Gazeteci Tamar Tanrıyar, fon vurgunun arkasındaki ismi açıkladı!
"İşte fon hırsızlığının beyni ismi Aytunç Kumova.
Destek Holding’in patronu.
Aslında Borsa'daki bu vurgunun arkasındaki isimlerden biri ve tutuklu.
Ancak nedense adını anan bile yok."
Savunma analisti Kozan Selçuk Erkan:
▪️BMC kendi ürettiği motorun testlerini bir an önce bitirip Kore motorundan önce ALTAY tankına koymaya çalışıyor olabilir.
▪️Yerli motor hazır durumda. Takıldığı zaman seri arızalar vermeyeceğine dair inancım tam.
▪️Kore'nin K2 tankı güzel bir tank ama hafif ve küçük bir tank.
▪️Siz bir tanka ekstra ağırlık yüklerseniz, ki yüklemek zorundasınız, bir yandan dronlar, diğer yandan füzeler geliyor; ek zırh koymak zorundasınız; bunları yaparken tanka ağırlık ekliyorsunuz.
▪️Tasarladığınızdan çok daha fazla yük eklediğiniz zaman motor isyan etmeye başlıyor. Burada Kore'yi suçlamıyorum.
▪️ALTAY'da bu sorunlar görüldüğü için gerekli önlemler alınıyor.
(@kanerkurt)
Mustafa Sarıgül’ün cinsel tacizine uğradığı iddia edilen yakın korumasının ifadesine dair ayrıntılar, Gazeteci Nedim Şener’in bugünkü köşesinde yer alıyor.
Korumanın ifadesine göre;
İkilinin tanışıklığı çok eskilere uzanıyor, taciz süreci ise 2021 yılından itibaren başlıyor ve defalarca tacize uğruyor.
Konuşmaması için 150 bin Dolar ödeme yapılıyor, konuşması halinde 100 bin Euro ceza ödemesini şart koşan bir anlaşma imzalıyor.
İddialar doğruysa;
Evli ve çocuk sahibi bir genç erkeğin, Sarıgül’ün tacizine “defalarca” uğradığı halde 5 yıl sessiz kalması, sessizliğini parayla izah etmesi, bir zorlamadan ziyade “menfaat” ilişkisine benziyor.
Doğruladığı video kaydında da bunu görebiliyorsunuz.
Sarıgül’e gelince.
Hangi şartlarda olursa olsun böyle bir kepazeliğin savunulabilir tarafı yoktur.
Kendisine dokunulmazlığının kaldırılmasına öncülük etmesini ve savcılığa ifade vermesini önermiştim.
Sadece Yeni Parti üyeliğini geçici dondurma kararı oldu.
Bu durumda sorumluluk meclise düşüyor.
Taciz iddiasıyla ilgili Sarıgül fezlekesini hiç bekletmeden işleme koymalı ve dokunulmazlığını kaldırmalıdır.
Eğer, kaldırmazsa meclis de milletvekilleri de bu vebala ortak olur.
Sakıp Sabancı:
“1964 yılında Amerikalıların düzenlediği bir sanayileşme programına katılmak için Tayvan’ın başkenti Taipei’ye gittim.”
“Amerikalılar dünyanın dört bir yanından yaklaşık 150-200 kişiyi davet etmişlerdi. Herkesin uçak biletini, otelini, yemeğini karşılıyorlardı.”
“İlk başta kendi kendime, bu Amerikalılar neden bu kadar para harcıyor, dünyanın dört bir yanından insanları getirip yedirip içiriyor diye düşündüm.”
“Ama aradan iki üç gün geçince fikrim tamamen değişti. Çünkü bize anlattıkları şeylerin ne kadar önemli olduğunu anlamaya başlamıştım.”
“Sanayileşmek isteyen bir ülkenin fabrikalara nasıl destek vermesi gerektiğini anlatıyorlardı. O zamanlar Türkiye’de bunların çoğu bilinmiyordu.”
“Mesela Tayvan’da fabrika kurmak isteyen bir sanayiciye devlet arsayı bedava veriyordu.”
“Üstelik arsanın yolu yapılmış, elektriği ve suyu bağlanmış oluyordu. Telefon ve teleks gibi haberleşme imkanlarını da ücretsiz sağlıyorlardı.”
“Sanayici yurt dışından makine getirecekse gümrük vergisi ödemiyordu. Fabrikayı kurabilmesi için düşük faizli, uzun vadeli krediler veriliyordu.”
