Barış için atılacak her olumlu adım kıymetlidir. TBMM Adalet Komisyonunda kabul edilen Çerçeve Yasanın, Genel Kurulda da kabul edilerek 50 yıllık silahlı çatışmayı sona erdirmesini umuyorum. Ancak düzenleme yalnızca örgüt üyeleriyle, silahlı unsurlarla ilgili ceza hukuku düzenlemesiyle sınırlı tutulmamalıdır. Çerçeve yasayla somutlaşan bu sürecin kalıcı çatışmasızlığa ve toplumsal barışa evrilmesi için yüzleşme ve onarıcı adalet konusunda da somut adımların atılması elzemdir. Yüzleşme ve onarım olmadan adil bir çözüm mümkün değildir.
İnsan hakları mücadelesindeki onurlu duruşu ile hafızamızdan silinmeyecek bir yol arkadaşımızı kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz.
Seni unutmayacağız Özkan Başkan… @avozkanyucel
Sevgili Tahir Elçi, tutuklu meslektaşlarım Selahattin Demirtaş ve Selçuk Kozağaçlı başta olmak üzere tüm avukatların 5 Nisan Avukatlar Günü kutlu olsun.
#SavunmaSusmadıSusmayacak
Değerli ağabeyimiz Mehmet Vural’ın vefatını büyük üzüntüyle öğrendim. Kürt halkı için büyük bir kayıp. Ailesine ve sevenlerine sabırlar diliyorum. Mekanın cennet olsun Mehmet abi!
Tahir Elçi İnsan Hakları Vakfı’nın “2026 İnsan Hakları ve Özgürlük Ödülü” demokratik ve sivil toplum alanında verdiği mücadelesi, hukuksuzluğa karşı duruşu için Sayın Osman Kavala’ya verildi.
"Türkan Elçi’nin son günlerde maruz kaldığı linç kampanyası, Türkiye siyasetinin ve kamusal tartışma kültürünün içine düştüğü derin çukuru bir kez daha gözler önüne serdi"
🖊️ @zervanoo yazdı
Türkan Elçi'den ne istiyoruz?
https://t.co/3FSa7iu3Qz
Birkaç gündür sistematik bir şekilde hedef gösterilmeme ve basında yer alan haberlere dair birkaç cümle kurma zorunluluğu hissediyorum.
Özellikle CHP’de siyaset yaptığımdan beri, belirli bir cenah tarafından yaptığım her açıklamaya, her paylaşıma hakaret edilmesine, hedef gösterilmeye uzun süre sessiz kaldım. Ancak bu durum artık yalnızca linç olarak geçiştirilecek bir durumun ötesinde kişilik haklarımın gaspı noktasına gelmiştir.
Uzun yıllar boyunca yaşanan çatışmalı süreçlerin sadece can ve mal kaybına yol açmadığını hepimiz biliyoruz. Bu süreçler aynı zamanda şiddete dayalı sert bir dilin egemen olduğu; nobran, hak arama kisvesi altında hak yiyen; demokratik olduğunu iddia ettiği hâlde antidemokratik; barışçıl olduğunu söylediği hâlde sataşkan, yıkıcı ve kendisine benzemeyeni yok etmeye hevesli yoz bir kültür de yaratabiliyor. Bu kültürün şımarık dili, sosyal medyada olduğu gibi hak arama iddiasındaki kurumları dahi işlevsiz hâle getirebiliyor.
Yıllardır hak mücadelesi veren, şiddetin her türüne karşı duran biri olarak, bu dili kullananları- karanlık mecradan türedikleri belli güruhu- muhatap almadım. Şiddetsiz bir toplum tahayyülünü kendine ilke edinmiş biri olarak siyaseti hak temelli bir yerden sürdürmeye çalışıyorum. Ancak bu tutumum, bana karşı yürütülen karalama ve hak gaspına sessiz kalacağım anlamına gelmez.
Geçtiğimiz aylarda Diyarbakır Barosu’ndan kaydımı sildirdim. Faili meçhul cinayetlerle mücadelede ve insan hakları alanında büyük sorumluluklar taşımış bir kurum olan Baro’nun kurumsal kimliğine zarar vermemek adına o dönemde herhangi bir açıklama yapmadım. Barodan kaydımı sildirmemin sebebi, baro üyesi ile aramızda çıkan ihtilafa dair Baro’nun tarafgir bir tutum sergilemesi, savunmanın temsili olan bir kurumun hakkaniyetle ifa etmesi gereken görevini yerine getirmemesinden kaynaklıdır. Konunun çözülmesi için tarafsız bir komisyon kurulması ve sürecin sağlıklı yürütülmesi için çaba gösterdim. Ancak tüm iyi niyetli girişimlerim sonuçsuz kaldı. Baro üyesi avukatın hakkımızı gasp etmesi karşısında çocuklarımın ve kendi hakkımı korumak için yaptığım başvurular dikkate alınmadığı için süreci yargıya taşıdım. Yargı süreci şu anda devam etmektedir.
