DUYDUNUZ MU?
Osman Kavala'nın 8,5 yıl,
Selahattin Demirtaş'ın 9,5 yıl,
Soma madecilerinin avukatlarından;
Can Atalay'ın 4 yıl,
Selçuk Kozağaçlı'nın 9 yıldır
cezaevinde olduğu bir ülkede;
IŞİD’in Türkiye kurucusu bugün beraat etti.
#SONDAKİKA
Özgür Özel konuştu, belediye başkanları ayağa kalktı
"2 yıl kaldı. Hiçbirinizi ne zaman aşımı kurtarır ne başka bir şey.
Bu haysiyet cellatlarını unutursak şerefsiziz!"
Tutukluluğumla ilgili AİHM’e de başvuru yapmıştık.
Geçtiğimiz günlerde AİHM başvuruyla ilgili hükümete belli sorular yöneltti:
*Elinizde tarafsız bir gözlemciyi ikna edecek tek bir somut delil var mı?
*Neden her defasında önümüze aynı kopyala - yapıştır gerekçeleri koyuyorsunuz?
Bu soruların yanıtı milletin kalbinde bellidir, bundan hiç şüphemiz yok.
Ama asıl önemli olanı AİHM açıkça soruyor:
Siz bu adamı gerçekten hukuki nedenlerle mi tutukladınız, yoksa cumhurbaşkanlığı adaylığını ilan ettiği için siyasi rakiplerinizi oyun dışı bırakmak amacıyla mı hapse attınız?
Bu sorulara verilecek yanıtlar önemlidir.
Türk hükümeti, AİHM’nin sorduğu soruların da gösterdiği şekilde taraf olduğu anlaşmalardan kaynaklanan evrensel hukuk ilkelerine geri dönmek zorundadır.
Sayın Erdoğan’ın samimiyetsiz eleştirilerini ve gülünç mazeretlerini tebessümle okudum.
Övgüyle bahsettiğin Topbaş’ı zorla görevden alan sen, 2019’da seçimi uydurduğun gerekçelerle iptal eden sen, 2025’te 19 Mart darbesiyle rakibini tutuklayan sen.
Çok kararlıysan hemen İstanbul’da, sonra Türkiye’de karşılıklı seçime gidelim, yarışalım.
Bakalım Türkiye’de, Atatürk’ün emanetlerine, cumhuriyete, demokrasiye, adalete, devlet prensiplerine, 86 milyon yurttaşımızın geleceğine kim sahip çıkıyor? Kararı milletimiz versin.
Var mısın?
Erdoğan’ın yazıp yönettiği, Akın Gürlek’in yapımcılığını yaptığı film, nihayete erdi.
Film çevirenler, final sahnesi ile ortada hiç bir gizem bırakmadı.
İBB davasının 1,5 yıl öncesinden tasarlandığı şekliyle 360 derece siyasi bir dava olduğu, inkar edilemez şekilde ortadadır.
Cumhurbaşkanlığı seçimine girmemizin engellenmesi için çevrilen film sona erdiğine göre, yapımcısı da öngördüğü koltuğa oturduğuna göre, gereği de artık yapılmalıdır.
Gereği şudur:
Çevirdiğiniz filme gerçeklik katmak için oyuncu, yardımcı oyuncu gibi kullandığınız arkadaşlarımı serbest bırakın.
Film bittiğine göre arkadaşlarım evlerine, ailelerine kavuşsun.
Derdiniz benimle, bu apaçık ortada.
Ben mücadeleme devam ediyorum.
Zorla rol verdiğiniz masumları bırakın da günah sayacınız biraz yavaşlasın.
AİLELER OLARAK DERHAL TAHLİYE İSTİYORUZ!
Delilsiz tutukladığınız;
Abilerim Cevat Kaya ve Ali Kaya için,
Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşları için,
Ekrem İmamoğlu’nun çocukluk arkadaşı için,
Hasta tutuklular için,
Hukukun gereği yerine getirilsin!
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve
Anayasa Mahkemesi kararları uygulansın.
