BİR ERGENEKON HİKAYESİ..
Ergenekon furyasında tutuklanan birini koğuşa koymuşlar ve hemen ardından tanışma faslı başlamış.
Taze mahkum tanışırken bir taraftan da yeni arkadaşlarına senin suçun ne diye sormaya başlamış.
Kimi:
-Ben suçsuzum derken...
Kimi:
-Beni yanlışlıkla getirdiler demiş...
Bir diğeri, benim ismimi vermişler iftira kurbanıyım derken...
Yürümeye devam etmiş ve koğuşun sonuna gelmiş.
O da ne? Ne görsün?
Köşeye baktığında gözleri faltaşı gibi açılmış.
Köşede boylu boyunca bir kurt yatıyormuş.
Şaşkınlık içinde:
-Senin ne işin var burada diye sormuş!
Kurt başını kaldırmış ve mahsun bir şekilde:
-Çakallar dışarda biz içeride...
-Benim ismim sadece Destan'da geçtiği için buradayım kardeş demiş.
Dr. Vecdet Öz
ATATÜRK'ÜN TALİMATI İLE KURULMUŞ OLAN ÇARŞAMBASPOR'A 3. LİG'E YÜKSELME MÜCADELESİNDE BAŞARILAR DİLİYORUM...
Bölgesel Amatör Lig'den (BAL) Nesine 3. Lig'e yükselecek son takımın belirleneceği play-off final müsabakası, 14 Haziran Pazar günü İstanbul'da oynanacaktır.
İBB GOP Halit Kıvanç Şehir Stadı'nda oynanacak maç saat 17.00'de başlayacaktır.
10 Haziran Çarşamba günü Bitlis Eren Stadı'nda Bitlis 1916 Futbol Spor Kulübü ile Hakkari Zap Spor Kulübü arasında yapılacak maçın ardından son finalist takım belli olacaktır.
Bu müsabakayı kazanan takım, pazar günü İstanbul'da oynanacak finalde Çarşambaspor ile karşılaşacaktır.
Bir Çarşambalı olarak Çarşambaspor taraftarıyım ve elbette ki başarılı olması yegane arzumdur. Lakin bu başarıyı ve takımın daha üst liglere çıkmasını arzu etmemin daha önemli bir nedeni vardır! Zira Çarşambaspor, Atatürk'ün talimatıyla kurulmuş olan tarihi bir takımdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk 1924 yılında Samsun'a yaptığı bir gezide Çarşamba ilçesine de uğramış ve bu gezi sırasında o zamanın jandarma yüzbaşı Sabri Altıner'e bir spor kulübü kurulması için talimat vermiştir. Aynı yılın Kasım ayında, ilçedeki Halk Fırkası binasında yapılan ilk toplantı ile birlikte Çarşamba Yeşilırmak Gençlik Kulübü faaliyete geçmiş ancak Çarşambalılar kuruluşu Cumhuriyetin ilanı ile özdeşleştirmek için resmi kayıtlarda 1923 olarak tescil ettirmişlerdir.
TFF yönetiminin, tarihi bir hassasiyet içinde olup karşılaşmanın İstanbul'da değil de Cumhuriyet'in ilan edildiği Başkent Ankara'da yapılmasını organize etmeleri daha doğru olurdu!
Spor kulüplerimizin İstiklal mücadelesi ve tarihteki önemleri asla gözardı edilmemelidir...
Dr. Vecdet Öz
#ÇarşambaSpor #SamsunSpor #19Mayıs #TFF #TürkiyeFutbolFederasyonu #GençlikVeSporBakanlığı
Bazı doğruları yanlışların yanına koyarak kötülüğe meşruiyet kazandırmaya çalışmak toplumun iyilik duygusunu istismar etmektir. Bunu yapanlar doğrunun değil her zaman yanlışın peşindedir. Bu nedenledir ki her kim bir taraftan Milliyetçiyim, Atatürkçüyüm, Müslümanım diyorsa ve diğer taraftan herhangi bir terör örgütünü kutsuyorsa o kişi kötülük yanlısı riyakar bir işbirlikçidir...
