Sayın ilgililer, vatandaş olarak yıllardır şu bozuk yollardan yıldık. Güzide ilimize hiç yakışmıyor bu manzara. Lütfen YAMA DEĞIL düzgün bir YOL YAPIN, lütfen. Güzeloba mah. 2323, 2327 ve 2272 numaralı sokaklar.
@MuratpasaBld ne çok teşekkürler, çok kısa süre içerisinde irtibat kurdular, keşif yaptılar ve gereğini yapmak üzere harekete geçtiler. Şimdiden teşekkürler.
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından Hava Trafik Kontrolörü Lisans ve Derecelendirme Yönetmeliği (SHY ATCO), yıllardan beri dile getirilen, defaatle resmi makamlarla paylaşılan görüşlerimizin hiçbirisi dikkate alınmadan 18 Şubat 2025 tarihinde yayımlanmıştır. Sektörümüzü ve meslektaşlarımızı doğrudan etkileyen bu yönetmelik, çağın gereklerinden uzak olup, birçok yeni problemi beraberinde getirmektedir.
Özellikle yönetmeliğin hava trafik kontrolörlerinin lisans ve derece askıya alma/iptal süreçleriyle ilgili hükümleri, meslektaşlarımızın çalışma koşulları ve mesleki güvenceleri açısından büyük bir risk oluşturmaktadır.
Yönetmeliğin ilgili maddesinde; “hava trafik akışını etkileyen geçerli bir sebep olmaksızın hava trafiğinin hızlı akışına olumsuz etki etmek, hava trafiğini yavaşlatıcı ya da zorlaştırıcı eylemlerde bulunmak” gibi soyut ve subjektif ifadelerle, kontrolörlerin lisans ve derecelerinin 3 ay ila 12 ay süreyle askıya alınması veya iptal edilmesi düzenlenmiştir.
Bu düzenleme, hukuki belirsizlik içermekte ve keyfi uygulamalara açık bir zemin oluşturmaktadır. Hava trafik kontrolörleri, görevlerini uluslararası havacılık standartlarına ve güvenlik gerekliliklerine uygun olarak yerine getirmektedir. Hava trafik kontrolörlerini tehdit ve baskı altına almak, uçuş güvenliğini doğrudan olumsuz etkileyecek bir yaklaşımdır.
Meslektaşlarımızın haklarını korumak adına hukuki süreci başlatacağımızı ve her türlü yasal hakkımızı sonuna kadar savunacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.
HAVACILIK TARİHİNDE EMSALİ GÖRÜLMEMİŞ BİR SKANDAL!
SHGM tarafından hazırlanan ve bugün Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Hava Trafik Kontrolörü Lisans Ve Derecelendirme Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle birlikte dünyada emsali görülmemiş bir havacılık ve hukuk skandalına imza atılmıştır.
Nitekim ilgili yönetmelikte yer alan 19. Maddenin 1-d fıkrasıyla birlikte dünyada ilk defa “hava trafiğinin hızlı akışına olumsuz etki etmek” gibi muğlak bir ifadeyle, önceliği ve asli görevi her daim emniyetli trafik akışını sağlamak olan hava trafik kontrolörlerimize “trafiği yeterince hızlandırmazsanız lisansınızı iptal ederiz” tehdidi altında çalışma zorunluluğu getirilmiştir. Yapılan düzenleme, havacılığın temel ilkeleriyle çelişmekte ve hem yolcuların hem de ülkemiz hava sahasında faaliyet gösteren tüm unsurların emniyetini doğrudan riske atmaktadır.
ICAO KURALLARI NET: ÖNCELİK HER ZAMAN EMNİYETTİR!
Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) tarafından belirlenen havacılık prensiplerine göre hava trafik kontrol hizmetlerinde temel öncelik her zaman emniyeti sağlamaktır. ICAO’nun Annex 11, Doc. 4444 ve diğer ilgili düzenlemelerinde açıkça belirtildiği üzere, hava trafik kontrolörleri uçuş operasyonlarını emniyetli bir şekilde yönetmekten sorumludur ve herhangi bir operasyonel baskıya maruz kalmamalıdır. Dünyanın hiçbir havacılık otoritesinde hava trafik kontrolörlerine trafiği hızlandırmaları yönünde bir baskı unsuru oluşturulmamışken, ülkemizde bizzat düzenleyici ve denetleyici otorite tarafından getirilen bu düzenleme açıkça uluslararası normlara aykırıdır.
HAVACILIK EMNİYETİ AÇIKÇA RİSKE ATILIYOR!
