"Utanç" demişti Bergman, "Dünyayı bir tek utanan insanlar kurtarabilir. Çünkü utanmak "kibir" denilen en büyük günahın panzehiridir. Yalanın, iftiranın, hırsızlığın, pişkinliğin, arsızlığın önündeki en büyük engeldir."
Ingmar Bergman "Shame" (Utanç)
Murat Kapki İnan Güney’e “Hakkını helal et, ben sana iftira attım” dedi mahkemede.
Kapki “İnan Güney’i tanımazdım. O anda kurtulmak için her şeyi söyleyecek durumdaydım, eşimi almışlardı, evde yalnız kalan çocuklarımı düşündüm. İnan Güney’in adını geçirdiler, o da vardı değil mi dediler, evet dedim” dedi. Kapki'nin tüm beyanlarını kolay bir internet araması ile siz de bulabilirsiniz.
İBB davasında sık karşımıza çıkan “etkin pişmanlık” mekanizmasının böyle bir psikolojik baskı sonucu alınan ifadelerden oluştuğunu g��zlemliyoruz.
Literatürde buna coerced compliant confession deniyor, zorla alınan itaatkar itiraf ve bu bir sahte itiraf olgusu.
Baskı ve tehdit sonucunda (mesela bu örnekte Kapki eşi ve çocukları ile tehdit edilmiş) alınmış bu ifadeler gösteriyor ki devlet savcı makamı vasıtası ile bir çaresizlik kapanı kurulmuş.
Böyle bir tehdit altında beyin gerçeği değil tehdidin bitmesini önceler. Kişi o anda “doğruyu” değil, tehlikeyi / acıyı durduracak cümleyi arar. Söylenen şey gerçekler değil, tehdit geçsin diye güçlünün duymak istediği cümlelerdir.
İnan Güney böyle durum sonucu 11 ay suçsuz yere hapiste yattı. Bunun hesabını kim verecek? O savcı böyle bir mekanizma yaratarak hem Kapki'ye psikolojik baskı kurduğu hem de İnan Güney'in hayatından 11 ay çaldığı için bir yaptırıma uğrayacak mı? Bunlar psikolojinin değil hukukun konusu ama ben de bir vatandaş olarak merak ediyorum.
Otobüs kaldıracak imkanımız yok.
Sosyal medya hesapları kapatıldı.
SMS atmak için dahi daha sistem kuramadık.
Tek güvencemiz halk…
Cumartesi
14.00
Güvenpark
Makamlar sizin, sokaklar, parklar, meydanlar bizim!
Seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel, bayramın dördüncü günü örgütümüzle, partililerimizle, vatandaşlarımızla bayramlaşıyor.
Bekliyoruz…
🗓️ 30 Mayıs Cumartesi
🕗 14.00
📍 Babaocağı Ankara İl Başkanlığı Binası / Güvenpark
Genel Merkezimizdeki iğrenç araç görüntülerinden sonra iki kelam etmek farz oldu:
-İki araç da partinin parasıyla alınmıştır, faturaları mevcuttur.
-Araçlardan biri 2022 yılında Kılıçdaroğlu tarafından alınmış ve kullanılmıştır. O aracı oraya koyanlar bunu bilmeyecek kadar cehalet sahibidir.
-Kılıçdaroğlu, Çubuk’ta saldırıya uğradıktan sonra, Erdoğan Toprak, Aziz İhsan Aktaş’tan bir zırhlı araç almış ve Sayın Kılıçdaroğlu’nun kullanımıma sunmuştur. Kılıçdaroğlu, Aziz İhsan Aktaş’ın zırhlı aracını 1,5 yıl boyunca kullanmıştır.
-Evi camdan olan başkasının evine taş atmasın!
Özgür Özel'in CHP'nin meşru lideri olduğu gerçeği bugün İzmir'de polis baskısına rağmen sokaklara çıkan öfkeli CHP'liler, onlara destek veren emek ve demokrasi güçleri ve bir bütün olarak İzmirliler tarafından bir kez daha teyit edilmiş oldu.
Sabah Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay'ı gözaltına alarak Özgür Özel'in İzmir çıkarması öncesi gözdağı veren iktidar, Özgür Özel'in ve halkın sokak ısrarı karşısında bu sefer de TOMA'ları devreye soktu ancak nafile. "Asla yalnız yürümeyeceksin" ve "Hain Kemal" sloganlarıyla öfkeyle sokaklara çıkan İzmir halkı "halk ne derse o olur" gerçeğini bir kez daha hatırlatıyor. Bu gücü arkasına alan Özgür Özel de Kemal Kılıçdaroğlu'na "Gel 2 milyon üyemiz genel başkan seçsin" diye meydan okudu.
Bu tablo ekranlardan gevşek gevşek "Özgür Özel yönetiminin artık miting yapacak parası yok" diyen çapsız sürüsüne de bir ders olur umarım. Bu ülkede miting yapmanın, eylem yapmanın ön şartı para desteği değil halk desteğidir ve halkın desteklediği bir liderin ve hareketin ne para sorunu olur, ne de kaynak. Tarihte bunun sayısız örneği var ve Türkiye'nin önümüzdeki yakın tarihi bunu bir kez daha gösterecektir.
