Fenerbahçe’den açıklama: “Asensio’nun diz bağlarında sezon başından bu yana devam eden ciddi bir problem bulunduğu, çapraz bağ sakatlığı riski taşıdığı, ameliyat olmak istediği ve bu yönde kulübümüze talepte bulunduğu şeklindeki ifadelerin hiçbir gerçeklik payı yoktur”….
Bu tablonun sorumlusu Sadettin Saran'dır.. Madem sezon sonu gideceksin neden Ali Koç'u devirdin? Madem paran yok neden başkan oldun? Madem golcü almayacaksın neden tüm parayı Kante'ye verip En Nesyri'yi sattın? Neden Sadettin Saran.. Neden?
TFF ve tedarikçisi takımlar, siyasetçiler düşman bunu biliyoruz artık.
Süper Kupa’ya illa çıkıcaz diyorsanız U-19’la çıkın.
Aynı gün aynı saatte A Takım antrenmanını Kadıköy’de yapın ve stadı seyirciye açın.
50 bin kişi dolduralım.
Süper Kupa Süper Teneke’ye dönsün.
@Fenerbahce
Ellerini cebine sokmuş…
Mert Hakan Yandaş, ellerini cebine sokmuş….
Çok ayıp…
Sahanın ortasında sevinmişler…
Hem de sahanın tam ortasında…
Çok sevinmişler…
Tam 22 saniye…
Katli vaciptir…
****
Tahriktir bu!
Türkiye’nin kuzeyinde “tahrikin kralıdır”, bu…
Güneye doğru indikçe doğal karşılanır.
Kadıköy de ise sevinene “yuh” demek, çok ayıptır…
Çifte standarttın kralıdır bu.
***
Ülkenin kuzeyinde sevinilirse;
O saha onlara dar edilmelidir…
Çok doğaldır.
Yüzlerce kişi, 11 tane genç adama saldırmalıdır…
Ellerinde ne varsa vurmalıdır…
Sevinenlerin, kaçarak o sahayı terk etmeleri gerekir…
----Kaçmadılar…
****
Geceleyin sokakta yürüyen kadın, tacizi…
Evini kilitlemeyen adam, hırsızı…
Yolunda hız sınırında giden adam, arkadan flaşörü…
Namusuyla yaşamaya çalışan adam, “beceriksiz” sıfatını…
Hâkimin karşısına kravatsız çıkan adam, hapsi…
Hak eder bizim ülkede…
***
Sevinen gençlere nefret kusan yüzlerce kızgın adam sahaya girdiler…
Yüzlerinde maske, ellerinde kesici aletler vardı…
Saldırdılar…
Sevinen gençler kaçmadılar…
Saldıranlar, dövemediler…
Fenerbahçeli futbolcular, dayak yemedikleri için suçlu oldular…
Saldıranlar ise mağdur…
***
Oysaki saldıranların saldırabilmesi için arama yapılmadan girilmiş…
“Müdahale etmesin” diye polise ve çevik kuvvete gerek duyulmamış…
Önündeki havai fişeği görmeyen ülkenin “en iyi hakemi” atanmıştı.
Sahaya atılan yüzlerce su şişesini görmedi…
İsmail hocaya, Tadic’e, yardımcı hakemine gelen su şişelerini göremedi(!)
Livakovic’in kale içinde yatarken gelen madde ile boynu kanamaya başladı…
En iyi hakemimiz;
Doktora, “çabuk ört görecekler”, dedi…
Sahaya görmesi için görevlendirilmiş adam göstermemeye çalıştı…
Tıpkı sahada kalenin içinde yanan meşaleyi görmemeye çalıştığı gibi…
Görmediği faulü verdi, ceza alanını dumana boğan meşaleyi göremedi(!)