Yakın zamanda ABD’de yaşanan havacılık kazasıyla, hava trafik kontrolörlerinin ne denli kritik bir role sahip olduğunu bir kez daha gözler önüne serilmiştir. Böylesine hayati bir meslek grubunu baskı ve tehditle karşı karşıya bırakmanın hiçbir izahı yoktur. Kamuoyunca bilinmelidir ki bu düzenlemeyi hazırlayan ilgililer, bu baskı ve stres ortamından ötürü meydana gelebilecek tüm kaza kırım hadiselerinden de birinci derecede sorumludur.
ICAO’nun Küresel Emniyet Gözetim Denetim Programı (USOAP) kapsamında yapılan son denetimlerde ciddi eksiklikleri olduğu ortaya konulan bir kurum tarafından hazırlanan, hiçbir ulusal ve uluslararası dayanağı bulunmayan söz konusu maddeye ilişkin olarak Sendikamızca hukuki süreç başlatılmıştır. Bu vesileyle, asli görevi ülkemizin havacılık emniyeti standartlarını yükseltmek olan ilgili kurum yetkililerini aklıselime ve vazifeleriyle uyumlu şekilde hareket etmeye davet ediyoruz.
Üyelerimize ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Soçi-Antalya seferini yapan SU95 tipi uçakta, Antalya Havalimanı inişi akabinde motor yangını meydana gelmiştir.
Hava trafik kontrolörlerimizin hızlı koordinesi neticesinde kurtarma operasyonunun gecikmeksizin başlatılması ve operasyonu kusursuz şekilde yönetmeleriyle can kaybı yaşanmamıştır. Sn. Valimiz de kuleyi arayarak hava trafik kontrolörlerimizi tebrik etmiştir.
Olaydan etkilenen uçuş ekibine ve yolcularımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor; hava trafik kontrolörlerimiz başta olmak üzere tüm ilgili personeli tebrik ediyoruz.
Bugün bir televizyon kanalında yer alan haberde, hava trafik kontrolörlerimizin yürüttüğü inisiyatif almadan çalışma faaliyetinin “devlete şantaj” gibi haksız bir ifade ile izafe edildiği üzüntüyle müşahede edilmiştir.
Bilindiği üzere hava trafik kontrolörlerimiz, ülkesine ve milletine şerefle hizmet eden, devletimizin âli menfaatlerini her şeyden üstün tutan bir meslek grubudur. Bu bağlılığı, başta 15 Temmuz’daki hain darbe girişimi olmak üzere her kritik anda devletimizin ve milletimizin yanında sergilediği duruşla ve yıllardır Türk hava sahasını büyük bir özveriyle yönetip ülkemizi Avrupa’nın zirvesine taşıyarak defaatle kanıtlamışlardır.
Hava trafik kontrolörlerimiz son dönemde, kamuoyu tarafından da yakinen bilindiği üzere “Bu Faaliyet, Türkiye Yüzyılı İçin Bir Adımdır” sloganıyla başlatılan faaliyetle birlikte, bir özlük hakkı arayışının yanı sıra devletimizin menfaatleri doğrultusunda ülkemizin her yıl yüzlerce milyon Euro’luk kaybına yol açan yapısal problemlere dikkat çekerek, bu kayba dur denilmesi için seslerini başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere devlet büyüklerimize duyurmayı hedeflemişlerdir. Nitekim Sayıştay Başkanlığı’mız da tarafımızca dile getirilen hususları yıllardır KİT raporlarında ifade etmiş olup, buna karşın bürokratik engellerden ötürü hiçbir somut adım atılamamıştır.
- SAYIŞTAY “Hava seyrüsefer hizmetlerinin en önemli unsuru uçakları hava sahasına girişinden çıkışına kadar her an gözleyen, yönlendiren, hava trafiğinin sıkışmadan 24 saat sürekli kontrollü seyrini sağlayan hava trafik kontrolörleridir. Diğer ülkeler özellikle hava trafik kontrolörlerine çok yüksek ücretler ödemektedir. Hava trafik kontrolörlerinin ücretlerinin benzer ülke kurumlarındakilerin düzeyine getirilmesini teminen ilgili merciler nezdinde girişimlerde bulunulması gerekmektedir” dedi,
- BİZ “Tüm Avrupa’da maliyetler hava trafik kontrolörleri üzerinden artırılıyor. Hava trafik kontrolörlerimizin mesleki şartlarının iyileştirilmesi ve özlük hakları konusundaki yıllardır süregelen sorunların çözümüne yönelik talepler, devletimizin bütçesine bir yük getirmeksizin (sıfır), hazinemize ek vergi gelirleri sağlayacaktır. Bu talepler, bazı yasalarda yapılabilecek birkaç basit düzenleme ile çok kolay bir şekilde karşılanabilir niteliktedir” dedik.
