🚨 Oğuz Çetin: “TFF'den Gençlerbirliği maçı için erteleme istedik.
Deplasmanda oynayacağız. Hemen 2 gün sonra Lyon maçını oynayacağız. Medikal olarak oyuncuların toplanması, taktiksel süreç.
Maalesef erteleme talebimizi reddettiler
Bu yıl önümüzde ne çıkarsa çıksın, kararlılıkla yürüyeceğimizi herkes görecek.”
🚨 Oğuz Çetin: “TFF'den Gençlerbirliği maçı için erteleme istedik.
Deplasmanda oynayacağız. Hemen 2 gün sonra Lyon maçını oynayacağız. Medikal olarak oyuncuların toplanması, taktiksel süreç.
Maalesef erteleme talebimizi reddettiler
Bu yıl önümüzde ne çıkarsa çıksın, kararlılıkla yürüyeceğimizi herkes görecek.”
@younees1905 Hee aynen biz aptalız doğru söylüyorsun gerçi bu ülkede teröristi savunanda siz değilsiniz meclis bile savunuyor teröristi o yüzden boşuna yırtmayın kendinizi bu bok lekesi çıkmaz artık üzerinizden
@curvagala Bunun ironisi mi olur lan terörist bebek katiline özgürlük istemek ne demek bunun ironisi mi olur hain köpekler birde özgürlük işareti yapıyor savunacağınız adamı iyi seçin oğlum hainlik yapmayın lan terörist ibneler sizi !
@AlicanWesttt Seboş abin sizin paralarla burun takılıyor zoruna gitmiyor mu adamın evinden çıkan mebla 65 ml tl bırak algıyıda kendi abi dediğin müptezel hırsızın ayıplarını temizle biz Cem reise Cem reisde bize sahip çıkar bir şekilde ultravestiler sizi 👌🏻
GÜNDEME DAİR
“Devletimizin içinde bir grubun Fenerbahçe’yi şampiyon yapacağı” şeklindeki dedikoduya vakıf olduğunu iddia edenler, bu iddialarıyla aslında son dört yıldır üst üste kazanılan şampiyonlukların kendilerine hediye edildiğini kabul etmiş ve bunu kamuoyuna duyurmuş olmuyorlar mı?
Her sezon her türlü usulsüzlüğe imza atıp, her türlü skandala karıştıktan sonra hiçbir şey olmamış gibi yollarına devam eden ve üstüne bir de “iyilik” taslayanların tutumu, günümüz Galatasaraylılığının klasik bir özetidir.
On iki yıldır şampiyon yapılmayan Fenerbahçemiz hakkında, her sezon olduğu gibi bu sezon da daha lig başlamadan oluşturulmaya çalışılan bu ucuz algı operasyonlarına, kumpaslara, yalan ve dolana karnımız tok; sabrımız da tükenmiştir.
Fenerbahçe’nin şampiyonluğunu ne bir makam verir, ne bir grup belirler, ne de birilerinin lütfuna ihtiyacı vardır.
Fenerbahçe varsa umut vardır.
Fenerbahçe varsa mücadele vardır.
Fenerbahçe varsa hesap sorulacaksa da sahada sorulur.
Birlik ve beraberlik içinde başladığımız bu sezonda fitne ve nifak tohumlarına geçit vermeyeceğiz. Tek yürek olup, sahada da tribünlerde de hep birlikte hedefe yürüyüşümüze kararlılıkla devam edeceğiz.
6661 × 4.499 TL = 29.968.839 TL (yaklaşık 30 milyon TL)
Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı maaşını yaklaşık 280.000 TL/ay kabul ederse:
29.968.839 ÷ 280.000 ≈ 107 ay
Bu da yaklaşık 8 yıl 11 ay eder.
Yani, maaşından hiç harcama yapmadan tamamını biriktirdiği varsayımıyla bile yaklaşık 9 yıl maaş biriktirmesi gerekir
@serbaysenkal Dayı siz me yiyorsunuz ne içiyorsunuz allah aşkına şizofreniye bağladınız kendinizi iyice bu nasıl bir düşünce yapısı yemin ediyorum başkanı ayrı patolojik camiası ayrı patolojik vaka 😂😂😂😂
2011’DE UEFA’YA KOŞAN TFF, BUGÜN NEDEN SUSUYOR?
3 Temmuz Şike Kumpası sürecini yaşayan Fenerbahçeliler açısından bugün sorulması gereken sorulardan biri de budur. 24 Ağustos 2011 tarihinde Türkiye Futbol Federasyonu, henüz Türkiye’de kesinleşmiş herhangi bir mahkûmiyet kararı bulunmadığı hâlde Fenerbahçe hakkında UEFA'ya bildirimde bulundu ve bunun üzerine UEFA, Fenerbahçe'yi 2011/12 Şampiyonlar Ligi’nden men etti. Aynı gün yapılan resmî açıklamada, bu kararın Fenerbahçe’nin “match-fixing” olaylarına karıştığı gerekçesiyle alındığı duyuruldu ve Acil Durum Paneli kararıyla Trabzonspor Şampiyonlar Ligi’ne dahil edildi.
