“..basketbol takımının şampiyonluk maçına, Can Bartu’nun cenaze törenine, Cumhurbaşkanımızın katıldığı Divan’a, Birsel Vardarlı’nın jübilesine davet ettik gelmedi.Davalarla ilgili mektup yolladım,açılmadan geldi.”
Lafın tamamı kime söyleniyordu?
Soru soran olmayınca anlatmak ne rahat değil mi? Oysa şöyle sorular cevaplanması gereken;
✳️ 26 Ağustos’ta UEFA’nın TFF’ye gönderdiği Infantino imzalı (CC’de Şener Erzik’in bulunduğu) üç seçenekli, haksız, hukuksuz mail’den sonra kulüp yönetimi toplatıp süreci en az hasarla atlatmak için “Bu yıl neler olacağı zaten belirsiz, CL’ye kendi irademizle gitmeyelim” diye karar aldı mı? Ertesi gün öğlene kadar UEFA’ya iletilmesi gereken bu karar TFF’ye verildi mi?
✳️ Tam o sırada, “Hayır kararı TFF versin, ‘biz gitmiyoruz’ yazısını geri çekin!” diyen kimdi? ‘Kararı TFF’ye bırakma’ seçeneğinin ‘2 yıl men cezası’ anlamına geldiğini bile bile neden böyle bir adım attı?
✳️ Fenerbahçe’nin CAS’ta açtığı davadan sonra bu yazının haksızlığı ve hukuksuzluğu aleni hâle gelmiş, kaybedeceğini anlayan UEFA davayı geri çektirmek için en üst düzeyde siyasi girişimlerde bulunmuşken.. Platini’den ‘uluslararası etkinlik’ sözü alan Erdoğan’ın isteğini geri çeviremeyen ve, “ülke menfaatleri için yaptık” diyerek CAS davasını çekenler kimdi?
✳️ UEFA, Fenerbahçe’ye başka ceza gelmeyeceğine dair söz verdiği halde ertesi yıl tekrar ceza kesildiğinde susanlar kimdi?
✳️ O günlerde cezaevinde tutuklu oldukları için zaten imza yetkisi bulunmayanların şimdilerde, “biz üçümüz CAS’tan çekilme kararına imza atmadık” demeleri ve fakat görevlerinin başına döndükten sonra da bu konuda hiçbir şey yapmamaları sorumluluklarını ortadan kaldırır mı?
2024 Secim
Ali Koc Aziz Yıldırım'a
"Bu mu Liderlik ?"
"3 Temmuz'da Ben kaçmadım, dimdik yanınızdayım. Yönetici başkan değildim, kapı kapı dolaştım 650 bin imza topladım, 'Adalete Fener Yak' dedik. Onu da beğenmediniz.
Peki Siz Naptınız ?
Fenerbahçe'nin yenilgilerinden sonra vur patlasın çal oynasın restoranlarda poz vermek dışında ne yaptınız ?
O Dava Arkadaşım dediğiniz Nihat Özdemir En Önce İstifa edince. 4-5 Kişiydik Kulübe gelen.
Dava arkadaşlarınızın coğu yoktu bile
Ağustos Ayında Utanmadan sıkılmadan bir seçim kazanmak için bunları söylediniz. Azılı Galatasaraylı'yı FBTV'ye çıkartıp hakkımda o imayı söylettiniz.
Bu mu liderlik!"
Aziz Yıldırım için racon kesmeli editler yapanlar Ali Şen zamanını yaşasalardı demek kendilerini parçalayacaklardı. Öyle lafla sözle kalmaz yaptıktan sonra konuşurdu.
Oğuz’la Aykut’u takımı şampiyon yapmalarına rağmen yaptıkları sinsilik yüzünden düşünmeden kovdu. Şenes Erzik’i, hatta dönemin MHK başkanı Ahmet Güvener’i istifa ettirmişti.
Trabzon’da tek bir taş atıldı diye takımı sahadan çekmişti. O dönemleri yaşayıp Trabzon’da otobüsün kurşunlandıktan sonra basiretin bağlanıp hiçbir şey yapamadığımız günlere geldik.
Başkan dediğin Ali Şen’dir. Öyle hiçbir zaman da ben Fenerbahçe için şunları yaptım bunları yaptım diye de yüzlemez. Efsanedir.