CHP'yi iktidar yargısı desteği ve polis baskınıyla ele geçirenlerle onların ekranlardaki borazanları açısından "CHP artık elimizde para da kontrolümüzde o yüzden miting yapamazlar" beklentisi aslında şaşırtıcı değil.
Çünkü onların dünyasında karşılıksız ve parasız hiç bir şey yapılmaz, tüm dertleri paranın akış yönünde konumlanmak ve bu akıştan nasiplenmek. Kaybettikleri kongreyle kaynaklardan uzak kalanlar ve bunun hırsıyla tekrar koltuklara dönmek için tüm yatırımlarını CHP'nin başarısız olması beklentisine yapanlar hayat aksini gösterdikçe tümüyle şirazelerini yitirdiler ve yaptıklarıyla halk tarafından Saray işbirlikçisi bir güruh olarak damgalandılar.
CHP'nin 2 milyon üyesinden biriyim. Genel Başkanımı kendim seçmek istiyorum.
Sn @kilicdarogluk partimizin üyelerinin önüne sandığı getirin.
Cumhuriyet Halk Partisi, Atatürk'ün evi hukuksuz mahkemelerin salonlarından yönetilemez!
Orhan Sarıbal, sizi özellikle tebrik (!) ederim. Sabah, giriş kapısında verdiğiniz şu görüntüyle tarihe geçtiniz. Göreviniz tamamlandı, artık arkadaşlarınızla birlikte yeni atamalarınızı bekleyebilirsiniz.
@orhansaribalchp
Not: Fotoğrafı kimin çektiğini bulamadım, eline sağlık.
Cumhuriyet Halk Partisi'ne oy veren milyonlarca yurttaş an itibariyle Kayyım Kemal Kılıçdaroğlu'ndan ve temsil ettiği zihniyetten sonsuza dek ARINMIŞTIR.
Kutlu olsun...
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
Milli Takım futbolcularına villa verilecekmiş…
Neredeymiş bu villalar?
Habere göre Bargilya Sulak Alanı’nda… 197 kuş türünün olduğu yerde… Çevre mühendisleri “aman ha yapmayın” diye uyarırken…
İş yargıdaymış, yargı süreci hala sürerken…
Kuraklık gelecek yılların en büyük sorunuyken…
Muğla Su İnisiyatifi yaptığı yazılı açıklamada şunları söylemiş:
“Bu proje TFF’nin kurumsal bir girişimi değil, İbrahim Hacıosmanoğlu’nun şahsi yatırımıdır. Yıllardır yargı ve kamuoyu engeline takılan Ali Ağaoğlu projesini satın alarak devam ettirmek istiyor. Milli takım zaferini bahane ederek, Milas’ın son sulak alanını yok etmeye çalışıyor.”
Mesele, kamusal bir değerin özel bir kazanca dönüştürülmesi gibi görünmüyor mu?
Yani bu alan hepimizin, halkın…
197 kuş türünün de…
Milli Takım, bizim…
Milli takım, primle oynayan bir kulüp takımı değil…
Göğsünde ay, yıldız taşıyan futbolcular var.
Bu formanın değeri ne villayla ölçülür ne tapuyla…
Çünkü bazı şeylerin fiyatı olmaz.
Milli forma…
Vatan duygusu…
Doğa…
Bunlar parayla, tapuyla ölçülemez…
Bir ülke kazanırken doğasını kaybetmez… Kaybetmemeli!
Eğer bir galibiyetin bedeli;
toprağın, suyun, ekosistemin zarar görmesiyse…
O galibiyetin tadı kaçar…
Halkın önemli kısmının asgari ücretle çalıştığı, işsizliğin yoğun olduğu, en düşük emekli aylığının asgari ücretin bile altında kaldığı, deprem bölgesinde insanların hala konteynerde yaşadığı günümüzde milyonlarca euro kazanan futbolculara düşen “Biz bu formayı villa için değil, bu ülke için giyiyoruz.” demesi ve villaları reddetmesidir…
Bazı kavramlar vardır…
Bu kavramlar fiyat, villa, arsa, araba vs. ile yan yana geldiği zaman değeri düşer…
Ve milli forma bu kavramların başında gelir…
Üzerinde bayrağımız vardır…
Ve bir milli maçı kazandığımızda stadyumda şu şarkı çalar👇
“Havasına suyuna taşına toprağına
Bin can feda bir tek dostuma
Her köşesi cennetim ezilir yanar içim
Bir başkadır benim memleketim”
Sadece şarkıda kalmasın…
Memleketin havasını, suyunu, taşını, toprağını korumak hepimizin görevi…
Futbolcuların da…
https://t.co/Da0nuolKeU
Bravo Guendouzi! Tribüne çıkarak bazı Türk hakemlerinin ne kadar aşağılık olduğunu dosta düşmana gösterdi! Beleştepe’de ayrı, Kadıköy’de ayrı işleyen kurallarla her sene her sene yarışmak büyük saçmalık! Şu anlamsız inadımızı tebrik ediyorum gerçekten..