''Çalışmadan, yorulmadan, üretmeden rahat yaşamak isteyen toplumlar; önce haysiyetlerini sonra hürriyetlerini ve daha sonra da istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar''.
Mustafa Kemal Atatürk
Toplumdaki kokuşmuşluk ve çürümüşlük elbette muhalifleri de kapsıyor. Ancak, yargı iktidarın elinde sopa haline geldiği için sadece muhalif figürler magazin malzemesi oluyor. Bağımsız bir yargı düzeni oluşsa dindar geçinenlerin ne haltlar yediği bir bir ortaya dökülür.
AKP son 3 aydır çok başarılı bir strateji izliyor.
İmamoğlu’nu görünmez hale getirdiler.
CHP’yi savurdular.
Belediye başkanlarının alınması 12 dakika gündem bile olmuyor artık.
En önemlisi Haluk Levent’in fırıldak olduğunun ortaya çıkmasıyla muhalifliğin gençler nazarındaki “karizmatik, üst, klas, cazip, aydın, elit” algısını yıktılar. Artık gençler için muhalif olmak o kadar da wow bir şey olmamaya başladı hatta aşağılanmaya başlandı. Sosyal medyanın öne çıkardığı Özgür Demirtaş, Oğuzhan Uğur gibi isimleri de karikatür hale getirdiler. Muhalifler için bu isimleri izlemek/takip etmek ibadet gibi bir şeydi bir ara.
Bunun yanında büyüyen iktidar destekçiliği yok ama AKP 3 aydır karşı mahalleyi çok iyi zayıflatıyor.
Yıllar sonra Kandil’de ilk röportaj. Duran Kalkan: “Süreç sürüyor ve batmayacak
Duran Kalkan, Kandil’de Medyascope'dan Ruşen Çakır'a konuştu:
🔺“Başlamadan önce bir şey söylemek istiyorum: Sanki biraz yanlış geldiniz. Buraya değil de önce İmralı'ya gitseydiniz daha doğru adrese gitmiş olurdunuz."
🔺"Her şey savaşla çözülmez; savaş sorunları açığa çıkarır, çoğu zaman ise siyaset çözer. Dolayısıyla hem çözümün zamanı hem de siyasetin zamanı geldi.
🔺“Durum 2013'ten farklı.”
🔺“Kendi aramızda hiç mi çözüm olmayacak? Kendimiz bir irade olamayacak mıyız? Biz bu konuda kararlıyız.”
https://t.co/1RMco5uDZ7
@istbassavcisi Doğduğun aile maalesef kaderin oluyor. Asel umarım büyüdüğünde, kendisine “gerizekalı” ve “aptal” diyen aile fetlerinden ayrı bir yaşam yolu çizebilir.
Paylaştığım belgeye ek olarak 👇🏻
Fethullah Gülen'in onursal başkan olduğu Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, Meclis Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nu ziyaret ederek, 6 madde halinde öneriler sunmuştu. Bu öneriler arasında anadilde eğitim için gerekli düzenlemeler bulunmaktaydı.
9-11 Mart 2012 tarihinde toplanan Abant Platformu ise Anadilde Eğitimi gündeme getirip tavsiye ediyordu. Üstelik Anayasada VATANDAŞLIK TANIMInın olmaması gerektiğini savunuyordu. [Zaman, 12 Mart 2012]
Ak Partili Mahir Ünal, 2014'te kendi oluşturdukları paralel yapı için "FETÖ'nün ordu ve emniyete sızmasını destekledik" demiş ve Fethullah'a övgüler sıralamıştı.
Arşiv unutmaz!
#15Temmuz
FETÖ: RESMÎ BELGELERDE “TÜRK MİLLETİ” OLMASIN
Günümüzde anayasadan “Türk Milleti” kavramını çıkartmak isteyenlerin fikirleri bakın kimlerle örtüşüyor.
Fethullah Gülen'in onursal başkan olduğu, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın organize ettiği 28. Abant Platformu'nun sonuç bildirgesinde, hiçbir resmi belgede “Türk Milleti” ifadesinin bulunmaması istenmişti. Ayrıca eğitim müfredatında da bu hususların yansıtılması isteniyordu.
Abant Platformu’nun sonuç bildirgesindeki bazı kararlar:
-Hiçbir resmi belgede, Türk vatandaşlığının sosyolojik bir tanımı olmamalıdır. Bunun yerine, sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı kavramı üzerine odaklanılmalıdır.
-Devlet herhangi bir üst kimlik tasarlama girişiminde bulunmamalıdır.
-Başkanlık sistemi tartışmaları, yeni bir anayasa için gerekli olan siyasi mutabakatı tehlikeye atmamalı ve geciktirmemelidir.
kuvvetsizleştiğini, devlet ve toplum nezdinde nasıl güç kaybettiğini bundan daha iyi açıklayan örnek çok az bulunur. Cumhuriyeti kuran anlayış, ülke uçuruma sürüklenirken bir aktör olma özelliğini bile taşımıyordu maalesef. Bu sorgulanmadan, çare bulunmadan hiçbir şey çözülemez.
15 Temmuz’a farklı bir bakış: Fetullahçı ayaklanma bir bakıma yüzyılımızın 31 Mart vakasıydı. Ancak, bu sefer karşı karşıya gelen kuvvetler aynı siyasi ve sosyolojik zeminden türemiş iki anlayışı temsil ediyordu. Bir yüzyıl içinde ulusçu ve ilerici siyasetin ne düzeyde ++
15 Temmuz darbe girişimi dar anlamıyla başarısız oldu. Kanlı, küstah, riyakar bir şebekenin çok katmanlı hamlesi boşa düştü. Ancak süreci öncesi ve sonrasıyla bir bütün olarak ele aldığımızda ortada ne yazık ki bir başarı var.
Fethullahçılar Cumhuriyetçi birikimi paralize etmek için misyon üstlenmişlerdi bir, Türkiye’yi NATO ve ABD çizgisinde tutmakla görevliydiler iki. Buralarda bir başarısızlık gören var mı bugün?
1990’lardan itibaren en yetkili kurum ve kişiler tarafından himaye edilen, düzenin ideolojik, ekonomik ve siyasi dinamiklerine şekil veren, hâlâ “geri kalan kadrolarından nasıl yararlanırız” diye kafa patlatılan CIA beslemesi bir fesat hareket sadece 15 Temmuz’da çuvalladığı için nasıl “başarısız” sayılabilir ki?
İktidarın unutmak istediği 15 Temmuz manşetlerini hatırlatıyoruz👇
📍“İncirlik’teki merkezde TSK’nın bütün subaylarını fişleten ABD’li John F. Campbell, kanlı isyanın organizatörü oldu. Üniformalı teröristlere paralar ise Nijerya bankası kanalıyla CIA ekibince ulaştırıldı. İşte darbe girişiminin şok detayları…”
📍“Zaten bu darbenin amacı belliydi; bir NATO müdahalesi. İç savaş bahane edilerek bir müdahale olacaktı belki de.”
📍“Darbenin dış ayağı üzerine düşünmek gerekiyor. Darbeden ABD'nin haberi vardı. NATO yetkililerinin de bilgisi vardı. Zaten NATO'dan yapılan "muhataplarımız tutuklandı" açıklaması bunun bir itirafı. Ama sadece bunu ABD ile açıklamak zor. Birleşik Arap Emirlikleri ve Almanya faktörlerini de unutmamak gerekir.”
https://t.co/loEOatt0vZ