12 Mayıs’ın (2012) bir polis provokasyonu olduğunu hemen ertesi günkü Yurt gazetesinde yazmıştım! Aziz Yıldırım ise 2018’e kadar başkanımızdı. (Erdoğan, polislerin saldırısına maruz kalan Fenerbahçelilere “teröristler” dediği için olsa gerek!) Aziz Yıldırım yıllarca bahsini açmadı o akşam olanların.. Ama şimdi başkan olursa inceleme isteyecekmiş. Yapma başkan bunları.. Hiç girme şu konulara.. Vallahi böylesi çok daha üzücü..
Trabzonspor tribünleri dahi Yapı’nın resmini çizmişken.. Galatasaray’ın Türk futbolunun kaderini değiştiren ‘haksızlıklarını’ Fenerbahçe üzerinden mi aklayacaksınız? E tabii Mehmet Ağar da böyle olsun ister..
MÜESSES NİZAM
Fenerbahçe’de kongreye 1 hafta kaldı.
Kongre kadar, CHP’ye kayyum atanması da ülkenin gündemini meşgul etti.
🔘 Sosyal medyada CHP ile Fenerbahçe’nin başına gelenleri benzer bulanlar var.
Ben de bunlardan biriyim.
CHP’nin başına gelenler bir ölçüde anlaşılabilir. Son seçimde birinci parti oldu, iktidarın geleceği açısından ciddi bir tehdit hâline geldi. İktidar da yargı yoluyla CHP’yi dizayn etmeye, güçsüzleştirmeye ve düşman hukuku uygulamaya çalışıyor.
PEKİ YA FENERBAHÇE?
Sonuçta bir spor kulübü.
Neden güçsüzleştiriliyor?
Saha içinde yaşananlar ortada. Ama mesele sadece saha içi de değil. Daha birkaç hafta önce Konya’da takımın üzerinden savaş uçağıyla alçak uçuş yapıldı.
PEKİ MESELE NE?
Aslında bunu Özgür Özel de tarif etti:
Müesses nizam.
🔘 Fenerbahçe’nin yıllardır bahsettiği, adını kimi zaman “yapı” olarak koyduğu düzen.
Muhalefet liderinin de artık bu kavramı kullanması elbette önemli. Ancak detaylandırmadı. Kimlerden oluşur, nasıl çalışır, neyi korur, neyi engeller?
🔘 Dikkat edin; Özgür Özel sadece “iktidar” demedi, “müesses nizam” dedi.
Demek ki bu oluşum; mevcut düzenin sürmesinden çıkar sağlayan, bürokraside, yargıda, siyasette ve medyada birbiri ile bağlantılı GÜÇ ODAKLARININ OLUŞTURDUĞU YERLEŞİK YAPIDIR.
O zaman Fenerbahçe açısından eksik kalan kısmı biz tamamlayalım.
CHP’nin güçsüzleşmesi bu iktidarın işine yarıyorsa;
FENERBAHÇE’NİN GÜÇ KAYBETMESİ KİMİN İŞİNE YARIYOR?
Son 40 yıla baktığınızda bunu görmek zor değil.
🔘 Kimler mevcut siyasi iklimden sürekli fayda sağlamış?
🔘 Kimler devlet gücünü arkasına almış?
🔘 Kimler her krizden, her soruşturmadan, her yargı kararından daha da güçlenerek çıkmış?
Ortak noktaları zaten birçok şeyi açıklıyor.
Müesses nizamı anlamak için şuna bakmak yeterli:
🔘 İmamoğlu soruşturmalarında, CHP’li belediyelere yönelik operasyonlarda ve kayyum kararlarında kimler kaybetti, kimler kazandı?
3 Temmuz sürecinde, yasa dışı bahis soruşturmalarında, karaborsa iddialarında ve kulüp yöneticileri hakkında açılan davalarda kimler zarar gördü, kimler güçlendi?
Çünkü futbol da bu düzenin dışında değil.
Hatta daha açık soralım:
🔘 Bu ülkede yalnızca yargı kararları değil, kurumların aldığı birçok kritik karar da DÖNÜP DOLAŞIP AKP VE GALATASARAY’IN İŞİNE YARAMIYOR MU?
Sonuçta kazanan hep aynı aktörler olmuyor mu?
Ha, adalet mi diyorsunuz?
Bunun cevabını vermek için memleketin hâline bakmak yeterli.
Şampiyonun sahada belirlendiğini düşünmek en basit tanımı ile saflık olacaktır.
Sevgiler.
