O insanlar için sözcük, cümle, paragraf, dize, hepsi birer cephane envanterinden ibaret. Dilin tek işleve, savaş narasına düştüğü örnekler üretir bence onlar. Sadece romanda değil, düşünce yazısında da dil becerisi güdük kalıyor bu tür yazarların.
Solcu iyi roman yazar mı yazamaz mı? Delinin biri kuyuya taş atmış... Ben akıllı değil miyim, ben de çıkarmaya çalışayım. Elbette saçma sapan bir iddia ve sürüyle karşı örnek bulunur hem bizim edebiyat dünyamızdan hem dünyadan. Ama şu söylenebilir: Bir siyasi fikrin doğrulaması +
Siyasi fikir veya inanç ise, sağ veya sol, roman üretmez tek başına. Bu kısmını vurgulayanlara katılırım. Sağcılar arasında da solcular arasında da, fikrinin veya iddiasının doğruluğuna fazla kaptırmış olmaktan ötürü dünyayı sakin gözle gözleme özürlü olmuş insanlar var. +
@wanderlustpress vallahi ben de yeniyim ama orta uzunlukta yazılar için daha ferah bir ortam ve yazan-okuyan bir çevre gibi geldi bana. Okur olarak hoşuma gitti bir süredir.
24 sene sonra, şimdi bu sefer, "Yeni Türkiye'nin", "Hedef 2023'ün" ürünü bir milli takım, Dünya Kupası'na çıkacak. Tek dileğimiz, tarihin tekerrür etmesi. Yani dünya üçüncülüğü. Sonrasında ise, yaşadığımız sansür döneminin simge ifadesiyle söylersek, "anlayan anladı".
Türkiye A Milli Futbol Takımı, FIFA Dünya Kupası'na son katıldığında, Haziran 2002 tarihinde, ülke 2-3 yıldır ekonomik krizle, siyasi krizle, bugünkü moda ifadeyle, kendine has bir "çoklu krizle" boğuşuyordu. Takım gitti, dünya üçüncüsü oldu. +
Aslında o takım, sosyal açıdan karanlık anıların simgesi olmuş "90'lı yılların" ürünüydü. Fakat en iyimser anlardan birini yarattılar. Dünya Kupası'ndaki başarılarından kısa süre sonra ise (tarihin cilvesidir) "90'lı yılları" sona erdiren büyük bir siyasi kırılım yaşandı +
Sözcük tercihi altında yatan ayrımın ne olduğunu anlamaya çalışmak daha önemli bana kalırsa. "Coğrafi keşifler" tabiri, 15. yüzyıl sonrası, önce İspanyol, sonra Portekiz, Fransız, Hollanda, Britanya merkezli imparatorlukların Atlas okyanusunu aşan genişleme süreçlerini,.. ++
Efendim "coğrafi keşifler" yerine "sömürgeciliğin başlangıcı" denir miymiş? Bal gibi de denir. Orada zaten insanlar yaşıyordu. Avrupalılar bir yere gitti diye orayı keşfetmiş olmuyorlar. Sinir basıyor böyle lafları gördükçe. Bırak hemşerim onu savunmak da sana kalmasın bir zahmet.
Demek ki, basitçe bir "ülke" değilse bile, bir şeyler keşfedilmiş, eskisinden ayrışan yeni bir şeyler ortaya çıkmış bu süreçte. Ahlaki-siyasi yorumun, perspektifin ötesinde, bu adlandırma oyunlarının özünde "süreklilik-kopuş" tansiyonu var bence ++