“İşin daha da ilginç tarafı, fabrika tamamlandıktan sonra devlet yapılan yatırımın bir bölümünü de sanayiciye geri ödüyordu.”
“Yani adam fabrika kuracak diye devlet elinden gelen her şeyi yapıyordu. Çünkü biliyorlardı ki bugün verdikleri destek, yarın üretim, istihdam ve vergi olarak ülkeye geri dönecekti.”
“Ben bunları gördükçe hayran kalıyordum. Bir yandan da Türkiye’de neden böyle şeyler yapılmıyor diye düşünüyordum.”
“Program boyunca anlatılanları dikkatle dinledim. Her şeyi öğrenmeye, not almaya çalıştım. Çünkü bunların Türkiye için de çok önemli olduğunu düşünüyordum.”
“Tayvan’daki programın son günü bizim için büyük bir ziyafet düzenlediler. Beni de şeref konuğu olarak Tayvan Sanayi Bakanı’nın yanına oturttular.”
“Tayvan’daki program bittikten sonra Türkiye’ye Amerika üzerinden dönmeye karar verdim.”
“Tayvan’dan Los Angeles’a uçmak için biletimi ayarladım. Ancak Honolulu ile Los Angeles arasındaki yolculuğu United Airlines ile yapacağımı söylediler.”
“Uçuştan bir gün önce otelde kaldığım sırada görevliler beni çağırdı. Havayolu şirketinden telefon geldiğini, yolculukta ne yemek istediğimi sorduklarını söylediler.”
“Ben önce şaka yapıyorlar sandım. Hayatımda ilk defa bir havayolu şirketinin yolcusunu önceden arayıp ne yemek istediğini sorduğunu görüyordum.”
“Telefondaki kıza pilavlı ıstakoz istediğimi söyledim.”
“Bu sefer nasıl pişirilmesini istediğimi sordu. Ben de aklıma geldiği için körili olsun dedim.”
“Uçağa bindim. Bir baktım, herkesin oturacağı koltuğun üzerinde ismi yazılı.”
“Hostesler her geldiklerinde bana ismimle hitap ediyorlardı. Bir de önüme kibrit kutusu koydular. Onun üzerine bile ismimi altın yaldızla bastırmışlardı.”
“Bana kimono verdiler, terlik giydirdiler. Ardından bir gün önce telefonda sipariş ettiğim pilavlı, körili ıstakozu getirdiler.”
“Ben bütün bunları hayatımda ilk defa görüyordum.“
“Bir süre sonra uçakta film gösterimi başladı. Perde açıldı, bir de baktım ki ekranda Türk bayrağı dalgalanıyor.”
“Ben o anda kendimi tutamadım. Gözlerimden yaşlar akmaya başladı. Dünyanın öbür ucunda, bir Amerikan uçağında İstanbul’u görüyordum.”
“Hostesi çağırıp, bu filmi neden gösteriyorsunuz diye sordum.”
“Meğer uçağın birinci sınıfında benim dışımda altı yolcu daha varmış. Bunların beşi Orta Doğu ülkelerinden gelen Müslüman yolcularmış.”
“Havayolu şirketi de yolcuların çoğunluğunun hoşuna gideceğini düşünerek İstanbul’la ilgili bir film seçmiş.”
“Ben o gün bir kez daha yabancıların organizasyon kabiliyetine hayran kaldım.”
“Türkiye’ye döndüğümde de Tayvan’da öğrendiklerimi Ankara’da ki bürokratlara anlattım.”
“Çünkü Tayvan’da gördüğüm şey şuydu: Devlet sanayiciyi desteklediğinde başlangıçta bazı masraflar yapıyor ama sonunda ülkenin kazancı bu masrafların çok üzerine çıkıyordu.”
“Adamlar o dönem ülkeye yatırım çekmek için her şeyi yapıyorlardı.”
SEÇİMDEN ÖNCE SON MESAJI:
BANA NE
Sadece 6 gün sonra sanıyorum siyaset bilimi ya bir daha dönmemek üzerine tarihin tozlu raflarına bırakılacak ya da bir süre daha okutulmaya devam edecek.
Fakat her iki ihtimalde de Trump’ın 2026 ara seçimleri kampanyası geniş geniş yazılacak.
Neden mi?