- SAYIŞTAY “EUROCONTROL’den daha yüksek gelir elde eden ülke seviyelerininin baz alınmasını sağlayacak organizasyonel yapının oluşturulmasına yönelik girişimlerin yapılması önerilir” dedi,
- BİZ “Ülkemizin hariç 41 EUROCONTROL üyesinin tamamında de-facto standart olarak uygulanan “Hava seyrüsefer hizmetleri” ile “Havalimanı işletmeciliği” ayrımında geri bırakıldık. Bu birliktelikten ötürü, ülkemiz her yıl yüzlerce milyon Euro kaybetmekte” dedik.
Sahip olduğumuz yerli ve milli duruş, ülkemizin bu kaybına daha fazla sessiz kalmamıza izin vermemiş ve anılan hususlarda farkındalık oluşturmak için bizleri bu faaliyete mecbur bırakmıştır. Bu çerçevede sendikamızca yürütülen faaliyet Anayasamıza, ulusal ve uluslararası mevzuata tamamen uygun şekilde icra edilmektedir. Kamu çalışanları olarak bizlerin hiçbir şart ve koşulda kanunlara aykırı bir eylem içerisine girmesi düşünülemez. Nitekim Sn. Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız da yapılanın kurallara inisiyatif alınmaksızın harfiyen uyulmasından ibaret olan, kanunlara uygun bir faaliyet olduğunu ve haklı taleplerimizin bulunduğunu TBMM’de bizzat dile getirmiştir.
Filhakika, bizler Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu Türkiye Yüzyılı vizyonuyla havacılık sektörünü daha ileri taşımayı arzulayan ve ülkemiz ekonomisine büyük bir döviz girdisi sağlamak için çabalayan bir hareketi temsil ediyoruz. İşaret ettiğimiz sorunlar ve talepler, bu vizyonla sivil havacılığımızın uluslararası havacılık standartlarını yakalamasını, en iyi uygulamaları örnek almasını sağlayacak hususlardır. Bu doğrultudaki tek maksadımız, bürokratik engellerin aşılarak Türkiye’mize her bakımdan fayda sağlayacak adımların atılmasıdır.
Üyelerimize ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Hava trafik kontrolörlerimizin özlük hakları ve ülkemizin menfaatleri için 3-21 Temmuz 2024 tarihleri arasında gerçekleştirdiğimiz inisiyatif almadan çalışma faaliyetimiz başarıyla icra edilmiştir.
Söz konusu faaliyet kamuoyunda büyük bir farkındalık oluşturmuş, sektörel katkımızın boyutu tüm havacılık camiası tarafından kabul edilir hale gelmiştir. Basında yer alan haberler ve vaktinde iniş/kalkış oranlarına yansıyan veriler bunun en somut göstergesidir.
Bununla birlikte, ilgili makamlarca çözüm olarak istikrarlı bir şekilde sürdürülen tek strateji olan haklı talepleri görmezden gelme ve hava trafik kontrolörlerimizin sektörel katkısını yok sayma politikası devam etmektedir. Ülkemizin de çıkar ve menfaatlerine olacak şekilde konuyu çözümlemek ve çözüm noktasında adım atmak yerine, inkar ve yok sayma yoluyla çözümsüzlüğe sürüklemek havacılık sektörümüzü de olumsuz etkilemektedir.
Bir taraftan İAÇ’nin etkisi yok denilirken, gecikmeleri önlemek adına havacılıkta en yoğun talebin olduğu yaz döneminde havayolu şirketlerine sefer iptalleri yaptırmak, yerde onlarca yedek uçak bekletmelerini sağlamak gibi son derece maliyetli çözümlere başvurmanın ne kadar büyük bir çelişki olduğu ortadadır. Haklı talepleri karşılayıp, yapısal problemleri çözümleyerek ülkemize her yıl yüzlerce milyon Euro kazandırma yoluyla kazan-kazan yöntemi dururken, hem personel hem havacılık sektörü için kaybet-kaybet yöntemi seçilmektedir. Bu yaklaşımın, Türkiye Yüzyılı için her alanda ülkemizi daha ileri taşıyacak adımlar atılmasını isteyen Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu vizyonla taban tabana zıt olduğu aşikardır.
