Geçende 2. el otomobil satışı yapan koca AVM tadındaki yerlerden birindeki bi galeriden 2011 model bir araç beğendim. "Çok bakımlı, muhteşem araç" dediler, 200 metre test sürüşü yaptırdılar. Ertesi gün ekspertiz için gittik, araç yıkamada dediler ama araç bir türlü gelmedi. Eşim ve kızımla tam 1.5 saat bekledik ve araç geldiğinde toz içindeydi. Dediler "içi yıkandı", ama içi de yıkanmamıştı. Dedim doğru söyleyin araç nerden geldi, "Vallahi yoğunluk vardı abi" dediler. Araç ekspere bi girdi ki, meğer yağ kaçakları eksperde çıkmasın diye komple motoru yıkamışlar. Ve 9-10 bin trameri var dedikleri aracın ekspertizde 104 bin TL trameri çıktı. Ekspertiz ücretini geri istedim dönen yok tabii.
7 aydır kan ağlıyoruz diyen bu esnafın, aynı gün bana bu yaptığından sonra ben de bu habere kocamam bir MÜSTAHAK derim, iyisi kusura bakmasın. Hakkıyla evine ekmek götüren, kul hakkı yemeyen esnaf için üzgün olmakla birlikte.
Kocaeli Şehir Hastanesi’nde babasının yaşadığı ve ‘ihmal olduğunu’ düşündüğü olayı paylaşan genç:
• Babam Ali Çelik, 28 Temmuz Salı günü Kocaeli Şehir Hastanesi'nde ses tellerinden ameliyat oldu.
• Ameliyat sonrasında durumu gayet iyiydi. Saat 16.00'da hemşirenin odaya gelip yanlış iğne yapması sonucunda babam fenalaştı ve kalbi durdu.
• Doktorlar yaklaşık 6-8 dakika sonra müdahaleye geldi ve gelir gelmez kalp masajına başladılar.
• Bizzat benim yanımda yapılan kalp masajına 2-3 dakika devam edip durdular. "Neden duruyorsunuz? Devam edin!" diyerek tepki gösterdiğimde beni zorla odadan çıkarttılar.
• O süreçte tabii devam ettiler ve babamın kalp ritmi monitörde görüldü.
• 15-20 dakika sonra bize "Babanız iyi, ilaca alerjik reaksiyon gösterdi. Yoğun bakıma alıyoruz, endişelenmeyin" bilgisi verildi.
• Ancak gece saat 00.00 - 01.00'e kadar babamdan hiçbir şekilde haber alamadık. Haber almak için ortalığı ayağa kaldırınca iki hastane personeli yanımıza geldi.
• Bize, çalışanların bulunduğu hastane grubundaki bir yazışmayı gösterdiler.
• Yazışmada kısaca şöyle deniyordu: "5. katta olaylar olmuş, hastanın kalbi durmuş, yanlış iğne yapılmış. Hasta yakınlarına kesinlikle bilgi vermiyorsunuz, hasta yakınları ortalığı ayağa kaldırmış.”
• Bu yazışma üzerine "Ne oluyor, yanlış iğne mi yapıldı? Hani alerji demiştiniz?" diyerek tekrardan ortalığı ayağa kaldırınca bizi yoğun bakıma çağırdılar.
• Babamı kapıdan gösterdiler ve "Yazışmayı kimden aldınız? Söylemiyorsanız babanızı göremezsiniz" deyip beni güvenlikle dışarı çıkarttılar.
• Hiçbir veriyi e-Nabız'a yüklemiyorlar; epikriz raporları tamamen eksik ve yanlış.
• Epikrizde kalp masajı yapıldığı da elektroşok uygulandığı da asla yazmıyor.
• Oysa babamın vücudunda elektroşok (defibrilatör) izleri vardı, bunların hepsi fotoğraflarla belgelendi.
• Yerel basında bu olay haber yapılıyor ancak haber siteleri aranıp haberler kaldırtılıyor.
• Kimi, niye rahatsız ediyor? Neden gocunuyorsunuz? Madem bir ihmaliniz yok, neden bu haberleri kaldırtıyorsunuz?
Fethullah denen piç halife olarak dönecekti buraya. Kendine "kainat imamı" dedirtiyordu yavşak. Herifteki megalomaniye bak.
Gel gör ki koskoca "kainat imamının" adam gibi bir mezarı bile olmadı, evinin hobi bahçesine gömdüler lavuğu patates soğan gibi. Büyük ibret.
Siz bu kadınlara ne yaşatıyorsunuz da, esnaf lokantasında basit bir parça pasta görünce bile ağlamaya başlıyor? Bazı erkeklerin yatacak yeri yok gerçekten.
