Yaklaşık 39 yıl önce Malazgirt Savaş Meydanı'nda bulunduğu belirtilen ve uzun yıllar gizli kaldıktan sonra Erzurum Müzesi'nde sergilenmeye başlayan Selçuklu sancak bası, Malazgirt'e sonradan tek boyutlu bir “İslam savaşı” kimliği giydirilmesine karşı üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir buluntudur. İslam Ansiklopedisi'nin “Alem” maddesinde de Kuzeydoğu Asyalı Türk boylarında ejderha motifli alemlerin kullanıldığı belirtilmektedir. Muhtemelen bu gelenekleri taşıyan Türk topluluklarının bir kısmı Selçuklu siyasi ve askerî yapısı içerisinde yer almıştır.
Unutmamak gerekir ki Türklerin İslamlaşması bir anda gerçekleşen bir dönüşüm değil, yüzyıllara yayılan tedricî bir süreçti. 11. yüzyılda Selçuklu dünyası İslamî bir siyasi çerçeveye sahip olmakla birlikte, Türk topluluklarının eski inançları, sembolleri ve kültürel hafızası henüz bütünüyle ortadan kalkmış değildi. Bu nedenle Malazgirt'i sadece ve bütünüyle dinî kimlik üzerinden açıklamak, savaşın etnik, siyasi, kültürel ve tarihî gerçekliğini daraltmak olur. Ejderha motifli sancak alemi de, İslamlaşma sürecindeki Türklerin eski kültürel sembollerini yaşatmaya devam ettiğinin dikkat çekici örneklerinden biri olarak değerlendirilmelidir.
📍 Balıkesir'in Burhaniye ilçesindeki Adramytteion Antik Kenti kazılarında, Roma dönemine ait olduğu değerlendirilen, mozaikleri büyük ölçüde korunmuş villa bulundu.
Balıkesir Kuva-yı Milliye Müzesi Müdürlüğü başkanlığında, Kültür ve Turizm Bakanlığı izniyle, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Adramytteion Araştırmaları Heyeti Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Murat Özgen'in bilimsel danışmanlığında Ören Mahallesi'nde sürdürülen kazılarda, kentin Roma dönemine ilişkin konut alanlarından biri ortaya çıkarıldı.
Alanda gerçekleştirilen tespit sondajlarında çok tabakalı kültür katlarına ulaştıklarını belirten Özgen, ikinci çalışma dönemşnde Roma dönemine ait konut yapısını ortaya çıkardıklarını ifade etti. Salonların mozaik döşemeler, fresklerle kaplı duvarlar ile figüratif ve geometrik bezemelerle süslendiğini anlatan Özgen, şöyle konuştu: "Özellikle kuzey salonda 15 panel halinde farklı türlerde kuşlar, balık figürü ve Adramytteion kentinin MÖ 4. yüzyıldaki sikkelerinde temsil edilen kanatlı at figürü yer alıyor. Kanatlı atın, bu motifin sikkelerde kullanılmasından yaklaşık 500 yıl sonra, Roma dönemine ait bir yapıda da kenti temsil eden bir unsur olarak karşımıza çıkması oldukça önemli."
Mozaiklerde kedi ve köpek figürlerinin de bulunduğunu belirten Özgen, hayvanların isimlerinin yazıtlarla birlikte işlendiğini söyledi. Kedi figürünün "Zümrüt" anlamına gelen bir isimle, köpeğin ise "Okyanos" adıyla tasvir edildiğini aktaran Özgen, bu ayrıntıların yapının sahibine ilişkin değerlendirmeler yapılmasına imkan verdiğini kaydetti. Kaynak: AA (27.08.2026)
📍 Isparta’nın Yalvaç ilçesindeki Pisidia Antiokheia Antik Kenti’nde yürütülen kazılarda, MS 6. yüzyıla tarihlenen dikkat çekici bir eser gün yüzüne çıkarıldı. İki kulplu kap üzerinde Danyal Peygamber’in rüyasında gördüğü dört canavar ile aslan, geyik ve köpek figürleri aynı kompozisyonda tasvir ediliyor.
Kazı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Özhanlı, Hıristiyan ikonografisinde Danyal’ın rüyasındaki tüm yaratıkları bir araya getiren başka bir örneğin bugüne kadar bilinmediğini belirterek, eserin bu yönüyle dünyada tek olduğunu söyledi. Buluntu, 713 yılındaki Arap akınları sırasında tahrip edilen bir kilisenin yıkıntıları arasında ortaya çıkarıldı. Kazılarda bulunan çok sayıdaki seramik kalıbı ise kabın Pisidia Antiokheia’da üretilmiş olabileceğine ve antik kentin önemli bir seramik üretim merkezi olduğuna işaret ediyor. Kaynak: AA (08.08.2026)
Designed by Ludwig Mies van der Rohe in 1927, the Cantilever Chair challenged conventional furniture design. Its graceful tubular steel frame eliminated the rear legs, creating the illusion of a floating seat while expressing the clarity and precision that became synonymous with modern architecture.
Discover Ludwig Mies van der Rohe:
https://t.co/4HtiqhwXgy
a lemon squeezer that became a design icon.
#philippestarck's juicy salif for #alessi transformed a simple kitchen object into a sculptural statement, challenging the boundaries between function, art, and everyday life.
https://t.co/pzYrYruxVc
Eski fotoğraflar, kesilmiş parçalar, renkler ve dokular; her biri bir araya gelerek yeni bir hikâyeye dönüştü.
Benim için kolaj, yalnızca görselleri birleştirmek değil; geçmişle hayali, gerçekle düşü aynı yüzeyde buluşturmak.
#collageart#collageartist
https://t.co/ka8KDgcr7r
İstanbulun en güzel mimari dokusu Beyoğlu’nda değil Sultanhamam, Tahtakale, Mahmutpaşa dolaylarında. Lakin hepsi garip bir sahipsizlik içinde tabelalar, tuhaf eklentilerle kuşatılmış durumda. Biraz şanslı olanlar hemen kendini gösteriyor