BASINA VE KAMUOYUNA
Balçova Ertuğrul Gazi İlkokulunda yürütülen idari süreçler üzerinden eğitim yöneticisi üyelerimiz hakkında yapılan açıklamaları ve oluşturulmaya çalışılan algı operasyonunu üzülerek takip ediyoruz.
Öncelikle bilinmelidir ki; eğitim kurumlarında sınıf açılması, kapatılması veya yeniden düzenlenmesine ilişkin işlemler okul müdürlerinin kişisel tasarrufuyla gerçekleştirilen uygulamalar değildir. Bu süreçler; öğrenci mevcutları, norm kadro durumu, fiziki kapasite ve ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda İlçe Millî Eğitim Müdürlüklerinin yetki ve sorumluluğunda yürütülen idari işlemlerdir.
Balçova Ertuğrul Gazi İlkokulunda uzun süredir sınıf öğrenci sayılarındaki azalma , okulun fiziki kapasitesi, bazı sınıfların farklı bir okul binasında eğitim görmek zorunda kalması, okul bütünlüğünün sağlanmasında yaşanan güçlükler ve öğrenci güvenliği ile disiplin süreçlerinde karşılaşılan sorunlar eğitim ortamının yeniden değerlendirilmesini gerekli hale getirmiştir.
Bütün bunlara rağmen henüz süreç tamamlanmadan, karar mekanizmaları netleşmeden ve ilgili kurumlar tarafından nihai değerlendirmeler yapılmadan okul yöneticilerinin doğrudan hedef haline getirilmesi kabul edilebilir değildir.
Daha da vahimi, herhangi bir somut tespit veya resmi inceleme bulunmaksızın “baskı”, “mobbing” ve benzeri ağır ithamların kamuoyu önünde dile getirilmesidir. Hukuki ve idari karşılığı bulunan bu tür suçlamaların sloganlarla ve siyasi-sendikal reflekslerle gündeme taşınması, çalışma barışına katkı sunmadığı gibi eğitim kurumlarının huzuruna da zarar vermektedir.
Eğitim çalışanlarının haklarını savunmak adına faaliyet yürüttüğünü ifade eden sendikal yapıların, henüz sonuçlanmamış idari süreçleri fırsata dönüştürerek eğitim yöneticilerini hedef göstermesi, eğitim çalışanları arasında kutuplaşmayı artırmakta ve okul iklimini olumsuz etkilemektedir.
Öğrencilerimizin eğitim hakkı, velilerimizin hassasiyetleri ve öğretmenlerimizin mesleki itibarı hiçbir sendikal veya ideolojik tartışmanın malzemesi haline getirilemez.
Özellikle okul önünde gerçekleştirilen açıklamalarda kullanılan bazı sloganların ve söylemlerin, yaşanan idari sürecin mahiyetiyle ilgisinin bulunmadığı açıktır. Eğitim ortamlarının ideolojik mücadele alanlarına dönüştürülmesi ne öğrencilerimize ne velilerimize ne de eğitim çalışanlarına fayda sağlamaktadır.
Bir kez daha ifade ediyoruz ki; okul müdürlerinin sınıf açma veya kapatma konusunda tek başına karar alma ve uygulama yetkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle mevzuat gereği farklı kurumların sorumluluğunda yürütülen işlemler üzerinden bir eğitim yöneticisini hedef tahtasına yerleştirmek hakkaniyetle ve hukukla bağdaşmamaktadır.
Eğitim-Bir-Sen olarak üyemiz olan okul müdürümüzün mesleki itibarını zedelemeye yönelik girişimlerin karşısında olduğumuzu, hiçbir üyemizin mesnetsiz ithamlar ve algı çalışmaları karşısında yalnız bırakılmayacağını kamuoyuyla paylaşıyoruz.
Bizler; eğitim kurumlarımızda huzurun, çalışma barışının ve kurumsal saygınlığın korunmasını esas alıyoruz. Eğitim çalışanlarının emeğini, öğrencilerimizin üstün yararını ve eğitim yöneticilerimizin itibarını korumaya devam edeceğiz.
Tüm tarafları sorumlu davranmaya, süreci ideolojik yaklaşımlardan uzak şekilde değerlendirmeye ve eğitim kurumlarımızın huzurunu öncelemeye davet ediyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Ali Kaya
Eğitim-Bir-Sen İzmir 1 No’lu Şube Başkanı
@_AliKaya Müslüman Türk Milleti'nin ilerlemesini durdurmaya, hak yolunda batıla karşı mücadelemizi baltalamaya hiç birinizin gücü yetmez. Bu etkinliği düzenleyenlere helal olsun.
Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay’ın açıklamaları, bir kez daha sendikal mücadeleden çok ideolojik saplantıların öne çıktığını göstermiştir.
Milletimizin inanç değerleriyle sürekli problem yaşayan bir anlayışın, gönüllülük esasına dayalı bir etkinliği “laiklik karşıtlığı” olarak göstermeye çalışması kabul edilemez.
Laiklik; insanların inancını yaşamasını engellemek değil, bu özgürlüğü güvence altına almaktır. Asıl sorun, toplumun değerlerine tepeden bakan ve milyonların inancını kamusal hayattan dışlamaya çalışan bu jakoben anlayıştır.
Eğitim çalışanlarının ücret, özlük ve çalışma hayatına ilişkin sorunları çözüm beklerken, her fırsatta dini değerler üzerinden tartışma üretmek sendikacılık değil, ideolojik mühendisliktir.
Milletimizin inancı, kültürü ve değerleriyle kavga eden değil, onları yaşatan bir anlayışın yanında duruyoruz.
@egitimisorg@kademozbay_@izmir_ilmem@yahsiomer@tcmeb
Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay’ın açıklamaları, bir kez daha sendikal mücadeleden çok ideolojik saplantıların öne çıktığını göstermiştir.
Milletimizin inanç değerleriyle sürekli problem yaşayan bir anlayışın, gönüllülük esasına dayalı bir etkinliği “laiklik karşıtlığı” olarak göstermeye çalışması kabul edilemez.
Laiklik; insanların inancını yaşamasını engellemek değil, bu özgürlüğü güvence altına almaktır. Asıl sorun, toplumun değerlerine tepeden bakan ve milyonların inancını kamusal hayattan dışlamaya çalışan bu jakoben anlayıştır.
Eğitim çalışanlarının ücret, özlük ve çalışma hayatına ilişkin sorunları çözüm beklerken, her fırsatta dini değerler üzerinden tartışma üretmek sendikacılık değil, ideolojik mühendisliktir.
Milletimizin inancı, kültürü ve değerleriyle kavga eden değil, onları yaşatan bir anlayışın yanında duruyoruz.
@egitimisorg@kademozbay_@izmir_ilmem@yahsiomer@tcmeb
Ağrı’nın Hamur ilçesinde görev yapan üyemiz, anasınıfı öğretmeni merhume Irmak Ayşe Koparan’ın cenaze merasimine, Ağrı Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanımız Süleyman Gümüşer ve İzmir teşkilatımızla birlikte katıldık.
Merhumeye Allah’tan rahmet; kederli ailesine, öğrencilerine, mesai arkadaşlarına ve tüm eğitim camiamıza sabır ve başsağlığı diliyoruz.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun.
Ağrı’nın Hamur ilçesinde görev yapan üyemiz, anasınıfı öğretmeni merhume Irmak Ayşe Koparan’ın cenaze merasimine, Ağrı Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanımız Süleyman Gümüşer ve İzmir teşkilatımızla birlikte katıldık.
Merhumeye Allah’tan rahmet; kederli ailesine, öğrencilerine, mesai arkadaşlarına ve tüm eğitim camiamıza sabır ve başsağlığı diliyoruz.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun.
REKOR ÜYE SAYISI İLE TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK SENDİKASIYIZ
Eğitim ve bilim çalışanlarının haklarını koruyup ve geliştirme, yasaklarla mücadele ve özgürlük alanlarını genişletme mücadelemiz, 2026 yılında da eğitim çalışanlarının dalga dalga büyüyen teveccühüne mazhar olmuş, mayıs ayındaki üye tespit tutanaklarının ortaya çıkardığı netice ile sendikacılığın zirvesindeki yerini pekiştirmiştir.
Geçen yıl 428 bin 618 olan toplam üye sayımız, açıklanan mutabakat sonuçlarına göre 16 bin eğitim ve bilim çalışanının katılımıyla 444 bin 454’e yükselmiştir. Eğitim ve bilim çalışanları, genel yetkili sendika ünvanını üst üste 16. kez Eğitim-Bir-Sen’e vermiştir.
Eğitim-Bir-Sen’in üye sayısı, Türkiye’de bir sendikanın ulaştığı en yüksek üye sayısıdır.
Bu başarıda emek var, alın ve akıl teri var, dualar var.