Hakkımı savunmak için attığım her adımın çarpıtılması; çocuklarımın ve hatta hayatını kaybetmiş eşimin dahi bu tartışmalara malzeme edilmesi, ülkemizdeki kutuplaşmanın ve sorumsuz dilin ne denli yıkıcı olabileceğini bir kez daha göstermiştir.
Ben, hangi koşulda olursa olsun, şiddetsiz bir dilin ve hakkaniyetli bir adalet arayışının savunucusu olmaya devam edeceğim. Eleştiri değerlidir; ancak hakaret, iftira ve hedef göstermeyi bir mücadele yöntemi olarak benimseyenlerle yargının karşısında hesaplaşmaktan geri durmayacağım. Bugün bu açıklamayı yapmamın nedeni bir polemik yaratmak değil; ailemin ve kendi onurumun korunması zaruretidir.
Tahir Elçi’siz 10 yıl…
“Hakkımız olan adalet nerede?”
Dönemin Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, ölümünün 11’inci yıldönümünde, Dört Ayaklı Minare’nin altında anıldı. Adliye önünde, cübbelerini giyerek, toplanan çok sayıda avukat, Elçi’nin vurulduğu Dört Ayaklı Minare’ye kadar yürüdü. Ellerinde pankartlarla yürüyen avukatlar, sık sık, ‘Şehîd namirin’ ve ‘Tahir Elçi ölümsüzdür’ şeklinde slogan attı.
DEM Parti ve CHP Milletvekillerinin de katıldığı anmada, duygusal bir konuşma yapan Elçi’nin eşi Türkan Elçi “Hakkımız olan adalet nerede?” diye sordu. Elçi, “Bugün buradayız. Bu minarenin ayaklarının altındaki karanlıkta kaybolan failleri arıyoruz. Failleri kollayanlara, faillerin sırtını sıvazlayanlara, gündüzümüzü karartanlara, yuvamızı dağıtanlara, faili meçhul geleneğini besleyip yarınlara başka başka cinayetlerin işlenmesine davetiye çıkaranlara soruyoruz.
failler nerede? Tarafsızlığını vicdanını kaybetmiş mahkeme salonlarında adalet dağıttığını söyleyerek ahkam kesenlere soruyoruz; “Hakkımız olan adalet nerede?”
Daha sonra söz alan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan toplanma nedenlerinin anma olmadığını dile getirdi. Sağkan, “10 senedir bu topraklarda adalet arayışı içindeyiz. Dile kolay 10 sene. 10 senedir anma etkinliği adı altında buradayız. Ama anma etkinliği değil, adalet hakkı için buradayız, hayatını hak ihlalleriyle mücadeleye adayan Tahir Elçi başkanımızın failleri yargı önünde hesap versin diye buradayız. Aynı taleple 10 yıl sonra minarenin önündeyiz. 10 senedir ailesine sarılıp, gönülden başsağlığı dileyemedik, huzurla anma gerçekleştiremedik. Çünkü anma için kabullenmek ve huzur gerekir. Cezasızlığı kabullenmedik, kabullenmeyeceğiz. Nasıl ki herkes Tahir Elçi cinayetinin ne olduğunu, faillerin yargılandığını gördük, o zaman burada olacağız; belki ilk defa biraz tebessüm edeceğiz. O zaman anacağız” dedi.
Anmaya katılanlar daha sonra minarenin ayaklarının altına karanfil bıraktı.
Takipte kalın, haberiniz olsun ====>
https://t.co/0vvMBmX4ob
https://t.co/xLbaMGOOOe
https://t.co/R3ZrhMJzOq
https://t.co/NVFi1rP3Q5
https://t.co/GERAzkHw2l
#TahirElcisiz10Yıl
#TahirElçisiz10Yıl
#Tahirelçiölümsüzdür
#dörtayaklıminare
#Diyarbakir
#amed
#demparti
#chp
Saraylar saltanatlar çöker
kan susar birgün
zulüm biter.
menekşeler de açılır üstümüzde
leylaklar da güler.
bugünlerden geriye,
bir yarına gidenler kalır
bir de yarınlar için direnenler...
Sevgi ve özlemle…
Seni unutmadık…
#TahirElcisiz10Yıl
Önce ifadesinin alınması için Diyarbakır https://t.co/qEJ6sXs7KNşsavcığına talimat yazıldı, bir kaç saat sonra talimat geri alınarak, Baro binasında davet beklediği halde “ saklandığı” gerekçesiyle hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Sevgili Tahir’i ölüme götüren o süreci hazırlayanları ve o geceyi unutmadık…
Beyaz Toros, sadece bir araç değil; insanlığa karşı işlenen suçların kara simgesidir.
Bunu tişörte basıp satışa sunmak açıkça “suçu ve suçluyu övme” suçudur. Peki bunu soruşturacak bir savcı çıkar mı!
🔸STK’leri dinleyen Süreç Komisyonu, görüş ve önerilere nasıl yaklaştı?
🔸Kürtçeye dönük engel neleri gösterdi?
🔸Komisyon, toplumsal barışa katkı sunabilir mi?
🗣️Ömer Çelik soruyor; komisyona davet edilen Tahir Elçi Vakfı Başkanı Av. Mahsum Batı yanıtlıyor
#DiyarbakırZamanı 22:00'de İlke TV'de