Gelin seçimlere sadece bir hafta 10 gün kala mitingde kendi seçmenlerine söylediklerine bakalım.
-Hiç kazanmadığımız kadar para kazanıyoruz.
-Bana şimdi diyecekler ki: “İnsanlar pompada benzin fiyatlarından ötürü acı çekiyorken Başkan Trump kazandığı paralarla övünüyor.”
-Bana ne lan. Biz deli gibi servet yapıyoruz.
*
Yani… Ne desem bilemiyorum ama. Bu mitingi canlı izlerken kahkaha ile karışık bir tuhaf oldum. Her okuduğumda da oturup iki dakika düşünüyorum. Düşünürken gülüyorum.
Daha geçenlerde bu köşede okumuştunuz. Fox News’ün yaptırdığı ankette bile her 10 Amerikalıdan 9’u “yolsuzluk, enflasyon ve akaryakıt fiyatları” en büyük sorun diyor.
Sadece son 7-8 ayda Trump’ın başlattığı savaş yüzünden pompada çekilen acı yüzde 60-70 artmış. Halk, yüksek faizler, yüksek masraflar ve alım gücünden şikayetçi…
Başkan’ın halk sandığa gitmeden önceki son mesajı ise “bana ne lan.”
*
Açıklamanın akılalmaz tarafını bir kenara bırakmak mümkün olmasa da bir saniyeliğine bırakalım…
Bunu söylediği yer olan Michigan’daki senatörlük koltuğu fena sallantıda. Demokratlar zorladıkça zorluyor. Peki ya Teksas, Ohio, Alaska, Iowa… Bu kadar bıçak sırtı yarış varken bunu söylemek cesaret mi desem yoksa tam da dediği gibi “bana ne ya” kafası mı…
*
Hatırlarsanız ta eylül ayının başında “Trump seçimleri çoktan saldı” diye bir yazı yazmıştım. Şimdi anlıyor musunuz ne demek istediğimi?
Peki ya geçen gün açık açık “Demokratlar istediği kadar yasa geçirsin ben de veto ederim. Önüme gelip otururlar” demesi?
Diyorum size… Trump son iki seneyi kafasında çoktan kabullenmiş durumda.
*
İki mesajla bitireyim…
1- Trump’ın bu mesajlarına rağmen Cumhuriyetçiler en azından Senato’yu tutarsa başarıdır.
2- Şu “bana ne lan” kafasını son iki yıl gerek iç gerek dış meselelerde sık sık hatırlatacağım. Şimdiden aklınıza kazıyın.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin:
“Banker Bilo'da Şener Şen sürekli aldatıyor, kandırıyor. Ondan sonra da diyor ki: "Seni kandırdım ama hele bir sor, niye?" Kandıranı ve yalan söyleyeni meşrulaştırıyordu.
Maalesef Türkiye'de böyle bir muhalefetle karşı karşıyayız.
Tayyip Erdoğan'la sahtekâra sahip çıkan muhalefet arasındaki fark şu: Tayyip Erdoğan dedi ki: "Babamın oğlu bile olsa hırsızlık yapanı, yanlış yapanı kapının önüne koyarım, gereğini yaparım." Öteki de diyor ki: "Onlar çaldı da hele bir sor, niye?" Gözümüzün içine baka baka Banker Bilo'daki gibi bizi kazıklamaya çalışıyorlar.”
🔴 Ülke 1 aydır Yeni Parti milletvekili Mustafa Sarıgül hakkında ki kara para soruşturması ve taciz iddiaları ile sarsılıyor, Sarıgül'ün tüm ailesi tutuklanmış, Özgür Özel ve Yeni Parti'den tek kelime açıklama gelmedi.
Sarıgül kurt bir siyasetçi, baktı Özgür Özel kıvranıyor, partiden sessizce istifa etmiş.
Bugün Yeni Parti sözcüsü Zeynel Emre, Sarıgül'ün partimiz ile ilişkisi yoktur açıklaması yaptı. Utanmasa Sarıgül'ü tanımıyoruz diyecekti.
Nasıl ama tereyağından kıl çeker gibi ak pak oldular değil mi? :)
Umutlarını bağladıkları Fon soruşturmasını da yüzlerine gözlerine bulaştırdılar, FETÖ'cülerin ellerine verdiği yalanlarla ona buna iftira atarak içini boşalttılar. kimse dediklerini artık kaale almıyor.