SERDAR
@poyrazbaran1907
'TÜRKİYE YENİ LÜBNAN'DIR'
Sabahattin Önkibar:
Dersimli Kemal'in dünkü tiyatrosunu TRT naklen yayınladı. Dinci, İslamcı Akit TV de naklen yayınladı. Tarikatçı TGRT yine naklen yayınladı. Ne olduğunu tanımlayamadığım Ulusal Kanal da naklen yayınladı.
Buna karşın alayı Özgür Özel'in yaptığı büyük mitingi yok saydılar. Aynı şekilde NTV, Habertürk, TV100, CNN Türk gibi diğer pek çok kanal da Kemal Kılıçdaroğlu'nun sesiyle yayın yaparken Özgür Özel'in sesini vermediler, kıstılar.
Bu kanallar sarayın iktidarın organları iseler, ki öyle, bunun açıklaması Kılıçdaroğlu artık Cumhur ittifakında demek olmuyor mu?
Evet, açık ve net olarak ortaya koyalım. Bay Kemal, Apo ve DEM Parti ile beraber iktidar cephesinin yeni elemanı, yeni figürü, yeni ortağıdır.
Bu şekilde de siyasi ittifak olarak Tayyip Erdoğan, Devlet Bahçeli, Abdullah Öcalan, Kemal Kılıçdaroğlu ve Doğu Perinçek kol kola girmiş olmuyorlar mı? Ne kadro ne birliktelik ama değil mi?
Sadece Tayyip Erdoğan 72 yaşında. Diğerleri 80'lik, yani aksaçlılar güruhu. Söyleyin bu tablo nasıl tanımlanmalı? Nasıl açıklanmalı? Böyle bir birliktelik tesadüfen olabilir mi?
Bu beşli mutabakatın manası en başta yeni anayasa demektir. Göreceksiniz önümüzdeki günlerde anayasa için hemen harekete geçecekler.
Bahçeli'nin kısa süre önce ilan ettiği gibi Türkiye artık etnik ve mezhep ekseninde paylaştırılıyor. Lübnan'da olduğu gibi her kesime bir parmak bal çalınacak.
Evet, Türkiye yeni Lübnan'dır. Ancak bunu yeni Osmanlı diye satacaklar.
Kürtlere, Türklere ve Alevilere Cumhurbaşkanı yardımcılığı verilip monarşiye yani sultanlığa geçecekler ki bu modeli Devlet Bahçeli dışında Amerika'nın Ankara büyükelçisi Tom Barack da dillendirmişti.
Keza yine yakın geçmişte Tayyip Erdoğan'ın 'Türkler, Kürtler, Araplar' diye beyanları sözleri, açıklamaları, konuşmaları var.
Evet, bu beşlinin yeni misyonu Atatürk Cumhuriyeti yani milli üniter devlet modeli yerine merhametli sultan rejimine geçmek olacak.
Bu noktaya nasıl geldigimizi anlamak için dönüp dün neler yaşanmış bir bakmak lazım. Nasıl ayakta uyutulmuşuz görmek lazım
Butlan - Yılmaz Özdil https://t.co/MGhfW1vwGl @YouTube aracılığıyla
Fenerbahçe SK ile Galatasaray SK arasındaki forma satış rakamlarında ciddi bir çelişki var. Dursun Özbek’in “1 milyonu geçtik” açıklamasıyla uluslararası araştırma şirketlerinin verileri birbirini tutmuyor. ⬇️
Üstelik sokakta gördüğümüz tablo da farklı. 100 Galatasaray forması görsek, 1 veya 2 lisanslı ürün ancak denk geliyor. Bu yüzden açıklanan rakamlar doğal olarak soru işareti yaratıyor. Bu işin detaylı ve şeffaf şekilde açıklanması ve Masak'ın ciddi bir araştırma yapması gerekiyor. ⬇️
Ayrıca şunu da aklına sok;
Siz gölge etmeyin ve düşmanlık etmeyin..
Fenerbahçe ve özellikle de Türk futbolu hakettiği yere gelecek ve ülkeyi de muasır medeniyet seviyesine yükseltecektir
Değerli futbolseverler,
ve bu kez özellikle Fenerbahçeliler…
Bazılarının “Hamit Altıntop’un Fenerbahçe hakkında konuşması ne alaka?” diyeceğini biliyorum. Ancak Fenerbahçeli yöneticiler, abilerim ve kardeşlerim beni uzun yıllardır tanıyor. Bugüne kadar hep objektif, samimi ve Türk futbolunun genel menfaatini önceleyen bir çizgide durmaya özen gösterdim.
