardımcısı olan kendisinin Genelkurmay Başkanı; Merhûm Semih Sancar’dan asker sözü alarak ve askeriye ile anlaşarak bu çıkartmaya muvaffak kılındığını beyân eden Merhûm Necmettin Erbakan hocamıza ve hak yolda onunla birlik olan siyâset arkadaşlarına da Cenâb-ı Mevlâ’dan rahmet-i vâsia, mağfiret-i şâmile ve derecâtı âliye niyâz ederim. Âmîn!
Gazze'de Cübbeli Ahmet Hoca Hayat Mahallesi'nin açılışını gerçekleştirdik! 🇹🇷🇵🇸
📌 Şeref Başkanımız Cübbeli Ahmet Hocaefendi, Gazze’de kurduğumuz Hayat Mahallesi’nin açılışı münasebetiyle bölge halkına hitab etti.
32 bin metrekarelik dev alanda 300 tam donanımlı çadırdan oluşan, eğitimden sağlığa, gıdadan temiz suya kadar tüm ihtiyaçların karşılanacağı bu proje; güneş enerjili altyapısı ve 300 tam teşekküllü çadırı ile 1.500 mazlum için “hayat” olacak.
Yuvasını kaybetmiş bir ailenin ya da yalnız başına kalmış bir yetimin tekrar ayağa kalkmasına vesîle olan her destek, Gazze’de sönmeye yüz tutmuş umudu da yeniden yeşertiyor.
Bu vesîleyle Allâh-u Teâlâ bizlere çadır projesinden ziyâde, kalıcı binâlar yaparak Gazze halkının huzûr içinde binâlarına dönmelerini nasîb eylesin, zerre kadar yardımı olanların ecirlerini azîm eylesin, hayırlarını dâim eylesin. Âmîn!
#Gazze #Gaza #Filistin #Palestine
📌 Bir Kap Sıcak Yemek, Binlerce Duâ... 🇹🇷🇵🇸
Bugün Gazze'de bir ailenin daha sıcak bir aşa ulaşmasına vesile olmak ister misiniz?
🍛 Bir öğün sıcak yemek bedeli 90 TL
💳 Hoca Ahmet Yesevi Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği
TR30 0020 9000 0032 8619 0000 01 (Ziraat Katılım Bankası)
📲 SMS ile Destek: GAZZE yaz ➡️ 7153'e gönder ➡️ 90 TL bağışla
☎️ HAYDER İletişim Merkezi: 0212 923 1 923
🔗 Online Bağış: https://t.co/PVdxVqcmc2
#Gazze #Gaza #Filistin #Palestine
Cübbeli Ahmet Hoca, HAYDER tarafından Gazze’de kurulan Hayat Mahallesi’nin açılışı münasebetiyle bölge halkına hitab etti. 🇵🇸
Eğitimden sağlığa, gıdadan temiz suya kadar tüm ihtiyaçların karşılanacağı bu proje; 32.000 metrekarelik dev alana kurulan güneş enerjili altyapısı ve 300 tam teşekküllü çadırı ile 1.500 mazlum için "hayat" olacak.
Yuvasını kaybetmiş bir ailenin ya da yalnız başına kalmış bir yetimin tekrar ayağa kalkmasına vesîle olan her destek, Gazze’de sönmeye yüz tutmuş umudu da yeniden yeşertiyor.
Bu vesîleyle Allâh-u Teâlâ HAYDER’e çadır projesinden ziyâde, kalıcı binâlar yaparak Gazze halkının huzûr içinde binâlarına dönmelerini nasîb eylesin, zerre kadar yardımı olanların ecirlerini azîm eylesin, hayırlarını dâim eylesin. Âmîn!
#Gazze #HAYDER #HayatMahallesi
🎞️ "Bazı çocuklarımız var, birçoğu meyvelerin isimlerini dahi bilmiyor, gördüğünde 'bundan istiyorum' diyor..."
📌 Gazze’deki çadır kamplarda büyüyen bir çocuğun dünyasında lüks kavramı yoktur; onlar için bir meyvenin tadı bile hayaldir. Savaşın ve ablukanın gölgesinde, en temel besinlerden mahrum kalan bu masum yavrularımız, ümmete emanettir. 🇹🇷🇵🇸
💳 Hoca Ahmet Yesevi Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği
TR30 0020 9000 0032 8619 0000 01 (Ziraat Katılım Bankası)
📲 SMS ile Destek: GAZZE yaz ➡️ 7153'e gönder ➡️ 90 TL bağışla
☎️ HAYDER İletişim Merkezi: 0212 923 1 923
🔗 Online Bağış: https://t.co/PVdxVqcmc2
#Gazze #Gaza Filistin #Palestine
Cübbeli Ahmet Hoca:
"Demokrasi dediğiniz şey devletimiz için bir beka sorunudur. Seçimde %51'i bulan eyalet sistemi istiyorum. Bölünmek istiyorum dediğinde ne yapacaksın?"
15 Temmuz hâfızasını diri tutmak, târîh bilincimizin de canlı tutulması anlamına gelmektedir ki bu sadece şehîdlerimizi rahmetle anmak ve hâin FETÖ zındîklarını lânetlemek demek değildir. Bilakis, ileride bu ekiplerin planladıkları diğer tehlikelere karşı güçlü bir uyarı sistemi geliştirmektir.
