Bu profili takip ediyorsanız ve Küba'ya uygulanan ABD ablukasına karşı yürütülen KÜBA’YA GÜNEŞ TOPLUYORUZ kampanyasından haberdar değilseniz, dayanışmak için geç değil. Bilin ki dayanışmanız Küba'daki hastanelerdeki hastaların hayatına dokunacak.
https://t.co/TYFLM2fVF7
NATO, onursuzluk ve ölümdür!
Yaşasın yaşam, bağımsızlık ve sosyalizm!
Savaşa, yıkıma ve emperyalist planlara karşı; Türkiye’nin de dünya halklarının da sahipsiz ve çaresiz olmadığını göstermek için buluşuyoruz.
27 Haziran Cumartesi 19.30’da Kadıköy Caferağa Spor Salonu’nda bir araya geliyoruz.
Anti-emperyalizm, laiklik savunusu ve kapitalist sömürüye karşı olmak sekterlik ya da küçük düşünme değildir. Tersine, Türkiye’nin geleceği bu ilkelerden hareketle inşa edilecektir.
Tavrımız ve çağrımızdır
Sol kimlikçi bir tartışmanın parçası olamaz. Yurttaşlarımızın etnik ya da mezhepsel kökeni Türkiye’yi aydınlığa, eşitliğe, özgürlüğe, bağımsızlığa, refaha taşıyacak bir mücadelenin doğrultusunu değiştiremez. Şu ya da bu makama gelecek kişinin dünya görüşü, çalışkanlığı, halka adanmışlığı, yurtseverliği, bilgi ve becerisi, dürüstlüğü dışında hiçbir kriterin önemi yoktur.
Bu ülkede etnik ve mezhepsel eşitsizliklerin, ayrımcılığın olduğu açık bir gerçektir. Önemli olan, bu gerçeğe nasıl yaklaşılacağı ve nasıl çözümler üretileceğidir. Kimliklerin birbirinin karşısına konduğu bir taraflaşmanın herhangi bir çözüme yardımcı olması mümkün değildir. Çözüm, bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu derin sömürü, ağır yoksulluk ve adaletsizliğin kaynaklarını kuruturken bu eşitsizlik ve ayrımcılığı da birleştirici bir perspektifle ortadan kaldırmaktadır.
Türkiye solu bu çok basit gerçeği unutmuş ve emekçi halkımızı bölen kimlikçi politikaların peşinden gitmiştir. “Alevi Cumhurbaşkanı seçilemez”, “anadili Kürtçe olan bir Cumhurbaşkanı adayını desteklemeyiz” gibi siyasal ve kamusal alanda hiçbir yeri olmaması gereken açıklamalara yol açan da solun kimlikçi siyasetin yarattığı sıkışmadan kurtulamamasıdır.
Bütün bu yalpalamaların ortasında bir kesim sola haksız ithamlarla, genellemelerle düşmanlık geliştirmekte, sosyalist hareketin milliyetçi hezeyanlarla hedef alınması ve günah keçisi ilan edilmesi için kampanyalar düzenlemektedir. Oysa sol, başından beri her tür milliyetçilik ve liberalizm karşısında başka hiçbir hesap gütmeden, yalnızca kendi ideolojik-siyasal ilkelerine ve devrimci hedeflerine sadık kalarak dik dursaydı, bağımsızlığını korusaydı, birlik ve müttefiklik ilişkilerini bu zeminde kursaydı, bugün tamamen farklı bir ülkede yaşıyor olurduk.
Solun tartışılamayacak ilkeleri vardır ve bu ilkeler korunarak çoğalmak, güç olmak mümkündür. Yıllardır söylediğimiz gibi, DEM Parti ve CHP gölgesindeki bir sol ilkelerini gözden çıkarmış bir soldur. Anti-emperyalizm, laiklik savunusu ve kapitalist sömürüye karşı olmak sekterlik ya da küçük düşünme değildir. Tersine, Türkiye’nin geleceği bu ilkelerden hareketle inşa edilecektir.
