One of the all-time great Rock Hall moments: Dolly’s “Jolene” with Rob Halford (Judas Priest), Pat Benatar, Annie Lennox, Simon Le Bon (Duran Duran), Pink, and Sheryl Crow. Zac Brown Band held it down as the house band.
Rest easy, Dolly 🤘
@esenol Bolu belediyesi ba��arıyla uyguluyor, çevre kirletme cezaları caydırıcı olunca şehir temiz oluyor. Diğer belediyelerin niçin yapmadığını anlayamıyorum.
We received a complaint saying that this is spreading misinformation as bees aren’t the only pollinators. Genuinely. Basically, these cats don’t know what they talking about 😂
Mabel Matiz’in yeni şarkısı Ha Leylim neden müstehcen bulunmuş olabilir acaba diye izledim. Sözlerini açtım baktım. Sonra eleştirileri seyrettim, okudum. Eleştirilere göre sarı kafa / sarı ceket adam damadın eski yavuklusu imiş ve düğünü basmış, gelinin hiçbir şeyden haberi yokmuş. Düğün bitip herkes yere serilince damatla sarı ceket karşılıklı 9/8 lik oynayarak eşcinsel ilişki göndermesi yapıyormuş.
Bu kadar yanlış bir okuma hayatımda duymadım. Doğrusu şu:
📌 Aksine damat “tam erkek”. Sarı ceket abi baby face damadın alem gecelerindeki halini simgeleyen hegemonik erkeklik alter egosu. Damat düğünde gergin ve hüzünçlü çünkü evlilik boyunduruğu altına giriyor. Ama sarı ceket erkekliğin gem vurulamayan arzularını yansıtan arketipsel bir ego ideali olarak cisimleşiyor ve bir davetli gibi düğünde “görünüyor”, damat orda dissosiyatif bir an yaşıyor ve kadim patriyarkal bilgiyi hatırlıyor: “bi dakka ya ben erkeğim evlilik beni çok da bağlamaz ki ben yine istediğimi yaparım ve toplum susar” Zaten ondan sonra bi canlanıyo farkındaysanız oynamaya başlıyor🕺🏼Düğün dernek evlendikten sonra yine alemlere akacak, karısı çoluk cocuk evde otururken o sarı ceketini giyip hovardalık yapacak, şeker ezecek. Bütün bunlara hakkı olduğu için oynuyor, oynuyor, oynuyor.
Herkesin yere serilmesi de tesadüf değil bu kolektif bir suç ortaklığını betimleyeyazıyor. Gelin boşanmak isteyince aynı bedenler doğrulup “erkeğin elinin kiri, bozma yuvanı, hepsi böyle” diyecek. O devriliş, yan yatış öğrenilmiş çaresizliğin, o toplumsal suskunluğun ve rızanın koreografik dışavurumu.
Ha şarkıya yine soruşturma açılmalı ve şarkı yasaklanmalı. Ritim çok hızlı, ben 9/8 lik ritmi o hızda oynayamıyorum. Ben oynayamıyorsam, bana kötü hissettirdi ise bence yasaklansın. Bence günaydın 🌱
Ben barışa karşı değilim.
Terörün bitmesini, silahların susmasını, Kürt meselesinin demokratik ve barışç��l yollarla çözülmesini istiyorum.
Ama barış istemek başka, AKP’nin getirdiği her düzenlemeye sorgusuz sualsiz “evet” demek başkadır.
Ben bu iktidara güvenmiyorum.
Çünkü bir taraftan “demokrasi ve toplumsal barış” diyorsunuz, diğer taraftan demokratik siyasetin alanını her geçen gün daraltıyorsunuz.
Muhalefetin Cumhurbaşkanı adayının diploması iptal edildi, kendisi cezaevinde.
Seçilmiş belediye başkanları tutuklanıyor, görevlerinden uzaklaştırılıyor.
Muhalefet partilerinin yöneticileri hakkında soruşturmalar ve fezlekeler gündemden düşmüyor.
Meşru, demokratik ve silahsız siyaset yapan insanlar ceza hukukuyla karşı karşıya bırakılıyor.
AYM kararlarının gereği yerine getirilmiyor.
AİHM kararları uygulanmıyor.
Kayyum uygulaması devam ediyor.
Sonra aynı iktidar bize “demokrasi”, “hukuk” ve “toplumsal barış” diyor.
Ben de soruyorum:
Mevcut hukuku uygulamayan bir iktidarın yeni hukuk vaadine neden güvenelim?
Ayrıca bu çerçeve yasanın gelecekteki seçimlerin, Meclis aritmetiğinin veya başka siyasi hesapların aracı olmayacağının güvencesi nedir?
Ben AKP’nin siyasi hesabına ortak olmayacağım.
Çünkü kalıcı barış siyasi hesaplarla değil; hukukla, demokrasiyle, adaletle ve toplumsal güvenle kurulur.
Önce AYM kararlarını uygulayın.
Önce AİHM kararlarının gereğini yerine getirin.
Önce sandık iradesine saygı gösterin.
Önce iktidara da muhalefete de aynı hukuku uygulayın.
Sonra bize demokrasi ve hukuk devleti anlatın.
Benim tavrım çok açık:
Barışa EVET.
Terörün bitmesine EVET.
Silahların susmasına EVET.
Demokratik çözüme EVET.
Ama hukuksuzluğa HAYIR.
Çifte standarda HAYIR.
Barışın siyasi ve seçim hesaplarına alet edilmesine HAYIR.
Benim HAYIR oyum barışa değil, bu iktidarın güven vermeyen hukuk ve demokrasi anlayışınadır.
Bu nedenle bu hâliyle çerçeve yasaya oyum nettir:
HAYIR.
X received an order to restrict access in Türkiye to the official Presidential Candidacy Office account of the now-detained Mayor of Istanbul. Although Türkiye’s laws force us to comply with the order, we are challenging the order in court and, in the spirit of full transparency, are sharing the court order.
This follows the similar order we received and complied with in May 2025 restricting access in Türkiye to a related account belonging to the Mayor. At that time we also issued a public statement via this account, expressed our strong disagreement, challenged the order in court, and shared the court order. Our challenge against this order remains pending before the Constitutional Court, awaiting a decision following our recent legal filings.
These orders require X to block content in Türkiye that is available in the rest of the world. Not complying with these orders can trigger severe sanctions, including throttling of the entire platform in Türkiye. X challenges these orders in court because we believe keeping the platform accessible in Türkiye is vital to supporting freedom of expression and access to information.
X will continue legally challenging requests to remove content in Türkiye and around the world when those requests do not align with principles of free expression, due process, or other local laws.
Istanbul 8th Criminal Judgeship of Peace 2026/6804