Bu başarıda 444 bin 454 üyemizin desteği var.
Eğitim Bir Sen’i tarihi zirveye ulaştıran üyelerimize “444 bin 454” kez teşekkür ederiz.
Hep birlikte daha güçlüyüz.
Hep birlikte Bugünün ve Yarınların Sendikasıyız.
Hep birlikte Kalıcı İş ve Eylemlerin peşindeyiz.
444 bin 454 üyemiz adına taşıdığımız sorumluluğun bilinciyle hareket edecek, eğitim çalışanlarının sorunlarını çözmek, yeni kazanımlar elde etmek için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da tüm gücümüzle çalışacağız.
Haberimizi okumak için: https://t.co/qJ8if09zac
#RekorÜyeYerimizZirve #EğitimBirSen
REKOR ÜYE SAYISI İLE TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK SENDİKASIYIZ
Eğitim ve bilim çalışanlarının haklarını koruyup ve geliştirme, yasaklarla mücadele ve özgürlük alanlarını genişletme mücadelemiz, 2026 yılında da eğitim çalışanlarının dalga dalga büyüyen teveccühüne mazhar olmuş, mayıs ayındaki üye tespit tutanaklarının ortaya çıkardığı netice ile sendikacılığın zirvesindeki yerini pekiştirmiştir.
Geçen yıl 428 bin 618 olan toplam üye sayımız, açıklanan mutabakat sonuçlarına göre 16 bin eğitim ve bilim çalışanının katılımıyla 444 bin 454’e yükselmiştir. Eğitim ve bilim çalışanları, genel yetkili sendika ünvanını üst üste 16. kez Eğitim-Bir-Sen’e vermiştir.
Eğitim-Bir-Sen’in üye sayısı, Türkiye’de bir sendikanın ulaştığı en yüksek üye sayısıdır.
Bu başarıda emek var, alın ve akıl teri var, dualar var.
Bu başarıda 444 bin 454 üyemizin desteği var.
Eğitim Bir Sen’i tarihi zirveye ulaştıran üyelerimize “444 bin 454” kez teşekkür ederiz.
Hep birlikte daha güçlüyüz.
Hep birlikte Bugünün ve Yarınların Sendikasıyız.
Hep birlikte Kalıcı İş ve Eylemlerin peşindeyiz.
444 bin 454 üyemiz adına taşıdığımız sorumluluğun bilinciyle hareket edecek, eğitim çalışanlarının sorunlarını çözmek, yeni kazanımlar elde etmek için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da tüm gücümüzle çalışacağız.
Haberimizi okumak için: https://t.co/qJ8if09zac
#RekorÜyeYerimizZirve #EğitimBirSen
MEB YANLIŞTAN VAZGEÇMELİDİR
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yeniden yönetici görevlendirme sürecinde okul yöneticilerine yönelik planlanan eğitimlerin, 4 hafta boyunca hafta sonları günde 8 saat yüz yüze yapılması sahada ciddi rahatsızlık oluşturmaktadır.
Okul müdürü ve müdür yardımcılarımız; hafta içi boyunca disiplin sorunlarından öğretmen ihtiyacına, veli baskısından okul güvenliğine kadar eğitim öğretimin tüm yükünü büyük bir fedakârlıkla omuzlamaktadır. Böylesine yoğun ve yıpratıcı bir çalışma temposunun ardından hafta sonlarının da zorunlu eğitimlerle doldurulması, yöneticilerimizin dinlenme hakkını elinden almakta ve motivasyonlarını olumsuz etkilemektedir.
Üstelik yıllardır yöneticilik yapan, sahada önemli tecrübe kazanmış eğitim yöneticilerinin yeniden “kursiyer” gibi değerlendirilmesi doğru bir yaklaşım değildir. Yönetici gelişimi; tecrübeyi yok sayarak değil, sahadaki birikimi destekleyerek sağlanmalıdır.
Birçok yönetici, herhangi bir yolluk verilmeden uzak ilçelerdeki eğitim merkezlerine gitmek zorunda bırakılmaktadır. Bu durum hem maddi hem manevi mağduriyet oluşturmaktadır.
Kamu çalışanlarının hafta sonları; ailelerine, sosyal hayatlarına ve dinlenmeye ayırabildikleri en önemli zaman dilimidir. Fedakârlığın zorunluluğa dönüştürülmesi çalışma barışına zarar vermektedir.
Milli Eğitim Bakanlığına çağrımız nettir:
• Eğitimler yüz yüze değil, uzaktan eğitim yöntemiyle yapılmalıdır.