ADALET PARTİSİ OLARAK FEDERAL ANAYASAYA KARŞIYIZ!
Türkiye Cumhuriyeti Devleti bağımsız üniter bir yapıdır ve öyle kalacaktır!
Türk-Kürt-Arap sentezini kapsayan yeni bir anayasa dayatanlar, Gazi Mustafa Kemal Atatürk den daha mı ileri görüşlüler ki onun kurmuş olduğu tek uluslu bağımsız üniter devlet yapısını ortadan kaldırıp yerine çok kimlikli federal bir yapı tesis etmeye çalışıyorlar?
Bunun TCK 309'a göre suç olduğu bilinmiyor mu?
Bu gelişmelere sessiz kalan Milletvekilleri şerefleri üzerine ettikleri yemini unuttular mı?
Bakın değerli kardeşlerim,
Dünyada, Birleşmiş Milletler tarafından tanınan resmi olarak 193 üye devlet bulunmaktadır. Birleşmiş Milletler'e üye olmayan gözlemci devlet statüsündeki Vatikan ve Filistin de dahil edildiğinde, genel kabul gören bağımsız ülke sayısı 195'tir. Bunlardan 25'i federal, geri kalanı ezici çoğunlukla üniter devlettir.
Yani dünyadaki ülkelerin sadece %14'ü federalizmle yönetilmektedir.
Bu ülkeler kıtalarda yer alış sırasına göre şunlardır:
* Amerika Birleşik Devletleri (ABD)
* Brezilya
* Kanada
* Meksika
* Arjantin
* Venezuela
* Almanya
* Rusya
* İsviçre
* Belçika
* Avusturya
* Bosna-Hersek
* Hindistan
* Avustralya
* Malezya
* Irak
* Mikronezya
* Nijerya
* Etiyopya
* Somali
Bu ülkelerin her biri, merkezi yönetimin yanı sıra kendi anayasalarına ve özerk karar mekanizmalarına sahip federe birimlerden (eyalet, kanton veya bölge) oluşmuştur.
Bunların hiçbiri sonradan federasyon kuralım diye üniter yapılarını parçalamamıştır. Bilakis yüzyıllardır var olan yerel devlet geleneklerini dış savunma ve ekonomik birlik için federasyon adı altında zorunlu merkezi yasal bir kılıfa büründürmüşlerdir. Zira üniter yapı kurmaları böylesi sert parçalı özerk yapılar için son derece zordur. Cazip ve güçlü olan model her zaman üniter devlet yapısıdır. 25 ülke kendi içinde birlik beraberlik ve mümkün olduğunca tek parça olma çabası içindeyken bizler ne yazık ki onların yegane arzusu olan mevcut üniter yapımızı parçalamaya çalışıyoruz!
Özetle, üniter devlet yapısını ortadan kaldırarak federal devlet kurmak isteyen tek ülkeyiz!
Anadolu'da sıkça telafuz edilen, "Alem gider Mersin'e, biz gideriz tersine" sözü yerini bulmuştur...
Çıkarılması düşünülen Federal Anayasa ve ardından kurulacak olan eyalet sistemi bölünmenin önünü açmak demektir!
Bu durum Türk Milleti'ne kulağa hoş gelecek şekilde, "Toprak büyüterek eski Misak-ı millimize geri dönüyoruz, Osmanlı'da olduğu gibi Türk-Kürt-Arap sentezi yeniden oluşuyor" diye servis edilmektedir ve Türk milletine uzatılan bir havuçtur!
Bu günlere gelineceğini yıllar önce öngören Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu yüzden, "Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır" demiş ve mesajını o gün vermiştir...
Ata'nın talimatına sadık kalmak ve çok uluslu federal anayasaya hep birlikte hayır demek tüm siyasi partilerin milli görevidir.
Sıkça telafuz ettiğim lakin muhalif partilerin ayak dirediği "Milli Mutabakat İttifakı" asıl bunun için gereklidir. Yoksa geçmiş olsun...
