Macaristan 12 Nisan Pazar günü sandığa gidiyor.
16 yıllık Fidesz hakimiyeti ilk kez bu kadar derinden sarsılıyor.
Macaristan seçimlerine dair merak ettiğiniz her konuya değinmeye çalıştım. Spotify'da dinleyebilir, Youtube'da izleyebilirsiniz.
https://t.co/yBEdwFYDhg
@PikaX1881
Muhataplık ciddi bir iştir, sizin gibi müptezel operasyon hesaplarına cevap yazmıyorum genellikle diye, değil kelimesi, harfinin bile aslı astarı olmayan iftiraları ortaya yazıp kafa bulandıracağınızı mı sanıyorsunuz?
Ailemin, uzak yakın hiçbir üyesi, bu köyü ya da bu aileyi hiçbir şekilde tanımaz, bilmez. Böyle bir köyün varlığından bu olayla haberdar olmuştur hepsi. Bugüne kadar bile hiçbir aile üyem Tavşantepe Köyü'nden bir tek kişi ile bile karşılaşmamış, tanışmamıştır. Ben kendim bile bu konuyla duruşmalar sonrasında ilgilenmeye başladığımda, Güran Ailesi onlara inandığım için mesaj yazarak arayıp teşekkür etmek istediği zaman, -bu sefil iddialarla ithamlarla muhatap olabileceğimi hesap ederek- kişisel telefonumdan telefon görüşmesi dahi yapmamıştım. TBMM'deki odamdan danışmanıma bağlatarak kısacık bir konuşma yapmıştım. Narin'in kayıp olduğu günlerde İl örgütümüzle Tavşantepe'ye gitmem dışında, ilk kez katledilmesinin birinci yılında, TBMM'de bir basın açıklaması yapıp ondan sonra köye gittim. Aileyle mahkeme dışında ilk kez orada adalet nöbetinde karşılaştım. Bu kadar da şeffaf her şey.
Arazi alım satımıyla hiçbir işi olmayan eğitimci, hukukçu, yazar üyeleri olan bir aileyiz. Avukatlık yapmakta olan bir kardeşim de yoktur. Hukukçu abim, yıllar evvel kurum avukatlığından emekli olmuştur. Serbest avukatlık -mesleğe başlamasının ilk bir iki yılı hariç- hiç yapmamıştır.
Bundan da öte, ailemin ne Diyarbakır'dan ne başka bir yerden "arazi" almışlığı yoktur. Araziyle bir işimiz olmamıştır. Diyarbakır ve civarında ya da Türkiye'nin hiçbir yerinde ne benim ne kardeşlerimin bir metre kare "arazimiz" yoktur.
Böyle bir şey basit bir tapu incelemesiyle zaten dakikasında ortaya çıkar, yalan olmasa bana niye sorasınız ki? Belgeyi çıkarır koyarsınız ortaya.
Aşağılıksınız. Bir insanın hiçbir çıkarı olmadan hak savunuculuğu yapacağını, bir milletvekilinin bir kimsesiz kadını, yavrusu katledilmiş yaralı bir anneyi sizin gibi çıyanların elinden kurtarmak için gerekirse her şeyi karşısına alabileceğini, o zavallı aklınız almıyor değil mi?
Bu iftiralarınızın aslı astarı olsa bugüne kadar üzerinde nasıl tepineceğinizi de herkes biliyor.
Bu yalanlar bu aileye yaptığınız her şeyin ne büyük, ne korkunç, ne vicdansız bir tuzak olduğunu da kanıtlıyor.
Allah bu masumlara yaptıklarınızı burnunuzdan getirsin, ondan önce de hukuk cezanızı verecek ama...
Sefil ruhlular sizi. Bu da size ilk ve son cevabım olsun.
İşi gücü bırakmış bu konuyla ilgileniyor demek de ne kolay, sadece X hesabımı inceleyen biri bile, dünyanın ve ülkenin her köşesinde bir dakika durmadan partimi en nitelikli biçimde temsil ettiğimi, çalıştığımı görür.
Defolun şimdi. Engelleniyoruz diye de ağlamayın sağda solda.
Tenis topunun ana malzemesinin silgi olma ihtimalini sevdim. Hoş, ilkokuldaki tebeşir silgisine benziyormuş gerçekten ama onun da ana malzemesi tahta ve keçe 😅
Keşke AI çeviriyi sonunda birine okutsaydınız Decathlon Türkiye. Son okuyucu ihtiyacınız varsa tekliflere açığım 😃
“Ben siyasetin iletişimcilere ve gazetecilere terk edilmemesi gerektiğini düşünüyorum.”
İmza, kaşe, mühür 👏🏼👏🏼👏🏼
Anti-Erdoğancılığın toplum kesimlerindeki büyük karşılığının yarattığı konfor maalesef bu sonucu yarattı. Erdoğan karşıtlığı size bir mahalle veriyordu. Muhalif siyasetin ise tek bir şeye ihtiyacı vardı; kazanmak, kazanmak, kazanmak!