Adalet gecikmez. Adalet ertelenemez.
@adalet_bakanlik
Bugün 196. kez Vera ile birlikte Tayfun’u cam ardından 1 saat görmek için Silivri’deydik.
Tayfun’un alnındaki kabuk tutmuş yarık yaralarına, kemikleri çatlamış eline dokunamadık bile…
Tüm kamuoyu ile paylaşmak isterim;
Adli Tıp Kurumu yetkisi gereği kişilerin adil yargılanıp yargılanmadığı ile ilgilenmez;
hukuken gerçek suçlular haklarında verilmiş cezaları sağlık koşullarından bağımsız olarak hayatlarının son günlerine kadar çekmek zorundadır.
Adli Tıp Kurumu ancak ve ancak hayatlarını tek başına sürdüremeyecek ve son günlerini yaşayan kişiler hakkında onlara refakat edecek yakınları cezaevine alınamayacağı için tahliye ile infaz erteleme kararı vermektedir. Bu koşulda dahi kişiler iyileşmeleri halinde cezaevine geri dönerek infazları devam etmektedir.
Bu nedenle, Adli Tıp Kurumu’na herhangi bir başvurumuz yok ve olmayacak.
Evet, Tayfun 22 senedir Multiple Skleroz hastası ve şu anda hastalığı akut atak döneminde;
ancak Tayfun Allah’a çok şükür ki ölüm döşeğinde değil ve ömrünün son günlerine kadar cezaevinde kalması gereken azılı bir suçlu değil.
Anayasa Mahkemesi kararı ile hukuken de tescillendiği üzere Tayfun adil yargılanmamış, suçlu olduğuna dair hakkında en ufak bir delil olmayan masum bir insan ancak dahası bu insan MS hastası.
Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti ise ve Anayasamız yürürlülükte ise olması gereken;
ikinci AYM başvurumuzun ivedilikle karara bağlanması, derece mahkemesinin Anayasa’ya uyması, Tayfun’un yeniden ve bu kez adil yargılanmak üzere tahliye edilerek tedavisinin de hastane ve ev koşullarında sağlanmasıdır.
Neredeyse 4 senedir eline bir çakıl taşı alıp kimseye fırlatmamış masum bir insan ailesinden, ilk ve tek çocuğundan mahrum, sağlığı ile de sınanır haldedir.
Başta tüm hukukçular, tüm siyasi parti genel başkanları ve TBMM çatısı altında görev yapan tüm milletvekillerine sesleniyorum;
Adalet istiyoruz.
Adaletten başka bir şey istemiyoruz.
İnsanlara ettiğiniz eziyet yeter!
Bile bile, göz göze göre, destek vermeye gelen kalabalığı engellemek için Ekrem İmamoğlu’nun bugünkü davasını büyük duruşma salonları boş olduğu halde küçük salona verdiniz. Vatandaşı, Cumhurbaşkanı adayının yanında ve dayanışma içinde olamasın diye engellediniz.
Aylardır her türlü yöntemi denediniz. Ama tüm engellemelere rağmen milletimizin gönlünden Ekrem İmamoğlu’nu silemediğinizi görmüyor musunuz?
Bu uygulamanın sonucunda bir kadının yaşanan arbedede kemiklerinin kırılmasının hesabını kim verecek?
Halkın temel haklarının keyfi bir şekilde engellenmesini kim açıklayacak?
Artık yeter! Hukuka ve demokrasiye dönülmelidir. Ülkemizin geleceği için, adalet için bir an önce keyfi uygulamalardan vazgeçilmelidir. Bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin temel değerlerine sahip çıkmak zorundayız!
Yaralanan Çatalca Kadın Kolları Mahalle Başkanı Yasemin Ünlü’ye geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. En büyük temennimiz yaralanmanın ciddi sonuçlarının olmaması…
Durmak yok, soyguna devam!
AKP tarzı Yap-İşlet-Devret modeliyle yapılan Osmangazi Köprüsü’ndeki 2025 yılı karnesi çıktı.