Dr. Vecdet Öz
#YeniAnayasa #AnayasaDegisikligi #Federasyon #Ozerklik @mansuryavas06@MDervisogluTR@umitozdag@huseyinbas_BTP@ComezTurhan@HalukDural@ovgunaercan@cemgurdeniznet@_OsmanAydogan@Orsatramola@HiImEzio@turkdegs@ipekkozbey@OzlemGurses@ismailsaymaz@Yalcinbayer@cosknbekr2@AvarBanu@Yilmaz_Ozdill@SabihSamur@ArslanBulut9@kubrapc@muratagirel@AtayFerit@merveyildirimtv@can_atakli_@ugurdundarTV@eminsirin12@gizemfidanhaber@ebasaksengul_@Gurbuz_Evren@MuratYetkin2@BayraktarOr@barispehlivan@cigdemtoker@Deniz_Zeyrek@MaliGuller@OzlemGurses@gazetesozcu
Çok değerli hemşerim, eski can dostum, vatan sevdalısı, Türk halk müziği ve Türk sinemasının duayen sanatçısı, adı Çarşamba’yı sel aldı türküsüyle özdeşleşmiş güzel insan rahmetli Yıldıray Çınar’ı aramızdan ayrılışının 19. yılında hasret ve dua ile yad ediyorum...
BAKAN ŞİMŞEK'İN YAPMIŞ OLDUĞU SON AÇIKLAMA, ÜLKEMİZDEKİ RANT EKONOMİSİNİN VE BU YÜZDEN ORTAYA ÇIKAN GELİR DAĞILIMI ADALETSİZLİĞİNİN EN ÖNEMLİ KANITIDIR!..
İstanbul'da düzenlenen 3'üncü Küresel İslami Ekonomi Zirvesi'nde konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Dolar bazında dünyanın en büyük 11. ekonomisiyiz. Kişi başına neredeyse 50.000 dolarlık bir alım gücünden bahsediyoruz. Dünyada böyle bir ülke bulmak kolay değil" demiş!
50.000 dolarlık alım gücü, kişi başına düşen yıllık milli gelirin kâğıt üstündeki istatistiksel ifadesidir.
Bakan Şimşek tarafından zikredilen 50.000 dolar, toplam milli gelirin nüfusa bölünmesiyle elde edilen ortalama bir değerdir. Bu ifade, toplumdaki yüksek gelir grupları ile asgari ücret veya emekli maaşı gibi sınırda gelir elde eden milyonlarca kişinin arasındaki derin uçurumu gizlemesi açısından önemlidir.
Bu ülkede elbette ki hakkaniyetle para kazanan onca iş insanı vardır lakin onların yanısıra rantiyecilik ve diğer illegal yollarla para kazanan onca sözde işadamı da vardır.
Yukarıda ifade ettiğim uçurumun büyümesinin nedeni milletin rızkından çalarak haksız kazanç temin edenlerdir.
Gelir dağılımındaki adaletsizliğin ve dolayısıyla toplumun %98'inin açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi vermesinin ana sebebi budur.
Neyzen Tevfik ne güzel demiş, “Ekmek herkese yetecekti aslında. Tarlaya karga dadandı, ambara fare, fırına hırsız memlekete harami...”
Yabancı sermaye grupları; haksız kazanç kapısının sonuna kadar açık olduğu, gelir dağılımında adaletsizliğin hüküm sürdüğü bir ülkeye güven duymaz ve asla yatırım yapmaz. Ancak devlet teminatı karşılığı tefeci faiziyle kredi verir. Ödenemeyecek boyuta erişmiş dış borç ve katmerli faizi bu yüzdendir.
Dr. Vecdet Öz
❗TÜM MUHALEFETİ UYARIYORUM❗
"BOŞ İŞLERİ BIRAKIN!"
KASIM 2026'DA BASKIN BİR GENEL SEÇİM İHTİMALİ ÇOK YÜKSEKTİR!