Haliyle onlara propaganda için gazeteciler ve iletişimcilerden başka bir şey gerekmiyordu. Toplum zaten bu numaraları yutmaya hazırdı…
Türkiye’nin en temel sorunlarına akılcı ve ideolojik olarak tutarlı çözüm önerileri aramaya ve sunmaya gerek yoktu. Tek ihtiyaç iyi bir ambalajdı, içerikle uğraşmak zaman kaybıydı, bir an önce önümüzdeki seçimlere odaklanılmalıydı.
Ancak bu konforlu yılların ardından elimizde apolitik, siyaset tüccarı, Türkiye’nin sorunları hakkında tutarlı fikirleri olmayan, paralı-pullu, PR ajanslarına milyonlar harcayan bir avuç adam kaldı.
Üstelik bu adamlar kazanamıyor da…
İletişim numaralarıyla veya gazeteci destekleriyle yutturulabilecek siyasetin sınırları var. Yeni Parti iletişimin önüne siyaseti koymalı. İletişimin siyasetini değil siyasetin iletişimini sunmalı.
Siyasetsiz iletişim kazandırmıyor!
Şu memlekette son bilmem kaç on yıldır istikrarla yüz güldüren, eğik başımızı yerden kaldıran tek şey kadın voleybol milli takımı. Var olsunlar, ayaklarına taş değmesin. #File
Turkey is facing a protracted, unprecedented economic crisis; the Iran War next door is unresolved and Turkey’s draconian judiciary backed by governmental circles plunge whole of Turkey to unchartered, treacherous waters.
Real life version of shooting yourself on the foot.
Başaran Aksu şu an müthiş bir konuşma yapıyor: "Migros direnişi sırasında gözaltına alındığımda koğuşta bir adli suçluyla karşılaştım. Eski Migros çalışanıymış. 'Abi maaşım yetmiyordu, eşime rezil olmamak için bu saçma sapan işlere girdim' dedi. İnsanlar yoksulluktan bu yollara sapıyor. Türkiye'nin hali bu...
Çok güzel. Demek ki zorla olmuyor.
Ya, kamu kaynaklarını inatla sonuç vermeyen, hatta ters tepen alanlara harcayıp; vatandaşın vergisi çöpe atmak ve Diyanet’i asıl ilgilendirmesi gereken “kul hakkına” girmek ne olacak?
Macaristan seçimlerini, Türkiye ile karşılaştırılabilir mi sorusu üzerinden konuştuk.
Keyifli bir yayın oldu. Konuşmacıları dinlerken işini iyi yapan insanlar iyi ki var dedim.
Siyasal'dan tanıdığım @ilterisergun ile karşılaşmak da ayrıca hoş oldu.
@goksugoksel@SezinOney
Macaristan seçimlerini, Türkiye ile karşılaştırılabilir mi sorusu üzerinden konuştuk.
Keyifli bir yayın oldu. Konuşmacıları dinlerken işini iyi yapan insanlar iyi ki var dedim.
Siyasal'dan tanıdığım @ilterisergun ile karşılaşmak da ayrıca hoş oldu.
@goksugoksel@SezinOney
Macaristan'da genelde erik reçeliyle yapılan "bukta"nın portakallı versiyonu, gençler arasında Fidesz turuncusuna göndermeyle popülerlik kazandı.
"Nagy narancsos bukta" hem tatlının adı, hem de "büyük turuncu kayıp" anlamına geliyor.
Bir kamusal hizmet fiyatlandığı anda o artık bir metaya dönüşür. Metanın tüketicisi müşteridir.
Eğitim ve sağlığın piyasalaşmasıyla bu kamusal hizmetler yurttaşlık hakkımız olmaktan çıktı ve bu metaların müşterisi olduk.
Veliler, ister devlet, ister özelde olsun fark etmeksizin artık bir müşteri davranışına sahipler. Müşteri her zaman haklıdır.
Bu düzende öğretmenler birer müşteri temsilcisi gibidir. Müşterinin emrindedir, kamunun değil… Böylece itibarı da azalır öğretmenin!
Aynısı sağlık için de geçerli. Hastalar müşteri doktorlar ise satış temsilcisi…
Eğitim ve sağlık haktır, bu iki hizmet kamusal ve parasız olarak herkese eşit şekilde sunulmalıdır.
Peter Magyar, Cumhurbaşkanı ile görüştü ve onu istifaya davet etti:
"Tamás Sulyok, Macar ulusunun birliğini temsil etmeye layık değildir. Hukukun üstünlüğünün koruyucusu olmaya uygun değildir. Ahlaki bir standart ve rol model olmaya uygun değildir."
Peter Magyar 1,5 yıl sonra ilk kez devlet televizyonunda!
Dev propaganda makinesinin haber dairesini, "kamu hizmeti karakteri restore edilene kadar" askıya alacaklarını duyurdu.
After a year and a half, I am back in the "public" television studio. We have just witnessed the last days of a propaganda machine.
After the formation of the TISZA government, we will suspend the news services of the “public” media until its public service character is restored.
Viktor Orbán'ın seçim sonuçlarına dair ilk mesajı üzerine Halk TV'de kısa bir değerlendirme yaptım.
Orban'ın yeni bir hikâyeyle sahaya çıkamamış olması ve parti yöneticilerinin akla zarar tutumlarının seçimin kaybedilmesindeki rolüne dikkat çektim.
https://t.co/efv2zMnpaJ