Yıllar sonra 3 Temmuz operasyonunun bir kumpas olduğu anlaşıldı ve yeniden yargılama sonucunda beraat kararları verildi, bu kararlar Yargıtay tarafından onandı ve sürecin aktörleri hakkında ayrı ceza yargılamalarında hükümler kuruldu. Ancak Fenerbahçe’nin o gün uğradığı sportif ve ekonomik zararlarının hiçbiri geri getirilmedi.
Dolayısıyla bugün mesele Galatasaray’ın müsabaka sonucunu etkilemeye yönelik bahis oynadığı tespit edilen yöneticisinin peşinen suçlu ilan edilmesi değildir. Mesele, Fenerbahçe söz konusu olduğunda ulusal ve uluslararası futbol hukukunu olağanüstü bir süratle harekete geçiren TFF’nin, Galatasaray yöneticisi hakkında Sayın Başsavcılık tarafından titiz bir şekilde soruşturmaya konu edilen çok ciddi bahis iddiaları karşısında neden aynı kurumsal refleksi göstermediğidir.
Üstelik bugünün UEFA disiplin mevzuatı 2011’e göre çok daha açık hükümler içermektedir.
UEFA Disiplin Talimatı’nın 12. maddesi, UEFA kurallarına tabi kişi ve kurumlara yalnızca müsabaka bütünlüğünü ihlal etmeme yükümlülüğü getirmemektedir. Talimatın 12/2-e hükmü, bu madde kapsamına girebilecek bir davranıştan haberdar olanların bunu gecikmeksizin UEFA’ya bildirmemesini de ayrıca bütünlük ihlalleri arasında sayıyor. Aynı maddede bahis, futboldaki görev nedeniyle edinilmiş kamuya açık olmayan bilginin kullanılması ve müsabakanın sonucu veya sürecinin hukuka aykırı biçimde etkilenmesi açıkça düzenlenmiş durumda.
Buradan “her bahis iddiası otomatik olarak UEFA’ya bildirilmek zorundadır” şeklinde ölçüsüz bir sonuç çıkarmak elbette doğru değildir ancak bir kulüp yöneticisinin yöneticilik dönemiyle bağlantılı olarak kendi kulübünün maçlarına, rakibine, gol sayılarına veya oyuncu performanslarına ilişkin bahis oynadığı iddiası savcılık soruşturmasına konu olmuşsa artık ortada sıradan bir söylenti değil, müsabaka bütünlüğü bakımından incelenmesi gereken ciddi bir olgu vardır. Böyle bir dosyada TFF’nin hem kendi disiplin mekanizmalarını işletmesi hem de olay UEFA Disiplin Talimatı m.12 kapsamındaki bütünlük boyutuna ulaşıyorsa UEFA ile gerekli bilgi paylaşımını yapması gerekir.
Kaldı ki TFF hiçbir şey yapmamayı tercih ettiğinde UEFA’nın eli kolu bağlı değildir.
UEFA Disiplin Talimatı m.29/4 son derece nettir: Bir UEFA üyesi federasyon veya onun mensupları, UEFA’nın temel amaçlarının ciddi biçimde ihlal edildiği bir olayı soruşturmaz yahut uygun biçimde soruşturmazsa UEFA Kontrol, Etik ve Disiplin Kurulu (CEDB) doğrudan yetki kullanabilir.
Talimatın 31. maddesi uyarınca UEFA Etik ve Disiplin Müfettişleri kendiliğinden soruşturma başlatabilir; federasyon, kulüp ve kişiler hakkında disiplin süreci açılmasını talep edebilir, belge ve veri isteyebilir ve gerektiğinde diğer ulusal veya uluslararası makamlarla birlikte araştırma yürütebilir.
Daha da önemlisi, m.55/1-e’ye göre UEFA’daki disiplin sürecinin başlaması için TFF’nin UEFA’ya bir “sevk” yapması dahi şart değildir. Bir kamu makamından gelen belgeler, UEFA nezdinde doğrudan disiplin sürecinin açılmasının hukuki dayanaklarından biridir. Yani Sayın Başsavcılığın topladığı delillerin (bahis kayıtlarının ve ilgili mali/dijital verilerin) UEFA’ya ulaşması hâlinde, TFF’nin sessizliği dosyanın UEFA tarafından incelenmesini engellemez.
Avrupa’daki uygulama da bunun teorik bir ihtimal olmadığını gösteriyor.
- 2009’daki Bochum bahis ve şike soruşturmasında UEFA; Almanya, Türkiye dahil dokuz ülkenin futbol federasyonlarını merkezine çağırdı, Alman adli makamlarıyla doğrudan koordinasyon kurdu ve Bochum Savcılığındaki dosyanın tamamının temini için resmî girişimde bulunacağını açıkladı. UEFA ile ulusal federasyonlar, ceza davalarının kesinleşmesini beklemek yerine savcılık belgelerini temin ederek sportif soruşturmaların yürütülmesi konusunda ortak hareket etti.