Bunun nedenlerine geçmeden önce yasal prosedüre tekrar göz atmakta yarar görüyorum;
Seçimlerin yenilenmesine yani erken bir genel seçim yapılmasına iki farklı organ karar verebilir.
Bunlardan ilki Cumhurbaşkanı'dır. Eğer ki Cumhurbaşkanı seçimlerin yenilenmesine karar verirse, bu karar Resmî Gazete'de yayımlanır. Bu durumda seçim, kararın yayımlanmasından sonraki 60. günü takip eden ilk pazar günü yapılır.
Diğeri ise TBMM'dir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (üye tam sayısının beşte üç çoğunluğu olan en az 360 milletvekili ile) seçimlerin yenilenmesine karar verebilir. Meclis, bu kararı alırken seçimin yapılacağı tarihi de kendisi belirler.
İkinci ihtimal çok zayıftır ve seçimlerin yapılması kararı kesinlikle Cumhurbaşkanı tarafından verilecektir. Tabii ki her zaman olduğu gibi yine usulen Sn. Bahçeli'nin danışıklı önerisi ile!..
Gelelim seçimin apar topar yapılacak olma nedenlerine;
Birinci neden: İktidar muhalefeti hiç bu kadar kolay gafil avlamamıştı. Öncelikli neden budur.
İkinci neden: Ülkede ABD ile birlikte geçici bir iyilik hali yaratma planıdır. ABD Başkanı Trump'ın katılımıyla Temmuz ayında Ankara'da yapılacak olan NATO zirvesi bu manada çok önemlidir! Zira zirve tam bir şov havasında geçecek, iktidara ulusal ve uluslararası şekli bir güç yüklemesi yapılacak ve bu vesileyle toplumun her kesimi üzerinde ciddi bir algı yönetimi oluşturulacaktır. Zirve sonrası ülkemizi ilgilendiren önemli açıklamalar yapılacak ve burada en dikkat çekici husus ise Türkiye'ye verilecek olan yüklü ekonomik yardım olacaktır. Bir süre sahte cennet hayali yaratacak olan bu açıklamalar ve alınan ekonomik destek iktidara derin bir nefes aldıracak, ardından faizler bir anda düşürülecek, enflasyon artışı ve pahalılık otomatik olarak duraklama evresine girecek, memur ve emekli aylıklarına yüklü bir zam yapılacak ve dolayısıyla iç piyasa geçici de olsa hareketlenecektir.
Toplum iyice rehavete girdiği an anayasa değişikliği ve genel af gündeme gelecek, kritik maddelerde yapılacak değişiklikle APO/PKK/DEM yaptırımları ile iktidarın geleceği garanti altına alınmış olacaktır.
Ekonomik iyilik ve toplumsal rehavet hali uzun süre sürdürülebilir değildir. Bu yüzden Devlet Bahçeli'nin danışıklı önerisinin hemen ardından Cumhurbaşkanı tarafından Eylül ayında baskın bir seçim kararı açıklanabilir.
Bu demektir ki; kararın yayımlanmasından sonraki 60. günü takip eden ilk pazar yani Kasım 2026 içinde baskın bir seçim vardır...
Başta ana muhalefet olmak üzere muhalif partiler hesabı buna göre yapmak zorundadırlar.
Her türlü dedikodu, çekişme, koltuk kavgası, düşmanlık bir kenara bırakılarak tek bir gün dahi kaybetmeden karşı cephede; siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları ve toplum kanaat önderlerinden oluşan milli bir ittifak kurulmalı ve acilen faaliyete geçirilmelidir.
Bu ittifaka karşı olan ve iştirak etmeyen her kim varsa iktidarın değirmenine su taşıyan bir işbirlikçidir ve tarih onları affetmeyecektir!
Bu gidişatı çok önceden görmüş ve tüm parti genel başkanlarını bizzatı arayarak bu minvalde birlik beraberlik teklifinde bulunmuştum. Bunu buradan bir kez daha yineliyorum!
