6-7 Eylül 1955 tarihlerinde İstanbul’daki Rum halkına dönük sistematik kara propaganda sonucunda yaşanan pogrom, halkların birbirine düşmanlaşmasından beslenen egemenlerin kanlı bir tertibi olarak hafızamızda.
Tüm halkların asıl düşmanının patron sınıfı ve onun siyasi uzantıları olduğunun bilinciyle, ülkemizde barışı ve kardeşliği kazanmak için mücadeleyi sürdüreceğiz.
10 gündür tutuklu olan Sendikamız Genel Başkanı Gökay Çakır ve 5 gündür açlık grevinde olan Başaran Aksu tahliye edilmiştir.
Madenciler başta olmak üzere tüm işçi sınıfının gözü aydın. Holdingleri üzmeye devam edeceğiz!
Genel Başkanımız Gökay Çakır ve Başaran Aksu'nun tahliye haberi sonrasında Soma'da Genel Merkezimiz önünde açıklamamızı yaptık.
Akhisar Cezaevinde'den serbest bırakılacak olan Genel Başkanımızı almaya geçiyoruz.
EMEĞİN MÜCADELESİ ORTAKTIR!
Bank-Sen olarak, Enerji-Sen’in BursaGaz Genel Müdürlüğü önünde sürdürdüğü hak mücadelesinde işçi kardeşlerimizle yan yana geldik.
Dayanışmanın yalnızca sözle değil, mücadele alanlarında omuz omuza durarak büyütülebileceğini bir kez daha gösterdik.
Eylemde Bank-Sen adına konuşan Koray Duranlı, farklı sektörlerde çalışan işçilerin sorunlarının ortak olduğunu; haklarımızı ancak örgütlü ve birleşik mücadeleyle kazanabileceğimizi vurguladı.
Biz biliyoruz ki birimizin mücadelesi hepimizin mücadelesidir.
BursaGaz işçisinin yanında, emeğin ve dayanışmanın tarafındayız.
Yaşasın işçilerin birliği!
Yaşasın sınıf dayanışması!
Hiçbir emekçinin mücadelesi yalnız değildir!
@enerjisen
Faşizme karşı Deniz’in yanındayız!
4 Eylül Cuma günü saat 19.30’da Süreyya Operası önündeyiz. Türkiye İşçi Partisi Sözcüsü Sera Kadıgil’in katılımıyla gerçekleştireceğimiz basın açıklamasına tüm yurttaşlarımızı bekliyoruz.
Ömrünü işçi sınıfının hak mücadelesine ve basın özgürlüğüne adayan gazeteci Şükran Soner’i sonsuzluğa uğurladık.
Onurlu kalemiyle her zaman ezilenlerin, fabrikanın, grev çadırının ve emeğin sesi olan Şükran Soner, ardında “tarafsız” değil haktan yana duran koca bir basın tarihi bıraktı. 12 Eylül karanlığında DİSK davasının tanıklığından emekçilerin en ön saftaki direnişlerine kadar biriktirdiği mücadele hafızası, bugün bize emanet.
Meslektaşlarının, sendikal yol arkadaşlarının ve işçilerin omuzlarında son yolculuğuna uğurladığımız Şükran Soner’in devrettiği bu miras, kavgamızda ve satırlarımızda yaşamaya devam edecek.
Barış talep ettiğimiz, analar, bebeler ölmesin dediğimiz için 3-6 yıl arası hapis istemiyle yargılanırken ağır ceza mahkemesinde şöyle durmuştuk barış sözümüzün arkasında:
Sayın hakim, sayın heyet
Sözün özü; evet ben barış istiyorum. Bunun için de Kürt sorununun müzakereye dayalı yöntemlerle çözülmesini, Kürtler, Türkler ve diğer tüm kimliklerin bu kadim topraklarda kendilerine yakışan biçimde kardeşçe yaşamasını istiyorum. Şair Ritsos’un dizelerindeki gibi anlıyorum ben barışı. Şöyle diyor şair:
Barış, ışın demetleridir yaz tarlalarında,
iyilik alfabesidir o, dizlerinde şafağın.