- İtalya’daki Calcioscommesse sürecinde de FIGC, Cremona Savcılığındaki soruşturmanın sonucunu beklemedi; adli dosyadaki belgeleri aldı, futbolcuları ve yöneticileri sportif soruşturma kapsamında dinledi ve bahis hareketlerini kendi disiplin hukuku bakımından inceledi.
- Arnavutluk’taki Skënderbeu dosyasında ise UEFA’nın bahis izleme sisteminden elde edilen şüpheli bahis raporları kapsamlı bir bütünlük soruşturmasına dönüştü; kulüp UEFA organizasyonlarından çıkarıldı ve süreç CAS denetiminden geçti.
Türkiye’de bunun nasıl işlediğini ise herkesten iyi biz Fenerbahçeliler biliyoruz. UEFA, 2013 yılında Türkiye’deki ceza yargılamasının kesinleşmesini beklemeden Fenerbahçe hakkında kendi Etik ve Disiplin Müfettişlerini görevlendirdi, ulusal soruşturmadaki belgeleri değerlendirdi ve bağımsız sportif yaptırım uyguladı. Şimdi aynı spor hukuku ilkelerinin Galatasaray yöneticisi hakkındaki iddialar bakımından neden işletilmediğini sormak bizlerin en doğal hakkıdır.
TFF’ye çok basit sorular yöneltiyorum:
- İlgili Kulüp yöneticisi hakkındaki savcılık dosyası ve bahis kayıtları TFF tarafından istenmiş midir? İddia edilen bahislerin tarihleri ile yöneticilik dönemi karşılaştırılmış mıdır? Konu FDT m.57’deki bahis yasağının yanında, FDT m.56’daki müsabaka sonucunu veya sürecini etkileme ihtimali yönünden incelenmiş midir? Etik Kurulu Talimatı m.7 kapsamında Etik Kuruluna sevk yapılmış mıdır?
Ve en önemlisi:
UEFA’nın ilgili birimleri bilgilendirilmiş midir Bilgilendirildiyse hangi tarihte ve hangi belgeler gönderilmiştir? Bilgilendirilmediyse, 2011 yılında Fenerbahçe hakkında henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyet dahi yokken UEFA nezdinde derhâl harekete geçen Türkiye Futbol Federasyonu bugün neden aynı hassasiyeti göstermemektedir?
Burada Galatasaray’ın derhâl Avrupa kupalarından men edilmesini istediğim yönünde bilinçli bir çarpıtma yapılmasını istemiyorum. UEFA’ya bildirim yapılması veya UEFA’nın soruşturma başlatması otomatik men anlamına gelmez. Önce bahislerin kapsamı, yöneticilik sıfatı, içeriden bilgiye erişim, bahis konusu müsabakalar ve olası müsabaka manipülasyonu bağlantısı araştırılır. UEFA müfettiş görevlendirebilir, TFF’den ve kulüpten belgeleri isteyebilir, savcılık dosyasını inceleyebilir ve şartları oluşursa CEDB önünde disiplin süreci başlatabilir. Ancak ihlal ve kulüple hukuki bağlantı yeterli delille ortaya konulduğunda Avrupa kupalarından çıkarılmaya kadar uzanan yaptırımlar tartışılabilir.
Talep edilen şey ceza değil, soruşturmadır. Çünkü Fenerbahçe’ye karşı yıllarca kullanılan temel argüman şuydu: “Ceza yargısı ile spor yargısı birbirinden bağımsızdır; kesinleşmiş ceza mahkemesi kararını beklemek gerekmez.”
Bugün aynı ilke Galatasaray söz konusu olduğunda değişmemelidir. 2011’de Fenerbahçe hakkında UEFA’ya karşı “sıfır tolerans” ilkesiyle hareket ettiğini söyleyen TFF, 2026’da bir Galatasaray yöneticisi hakkındaki bahis ve müsabaka bütünlüğü iddialarında sessiz kalıyorsa artık cevap vermesi gereken soru sadece “neden soruşturma açmıyorsunuz?” değildir.
Fenerbahçe’ye uygulanan hukuk ayrı, Galatasaray’a uygulanan hukuk ayrı olamaz. Konu, adil rekabet ise bu ikili uygulamaya izin verilmemelidir.
Av. Fatih Şaşıoğlu
Fenerbahçe Spor Kulübü Kongre Üyesi
Türkiye Futbol Federasyonu Merkez Hakem Kurulu (MHK) tarafından, bu sezon terfi eden üst klasman ve klasman hakemlerinin bilişsel, iletişimsel ve fizyolojik gelişimlerini desteklemek amacıyla hazırlanan eğitim programı, Yeditepe Üniversitesi iş birliğiyle 26-29 Temmuz 2026 tarihleri arasında TFF Hasan Doğan Millî Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri'nde gerçekleştirildi.
45 üst klasman ve klasman hakeminin katıldığı program kapsamında, Yeditepe Üniversitesi'nden 4 akademisyenin katkılarıyla dört gün boyunca toplam 18 eğitim oturumu düzenlendi.
👉 https://t.co/jHYW5AxM5Z