Kendi sobelendi…
Tarihe geçti…
***
Trabzonspor’un başkan;
“TV’de şaklabanlık yapanlardan ve klavye delikanlılarından tek tek hesap soracaklarını” söyledi…
Ülkenin kuzeyinde bu söylemler doğaldı…
Bu tehdit e, ağzını açıp tek laf eden olmadı…
Ama…
Mert Hakan ellerini cebine sokmuştu…
Hani diyor ya, “şaklabanlar”, evet onlar:
Kendisine ana avrat küfreden taraftara, gülümsediği için saatlerce konuştular…
***
Kazanan çocuklar, 22 saniye sevinmişlerdi…
Kazananların sevinmesi çok ayıptı(!)
Sokaklarımızda geceleri erkekler saatlerce yürüyebilirdi…
Kadınlar ise evinde oturmalıydı…
Aksi durum ağır tahrik nedeniydi(!)
****
---2006 yılında Denizli de horozlar vardı.
Denizli demek, horoz demekti…
Doğaldı, oyun sürdü…
---2009 yılında kaçak savcı:
“Fenerbahçe şampiyon olsaydı operasyon o yıl olacaktı” dedi.
Duyan olmadı…
Fenerbahçe şampiyonluğu yine son maçta kaybetti.
---2011 yılında terör örgütü kumpas kurdu,
Fenerbahçe başkanını ve yöneticilerini içeri attı…
“Emenike’nin para sayma görüntüleri” halen ortaya çıkamadı.
İstanbul Emniyeti’nin “19 maçta şike tespit edildi”, dediği maçlar halen çıkmadı ortaya.
Mahkemeler kararını verdi.
“Fenerbahçe masum, operasyonun içinde kim varsa örgüt üyesi” dedi…
Kaçanlar kaçtı.
Kaçamayanlar 100 lerce yıl hapis yedi.
Halen tazminatlar ödenmedi.
---2015 yılında otobüsü kurşunlandı, “taş atıldı” dediler…
Takım liderdi... Şampiyonluk yine gitti…
Devlet yine sessizdi.
Kimin kurşunladığı bile anlaşılamadı…
Bir kulüp toplu olarak katlediliyordu…
O kulüplerin başkanı Göksel Gümüşdağ;
“Fenerbahçe sahaya çıkmazsa bedelini öder” dedi.
“Geçmiş olsun” bile diyemediler…
---2023 yılının son ayında Suudi Arabistan’da, “Atatürk yoksa oynamayız”, dediler ve döndüler…
Kararı alanlar, TFF yetkilileri ve iki kulübün başkanıydı.
Bir de varsa telefon ile bağlananlar…
---Ülke olarak alkışladık.
Onuru paylaştılar.
Faturayı ödemeye geldi sıra…
Yine Fenerbahçe ye ödettiler faturayı…
Ben şunu bilirim…
Bugünün faturasını ödeyenler, yarın onurunu da yalnız yaşarlar.
Ve sonunda…
****
“Sonunda” diye yazdıysam, “son bulacak”, demedim.
---2024 yılının mart ayında Trabzon’da, 90 dakika su şişesi yediler.
Meşale atıldı…
Kafaları yarıldı…
Sevinirken sahanın içinde saldırıya uğradılar.
Ancak;
Mert Hakan elini cebine sokmuştu…
“Çok ağır tahrik” vardı(!)
Yine “geçmiş olsun “bile diyemediler…
***
Kenar süsü mü olacaksın…
Etinden sütünden faydalanacaklar ama yarıştırmayacaklar.
Ülkenin tamamı “sen olmadan olmaz”, diyecek.
Ancak sevdalıların hariç tamamı, “kaybetse de sevinsek” diye izleyecek…
Ve o kutsal ittifak zinciri, kaybetmen için her türlü organizasyonu yapacak…
Devlet de bunlara göz yumacak…
Hatta alkışlayacak…
Var mısın?
***
2 Nisan günü bakacağız…
“Devam mı, tamam mı?”, diyeceğiz…
Yine Fenerbahçeliler takımına sahip çıkacak ve binlerce kişi orada olacak…
En doğru kararı alacak…
Ben de kongre üyesiyim.
İnanın benim de bugün almış olduğum net bir görüşüm yok.
Ancak şunu kendi adıma rahatlıkla söyleyebilirim:
“Fenerbahçe nerede oynuyorsa, benim için Süper Lig orasıdır”.