Benim rengim, ülkemin renkleridir.🇹🇷
Çünkü Fenerbahçe doğru yönetildiğinde sadece Fenerbahçe değil, Türk futbolu da kazanır. Bu durum Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor ve diğer büyük camialarımız için de geçerlidir.
Galatasaray son dört yılın şampiyonu. Bu başarıyı küçümsemek doğru değil. Özellikle Okan Buruk önderliğinde gösterdikleri istikrar, kadro planlaması ve saha içi yönetim takdir edilecek işler. Fakat bu başarı, her şeyin mükemmel yapıldığı anlamına da gelmiyor. Ben de dahil birçok kişi, bu dönemde diğer büyük takımlarımızın kendi iç sorunlarının da yarışa etki ettiğini düşünüyor.
Gelelim Fenerbahçe’ye…
Ali Koç döneminde Fenerbahçe’nin belli bir noktada doğru bir yola girdiğini gördüm. Finansal yapıyı düzeltme çabası, takım iskeleti oluşturma niyeti ve genç oyunculara şans verilmesi önemli adımlardı. Tam bu yapı meyvelerini verecekken yine klasik “yap-boz” döngüsüne girildi.
O dönemde camianın gücüyle Arda, Ferdi, İsmail ve birçok yetenek ortaya çıktı. İnsan ister istemez düşünüyor: Bu yapı daha istikrarlı, daha sabırlı ve daha doğru yönetilseydi neler başarabilirdik?
Tabii eksikleri de görmek lazım. Samet, Cengiz, Çağlar ve bazı diğer oyuncular bu süreçte kan kaybetti. Burada mesele sadece sistem değil; hem sistemin gücü hem de oyuncuların bireysel sorumluluğu, mental dayanıklılığı ve doğru zamanda doğru rolü alabilmesidir.
Özetle şunu söylemek istiyorum:
Takımlar aynı ligde yarışıyor gibi görünse de aslında herkes en çok kendi şartlarıyla, kendi hatalarıyla ve kendi kararlarıyla yarışır.
Sporculuk kariyerimde ve sonrasında öğrendiğim en önemli derslerden biri şudur:
Şampiyonlar bahane üretmez.
Engelleri nasıl aşacağını planlar ve bunun için mücadele eder.
Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi:
“Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim.”
Maalesef bugün Türk futbolunda bu anlayıştan uzaklaştığımızı üzülerek görüyorum.
Medya çalışmaları, dışarıdan destek ve istişare elbette değerlidir. Ancak her seferinde çaresizlik duygusuyla dışarıdan gelen herkesi “kurtarıcı” gibi göstermenin, bu ülkenin kendi yetiştirdiği değerlere haksızlık olduğunu düşünüyorum.
Maldini gibi değerli bir ismin tecrübesine elbette saygı duyuyorum. Fakat onu uzaktan bile “tek çözüm” gibi konumlandırmak; Oğuzlara, Rüştülere, Bülentlere, Tümerlere ve bu toprakların futbol birikimine yapılmış büyük bir haksızlıktır.
Biz de yabancı teknik direktör getirdik, bunu da yaşadık. Teknik direktör önemli bir parçadır ama asıl mesele kişileri kurtarıcı ilan etmek değil,doğru sistemi, doğru istikrarı, doğru kültürü ve doğru aklı kurabilmektir.
Türk futbolunun en çok ihtiyaç duyduğu şey de tam olarak budur.@Fenerbahce #Türkfutbolu #Türkiye
Yazıya kendini bilerek “ne alaka” deneceğinin farkında olarak başlamışsın fakat yazının kalanı resmen çöp..
Amacının art niyetli olduğu o kadar belliki… insan “acaba Türk futbolunun iyiliğine mi konuşuyor” diyecekken.. temsil ettiğin zihniyete bakınca imkansız olduğu anlaşılıyor
Değerli futbolseverler,
ve bu kez özellikle Fenerbahçeliler…
Bazılarının “Hamit Altıntop’un Fenerbahçe hakkında konuşması ne alaka?” diyeceğini biliyorum. Ancak Fenerbahçeli yöneticiler, abilerim ve kardeşlerim beni uzun yıllardır tanıyor. Bugüne kadar hep objektif, samimi ve Türk futbolunun genel menfaatini önceleyen bir çizgide durmaya özen gösterdim.
