Nerede okuduğu belli olmayan , nasıl öğretmen ve nasıl müdür olduğu şüpheli olan, uyguladığı mobbing, baskı, hatta tokat atmaya kadar varan eylemleriyle densizleşen sözde okul müdürünün, babası intihar eden kızın ailesine söylediği söze bakın:
"Kızınıza sahip çıksaydınız!"
Arkadaşlar, bu kadını sürekli ifşa edelim, gündemden düşürmeyelim!
10 gün oldu..
Ben bu ifadeyi unutamadım...
Türkiye'yi kaplayan bu sessizlikten utanç duymaya devam ediyorum...
Sessiz kalmayacağım... Siz de kalmayın
Akp'nin ananıza, bacınıza, yol arkadaşlarınıza yaptığı zulmü asla unutmayın...
KAAN ARTIK YOK!
Vasiyeti üzerine mektubunu herkese
iletelim. Kaan, bu mektubu yazmış,
sadece annesine vermiş.
(Neden sadece annesine olduğunu okuduğunuzda anlayacaksınız.)
“Bu mektup adresine ulaşmalı”
dedim kendi kendime..
Buyurun siz de okuyun.
Sağlık bürokrasisindeki herkes okusun. Noktasına, virgülüne dokunmadan aktarıyorum..
"Ben bundan 6 sene önce lösemi hastalığına yakalandım. Ankara’da LÖSEV’in LÖSANTE Hastanesi’nde çok zor olan tedavim başladı, 2 sene sürdü. Tam “İyileştim” derken hastalığım tekrarladı.
Tekrar başa döndük ve 3 yıllık tedaviye başladık. Hiç yıkılmadım, “Ben bu hastalığı yeneceğim” diye anneme, kardeşlerime söz verdim. Ama lösemi canavarı beni 3’üncü kez pençesine alıp lösemi tekrarlayınca tam umudum kırılmak üzereyken LÖSEV’in doktorları yine imdadıma yetişti
ve “Artık sana kemik iliği nakli yapacağız ve yaşatacağız” dediler.
3’üncü defa uzunca bir kemoterapi aldım, yine saçlarım döküldü, ateşler içinde yandım ama sonunda Kemik İliği Nakli Servisi’ne geçmeyi başardım. LÖSEV LÖSANTE Hastanesi’nin Kemik İliği Nakli Servisi tıpkı bir uzay üssü. Her tarafı havadaki gözle görülmeyen en küçük tozları, mikropları süzen hepafiltrelerle kaplı.
Doktorlar, hemşireler içeri girerken özel solüsyonlarla yıkanıyorlar, çok özel kıyafetler giyiyorlar.
Annemden başka kimse içeri giremiyor, o da dışarı çıkamıyor.
Adeta fanusta yaşıyordum. Kapıların birisi kapanmadan diğeri açılmıyor. Anlayacağınız, sağlığımız için dünyanın en steril Kemik İliği Nakil Merkezi’ndeydim. Bir gün hematoloji uzmanı profesör doktor odamıza geldi ve “Artık radyoterapi (ışın tedavisi) alacaksın, sonra da sonra da kemik iliği naklini gerçekleştireceğiz. Ama radyoterapi için başka hastaneye gideceksin” dedi. Hemen,
- Bizim hastanemizde yok mu, dedim.
- Var, hem de dünyanın en iyi radyoterapi cihazları var ama kullanamıyoruz, dedi
- Neden, diye sordum.
- Çünkü Sağlık Bakanlığı ruhsat vermiyor, yani çalıştırmamız yasak.
- Neden, kötü bir şey mi yaptınız?
- Hayır, her şey yönetmeliklere uygun. Hatta Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’ndan (TAEK) ruhsat da alındı ama kullanamıyoruz
Bağışıklık sistemim çökmüşken ve bu servisten dışarı adım atmamam gerekirken hem sabah hem de akşam (günde 2 defa) başka bir hastanede radyoterapi almak için dışarı çıktım ve ışın aldım.
Düşünebiliyor musunuz, hem milletin tuğla bağışlarıyla satın alınmış dünyanın en mükemmel
5 milyon dolarlık aleti LÖSANTE Hastanesi’nde çürüyor hem de ben aynı hastanede 2 kat aşağıdaki bu özel merkezde ışın tedavisi alabilecekken dışarıya yani mikrop dolu ortama çıkıp hayatımı tehlikeye atıyorum. En son olarak size şunu itiraf etmek istiyorum:
“Beni lösemi hastalığı öldüremedi ama bürokrasi canavarı öldürebilecek.” Belki de sayılı günlerim kaldı. Ben görmedim ama bu mektubu herkese iletirseniz, sizin sayenizde başka lösemili çocuklar bu cihazın çalıştığını görebilirler.
Saygı ve sevgilerimle..
(Kaan Özelçam)
@ArzuVilgen Yaradan ne güzel cezalandırmış, ekmeğe muhtaçlar ama hala cezalarının farkında değiller. Yazık o şehitler bunlar gibiler için mi canlarını feda ettiler.
Yunanlar O’na faşíst,
Ermeniler O’na soykırımcı,
Araplar O’na İslam düşmanı,
Avrupa O’na díktatör dedi.
En önemlisi, Türkler O’na Atatürk diyor. Türklerin Atası (Babası)
Babalar Günün Kutlu olsun 🇹🇷
Türk Milletine dayatılmak istenen Türkiyeli uydurmasını reddediyoruz!
TÜRKİYELİ DEĞİL TÜRK'ÜZ
#TürkiyeliDeğilTürk
Toplumsal tepki için herkes paylaşsın..
1200 metre yerin altında iletişim kesildi!
Yerin 1200 metre altında kendini kilitleyen ve açlık grevindeki madencilerle iletişim kurulan internet ve telefon hattı şirket yönetimi tarafından kesildi. Acil bir durumda dahi madencilere ulaşma imkânı ortadan kaldırıldı.
Madencilerin başına gelecek her şeyden Kiremitçiler Grup sorumludur.
#KiremitçiyeHuzurYok
Irmak Koparan ögretmenin tutanaklarında ve ses kayıtlarında (iddia ettiği)yer alan; maruz kaldığı psikolojik ve fiziksel ş*ddetin sadece bir kısmı unutulmasın...Biz duymakla kalmayıp duyurmak zorundayız.
#irmaköğretmeniçinadalet#ayşeırmakkoparan
TEŞHİR EDİYORUZ !!!
IRMAK KOPARAN ÖĞRETMEN'E,
"70 bin lira maaş alıyor, günde 2-3 bin lirayı da yola versin, ne olacak?"
diyerek mobbinge maruz bırakan İlçe Millî Eğitim Müdürü'nü unuttuk mu sandın?
İlçe Millî Eğitim Müdürü Mehmet Özmüş görevden alınıp derhâl tutuklansın.
Müsavat Dervişoğlu'ndan DEM Parti'ye hodri meydan:
"27-28 Haziran'da Öcalan'a özgürlük mitingi yapacaklarmış. Buyursunlar yapsınlar.
Siz 27 Haziran'da hangi meydana çıkarsanız çıkın, Ben Müsavat Dervişoğlu olarak büyük Türk milletini arkama alıp Tandoğan meydanına çıkacağım.
Sağcısı solcusu, doğulusu batılı, bayrak sevdalısı herkesi, sevdası Türkiye, kaygısı Türkiye'nin geleceği olan herkesi 27 Haziran Cumartesi günü Tandoğan Meydanı'na bekliyorum.
O gün bütün Ankara gelincik tarlası olacak."