@Rawmygod Hocam Nöroloji asistanı olarak dediklerinize katılıyorum. Genelde biraz ajite oluyorlar, ama son derece uyumlular. Usulsüz Lyrica yazmayı reddettiğimde hiç problem yaratanla karşılaşmadım daha :D
Orhan Bey'in siteminde dile getirdiği o acıyı, hepimiz hissediyoruz. Bu topraklarda yetişmiş, paha biçilmez değerdeki hekimlerin bavullarını toplayıp gitmesi, ortak bir yaramız.
Tespit doğru, acı gerçek.
Ancak bir hekimin yaptığı gibi, doğru bir teşhis koymak zorundayız:
Sorun, kanayan yaradan akan kanda değil, yarayı açan bıçaktadır.
Ve önerilen "tazminat senedi" çözümü, yarayı tedavi etmek yerine, kanamayı durdurmak için hastanın kolunu kesmeyi önermek kadar absürt.
Bu öneri, basit bir hatadan öte, tehlikeli bir zihniyetin yansımasıdır.
Bu, bir toplumu ayakta tutan en temel sözleşmelerden birini, yani "sosyal sözleşmeyi" dinamitleme girişimidir.
Devlet, vatandaşının vergileriyle bir uzman yetiştirir; bu, devletin topluma yaptığı bir yatırımdır.
O uzman da yıllarca süren asistanlık ve mecburi hizmet dönemlerinde(hatta intörnlük döneminde), çoğu zaman hak ettiğinin çok altında bir ücretle, en zor koşullarda hizmet vererek bu yatırımın karşılığını katbekat öder.
Örneğin, Türkiye'de ortalama hekim maaşı yıllık yaklaşık 1.116.462 TL (yaklaşık 33.000 USD) civarındayken, ABD'de bu rakam 363.000 USD'ye ulaşıyor – bu fark, hekimlerin yıllarca düşük ücretle çalışarak borcunu ödediğini gösteriyor.
Kaynaklar:
1- https://t.co/D9M9rRULgk
2- https://t.co/DVWLm4L4xw
Ve buraya dikkat:
Aslında o uzman da bu ülkenin Orhan bey kadar bir vatandaşıdır.
Sistemin paydaşları, hekimine "can güvenliği, insanca çalışma koşulları ve emeğinin karşılığını" vaat eder.
Peki, her gün haberlere düşen şiddet vakalarıyla – Ülkemizde hekimlerin yüzde 84'ü ise en az bir kere sözlü veya fiziksel şiddete maruz kalmaktadır.
Kaynak: https://t.co/lA7JKSJiNI –, ayda 10 nöbetle geçen tükenmiş hayatlarla ve enflasyon karşısında eriyen maaşlarla sistem bu sözünü tutmayınca ne olacak? Sadece son 11 yılda 560 şiddet olayı yaşanmış, 647 hekim fiziksel saldırıya uğramış.
Kaynak: https://t.co/jILdAoMuRX
Sözleşmeyi ilk bozan taraf, bavulunu toplayan hekim midir, yoksa onu gitmeye mecbur bırakan sistemin kendisi mi? "Tazminat senedi" fikrinin altında yatan felsefe, 21. yüzyılda kabul edilemeyecek bir felsefedir:
Hekimler, devletin-toplumun-sistemin malıdır.
Bu, nitelikli insanı bir birey, bir profesyonel olarak değil, bedeli ödenmiş ve artık "sahip olunan" bir meta olarak görmektir.
Bu, feodal bir zihniyettir.
Modern, özgür bir toplum, yetenekli insanlarını ülkeye "kazanarak" elinde tutar, onların ayaklarına "modern zaman prangaları" olan senetleri bağlayarak değil. Peki, bu çağdışı, üzerinde hiç düşünülmeden yazıldığı belli olan öneriyi bir anlığına hayata geçirdiğimizi düşünelim.
Karşılaşacağımız felaket tablosu nettir:
Önce, ülkenin en zeki, en pırıl pırıl gençleri tıp fakültelerinin kapısından bile girmez.
Kim, daha 18 yaşında geleceğini ipotek altına alan bir "esaret belgesi" imzalamak ister ki?
Tıp fakülteleri, başka seçeneği olmayanların sığındığı bir limana dönüşürken, ülkenin sağlık geleceği dinamitlenmiş olur.