Ya 1 dönem şişliden, bir dönem İstanbul Büyükşehir beledisine aday gösterip, en son Erzincan'dan vekil yaptığı, Sarıgül'ü çok fazla tanımıyorum diyen Kılıçdaroğlu'na ne diyeceğiz?
Tanımadığın adamı yıllardır neden koltuğunda tuttun diyen yok. hepsi sütten çıkmış ak kaşık.
Bugün Moskova'da doğalgaz ihracatçılarının zirvesi var. Putin, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, Katar Emiri Temim ve Libya'dan Menfi aynı masada. Bu forumun üyeleri dünyanın kanıtlanmış gaz rezervlerinin yaklaşık %70'ine sahip.
Putin'in önerisi şu: Petrolde OPEC+ ile yapılanı gazda da yapalım, yani üretici ülkeler kriz dönemlerinde arzı birlikte ayarlasın. Bu olursa gazın fiyatını alıcılar değil, satıcılar belirler.
Bundan en çok Avrupa etkilenir. Rus gazından vazgeçti, Katar'a yöneldi. Şimdi Hürmüz'de geçişler kısıtlı ve gaz fiyatı Şubat ayından beri iki katına çıktı.
Aynı gün Enerji Bakanı Bayraktar, Rus gazını bırakan bazı Avrupa ülkelerinin Türkiye'den gaz almak istediğini açıkladı.
Türkiye'nin gücü burada. Rusya'dan TürkAkım'la, Azerbaycan'dan TANAP'la gaz alıyor, LNG terminalleri var ve bu gazı Avrupa'ya aktarabiliyor. Hem Moskova'yla hem Brüksel'le konuşabilen ülke sayısı çok az.
Benim gözlemlediğim şu:
1-Avrupa'nın Türkiye'ye ihtiyacı hiç olmadığı kadar artacak gibi görünüyor.
2-Bugün Finlandiya ve Norveç liderlerinin de Putin'i aradığını hesaba katarsak, Putin'in yeniden atağa geçtiğini söyleyebiliriz.
F-16'dan atıldı, 100 KM öteden deniz hedefini vurdu.
ASELSAN KGK-84 kanatlı güdüm kiti Sinop'ta ilk kalifikasyon atışını tamamladı.
2.000 librelik serbest düşüm bombası artık AKILLI ve UZUN MENZİLLİ 👇🏽
🔴 ABD'li emekli Albay Douglas Macgregor:
▪️Türklere İsrail ile savaşa girmemeleri için F-35 rüşveti veriyoruz.
▪️Onların kenarda oturmasını istiyoruz. Onları kavgaya dahil etmek istemiyoruz.
▪️Erdoğan, "Bana F-35'leri verin barış olsun" diyor. Sorunumuz şu ki, dostumuz Erdoğan, Donald Trump'tan çok daha zeki.
▪️Çünkü Erdoğan sadece 'Tamam kenarda duruyoruz, karışmayacağız' demekle yetinmez. Bu geçici bir süre için böyle... Bunu İsrailliler de çok iyi biliyor.
▪️Yıllar önce İsrail'de yaptığım bir askerî sunumda şunu söylemiştim: Bölgede İsrail için tek gerçek varoluşsal tehdit Türk Devleti'dir.
▪️Herkes bana deliymişim gibi bakmıştı. Sonra şöyle demiştim: Şimdi siz İran ile birbirinize füze ve bomba atabilirsiniz. Ancak İranlılar İsrail'i işgal edemez. İsrail'i Türkler işgal edebilir. Sizler Osmanlıların yüzlerce yıl boyunca yönettiği topraklarda yaşıyorsunuz.
▪️Trump savaşı önlemeye çalışıyor ama bunun işe yarayacağını sanmıyorum. Çünkü bence İslâm bir bütün olarak birleşiyor.
▪️Arap Yarımadası'ndaki zengin, varlıklı elitleri unutun. Asıl Müslümanlardan bahsediyorum. 'İslâm evi'nin içinde yüzlerce yıldır görmediğimiz ölçekte büyük bir ittifak ortamı var.
Yer işaretlerine ekleyelim mümkünse
Fransa’dan Yunanistan’a ağır tokat!
Türkiye - Libya Deniz Yetki anlaşması sonrası,
Yunanistan’a kablo projesini erteleyin dedi.
Meali:
Türk Devleti Akdeniz’i parselledi, oralarda kablo mablo diye kendini ezdirme, sana yardım edemem kendi başına kalırsın seni elekten geçirirler..