Bu çerçevede, haklı taleplerimiz hususunda farkındalık oluşturmak, ülkemizin çıkar ve menfaatleri doğrultusunda adımlar atılmasını sağlamak adına Sendika Yönetim Kurulumuzca 25 Temmuz – 5 Ağustos 2024 tarihleri arasında inisiyatif almadan çalışma faaliyetinin icra edilmesi kararlaştırılmıştır.
Bu vesileyle, tüm yetkilileri ve sektör paydaşlarını güneşi balçıkla sıvamaya verilen uğraşı çözüm için sarf etmeye, hem havacılık sektörünü hem ülkemizi ileri taşıyacak adımları süratle atarak yerli ve milli duruşa yakışır şekilde konuyu çözüme kavuşturmaya davet ediyoruz.
Üyelerimize ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.
İnisiyatif almadan çalışma (İAÇ) faaliyetimize ilişkin @HaberGlobal ’de yer alan haberde, Sendika Genel Başkanımızın demeçlerine de yer verildi.
Ülkemizin çıkar ve menfaatleri doğrultusunda sesimizi var gücümüzle duyurmaya devam ediyoruz 🇹🇷
10 MADDEDE İAÇ SÜRECİ NASIL BAŞLADI, NEDEN DEVAM EDİYOR?
1-HTK-SEN, 2022 Kasım ayında kuruldu. Kuruluşundan itibaren ilgili makamlarla yapılan ikili görüşmelerde hava trafik kontrolörlerinin özlük haklarına ilişkin problemler dile getirildi ve çözüm beklendi. Fakat bu görüşmelerden hiçbir netice alınamadı.
2-2023 Eylül ayı sonunda, özlük hakları konusuna dikkat çekmek ve kamuoyunda farkındalık oluşturmak maksadıyla “Bu faaliyet, Türkiye Yüzyılı için Bir Adımdır” sloganıyla inisiyatif almadan çalışma faaliyeti ilan edildi. İyi niyet çerçevesinde İAÇ başlangıcı olarak, trafik yoğunluğunun az olduğu kış tarifesinin başlaması beklendi ve hava trafiğinin en az olduğu günler faaliyet günü olarak seçildi.
3-2023 Kasım ayında gerçekleştirilen üst düzey görüşmelerde özlük haklarına dair taleplerimizin yerine getirileceği sözü verilmesi üzerine İAÇ faaliyetine ara verildi.
4-Taleplerimize ilişkin kurum tarafından yapılan çalışmaya, EUROCONTROL prensipleri çerçevesinde maliyeti karşılanıp karşılanmadığına bakılmaksızın tüm kurum personeli dahil edildi. HTK-SEN, bu haliyle taslağın Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından veto yeme olasılığının yüksek olduğunu ifade etmesine karşın ilgililer “biz bu işi seçimden sonra kesin bir şekilde çözeceğiz, merak etmeyin” yaklaşımı sergiledi.
5-Seçim sonrası TBMM’ye sevk edilen torba yasada bahsi geçen maddeyle birlikte 3 ayrı maddenin yer alacağı vadedilmişken, yalnızca geçmişte yapılan hatanın telafisi niteliğindeki bir ek ödeme maddesine yer verildi.
6-Ek ödeme maddesi de TBMM komisyon görüşmeleri esnasında, çoğunlukla maliyeti karşılanmayan birimleri temsil eden STK’ların baskısı ve maddenin ilgili kurum tarafından savunulmaması akabinde iptal edildi.
7-Gösterilen iyi niyete ve aylarca sabırla beklenilmesine karşın, ilgililerce hava trafik kontrolörleri büyük bir beklentiye sokulup en nihayetinde hiçbir vaat yerine getirilmeyerek derin bir hayal kırıklığına uğratıldı.
8-Halihazırda da kolaylıkla çözümlenebilecek talepler için çalışma yapmak yerine, İAÇ süreci “etkisi yok” denilerek görmezden gelinmekte, başka hiçbir somut adım atılmamaktadır.
9-Verilen sözleri yok sayma, emeğin karşılığı ısrarla vermeme, faaliyetin etkilerini görmezden gelme vb. reflekslerle bu sorun çözülmeyecek, haklı talepler karşılık buluncaya dek İAÇ devam edecektir.
10- İAÇ’nin beraberinde getirdiği her türlü netice, bu sorunu çözümsüz bırakan ilgililerin mesuliyetindedir.