Araç geçiş garantileri tutsa da, sözleşme gereği Hazine görevli şirkete yine de 505 Milyon Dolar ödeme yaptı.
2025 yılında⬇️
Garanti edilen araç geçiş sayısı:
14.600.000
Gerçekleşen araç geçiş sayısı:
20.732.000
Hazinenin şirkete yaptığı garanti ödemesi tutarı: 505 Milyon Dolar❗️
Güncel Kur’la 22 Milyar Lira❗️
Peki Osmangazi Köprüsünde araç geçiş garanti sayısı tuttuğu halde, Hazine şirkete neden ödeme yapıyor? ⬇️
🔴 Sözleşme yılına göre şirkete garanti edilen araç başına geçiş ücreti 35 Dolar+KDV.
🔴 Ancak bu tutara her yıl Amerika Tüketici Fiyatları Endeksindeki artış oranı da çarpan olarak ekleniyor.
🔴 2026 yılında Hazinenin şirkete garanti ettiği araç başına geçiş ücreti KDV dahil 56,5 Dolar. Yani 2430 Lira.
🔴 2430 Liradan sürücülerin ödediği 995 Liralık köprü geçiş ücreti çıkarıldığında, her araç için geriye kalan 1435 Liralık kısmı da Hazine ödüyor.
Yani AKP’nin oluşturduğu bu soygun düzeninde;
🔴 Osmangazi Köprüsü’nde, garanti edilen araç geçiş sayısı tutturulamadığı durumda araç geçiş ücretinin %100’ü, tuttuğu durumda %60’ı Hazine tarafından şirkete ödeniyor.
Bunun adı garantili soygundur❗️
Kaynak: CİMER, Sayıştay, Osmangazi Geçişi Ücret Tarifesi
300 gündür 12 metrekaredeyim,
ancak ülkem için hayallerim her yerde,
300 gündür 12 metrekaredeyim,
ancak haklılığımı ve onurumu milyonlar her gün savunuyor.
300 gündür tutsağım,
ancak saraylarda yaşayanlardan çok daha güçlü ve özgürüm, çünkü aziz milletime emanetim.
Bu uzun gecenin sabahı yakındır!
“Gerekçe lütuf değil, Anayasal bir haktır.”
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, bugün 106 insanın tutukluluğu hakkında karar verecek. Mahkeme en son 12 Aralık’ta 106 insanın tutukluluğuna tek bir cümleyle ve tek bir gerekçeyle karar vermişti.
Farklı suçlamalar, farklı olaylar ve farklı insanlar olmasına rağmen 106 kişi aynı “gerekçesizlikle” tutuklu.
Hakkında bilirkişi raporu olmayan kişiler, bilirkişi raporu var denilerek; HTS kaydı olmayan kişiler, HTS kaydı var denilerek tutuklu. Onlarca insan basmakalıp ifadelerle özgürlüğünden mahrum bırakılmakta.
Özgürlüğünden mahrum bırakılan her insan hakkında somut ve şahsileştirilmiş bir gerekçe ortaya koymak zorundasınız. Gerekçe lütuf değil, Anayasal bir haktır.
Tutuklu Avukat
Mehmet Pehlivan
ATMA BEKİR, DİN KARDEŞİYİZ
Tanık Bekir Kaplan, 2014 - 16 arası Medya AŞ genel müdürüymüş. İfadesinde “Medya AŞ tanıtım, reklam işlerini dışarıya vermemek için kuruldu. Medya AŞ varken dışarıya iş vermek, İGDAŞ varken başka yerden gaz almak gibidir.” demiş.
Hmmm… Bekir Kaplan görevdeyken;
2014’te 5,
2015’te 15,
2016’da 35 ayrı mal ve hizmet alımını DIŞARIDAN yapmış.
Gözaltında 2. gününü geçiren insanlara iftira atmak için koşa koşa gelen birini ancak Allah’a havale edebilirim. Tanık kalitesi bu.
Umarım durumdan vazife çıkaran Bekir Kaplan’a, şu an çalıştığı Ticaret Bakanlığı’nda, bu yalan beyanın ödülünü verirler.