Aynen böyle…
UYUMAYIN, BU SÖZLERİ GÖRMEZDEN GELMEYİN!
367 garabetinin mucidi Sabih Kanadoğlu'nun oğluymuş.
Pervasızca hâkim ve savcıları tehdit etme cüretini nereden alıyor?
Devri sabık hazırlığı mı bu?
Devleti, hâkimleri ve savcıları tehdit eden bu kişi Korkut Kanadoğlu…
“Kürsüde görev yapan tüm hâkim ve savcılara sesleniyorum: Anayasa Mahkemesi kararlarına uymayan yargıçlar, keyfî tutuklama kararı veren sulh ceza hâkimleri, sizleri tek tek not ediyoruz. Sizin her kararınızı izliyoruz. Bu kararlarınızı raporluyoruz.
Bu yargıçlar ve savcılar, ‘Ben yasaya uymayacağım, ben avukata ve yurttaşa eziyet çektireceğim ve bundan da hiçbir sorumluluk taşımayacağım.’ diye düşünüyorlarsa bilsinler ki iki elimiz yakalarında olacak.”
🛑 367 krizinin mimarı, 28 Şubat'ın savcısı ve hikmete bakın, yine bir 28 Şubat'ta geberip giden Sabih Kanadoğlu'nun oğlu…
Bu tehditlerin hesabı sorulmalı!
Önce babası ülkeyi tıkadı, 367 garabetiyle demokrasiyi hapsetti. Şimdi de oğlu tehdit ediyor, sopa gösteriyor.
Bir bitmediniz ama yüce Türk milleti sizi bitirecek.
Çok meraklıysan siyasete gir. İdeolojik saplantılarını orada kusarsın. Adalet kürsüsünde değil!
Fatih Altaylı:
"Sarıgül Ailesi ile ilgili soruşturma genişleyerek ilerliyor.
Daha da genişler mi? Mümkün görünüyor. Başka sürpriz isimler de soruşturmaya dahil olabilir.
Biliyorsunuz, boşanma davasında eşinin 1,5 milyar TL tazminat ve aylık 3,3 milyon TL nafaka istemesiyle gündeme gelen Ömer Sarıgül, annesi Aylin Kotil ve diğer bazı isimler ilk gün gözaltına alınırken, Sibel Can ve Buket Aydın ile olan ilişkileri nedeniyle kamuoyunun yakından tanıma fırsatı bulduğu Emir Sarıgül birkaç gün saklandıktan sonra teslim olmuş ve geç teslim olmasını “avukatının yurt dışından dönmesini beklemekle” açıklamıştı.
Zaten soruşturma aşamasında bile Sarıgül ailesinin toplumun gözünde “mahkûm” ya da “savunulamaz” hale gelmesinin nedeni, büyük oranda Mustafa Sarıgül’ün iki oğlunun yaşları ve işleriyle mütenasip olmayan zenginlikleri.
Şimdi sizlere yargı ve iş dünyası kulislerinde konuşulan bir iddiayı aktarmak istiyorum.
Oldukça güvenilir kaynaklar, Sarıgül soruşturmasında çok önemli bir itirafçı bulunduğunu ve bu kişinin verdiği bilgiler sayesinde soruşturmanın hızla ilerleyerek beklenmedik biçimde derinleştiğini iddia ediyor.
Ancak asıl şaşırtıcı olan itirafçının kimliği ile ilgili iddialar. Bunu daha önce iktidara yakın bazı kalemler de gündeme getirmişti ve açıkçası şüpheyle karşılamıştım.
Eğer kulislerde ve iş çevrelerinde anlatılanlar doğruysa bu itirafçı Emir Sarıgül’den başkası değil.
Bir evladın, varlığının ve hatta muhtemelen varlıklılığının nedeni olan babasına bunu yapacağına inanmak çok güç ama…
İddialara göre Emir Sarıgül, sorgusu sırasında ailesinin parasal konuları ile ilgili çok detaylı bilgiler vermiş ve soruşturmayı yürüten savcıların işini çok kolaylaştırmış. Bir anlamda “kendini de yakacak” bu bilgileri niye paylaştığı ise “babasına karşı çok tepkili olmasıyla” açıklanıyor."
Bence son zamanların en önemli olayı;
Mekke İttifakı’nın Tahran’a gitmesi oldu.