Sonra, içeride zorla tuttuğumuz hekimler...
Ruhları çoktan gitmiş, sadece bedenleri burada olan, mutsuz, umutsuz ve tükenmiş bir profesyoneller ordusu yaratırız.
Her gün "keşke" diye iç geçiren bir cerrahın elindeki neşterden, bir dahiliye uzmanının teşhisinden ne beklenebilir?
Bu, sadece verimsizlik değil, aynı zamanda hasta güvenliği için de korkunç bir tehdittir.
Ve en trajikomik sonuç:
Bu yasanın lafının edilmesi bile, beyin göçünü durdurmak yerine bir tsunamiye dönüştürür.
"Prangalar takılmadan kaçalım" paniğiyle, şu an tereddütte olan binlerce hekimin gidişini hızlandırır.
Zaten araştırmalar gösteriyor ki, hekimlerin %70'i kötü çalışma koşullarını göç nedeni olarak belirtiyor, ve ekonomik enflasyon, şiddet gibi faktörler beyin göçünü tetikliyor.
Kaynak:
1-https://t.co/Bs2st14g3t
2-https://t.co/BjzZsviDbF
Yani, kanayan yarayı durduracağız derken, şah damarını kesmiş oluruz. Asıl çözüm bellidir Orhan bey ve aslında hiç de karmaşık değildir.
İnsanları zincirle bağlamaya çalışmak yerine, onların gitmeyi düşünmeyecekleri bir yuva sunmaktır.
Güvenlik mi istiyorlar? Sağlayın.
İnsanca çalışma saatleri mi? Düzenleyin.
Emeklerinin karşılığı olan adil bir gelir mi? Verin.
Mesleki saygınlık ve liyakat mi? Tesis edin. Bakın, hiçbir hekim "Ben Amerikan zenginine hizmet etme hayaliyle" bu mesleğe başlamıyor.
Ama "kendi vatanımda parya muamelesi görmek istemiyorum" dediği için bu acı kararı alıyor.
Örneğin, 402 hekimle yapılan bir çalışmada, göç eğiliminin temel nedenleri arasında şiddet ve düşük ücretler öne çıkıyor.
Kaynak: https://t.co/pCng2DYXXq
O zaman görevimiz, gidenin arkasından "hain" diye bağırmak veya kalanların ayağına pranga hazırlamak değil, bu ülkeyi, evlatlarının gitmeyi aklından bile geçirmediği, çalışırken kendi kendini rahat, mutlu ve huzurlu hissettiği bir yer haline getirmektir.
Türkiye açısından değerlendirmek gerekirse, 'şiddet gören çocuk şiddete meyilli olur' diyorsak sanırım oyunlardan önce televizyonlardaki dizilerinin tamamına yakınının kaldırılması gerekir zira %90'ı fiziksel ve duygusal şiddet galerisi gibi. Her hafta biri birini doğruyor.
There is a large controversy around women's boxing in the Olympics. As a public figure, with zero skin in the game and near zero knowledge of boxing, gender/sex science and the Olympics. I have no opinion because I have not done any research into the matter.
Bir hekimin hasta yakını tarafından vurularak öldürülmesini “şehit edilmek” olarak tanımlamak, bu ölüm biçimini yüceltmektir. Bu ölüm biçimi kurban gitmek olabilir bana kalsa, şehit olmak değil.
Adam yanında bıçakla evlenme teklif etmeye gitmiş, kabul etmeyen kadını 15 kere bıçaklayıp öldürmüş, ama bu cinayet taammüden değilmiş. Teklifi kabul edilmediği için öfkelenmiş, ondan öldürmüş. Bir de bu emsal karar olacakmış.
Vay arkadaş. Bu ülkede hakikaten kadın olmayacaksın.
❌ TTB’nin bir doktora Seda Sayan’ın programında dans ettiği için soruşturma açtığı iddiası yanlış.
Haber başlıklarından kaynaklanan iddialar doğru değil. Hekimlik Meslek Etiği Kuralları’nda özel hayata gönderme yapan bir hüküm yok.
https://t.co/2j1gjreGwD
@cingiler_ Burada yazdıklarına katılıyorum. Ancak her ne kadar olgu olarak aynı kefeye konulmayacak kadar farklı durumlar olsalar da temel olarak aynı bilişsel önyargılardan kaynaklandığını düşünüyorum