Bizler hazırız ve aranmayı bekliyoruz..!
Dr. Vecdet Öz
Adalet Partisi
Genel Başkanı
#BaskınSecim #ErkenSecim
@mansuryavas06@MDervisogluTR@umitozdag@huseyinbas_BTP@ComezTurhan@HalukDural@ovgunaercan@cemgurdeniznet@_OsmanAydogan@Orsatramola@HiImEzio@turkdegs@ipekkozbey@OzlemGurses@ismailsaymaz@Yalcinbayer@cosknbekr2@AvarBanu@Yilmaz_Ozdill@SabihSamur@ArslanBulut9@kubrapc@muratagirel@AtayFerit@merveyildirimtv@can_atakli_@ugurdundarTV@eminsirin12@gizemfidanhaber@ebasaksengul_@Gurbuz_Evren@MuratYetkin2@BayraktarOr@barispehlivan@cigdemtoker@Deniz_Zeyrek@MaliGuller@OzlemGurses@gazetesozcu
BİR AKP TROLÜ DÜN YAZMIŞ OLDUĞUM BİR YAZIYI TENKİT EDEREK ŞAHSIMA UTANMAZ DEMİŞ VE YALANCILIKLA SUÇLAMIŞ!
İşte yazmış olduğum o yazı:
"Yılda 13 Trilyon TL'ye yakın vergi toplanan bir ülkede toplumun %95'i açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi veriyorsa o ülkede paylaşım sorunu var demektir..."
Ve trolün tenkit yazısı:
"Bir de hoca ve parti başkanı olacaksın! Utanmıyor musun yazdığın rakamdan? Alenen yalan söylüyorsun! Bu ülkede toplumun %95'i açlık ve yoksulluk sınırının altında mı?"
Trol efendinin ikazı üzerine resmi verilere tekrar göz attım ve %95'lik oranın bile düşük kaldığını, enflasyon artışına yetişemediğim için hatalı yazmış olduğumu gördüm.
Meğerse açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi verenlerin güncel oranı toplam %98 olmuş!
Zira Mayıs 2026 verilerine göre:
Açlık sınırı 35 bin 174 TL,
Yoksulluk sınırı ise 114 bin 576 TL'dir.
Bu duruma göre toplumun:
%54'lük kesiminin aylık geliri 28 bin TL'nin altındadır.
%22'lik kesiminin aylık geliri 42 bin 900 TL'nin altındadır.
%12'lik kesiminin aylık geliri 57 bin 200 TL'nin altındadır.
%7'lik kesiminin aylık geliri 85 bin TL'nin altındadır.
%3'lük kesiminin aylık geliri ise 114 bin TL'nin altındadır.
Yani açlık sınırının altındaki oran %54, yoksulluk sınırının altındaki toplam oran ise %44'dür.
Trol efendi, bunu ben söylemiyorum resmi veriler söylüyor!
Yılda 13 Trilyon TL'ye yakın vergi toplanan bir ülkede toplumun %95'i açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi veriyorsa o ülkede paylaşım sorunu var demektir...
SON GELİŞMELER KARŞISINDA ERDOĞAN VE BAHÇELİ'NİN SİYASİ DEHASINI TAKDİR ETMEMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR!
AKP+MHP ikilisi muhalefete öyle bir düğüm attı ki çözebilene aşkolsun...
Tüm arzuları, medyanın tamamı artık aylarca 7/24 bunu konuşsun...
Bu şekilde iktidarın bulaştığı her türlü rant, rüşvet, yolsuzluk, adam kayırma, israf ve bu nedenle meydana gelmiş olan yüksek enflasyon, yaşanan derin ekonomik kriz, her geçen gün artan pahalılık, açlık ve yoksulluk gibi ana sorunlar unutulsun...
Hazır rakipler birbirini yerken bir de baskın bir seçim yapılsın ki saltanatları daha yıllarca sürsün...
Değerli dostlarım,
Perşembe'nin gelişi Çarşamba'dan belliydi.