Zira Husi meselesinin çok ötesinde tehditler var.
İsrail ve ABD’nin İran’a yeniden saldırı hazırlığı var.
Suudi Arabistan’ı parçalamaya dönük açık girişim var.
İsrail’in Türkiye’ye yönelik açık tehditleri var.
MİT Başkanı İbrahim Kalın, Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid bin Selman ve Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir'in Tahran’daki dörtlü güvenlik toplantısı bütün bölge için umuttur.
Artık ABD tezlerinin bu coğrafyada karşılığı kalmadı.
İsrail saldırganlığına net duruş sergileme vakti geldi.
İsrail hemen saldırıya geçti.
Bu ülkeler "İran'ı korumaya alacak, Tahran da nükleer silah geliştirecek" demeye başladı.
Dünya'da bir ilk ! İHA, KİDA'ya komut verdi..
Bayraktar TB2 üzerinden kontrol edilen MKE PİRANA KİDA, 100 kilogramlık harp başlığıyla su üstü hedefini imha etti.
@MKEgovtr
İsrail’de sızan olay acayip gerçekten de..
Kanal 12’ye göre Netanyahu ile Genelkurmay Başkanı Zamir arasında “eşi benzeri görülmemiş bir çatışma” yaşanmış.
Netanyahu, seçimlerden hemen önce İran’a yönelik askeri harekat emri vermek istemiş.
Zamir direnmiş ve yasal yetki için imzalı belge talep etmiş. Netanyahu’nun amacının orduyu kullanarak seçimleri etkileme amacı taşıdığını düşünüyormuş.
Netanyahu tarafı kaynaklar aracılığıyla “tamamen yalan” diyor ama soruşturma için suç duyurusunda dahi bulunuldu.
Sırtını Amerika'ya dayayıp Türkiye'ye kafa tutan bazı Kürtler, Amerika bunları peach gibi ortada bırakınca 'Gavat Emrika' ağıtları yakmıştı.
Sırtını İsrail'e dayayıp Türkiye 'ye kafa tutan bazı Azeriler de yakında 'Gavat İsrail' ağıtları yakacak.
Bekleyin ve görün!
Emekli Albay İbrahim Keleş:
▪️SİPER Blok-2 ile ne kadar gururlansak azdır. İzlerken dedim ki "Nereden nereye..."
▪️Amerikan Patriot'larına muhtaçken bize satmamışlardı. Gökyüzümüz açıktı. Şimdi çok şükür gökyüzünü kapatıyoruz.
▪️Menzili 150 kilometre ve ötesi. Daha ilerisi de var. Onu ancak birisi bize karşı bir füze gönderdiği zaman nerede vurduğumuzu görürlerse anlayacaktır.
▪️Bunu (gerçek menzilini) bir üretici bilir, bir de düşman bilir.
▪️(30 km önleme irtifası) 30 bin fitle uçarlar yolcu uçakları; yani 10 kilometre. Burada ise irtifa 30 kilometre. Yani 90 bin fit yukarı çıkıyor.
.,
CHP Meclis Grubu bütçesindeki 5 milyon lirayı Yeni Parti kendi kasasına aktarmış. Hem de kuruluşundan bir gün önce, usulsüz bir şekilde.
Kılıçdaroğlu paranın CHP'ye iadesi için Yeni Parti'ye ihtar çekmiş. Parayı istiyor!
Kılıçdaroğlu “partiyi” arındırırken bunlar da “kasayı” arındırmış!?
Onca yolsuzluk davası bi'de bu.
Kendi partilerini bile soymuşlar.
Verin ulan pironun paralarını!
.
https://t.co/HQ8HokMxl8
.
Brezilya devlet başkanlığına tekrar seçilen Lula, sömürgeci devletlerin tüm dünyaya yutturmaya çalıştığı yalanları sıraladı:
“Irak’ın işgali, bir yalandı.
Saddam Hüseyin’in sahip olduğu söylenen kitle imha silahları nerede?
Hiçbir zaman bulunamadılar.
Fransa ve İngiltere’nin Libya’yı işgali, tarihimizi o anda büyük zarar veren bir başka yalandı.
İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği işgal ve soykırım bir başka çok büyük yalan.
Ve şimdi İsrail’in Lübnan’a bombalaması ne bahaneyle? Ve şimdi Amerika Birleşik Devletleri’nin İran’a işgali ne bahaneyle?”