Az önce podcastte çok güzel bir söze denk geldim. Diyordu ki: Aslında seni arasa ömrü yetmez bulmaya; ama tesadüfen bulduğu için sıradan sanıyor. Anlam yüklediğimiz onlarca şeyin özetidir.
kur’an’da güneşin ve ayın kendileri için tayin edilmiş yörüngelerde akıp gittiği, ne güneşin aya yetişebileceği ne de gecenin gündüzü geçebileceği bildirilir. göklerde bile böylesine kusursuz bir ölçü ve vakit varken, insan kendi hayatını neden başkasının takvimiyle ölçsün?
kimi erken kavuşur, kimi bekler. kimi geç kaldığını sanır, kimi vaktinden önce geldiğini.oysa Allah katında ne erken vardır ne geç; yalnızca takdir edilmiş en doğru vakit vardır.
güneşe yörünge, aya menzil tayin eden Rab, kulunun nasibini, yolunu ve vaktini tayin etmekten aciz değildir. bu yüzden yersiz sorgulamalarla sızlanmak yerine Rabb’im benim için en hayırlı vakti bilir diyebilmek gerekir.
çünkü kader, başkalarının hayatına bakılarak okunmaz. her kulun imtihanı da, nasibi de, vakti de kendine hastır. mukayese, tevekkülü zayıflatır; teslimiyetse kalbi ferahlatır ve biz Rabb’e güveniriz. güneşi şaşırtmayan, ayı yörüngesinden çıkarmayan Allah, kulunu da vaktinden,nasibinden mahrum bırakmaz.
çok tuhaf, âlemde bir zerresin ama bazı günler geceler âleme bile sığamıyorsun. sonra hep o ayet geliyor aklıma; biz senin yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu elbette görüyoruz
Kafa rahatlığının sırrını veriyorum. Hiçbir olayı şahsi algılama; direkt sana söyleneni bile. Söyleyenin söyleyesi varmış, sana denk gelmiş; takılma. Hayatta yaşanan her şeyi film seyreder gibi izleyip yabancı ve üstten bakarak "enteresan" de ve geç.