Kazanılmış bir başarının kıymetini bilmez de normalleşme/yumuşama gibi absürt işlere bulaşırsanız işte netice bu olur.
Atalarımız boşuna dememişler; "Demir tavında dövülür" diye! Rakibi kündeye getirmişken hamlenin devamını getirmez de nefes aldırırsan sonunda kündeye gelen sen olursun!
Hepiniz şahitsiniz. Aylardır yanlış yapıyorsunuz diye yazıp durdum ve yumuşama politikasını hep eleştirdim. Ardından ise defalarca 'derhal Atatürk çizgisinde milli bir ittifak kuralım ve hep birlikte sahaya inip güçlü bir muhalefet yapalım' dedim.
Başta CHP olmak üzere maalesef ki çağrıma kulak veren olmadı. Tüm partiler büyük bir ego içinde tek başına hareket etmeyi tercih etti. Bu yüzden birlikten kuvvet doğamadı ve nihayet iktidar gemi azıya aldı.
Şimdi kimsenin sızlanmaya hakkı yoktur.
Meydanlardaki kalabalıklara da aldanmayın zira iktidarın akıl oyunu ve devamı gelme ihtimali yüksek müdahalelere rağmen mevcut çalışmalardan bir netice almak asla mümkün değildir.
Buna rağmen yine de her şey bitmiş değildir ve bir umut vardır!
Siyaseten neler yapılması gerektiğini çok iyi biliyoruz ve bugünlere gelineceğini tahmin ettiğimiz için de uzun süredir bu minvalde ciddi bir çalışma yürütüyoruz. Yakında bunu kamuoyu ile paylaşacağız.
Şunu asla unutmayın!
Siyaset, iktidarın yaptığı gibi stratejik bir akıl oyunudur! Sandıktan önce masada kazanılır ve her zaman el elden üstündür!
Ne demişler, "Son gülen iyi güler..."
Hiçbir endişeniz olmasın ki gülen taraf, geçmişte olduğu gibi yine Atatürk'ün evlatları olacaktır...
Dr. Vecdet Öz
@mansuryavas06@MDervisogluTR@umitozdag@huseyinbas_BTP@ComezTurhan@HalukDural@ovgunaercan@cemgurdeniznet@_OsmanAydogan@Orsatramola@HiImEzio@turkdegs@ipekkozbey@OzlemGurses@ismailsaymaz@Yalcinbayer@cosknbekr2@AvarBanu@Yilmaz_Ozdill@SabihSamur@ArslanBulut9@kubrapc@muratagirel@AtayFerit@merveyildirimtv@can_atakli_@ugurdundarTV@eminsirin12@gizemfidanhaber@ebasaksengul_@Gurbuz_Evren@MuratYetkin2@BayraktarOr@barispehlivan@cigdemtoker@Deniz_Zeyrek@MaliGuller@OzlemGurses@gazetesozcu
KİMSE KİMSEYİ KANDIRMASIN!
Geçmişte ve bugün; APO/PKK, FETÖ, HİZBULLAH gibi terör örgütleriyle diyalog halinde olan siyasi partiler ile bu partilerden herhangi biriyle çeşitli gerekçelerle dayanışma içine girmiş bir siyasi partinin yerli ve milli olması söz konusu dahi edilemez.
Yerli ve milli olmak, Atatürk yaşasaydı ne yapardı diye düşünmek ve tüm faaliyetleri bu doğrultuda sürdürmekle mümkündür.
Atatürkçülük ile terör sevicilik yan yana olmaz...
Şimdi lütfen mevcut partilerin sicilini bu doğrultuda irdeleyin ve kirli siyasetten uzak durun.
Dr. Vecdet Öz
Sürekli olarak hatalı telafuz edilen, "Birleşirsek var oluruz, bölünürsek yok oluruz..." sözünü şu şekilde tadil etmek gerekir: "Atatürkçü çizgide birleşirsek var oluruz, aksi halde bölünür ve yok oluruz..." Zira Atatürk çizgisinde olmayan ve 19 Mayıs ruhu taşımayanlarla birleşmek zaten ilk günden yok olmaktır...
