@BalatLeydisi@frdsadikoglu Ben de malina okuyorum , yarısındayim şuan. Çok farklı bir tarz. Bir de Thomas Bernhard öneririm o tarz. Özellikle odun kesmek kitabı. Ayfer Tunçun da önerisiydi🙏
"Dünya karardığında
ve ruhun ağırlaştığında,
Evrenin kollarını etrafına sarmasına izin ver,
yıldızlardan cesaret çekerken.
Umut üzerine yorulan başını yasla
ve sevildiğini bil,
çünkü sevgi her yerde..."
----Christy Ann Martine
Kierkegaard ne güzel demiş; “Neyi seçersen seç pişman olursun. Çünkü sorun tercihlerinde değil, yaşanmamış bir hayatı romantize etmendir. İnsan her daim gidilmemiş bir yolu cazibeli ve gizemli bulur. Bu yüzden mesele en doğru seçimi yapmak değil, hangi pişmanlıkla yaşayacağını seçip karar vermendir.”
Dostoyevski’nin "Yeraltından Notlar" kitabında anlatıcı, bir bilardo salonunda kendisini bir eşya gibi kenara iten subayı saplantı hâline getirir. Onunla sokakta omuz omuza çarpışıp eşit olduğunu kanıtlamak için günlerce plan yapar. Hatta sırf bu an için borç parayla paltosuna şık bir kunduz yakası bile diktirir. Nihayet Nevski Bulvarı'nda subayın omzuna bilerek çarpar. Ancak subay bu durumu sıradan bir temas sanıp hiçbir tepki vermeden yürüyüp gider. Başkarakterin zihninde kurguladığı o büyük isyan, karşı tarafın gerçekliğinde yer bile tutmamıştır.
İnsan, iç dünyasında yürüttüğü savaşların dışarıdan da aynı netlikte görüldüğünü sanır. Birine duyulan öfke veya ona karşı planlanan bir hamle, çoğu zaman sadece onu kuran kişinin zihnini yorar. Karşımızdakine bir ders verdiğimizi ya da onu sarstığımızı düşündüğümüz anlarda, o kişi genellikle bizimle aynı savaşın içinde bile değildir. Bir çatışmadaki en ağır yenilgi, karşı tarafın sizinle savaşmaya tenezzül etmemesidir.
Bir kitabın sayfalarına baktığınızda, başka bir insanın sesini işitirsiniz; belki de bin yıl önce yaşamış ve ölmüş birinin. Okumak, zamanın içinde yapılan bir yolculuktur.
Carl Sagan