Benim rengim, ülkemin renkleridir.🇹🇷
Çünkü Fenerbahçe doğru yönetildiğinde sadece Fenerbahçe değil, Türk futbolu da kazanır. Bu durum Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor ve diğer büyük camialarımız için de geçerlidir.
Galatasaray son dört yılın şampiyonu. Bu başarıyı küçümsemek doğru değil. Özellikle Okan Buruk önderliğinde gösterdikleri istikrar, kadro planlaması ve saha içi yönetim takdir edilecek işler. Fakat bu başarı, her şeyin mükemmel yapıldığı anlamına da gelmiyor. Ben de dahil birçok kişi, bu dönemde diğer büyük takımlarımızın kendi iç sorunlarının da yarışa etki ettiğini düşünüyor.
Gelelim Fenerbahçe’ye…
Ali Koç döneminde Fenerbahçe’nin belli bir noktada doğru bir yola girdiğini gördüm. Finansal yapıyı düzeltme çabası, takım iskeleti oluşturma niyeti ve genç oyunculara şans verilmesi önemli adımlardı. Tam bu yapı meyvelerini verecekken yine klasik “yap-boz” döngüsüne girildi.
O dönemde camianın gücüyle Arda, Ferdi, İsmail ve birçok yetenek ortaya çıktı. İnsan ister istemez düşünüyor: Bu yapı daha istikrarlı, daha sabırlı ve daha doğru yönetilseydi neler başarabilirdik?
Tabii eksikleri de görmek lazım. Samet, Cengiz, Çağlar ve bazı diğer oyuncular bu süreçte kan kaybetti. Burada mesele sadece sistem değil; hem sistemin gücü hem de oyuncuların bireysel sorumluluğu, mental dayanıklılığı ve doğru zamanda doğru rolü alabilmesidir.
Özetle şunu söylemek istiyorum:
Takımlar aynı ligde yarışıyor gibi görünse de aslında herkes en çok kendi şartlarıyla, kendi hatalarıyla ve kendi kararlarıyla yarışır.
Sporculuk kariyerimde ve sonrasında öğrendiğim en önemli derslerden biri şudur:
Şampiyonlar bahane üretmez.
Engelleri nasıl aşacağını planlar ve bunun için mücadele eder.
Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi:
“Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim.”
Maalesef bugün Türk futbolunda bu anlayıştan uzaklaştığımızı üzülerek görüyorum.
Medya çalışmaları, dışarıdan destek ve istişare elbette değerlidir. Ancak her seferinde çaresizlik duygusuyla dışarıdan gelen herkesi “kurtarıcı” gibi göstermenin, bu ülkenin kendi yetiştirdiği değerlere haksızlık olduğunu düşünüyorum.
Maldini gibi değerli bir ismin tecrübesine elbette saygı duyuyorum. Fakat onu uzaktan bile “tek çözüm” gibi konumlandırmak; Oğuzlara, Rüştülere, Bülentlere, Tümerlere ve bu toprakların futbol birikimine yapılmış büyük bir haksızlıktır.
Biz de yabancı teknik direktör getirdik, bunu da yaşadık. Teknik direktör önemli bir parçadır ama asıl mesele kişileri kurtarıcı ilan etmek değil,doğru sistemi, doğru istikrarı, doğru kültürü ve doğru aklı kurabilmektir.
Türk futbolunun en çok ihtiyaç duyduğu şey de tam olarak budur.@Fenerbahce #Türkfutbolu #Türkiye
Efeler diyarı İzmir, hazır mıyız?
Seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel, yarın Cumhuriyet’in kalbi İzmir’de olacak.
Demokrasinin, özgürlüğün ve millet iradesinin sesi bir kez daha güzel İzmir’den yükselecek.
Tüm İzmirlileri omuz omuza olmaya davet ediyoruz.
🗓️ 26 Mayıs Salı
🕗 12.00
📍 Cumhuriyet Meydanı
Aziz Yıldırım demişki 1959 öncesi şampiyonlukları almak kolay diyeceğiz ki ister kabul et ister etme biz 5 yıldızımızı formaya koyduk diyeceğiz demiş.
Bunu söyleyen Aziz Yıldırım daha bir kaç yıl aynı yöntemi kullanan Ali Koç yönetimi ile ve 5 yıldızlı forma ile alay etmişti.
Arşiv ne kadar güzel şey değil mi bir insan ancak bu kadar kendisiyle çelişebilir. 😎😎