LİDER EŞİ BÖYLE OLUNUR..!
9. Cumhurbaşkanımız rahmetli Sülayman Demirel’in rahmetli eşi Nazmiye hanım her zaman eşinin yanında yer almış lakin hiçbir zaman için devlet işleri ve siyasete bulaşmamış, bu konularda tek bir söz dahi etmemiş bir Cumhuriyet hanımefendisiydi.
Yaşı müsait olanlar anılarında onun Süleyman beyin yanında resim veren modern ve güleryüzlü görüntüsünün haricinde başka bir şey hatırlamazlar.
Sesinin tonunu aşina olan tek bir fert bulamazsınız..
27 Mayıs 2013 tarihinde 85 yaşında kaybettiğimiz Nazmiye Demirel’i mevcut lider eşlerine örnek olması dileğimle vefatının 13. yılında rahmetle anıyorum..
Dr. Vecdet Öz
Aziz Milletimizin ve Tüm #İslam aleminin mübarek #Kurban bayramını kutlar; sevdiklerinizle birlikte sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir bayram geçirmenizi dilerim.
Ferhat BERAN
Genel Sekreter
BUGÜNLERİ DE GÖRMEK VARMIŞ!..
623 yıllık imparatorluğu yıkan İngiliz'e, Anadolu'yu işgal edip ateşe veren Yunan’a, Türk köylerini basıp çocuk kadın dinlemeden hunharca katleden Ermeni ve Rum çetelerine, anayasal düzeni şiddet yoluyla yıkarak şeriat devleti kurmayı hedefleyen ve 1990'lı yıllarda işlediği ağır insan hakları ihlalleriyle binlerce vatandaşın ölümüne ve yaralanmasına yol açan köktendinci Hizbullah terör örgütüne, Asala’nın devamı olarak kurulan ve bebek/çocuk/yaşlı demeden binlerce vatandaşımızı katledip milyarlarca dolar zarara neden olan azılı terör örgütü PKK’ya ve onun eli kanlı yöneticisi katil APO'ya yıllardır tek kelime dahi etmeyen.
Ege'de adalarımızın işgal edilmiş olmasını, Sevr ve soykırım söylemlerini sineye çeken.
ABD Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'ın bir sömürge valisi edasıyla etmiş olduğu onur kırıcı sözlere kulak tıkayan.
Tüm bunlara karşın ülkenin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, Kurtuluş Savaşı'na, Laik Cumhuriyet’e, İstiklal Marşı'na, Şanlı Türk Bayrağı'na, T.C. İbaresine, Türk Kimliğine, Kahraman Ecdad'a, 1924 Anayasası'na, Lozan Barış Antlaşması'na, Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ne, Anıtkabir'e, Andımız'a, yıllardır demediğini bırakmayan her kim varsa tek bir müdahalede bulunmayıp göz yuman; Çakma Milliyetçi, Sözde Müslüman, Gardrop Atatürkçü’sü dış güdümlü siyaset üçlüsünün lütfuna ve hâlâ bunların peşinden gitmekte ısrar ederek bizler gibi gerçek vatan evlatlarını görmeyen partizan seçmenin tasarrufuna kaldı koskoca bir vatan...
Dr. Vecdet Öz
Din ceketi giyip devleti/milleti soyan,
Milliyetçiyiz deyip her türlü melaneti kollayan,
Atatürkçü görünüp hainlerle iş tutan,
Çatışsalarda talimatı aynı yerden alan,
Siyasi bir ihanet yarışına ve it dalaşına muhatap oluyor koskoca bir vatan!
Eğer ki görmezse gerçeği bu millet,
Ta ki yok oluşumuza kadar devam edecek bu amansız illet!
Tek çözüm; kırmızı çizgilerden asla taviz vermeyecek yüzde yüz yerli ve milli bir siyaset...
Ver elini Türkiyem artık son bulsun kuzu postu giymiş bu ihanet!