Amiş Efendi'nin bir sözü var. İster nefs-i raziye anlatılsın, ister anksiyete tedavisi, ister bibliyoterapi. İçinde mutlaka olmalı sanki: "Allah, benden râzı olmasaydı beni dünyaya getirmezdi. Ben, Allah'tan razı olmalıyım."
Hazretimin sözü üstüne söz olmaz ama en azından sorular: kaderine razı, kaderinle huzurlu olmadan nasıl yol gidilir? Dünya hayatında elindeki imkânları görmeyip her şeye şikayet edip O'ndan razı olduğun nasıl dile getirilir? İnsan önce kendine samimi olmalı, yani kendinin kafiri olmamalı. İnşallah.
"Gönülden geçen her şey dile dökülemez,
ki işte bu yüzden Allah
iç çekişleri
gözyaşlarını
uzun uzun uykuları
soğuk tebessümleri
ve titreyen elleri
yarattı"
-Nizâr Kabbânî [1923-1998]
Sâmi Efendi'nin istifleri kadar, vefâ hâli de kalplerde yer etmiş.
Sâmi Efendi'nin celî sülüs hocası Boşnak Osman Efendi büyük bir hattat değilmiş, levhaları da alelâde olurmuş.
Ama Sâmi Efendi, hocasının istiflerini ömrünce saklamış, o çalışmaları da bir şartla gösterirmiş.
İsmail hoca yarın TRT2’de uzun soluklu yeni bir programa başlıyor: Türkiye’yi Düşünmek…
Türkiye’nin yakın/uzak tarihinden pek çok mesele görseller eşliğinde tartışılacak…
İlk bölüm Cuma 19:15’te TRT2’de yayında..
Kaçırmayın…