TKP, çok uzun bir süredir DEM Parti ve CHP gölgesinde sosyalist hareketin gelişemeyeceğini ve bu partilerin peşinden gidilmemesi gerektiğini yüksek sesle ifade etmektedir. Solun bir dönem CHP’ye, sonra DEM Parti’ye, sonra tekrar CHP’ye bel bağlayarak siyaset yapar hale gelmesi bugün toplumun umutsuzluk ve örgütsüzlüğünün en önemli nedenlerinden biridir. Bazı sol kesimlerin DEM Parti merkezli politikaları terk ederek CHP yörüngesinde siyaset yapmasını bir olumluluk olarak görenler, meselenin özünü kavrayamamaktadır. Kuşkusuz DEM Parti ve CHP farklı tarihsel ve ideolojik dinamiklerin ürünüdür. Ancak bu farklılıklar Türkiye’nin sömürüden, zorbalık ve adaletsizlikten arındırılması mücadelesinde sosyalist hareketin bağımsızlığı söz konusu olduğunda önemsizleşmektedir.
İşte bu koşullarda bir kez daha bütün samimiyetimizle çağrımızı yineliyoruz: Düzen siyasetinden bağımsız; devrimci, yurtsever, sermaye karşıtı, emperyalizmin bütün biçim ve kurumlarından kopmuş, Aydınlanmacı ve Cumhuriyetçi bir solun toplumsal ve siyasal bir güç haline gelmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur.
"Amalar" ve "fakatlar" bir köşeye bırakılabilirse, sol gerçek bir kimlik kazanacak ve başlı başına bir siyasal güç merkezi haline gelecektir. Solu ilkelerinden uzaklaştıran "en geniş güçlerin birliği" yaklaşımı derhal terk edilmelidir. AKP iktidarıyla mücadele o iktidarın kaynakları iyi teşhis edilerek başarıya ulaşabilir. Tarikatlarla, holdinglerle, NATO’yla, Avrupa Birliği ile hesaplaşmayı erteleyen bir solun “en geniş güçlerin birliği”ni kime ve neye karşı oluşturmak istediği emekçi halk açısından kocaman bir belirsizlik içermektedir. Oysa sol ancak açık, yalın ve tutarlı bir siyasal-ideolojik kimlikle çaresizlik içindeki yoksul halk kesimlerine umut verebilir, seçenek oluşturabilir.
Madem son gelişmelerle birlikte solun kendisine yabancı ideolojik-siyasal zeminlerde mevzi elde etmeye çalışmasının maliyetleri ve çıkışsızlığı açık bir biçimde görüldü, o zaman cesaretle ders çıkarmanın zamanı gelmiştir. TKP geriye dönük tartışma ve ayrım noktalarını bir kenara koyarak tamamen geleceğe odaklanmaya ve üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye hazırdır.
Türkiye Komünist Partisi
Merkez Komite
📌Ortaklaşa, bu kez 2 aylık çıkıyor; haziran-temmuz sayısında, NATO’nun Türkiye ve dünya halkları açısından taşıdığı tarihsel ve siyasal rolü tartışmaya açıyor.
Yeni sayımızda NATO’yu; Soğuk Savaş'tan bugüne emperyalist müdahalelerin aracı hâline gelen yapısı, Türkiye'nin bağımlılık ilişkilerindeki yeri ve ülkemize bıraktığı siyasal-toplumsal miras üzerinden ele alıyoruz.
🖇️7-8 Temmuz'da Ankara'da Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda düzenlenecek NATO Zirvesi yaklaşırken NATO'culuğun tarihini ve yarattığı sonuçları mercek altına alıyoruz. #Ortaklaşa'ya;
🏙️ kent meydanlarında kurulan stantlardan,
🏠 @tkpninsesi semt evlerinden,
📚 @NHKMKitabevi şubelerinden, çeşitli kitabevleri ve satış noktalarından,
🗞️ @solhaberportali'nın abonelik sisteminden,
🖇️ @YazilamaYayin'ın internet sitesinden ulaşabilir ya da
💬 sayfamıza mesaj atabilirsiniz!
Yalçın Küçük misali makale yazmamış, makale sıkmış Akif Avcı. Eline sağlık. Türkiye'nin tek derdinin Erdoğan ya da 5li çete olduğunu zannedenlere verilebilecek en iyi yanıtlardan biri. Tabi ki anlamak isteyene.
"Çete Beşten Büyüktür" adlı çalışmam nihayet yayımlandı.