Dolayısıyla 15 Temmuz'un bu 10. yılında, "FETÖ tehlikesi artık geçmiştir" diye konuşanlar, bilerek ya da bilmeyerek bu melûnların gâyelerine hizmet etmektedir. Bu tehlike asla geçmemiştir ve kolay kolay da bitmeyecektir. Zira arkasında Siyonizmin, din düşmanlarının ve bilhâssa Türkiye düşmanlarının bulunduğu, dünyânın en sinsi organizasyonunun lânetli liderinin gebermesiyle tamâmen biteceğini düşünmek büyük bir saflık ve ahmaklık olur.
Yüce Allâh, Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır:
“Eğer güçleri yeterse, sizi dîninizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devâm edecekler.” (el-Bakara Sûresi, 217)
Allah Teâlâ böyle buyuruyorken; îman şartlarını ikiye indiren, Hristiyan ve Yahûdîlerin cennete gireceğini savunan bu hâinlerin Müslümanlardan ümit kesip peşimizi bırakacaklarına inanmak, Allâh’ın bu âyetini tekzîb mâhiyeti taşır.
Bu sebeple 15 Temmuzlar her yıl çok canlı ve şuûrlu bir şekilde, Müslüman Türk milletinin ve devletinin büyük bir zaferi olarak anlatılmalı ve kutlanmalıdır. Aynı zamanda bu hıyânetin devâm ettiği, şekil değiştirerek ve farklı sûretlere bürünerek vatanımızı ve dînimizi hedef aldığı unutulmamalıdır. Bu husûsta güçlü bir devlet aklı geliştirilerek tehdîdin ebediyyen bertarâf edilmesi için âzâmî gayret gösterilmelidir.
Yüce Rabbimiz, o 15 Temmuz gecesinin en büyük kahramanı olan kıymetli Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi’ye ve onun etrâfında bulunup da kendisine sâdık olan ve FETÖ etkilerinden uzak duran yardımcılarına kuvvet ve kudret ihsân eylesin. Bu belâdan vatanımızı ve milletimizi tamâmen kurtarıncaya kadar maddî ve mânevî güçlerini ziyâde eylesin.
Bu vesîleyle Allâh-u Teâlâ, o gece hayatını Allâh ve vatan için fedâ eden azîz şehîdlerimize ğarka-i ğarîk rahmet eylesin, kabirlerini nûr eylesin, yaralanarak ğâzîlik şerefine nâil olan kahramanlarımıza âcil şifâlar ihsân eyleyip, kalan ömürlerinde seâdet-ü selâmetler ikrâm eylesin. Âmîn!
Son sözümüz: “Allâh-u Teâlâ'nın, meleklerin ve bütün insanların lâneti; dinler arası diyalog safsatasıyla dînimizin sarsılmaz temellerini hedef alan ve bunun neticesinde devletimizin bağımsızlığını bozmak isteyen ve bu vatanı kafirlere peşkeş çekip işgâl ettirmek isteyen FETÖ'nün ve tüm mensûblarının üzerine olsun! Allâh gebermişlerinin kabirlerini ateş doldursun, geride kalıp tövbe etmeyenlerinin de ocaklarını tahrîb eylesin. Âmîn!”
"Fatih Altaylı'ya çıkınca süt dökmüş kedi gibi oluyorsun" diyen Ebubekir Sifile Cübbeli hocamızdan cevap:
28 Şubat’ta Nusayri cuntaya ben direndim ve o dönemde iki kere hapse girdim.
FETÖ dünyanın en şerli teşkilatıydı; bunlara diyalogcu dedim, şirk ehli dedim, talebe vermeyin dedim, açıkça harp ettim. O zamanki hükümet de onları tutuyordu.
Adnan Oktar en masonik örgüttü; onun aleyhine kitap yazdım diye bana ne davalar açtı, peşime ajanlar taktı. Bunların hepsinin bedelini ödedim, senelerce hapis yattım.
Asıl sen, doçentliğin ona bağlı diye “Sahih hadisler arasında bile işe yaramaz şeyler var”, “ayet bile olsa aklen reddederiz” diyen Halis Aydemir’e karşı süt dökmüş kedi gibi oldun.
“Allah gökte midir yerde midir, 1400 senedir âlimler buna karar veremedi” diyen, Rasûlullah bile kâmil mürşit değildir diyen Nurettin Yıldız’a bir cevap verdin mi?
Hayrettin Karaman Hz. “Muaviye’yi sevmem” diyor, kabir azabı ile ilgili hadisleri okumayalım diyor; buna ses ettin mi?
Bu kadar ilahiyatçı, geçmiş Diyanet İşleri başkanları en mütevatir konuları inkâr ettiler, fiten hadislerini sorunlu dediler. Mehmet Görmez, İbrahim aleyhisselam’ın oğluyla ilgili kurban ayetini inkâr etti. Bunların hiçbirine senin ismen ve cismen bir reddiyen vâki olmuş mu?
31 yıl önce, 1995'te tüm dünyanın gözleri önünde; çocuk, kadın, yaşlı ayırt edilmeksizin 8.372 kardeşimiz yalnızca Müslüman oldukları için katledildi. Şehitlerimizi rahmetle yâd ediyor, bu soykırıma imza atanları lanetliyoruz. Rabbimiz şehitlerimizin makâmını âlî eylesin. Âmîn.