Hikayelerini dinledikçe okudukça görüyoruz ki tertemiz ailelerin pırıl pırıl çocukları iki sorumsuz ebeveyn yüzünden toprağa düştü, sen istediğin kadar gözünden sakın.. Kiminin tek çocuğu kiminin gözağrısı, mesleğinde belkide astlarına bile zulmeden ama çocuğunu büyütmeyi bile bilmeyen bir baba bozuntusu sebebiyle hayattan koptular, yazık..
Bir çocuk ölünce, Allahü teâlâ meleklerine sorar:
- Kulumun çocuğunu aldınız, kalbinin meyvesini kopardınız. Peki kulum buna ne dedi?
- Ya Rabbi, hamd edip teslimiyet gösterdi.
- O kuluma Cennette bir ev yapıp, adını da, “Hamd evi” koyun!
[Tirmizi]
Okulunda yapılan denemede 2.olmuş,madalya takmışlar çok sevinmiş.
Ailesinin tek çocuğuymuş Adnan Göktürk.
Ömrünün baharında bile değilken,küçücük bedenini tabuta koydular bugün.Hayalleri,geride kalan ailesi her şey yarım kaldı.
Adnan'ı unutmayın.
Çünkü unutturmaya çalışacaklar.
Uzun süre sonra baba oluyor abimiz. İnançlı saygılı efendi bir evlat yetiştiriyor. Öyle bir vakarlı duruş sergiliyor ki kelimeler kifayetsiz. Ne kadar da güzel bir çocuk. İçim ağlıyor. Rabbim cennette buluştursun sizleri.
İslam bana şunu öğretti:
Başkalarının kalbini kıran biri olmaktansa, kalbi kırılan biri olmak daha hayırlıdır. Allah'ın huzuruna, O'nun yarattıklarını incitmiş biri olarak çıkmaktansa, O'nun yarattıkları yüzünden kalbi kırık bir kul olarak çıkmak daha Evladır...
Yeryüzünde kendi ülkesinin liderinin dış müdahale ile öldürüldüğüne sevinen bir batı ülkesi yoktur
Ama Ortadoğu halkı aklını yitirecek kadar batı fısıltısıyla zehirlenmiş.
Bu zehrin etkisinden kurtulmanın tek yolu Allah’ın ipine sımsıkı tutunmak. Her kötü oyunun ilacı yine İSLAM’a sarılıp birlik şuuru kazanmaktan geçiyor. Allah bizi batının oyunlarına karşı uyanık kılsın.
Şükür ki Müslümanız. Epstein olayı gösterdi ki, Allah’sız bir medeniyet eninde sonunda çocuklara kadar uzanan bir karanlığa saplanıyor. Bizim dinimiz ise daha bakışta sınır koyar. Çünkü sınır, insanı küçültmez; insanı korur. İslâm kötülüğü romantize etmez, uyarır. Rahmettir bu.
‘İnsaniyetten geriye kalan, yani yok olmakta direnen her ne ise, üstüne bir şey inşa edilebilecek olan da kesinlikle odur’ diyor Terry Eagleton. Dünya bir ‘Karanlık Çağ’a girmiş görünüyor, diyorum ki insaniyetten geri kalan, yani yaşama ve direnme iradesi gösteren her şeyi, kimlik kağıdı sormaksızın sahiplenelim. İnsanı aziz bilelim, hayatın tanığı olalım. ‘Yaşadım ben, kötülükle savaştım, şahit olsun buna insanlar’ diyebilmek için, aşk ile evvela diyelim, ‘şahidiyim ben, kendi hayatımın’.
aşamadım. birinin, ötekinin hayatını mahvetmesini ve sonra kendi hayatına kaldığı yerden devam etmesini aşamadım. bir tarafta yerle yeksan olan bir hayat varken öteki tarafta en ufak bir hasar almadan hayatına devam eden insanlar var. bu hak mıdır? reva mıdır?
Hadsizlik, dobralık değildir. Herkesin içinde eleştiri, iyiliğini istemek değildir. Patavatsızlık, açık sözlü olmak değildir. Zorbalık, içi dışı bir olmak değildir. Kötülüğünüze kılıf uydurmayın.
ısrarla dua ettim, ısrarla detaylar vererek dua ettim çünkü Rabb'imiz "isteyin vereyim"vaad etmişti ve O vaadinden dönmezdi nitekim verdi, vallahi verdi.. benim anladığım detayları bile doldura doldura verdi..