“The Gang is Bigger Than Five”: A Critical Analysis of State–Capital Relations in Turkey: Journal of Contemporary Asia: Vol 0, No 0 - Get Access https://t.co/LrlytSwE3L
Arada öveceğiz bu makaleyi. Şu alıntıyla başlayalım: Rather than reducing Turkey’s political economy to authoritarianism,Islamism, or neo-patri-monialism, this perspective centres intra-capitalist struggles and the class dynamics underpinning competing accumulation strategies. ++
Karanlığa karşı dev dayanışma🇨🇺🎭
"Ben Fidel" oyunu, 19 Haziran'da tüm gelirini "Küba’ya Güneş Topluyoruz" kampanyasına bağışlamak için sahne alıyor
🗨️Yönetmen Onur Erbilen ve oyuncu Tolga Pancaroğlu bu anlamlı geceyi Odatv’ye anlattı:👇
🖊️Haber: Büşra İlaslan
https://t.co/29YPnfY5OQ
Bugün açılışı yapılacak havalanı hakkında bilmemeniz gerekenler;
1. Burası videoda da görüldüğü gibi CB’nın özel (VIP) kullanımı için dönüştürüldü.
2. Trump'ın uçağı da insin diye pist uzatdı;Şeker Fabrikası’nın arazisi yok edildi
3. Maliyet 11,5 milyar TL’yi geçti.
4. Siyasi partiler karşı değil, hatta Etimesgut Bel. ve ABB fiilen destek verdi.
5. Majestelerinin olduğu çok göze batmasın diye adın "Ankara Havalanı" verildi.
....
Bu halk bilmesin, karşı çıkmasın mantığı!
Patron Bekir Kiremitçi’nin adamları tarafından işletme içerisinden direnen işçiler ve aileleri üzerine silahla üç el ateş edildi. Yaralımız yok. İşçiler ve ailelerle madeni işgal ettik. Buradan dönüş yok ölümse ölüm!
O sırada emperyalizme karşı ulusal kurtuluş savaşıyla kurulmuş ülkenin kurucu partisinin bir takım üyeleri: NATO’dan çıkarsak ulusal gğvenliğimiz tehdit altına girer.
Batman'da Âlimler ve Medreseler Birliği (İTTİHADUL ULEMA) bünyesindeki medreselerde Arapça medrese eğitimi alan 62 kız öğrenci için icazet ve mezuniyet programı düzenlenmiş.
3 Mart 1924 tarihli 430 sayılı devrim kanunu Öğretim Birliği Yasası ile medreseler kapatıldı; bu yasaya göre Türkiye’de tüm eğitim ve öğretim kurumlarının Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olması gerek.
Açık açık yasa çiğneniyor! @tcmeb@Yusuf__Tekin
❝ Patronlar daha da saldırganlaştı, işçilere yönelik saldırılar son dönemde arttı. Hesabını soracağız, işçileri yalnız bırakmayacağız. ❞
💬Dev Yapı-İş Sendikası Başkanı Özgür Karabulut, Ankara Adalet Sarayı şantiyesinde hakkını arayan işçilere düzelenen kanlı saldırıyı anlattı
📌Sendika konuya ilişkin suç duyurusunda bulunmaya ve kitlesel bir basın açıklamasıyla saldırıyı protesto etmeye hazırlanıyor
https://t.co/pCcqNcZxUz
Maden işçileri isyan etti: Yıldızlar SSS Holding Giresun’da da maaşları ödemiyor
📍Giresun’un Şebinkarahisar ilçesinde Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki Nesko Maden’de çalışan işçiler, Mart ayından bu yana ödenmeyen maaşları nedeniyle eylem yaptı. İşçiler, “Kiramızı ödeyemiyoruz, çocuklarımıza bayramlık alamadık, markete, bakkala, fırına borçlandık. Yeni hak istemiyoruz; çalıştığımızın karşılığını istiyoruz” dedi.
Madenciler, ödemelerin yapılmaması halinde Doruk Madencilik işçileri gibi mücadeleyi Ankara’ya taşıyabileceklerini söyledi.
https://t.co/QBsrdS9aJD
Huzurevleri için sıra beklerken tükenen ömürler: Devletin unuttuğu ve özel sektörün sömürdüğü yaşlılar
Türkiye'deki 8.7 milyon yaşlıya karşılık 450 huzurevinde sadece 38 bin kapasite var. Kamudaki 170 merkeze 20 bin lira ödeyip girmek için ölüm sırası beklenirken, özeldeki 280 merkezin 100 bin liraya varan aylık faturası aileleri çaresizliğe itiyor. Yaşlanmak artık bu ülkede en büyük lüks.
Haber: Özkan Öztaş (@ozkan_oztas)
https://t.co/BhCuacLGwz