Kızının kıyafetlerini en lüks markalardan seçen, bir giyileni yıkamadan asla tekrar giydirmeyen arkadaşım çocuğu pijamalarıyla evden çıkarmak zorunda kalmış. Eve girmeye de korktukları için utana sıkıla kuyruğa girip ikinci el bir kıyafet bulmuş ve onu giydirmiş. O an diyor, kızım o kadar üşüyordu ki temiz olup olmadığına bile bakmadım. Bu arkadaşım, kendi aramızda "Sen zaten zenginsin." diye espri yaptığımız, sürekli başkalarına yardım eden, çocuk okutan biridir. Yardım eden durumundan yardım istemek zorunda kalan durumuna evrilen birçok kişi oldu o dönemde. Siz ve sizin gibiler hanımefendi, onurlu insanları aşağıladınız. Hiçbirimiz paramız olmadığı için o hâle gelmedik, sahip olduğumuz parayı kullanamadığımız için yardıma muhtaç olduk. İstediğiniz kadar ağlayın, siyasi tercihlerinden dolayı aşağıladığınız, ağzınızı yaya yaya dalga geçtiğiniz insanların kalbinde asla kapanmayacak yaralar açtınız. Rabbime sonsuz şükürler olsun ki sizin gibilerin tek lokması geçmedi benim ve çocuklarımın boğazından. Kusura bakmayın ama midemi bulandırıyorsunuz. Allah bir daha ülkemize böyle acılar, size de asla fırsat vermesin.
3 kuruş para vermişsin ( şüpheli )
onu da milletin başına kalkacak kadar aşağılıksın kızım sen. Yaptığın bağışla oy mu satın alacaktın? Güya lafa gelince demokratsınız. Defolun gidin lan bu ülkeden şerefiniz varsa daha da ekmeğini yemeyin
“deprem bölgesinde yaptığımız her şeyi onlar başkaları yapıyor sandı ama, ehehe, sandıktan öyle anlıyoruz” ya yüzyılın en büyük göt oluşu değilse ben bir şey bilmiyorum
Kanser öyle zıp diye bir anda olmuyor 2 3 yıl önceden başlıyor ve bence kanserin en erken belirtisi koku..özellikle kişinin yattığı odada iğrenç ağır bir koku başlar çünkü kanser demek et çürümesi demektir...
Eğer sizde ya da yakınlarınızda uyurken ağır bir koku salınıyorsa yastık su içinde kalıyorsa acil doktora gidin kurtuluş şansı artar
#SONDAKİKA
İstifa eden Erdoğan’ın yakın koruması sebebini şöyle anlattı:
Bir cuma namazında Edirnekapı’daki Mihrimah Sultan Camii’ndeydik. Polis Mehmet’le karşılaştık. Hâl hatır sorduktan sonra, “Hayırdır, burada ne yapıyorsun?” dedik.
O da, “Başkan Erdoğan burada namaz kıldı. Ben de kendisini bekliyorum.” dedi.
Mehmet, Erdoğan’ın yakın korumasıydı. Hem çok sağlam bir delikanlı hem de kardeşimiz olduğu için onun böyle önemli bir görevde olmasına sevinmiştik.
Ancak o gün bize görevini bırakacağını söyledi.
Necip de ben de, “Yahu sen ne yapıyorsun? Ne güzel başkanın yanı başındasın. Hayır duası kazanırsın. Milyonlarca insan bu görev için yanıp tutuşuyor. Bu görevi bırakma.” dedik.
25-27 yaşlarında, cıva gibi, sportmen ve güçlü kuvvetli delikanlı aynen şunları söyledi:
“Abi, ben insanlıktan çıktım. Artık dayanamıyorum. Bu adam günde 2 ya da 3 saat uyuyor, bazen hiç uyumuyor. Gecesi gündüzü yok. Bir günde 2 ülkeye gidiyoruz. Yurt içinde ise bir günde 3 ile gidiyoruz.
Sürekli planlar, projeler… Devlet liderleri geliyor, gidiyor. Ara sıra evine 3 saat uyumaya gidiyor. Orada bile ya Genelkurmay Başkanı ya da MİT Müsteşarı Hakan Fidan’la telefonla görüşüyor. Gecenin bir yarısı hiçbir devlet görevlisini uyutmuyor. Görüntülü telekonferans yapıyor.
Öyle bir tempo ki sürekli bir koşuşturma var. Hiç yerinde durmuyor. Onun mesaisine benim bedenim dayanmıyor. Ailemin, çocuğumun yüzünü göremez oldum. Hiçbir özel hayatım kalmadı.
Bu koşuşturmaya normal bir insan dayanamaz abi.”
Irak Başbakanı Zeydi Türkiye'de ilginç bir durum yaşadı.
Heyetteki Irak Ulaştırma Bakanı Vehb Haseni, Kalkınma Yolu sözleşmesini imzalamayı reddetti.
Başbakan Zeydi katılımcıların önünde ona sözleşmeyi imzalaması için emir vererek müdahale etti.
Recep Tayyip Erdoğan çok büyük adam. Günlük 1 milyon varil petrol çözdü Irak’tan. Türkiye’yi yönetmeye talip olan Özgür Özel ve ekibi de canlı yayında ceplerimiz boş bize para gönderin diyor.