didem madak’ın ‘sonra içime ve hatta dışıma kapandım. küsmek gibi bir şey, bir çeşit gölge fesleğeni. bir çeşit olmayan hayat. zaten hiçbir şeyi kararında bırakamamak ve ortasını bulamamak gibi bir sorunum var benim.’ dediği eşikteyim.
her seye gülen kisiligimi, kimseye kin beslemeyen tarafimi, insanlarla göz göze gelince gülümseme özelligimi, sevdigim insanlarin yaninda simaran tarafimi cok seviyorum beni ben yapan da bunlar zaten
ev işlerini bir ceza gibi görmeyi bırak. müzik aç, mumları yak, tütsüleri tutuştur ve romantize et. sen evi temizlemiyorsun... sen küçük krallığına düzeni geri getiriyorsun it’s that okey
Bende empati değil empati bağımlılığı var. İnsan bana kötülük yapıyor, ben oturup onun neden kötüleştiğini, çocukluğunda ne yaşadığını, annesiyle ilişkisini düşünüyorum. Ablacım bana kötülük yaptın, tez yazmıyorum burada.
zamanla anlayacaksın ki hayatında karşılaşacağın en büyük sınav;devam edebilmektir.iyilik yapmaya devam edebilmek,sevmeye devam edebilmek
kalbini temiz tutmaya devam edebilmektir.
öyle çok inanıyorum ki
her şeyin en güzeli olacağına, her zorluğun ardında bir kolaylık olduğuna, nasip olmadıysa daha güzelinin benim için saklandığına, nasip olan her şeyin de benim için en güzeli olduğuna o kadar çok inanıyorum ki..
bu inanç içimi kıpır kıpır ediyor