• Eğitim süreçleri mesai saatleri içinde veya daha makul bir planlamayla gerçekleştirilmelidir.
• Sahadaki gerçekler dikkate alınmalı, yöneticilerimizin emeği ve birikimi göz ardı edilmemelidir.
Okul yöneticilerimizin sesi duyulmalı, bu yanlış uygulamadan vazgeçilmelidir.
@_AliKaya ; Kadınların, çocukların en fazla tv izlediği zaman dilimlerinde ki programlarda yayınlananların toplumca normal sayılmayanların kabul edilmeyenlerin normalleştirilmesinin kabul edilemez olduğunu göstermek için #TemizEkranHareketi için buradayız.
MEMUR-SEN’İ HEDEF ALAN MÜFTERİLERİN KAMPANYASI ÇÖKTÜ
Genel Başkanımız Ali Yalçın, TV100 canlı yayınında paylaştığı gerçeklerle şahsı ve Memur-Sen’i hedef alan çok ortaklı iftira kampanyasını çökertti:
❌ Ortada villa yok,
❌ Ortada Memur-Sen’e ait bir kooperatif yok,
❌ Ortada Memur-Sen’le ilişkili herhangi bir kooperatif yok.
❌ Ortada söz konusu kooperatifin yöneticisi bir oğlum yok.
Ortada sadece iftira ve müfteri var.
Gerçekler ortaya çıktı;
🔥🔥🔥iftira da müfteri de yandı, bitti, kül oldu…
https://t.co/rtAYFgnW1R
MEMUR-SEN’İ HEDEF ALAN MÜFTERİLERİN KAMPANYASI ÇÖKTÜ
Genel Başkanımız Ali Yalçın, TV100 canlı yayınında paylaştığı gerçeklerle şahsı ve Memur-Sen’i hedef alan çok ortaklı iftira kampanyasını çökertti:
❌ Ortada villa yok,
❌ Ortada Memur-Sen’e ait bir kooperatif yok,
❌ Ortada Memur-Sen’le ilişkili herhangi bir kooperatif yok,
❌ Ortada söz konusu kooperatifin yöneticisi bir oğlum yok.
Ortada sadece iftira ve müfteri var.
Gerçekler ortaya çıktı;
🔥🔥🔥iftira da müfteri de yandı, bitti, kül oldu…
Şehit öğretmen ve öğrencilerimizi dualarla ebediyete uğurluyoruz.
Kahramanmaraş’taki silahlı saldırıda şehit olan öğretmen ve öğrencilerimizin acısını yüreğimizde taşıyor; şiddete karşı tek yürek olmak için Konak Meydanı’nda buluşuyoruz.
Cuma namazı sonrası gıyabi cenaze namazı kılacak, ardından kitlesel basın açıklaması gerçekleştireceğiz.
Tüm üyelerimizin katılımını bekliyoruz.
🗓 17 Nisan Cuma
📍 Konak Meydanı Camii
KAMUOYUNA AÇIKLAMA
Eğitim-İş İzmir 3 No’lu Şube Başkanı Barış Düdü’nün, şube başkan yardımcımızı ve Bayraklı ilçe temsilcimizi hedef alan üslupsuz ve ayarsız açıklamalarını şiddetle kınıyorum.
Öncelikle şunu açıkça ifade etmek gerekir:
Kokan tuz değildir; kokan sizin köhne ve gerici ideolojik zihniyetinizdir.
Ortaya attığınız iddialar gerçekse bunun yolu bellidir. Türkiye bir hukuk devletidir. Hukuka ve mevzuata aykırı olduğunu düşündüğünüz bir işlem varsa, şikâyet mekanizmaları açıktır. Gidersiniz, başvurunuzu yaparsınız.
Ancak siz bunu yapmak yerine asılsız ithamlarla, iftiralarla ve algı operasyonlarıyla gündem oluşturmaya çalışıyor; bu tavrınızla aslında kendinizi küçük düşürüyorsunuz.
Bize mesai ve kamu görevi dersi vermeye kalkmanız ise gerçekten ibretliktir.
Bir taraftan Mesleki Eğitim Merkezlerini hedef alıp “çocuk işçiliği” gibi söylemlerle kamuoyunu yanıltmaya çalışırken, diğer taraftan Mesleki Eğitim Merkezi’nde haftada iki gün çalışıp beş gün yan gelip yatarak ek derslerini alan ve gününü gün eden anlayışın temsilcisi olduğunuzu da eğitim camiası çok iyi bilmektedir.