Herkesin “kardeşim” demesidir birbirine,
“yarın yeni bir dünya kuracağız” demesidir;
ve kurmamızdır bu dünyayı türkülerle.
Barış budur işte.
Günlük çıkarlara, politik konjektürlere, kitlelerin kışkırtılan duygularına ya da silahlı güçlerin taraf olma dayatmalarına bağlı olarak değil; bir erdem, yüksek bir insani değer olduğu için barışı talep ediyorum ben.
Tüm bu değerlendirmelerin sonunda mahkemenizden beraatimi talep ediyorum. Kendim için değil yalnızca, barışın bu topraklarda kök salması, genç insanların barışa inancını yitirip yönünü dağa çevirmemesi, gencecik Mehmetlerin ölmemesi, kızımın barış dolu bir memlekette büyüyebilmesi için beraat talep ediyorum. Beraatimizin barışa hizmet edeceğine inandığım için talep ediyorum…"
https://t.co/ELrzoJNOLM
Bugün, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde, savaşın, çatışmanın ve şiddetin hüküm sürdüğü bir dünyada barış özlemini bir kez daha haykırıyoruz. Barış, yalnızca takvimlerde anılan bir günün sözü, bir temenni ya da geleceğe ertelenen bir dilek değildir. Barış, bugün ve hemen şimdi kurulması gereken bir yaşam biçimidir. Bu anlamlı günde, Türkiye’deki çözüm sürecini ve barış gazeteciliğini merkeze alan politik duruşumuzu kamuoyuyla paylaşma sorumluluğunu üstleniyoruz.
Türkiye, uzun yıllardır süregelen çatışmalı bir dönemin ardından umut verici bir eşiğe gelmiştir. Bu yıl 1 Eylül, ülkemizdeki çatışmalı sürecin büyük oranda sona ereceği yönündeki umutların yeşerdiği bir döneme denk geliyor. Çözüm süreci, yalnızca silahların susması değil; halkların kimliklerini, dillerini, kültürlerini ve inançlarını özgürce yaşayabildiği; farklılıkların tehdit değil zenginlik olarak kabul edildiği; toplumsal sorunların şiddet yerine demokratik siyaset, diyalog ve müzakere yoluyla çözülebildiği bir yaşam düzenini hedeflemelidir.
Bu kritik süreçte gazetecilere ve medyaya büyük sorumluluk düşmektedir. DİSK Basın-İş Sendikası, barış gazeteciliğini yalnızca bir haber dili olarak değil, toplumun geleceğiyle doğrudan bağlantılı bir yaklaşım olarak görmektedir. Barış gazeteciliği, çatışmanın bütün taraflarına saygılı olmayı, "düşman"ı şeytanileştiren tanımlamalardan kaçınmayı ve habercilikte çatışma dilinden çözüm odaklı bir dile geçmeyi gerektirir.
Barış gazeteciliğinin önündeki en büyük engel, Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğünün içinde bulunduğu ağır tablodur. Gazetecilerin özgür olmadığı bir ülkede, toplum da özgür değildir. Bugün Türkiye’de gazetecilik faaliyetleri giderek daha fazla kriminalize edilmekte; haber yapmak, gerçekleri açığa çıkarmak ve kamuoyunu bilgilendirmek suç unsuru gibi gösterilmektedir.
DİSK Basın-İş Sendikası olarak, taleplerimiz nettir:
📌Cezaevlerinde tutulan tüm gazeteciler derhal serbest bırakılmalıdır.
📌Gazetecilik faaliyetlerini suç sayan tüm uygulamalara son verilmelidir.
📌Basın ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan yasal düzenlemeler kaldırılmalıdır.