Bizim derdimiz eğitim ortamlarının huzurlu olmasıdır. Öğretmenlerin birbirleriyle uğraşmadığı, enerjisini öğrencilerine verdiği bir iklimin oluşmasıdır.
Ancak sizin anlayışınız bunun tam tersidir. En küçük meselede çıngar çıkararak, okullarda üyelerinizi organize edip okul müdürlerini çalışamaz hâle getirmeye çalıştığınızı eğitim camiası çok iyi bilmektedir.
Çirkin ve saldırgan üslubunuzla birçok ilçe milli eğitim yöneticisini baskı altına almaya çalıştığınız da herkesin malumudur. Yönetim kurullarınızın mesai kavramını ve kamu görevlisinin uyması gereken temel ilkeleri çoğu zaman hiçe saydığını da görüyoruz.
Bu üslupla hiçbir yere varamazsınız.
Her fırsatta Mustafa Kemal Atatürk’ün arkasına saklanarak sağa sola saldırmaktan vazgeçin.
Tutarlı olun.
Dün Öğretmenlik Meslek Kanunu çıkmasın diye en önde koşturan sizdiniz.
Bugün ise uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik imkânlarından yararlanmak için en önde koşan yine sizsiniz.
Daha düne kadar “Atatürk’ten başka başöğretmen olmaz” diyen Barış Düdü’nün bugün “başöğretmen” unvanıyla övünerek ortalıkta dolaşması, içinde bulunduğunuz çelişkinin en açık göstergesidir.
Bizim mücadelemiz polemik değil hizmet mücadelesidir.
Biz eğitim ortamının huzurundan, öğrencilerimizin başarısından ve milletimize nasıl daha faydalı olabilirizin derdindeyiz.
Sizin gibi tehdit dili kullananlardan, saldırgan üslup sergileyenlerden korkacak ya da sakınacak değiliz.
15 Mayıs mutabakat süreci yaklaştıkça stresinizin arttığını, kaygı eşiğinizin yükseldiğini görüyoruz. Çünkü sahadaki karşılığınızın azaldığının siz de farkındasınız.
Sizden ayrılan üyelerinize nasıl baskı ve mobbing uygulandığını, sendikanızdan ayrılanlara nasıl tahammülsüz davrandığınızı da biliyoruz.
Ayrıca bazı okullarda üyeniz olan yöneticilerin personel üzerinde sendika yöneticisi gibi değil adeta sendika militanı gibi hareket ettirildiğini de eğitim camiası gayet iyi bilmektedir.
Eğitim çalışanları artık kavgadan beslenen sendikacılığı değil, çözüm üreten sendikacılığı tercih etmektedir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Ali Kaya
Eğitim-Bir-Sen İzmir 1 No’lu Şube Başkanı
➡️RAMAZAN AYINDA MESAİ SAATLERİNİN DÜZENLENMESİ TALEBİMİZİ PERSONEL VE PRENSİPLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE İLETTİK.⬅️
Yaklaşan Ramazan-ı Şerif vesilesiyle, kamu görevlilerimizin iftar saatlerinde yaşayabileceği zaman darlığını ve trafik yoğunluğunu göz önüne alarak, mesai saatlerinin uygun biçimde düzenlenmesi talebimizi Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü'ne ilettik.
Kamu görevlilerimiz, oruç ibadetlerini yerine getirirken aynı zamanda özverili çalışmalarla kamu hizmetini eksizsiz sunma noktasında büyük gayret sarfetmektedir. Bu sebeple Memur-Sen olarak; kamu görevlilerimizin iftar sofralarına telaşsız, huzurla ve vaktinde yetişebilmeleri ve Ramazan ayını sakince yaşayabilmeleri önceliğimizdir.
Kamu hizmetinin aksamadan yürütülmesi ve kamu görevlilerimizin manevi huzurunun sağlanması için konunun takipçisi olacağımızı bildirir, Ramazan ayının tüm kamu camiasına hayırlar getirmesini dileriz.
Ramazan Maarifin Kalbine girince İdeolojik Spazm Geçirenler Yine Şaşırtmadı !
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında "Maarifin Kalbinde Ramazan" mottosuyla Ramazan Ayı Etkinliklerinin yapılması kararının, değerlerine yabancılaşmış kesimler tarafından haksızca eleştirildiğini ve bazı sendikaların, üyelerine bu kararı uygulamamaları yönünde çağrılar yaptığını görüyoruz. Ve maalesef şaşırmıyoruz!
Çünkü milletle, inancıyla, değerleriyle kavgalı zihniyet yıllardır bu ülkede aynı şeyi yapıyor. Milletin bağrından çıkan ne varsa hepsini; bilimsellik soslu hezeyanlarla, pedagoji maskeli yalanlarla, hukuka bandırılmış kakafoniyle, laik ciyaklamalarla sindirmeye, bastırmaya, susturmaya, çarpıtmaya çalışıyor!
Konu sapkın ideolojiler olduğunda halay başı olup mendil sallayanlar, körpe zihinlere eşcinsellik zehrini akıtmak için karatahtaları mora boyayanlar; mesele bu milletin dini, imanı, Ramazan’ı olunca birden “pedagoji” kürsüsüne çıkıp millete parmak sallamaya başlıyor ve yüzleri hiç kızarmıyor!
Sözde bilimsellik ve hukuk adına yuvarlanan bu gargaralardan, artık kabak tadı veren bu yaygaralardan, ipe sapa gelmez bu tezviratlardan anlıyoruz ki; “marifin kalbinde Ramazan” ile milletin yüreğine on ikiden hitap eden çok doğru bir iş yapılmıştır.
Bu vesileyle buradan açıkça bir kez daha ilan ediyoruz ki:
▪️Bu toplumun inancı, birilerinin köhne İdeolojik paranoyalarına kurban edilecek kadar sahipsiz değildir;
▪️Bu topraklarda Ramazan da kalıcıdır, bu milletin inancı da kalıcıdır. ▪️Geçici olan, bu milletin değerleriyle kavga eden ideolojik kibirdir;
▪️İnancına sahip çıkan öğretmeni de, öğrenciyi de, bu milletin değerlerini yaşatan her bir eğitim neferini de asla yalnız bırakmayacağız!
Türkiye’nin En Büyük Sendikası
#EğitimBirSen34Yaşında
Hak için, emek için, özgürlük için özgün sendikacılığımızla sürdürdüğümüz örgütlü mücadelemiz, özelde eğitim çalışanlarının genelde ise aziz milletimizin teveccühü ile ülkemizin en büyük sendikası olmuştur.
🌑 fikirden aksiyona,
🌑 birlikten sendikaya,
🌑 birlerden yüz binlere,
🌑 genel yetkiden zirveye,
🌑 zirveden yeni ufuklara,
🌑 yeni ufuklardan yeni umutlara,
🌑 yeni seferlerden yeni zaferlere,
🌑 yerelden evrensele olmak üzere,
adım adım küresel ölçekte bir harekete dönüşen Eğitin-Bir-Sen olarak, 34 yıldır üye, ülke ve yerküre için mücadeleyi sürdürüyoruz.
“Hassasiyetlerimizi kaybettiğimizde önce şuurumuzu sonra kurumumuzu kaybederiz” anlayışıyla, “geçmişine sadık, geleceğe ve yeniliğe açık” tarzımızla sendikamız yarınlara yürüyoruz.
Kurulduğumuz 14 Şubat 1992’den bugüne 430.000’e varan üyemizle ülkemizin en büyük sendikası olmanın sorumluluğuyla “yeni seferler, yeni zaferler” diyoruz.
Kurucu Genel Başkanımız Merhum M.Akif İnan başta olmak üzere ahirete irtihal eden dava büyüklerimize Allah’tan rahmet diliyor, emektarlarımıza hürmetlerimizi sunuyor, ilk günkü heyecanla mücadeleyi sürdüren, örgütlü gücümüzü büyüten yol ve dava arkadaşlarımıza, tüm üyelerimize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
İyi ki Eğitim-Bir-Sen var..
Kazanımların Sendikası:
🔎https://t.co/4VsmgoFaZt
🔎 https://t.co/nHbuPUMLOs
#EğitimBirSen34Yaşında
“2025-2026 eğitim-öğretim yılı birinci kanaat dönemi sona ermiştir. Bir milyonu aşkın eğitim çalışanı, devam eden sorunların yanı sıra süreç içerisinde ortaya çıkan yeni sorunlara da çözüm bulunmasını, talep ve beklentilerinin karşılık bulmasını beklemektedir. Daha nitelikli ve verimli bir eğitim hepimizin olmazsa olmazıdır. Bunun için sorunlu alan bırakılmamalı, cari problemlere ivedilikle çözüm üretilmelidir.”
https://t.co/6BxdLB2ebb