📌Gazeteciler için güvenceli çalışma koşulları sağlanmalı, sendikal hakların önündeki engeller kaldırılmalıdır.
Unutulmamalıdır ki, özgür basın olmadan demokrasi olmaz; demokrasi olmadan da kalıcı ve onurlu bir barıştan söz edilemez.
10 yılın sonunda;
"Ne demek barış, ortada savaş mı var? teröristle masaya mı oturulur" diyenler "kurucu önderle" müzakere etti, yasalar çıkarttı vs.
Bizi KHK listelerine koyan rektör vekil oldu, Çerçeve Yasaya imza attı.
Kanımızla duş alacak "vatansever" memleketinden kaçtı.
Bize KHK listeleri düzen YÖK akademisyenlere süreç hakkında çalışma yapın diye yazı gönderdi.
Bize, sözümüze kapalı medya şimdi kardeşlik, barış diye döktürüyor.
En acısı o zaman bizi alkışlayanlardan kimisi şimdi "ne olmuş bedel ödemişseniz" diyor.
10 yıldır biz hep memleketimizdeyiz.
Sözümüzün arkasında, barışın tarafındayız.
10 yılda çok şey gördük, yaşadık.
Haklı çıkan biz olduk.
Barış iğne deliğinden göründü.
Ama adalet çok uzak...
Savaşın, sömürünün ve baskının karşısında; eşit, özgür ve barış içinde bir dünya için mücadelemizi büyütüyoruz.
1 Eylül Dünya Barış Günü kutlu olsun!
#1eylüldünyabarışgünükutluolsun#disk#barış
Siz 10 yıl nedir bilir misiniz?
10 yılda bizler, bizlerle beraber sevdiklerimiz neler yaşadı hiç
tahmin edebilir misiniz?
Barış dediğimiz için atıldık, bugün YÖK genelge yayınlıyor çözüm süreci faaliyetleri yapın diye "bu ne yaman çelişki anne...."
@BarisAkademik
Sendikamız açıklamasıdır.
"Bağımsız Maden İş, işçilerin haklarını savunmaya devam edecektir. Genel Başkanımız Gökay Çakır'ın ve Başaran Aksu'nun tutuklanması hiçbir şeyi değiştirmez, bizler buradayız."
Genel Merkez yöneticilerimizden Serdar Atıcı:
Yoksul Anadolu halkının emperyalizme ve işgalcilere karşı zaferle sonuçlanan direnişini, bu direnişe ve bağımsızlık mücadelesine önderlik eden Mustafa Kemal Atatürk ve mücadele arkadaşları ile Meclis iradesini saygıyla selamlıyoruz. 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun!
Saray zihniyetine, işgalcilere ve onların işbirlikçilerine karşı mücadelemiz yine zaferle sonuçlanacak!
Gökay Çakır ve Başaran Aksu derhal serbest bırakılsın!
DİSK'e bağlı 16 sendikaya ortak çağrılarından dolayı teşekkür ederiz. Yaşasın sınıf dayanışması!
İmzacı
Bank-Sen
Basın-İş
Birleşik Metal-İş
BTO-SEN
Cam Keramik-İş
Dev Yapı-İş
Dev Turizm İş
Enerji-Sen
Gıda-İş
Güvenlik-Sen
İletişim-İş
Limter-İş
Nakliyat-İş
Sine-Sen
Sosyal-İş
Tümka-İş'e dayanışmaları için tekrar teşekkür ederiz.
Komedyen Deniz Göktaş hakkında tutukluluğuna yapılan itiraz sonrası tahliye kararı verildi. Tahliye kararı sonrası SEGBİS ile İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği’ne çıkarılan Göktaş, tahliye olamadan “suçu ve suçluyu övme” suçlamasıyla yeniden tutuklandı. İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği, “kaçma, delilleri karartma şüphesi” “gerekçeleriyle” tutuklama kararı verdi.