🔵 Yunanistan ana karasına 570, Türkiye'ye ise 1 kilometre uzaklıkta bulunan Meis Adası'nı arka plana alarak konuşan vatandaş, adanın milli güvenlik açısından konumunu sorguladı:
▪️"Arkadaşlar, arkamdaki ada Yunanistan'a ait Meis Adası. Burası ise Türkiye. Meis Adası, Yunanistan ana karasına yaklaşık 570 kilometre uzaklıktayken Türkiye kıyılarına sadece 1 kilometre mesafede. Sizce bu ada bir milli güvenlik sorunu değil mi?"
▪️"Rahmetli Bülent Ecevit'e ve Necmettin Erbakan'a o dönemde çok eleştiri yöneltildi. Ancak Ecevit, Erbakan ve CHP ortak bir karar alarak Kıbrıs Harekâtı'nı gerçekleştirdi."
▪️"Türkiye o yıllarda fakir, silah imkânları sınırlı bir ülkeydi. Buna rağmen; Amerika ve İngiltere'ye rağmen Kıbrıs'ın yarısını kısa sürede aldı."
▪️"Bugün ise dünya lideri denilen yöneticilerimiz var, savunma sanayimiz gelişti, silahlarımız var."
▪️"Buna rağmen burnumuzun dibindeki, uluslararası anlaşmalara göre silahsız olması gereken ancak silahlandırıldığı belirtilen bir Yunan adası bulunuyor."
▪️"Bu durum zaman zaman siyasetçiler tarafından da dile getirildi. Peki Türkiye'nin, kıyısına sadece 1 kilometre uzaklıktaki bu ada konusunda herhangi bir adım atacak gücü yok mu? Takdiri size bırakıyorum."
🎥 (almanyadan_cem_turk_official)
VATAN HAİNLERİNE FIRSAT VERİLİNCE NE OLUYOR?
Adına çözüm süreci dedikleri ilk çözülme sürecinde, PKK terör örgütünün babasını kurduğu pusu ile annesinin ve küçük kardeşlerinin gözleri önünde şehit ettiklerini, yaşananların ardından annesinin psikolojik tedavi gördüğünü, küçük kardeşinin ise yaşadığı travmanın etkisiyle hayatını kaybettiğini ifade eden Silopili kardeşimiz Hasan İnal soruyor ve cevaplıyor.
“Vatan hainlerine fırsat verildiğinde ne olduğunu biz yaşayarak gördük.”
DİNLEYİN VE PAYLAŞIN…
Tek adam düzenini tahkim edecek,
Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi'ni kalıcı hâle getirecek,
Türk Milletinin adını ve egemenliğini tartışmaya açacak,
Üniter devlet yapımızı zayıflatacak hiçbir anayasa değişikliğine destek de vermeyiz, izin de vermeyiz!
*TOGG diyorlar, Mercedes'e biniyorlar.
*İMAM HATİP diyorlar, çocuklarını yabancı okullarda okutuyorlar.
*ŞEHADET diyorlar, çürük raporu alıyorlar.
*ORTADOĞU diyorlar, Avrupa ve Amerika'dan vatandaşlık alıyorlar.
*ŞERİAT diyorlar, seküler yaşıyorlar.
*TASARRUF diyorlar, israf içinde yaşıyorlar.
*FAKİRLİK diyorlar, lüks içinde yaşıyorlar.
*MAĞDURUZ diyorlar, zalimlik yapıyorlar.
*Ne söyledilerse tersini yapıyor, ne yaptılarsa tersini söylüyorlar.
*Ebu Bekir gibi konuşup, Ebu Cehil gibi davranıyorlar.
*Harun gibi konuşup, Karun gibi yaşıyorlar.
*Ne oldukları gibi görünüyorlar, ne de göründükleri gibi oluyorlar.
⏩️Bir erkeğe 20 erkek düşen Alanya barlar sokağı. Bu ne rezillik erkek erkeğe birbirinize kur mu yapıyorsunuz lan Arizona kertenkeleleri?
Biz Alanya'yı turizm beldesi olarak bilirdik lakin iyice HIRTLAR BELDESİ olmuş. Yazık Dünyanın en potansiyeli sahilleri hırt işgali altında. Babasız sanayi turizm bitti bu hırtlar yüzünden.
#turizm #Antalya #Alanya #Muğla #Marmaris #Hırtsorununuçözün #hırtişgali #hırttehciri #perşembe
Zafer Partisi Genel Başkan yardımcısı Av. Özcan Pehlivanoğlu Dr. Sadık Ahmet’i anma törenlerine giderken Yunan makamları tarafından Yunanistan’ın milli güvenliğine tehdit olduğu iddiası ile Yunanistan’a kabul edilmemiştir.
Bu düşmanca tutumu protesto ediyoruz. Türk Dışişleri Bakanlığını Yunan siyasetçilere karşı mütekabiliyet ilkesi çerçevesinde gereken tutumu almaya davet ediyoruz. @zaferpartisi@TC_Disisleri
Sivil Toplum ile İlişkiler Başkanımız Av. Özcan Pehlivanoğlu, Batı Trakya Türklerinin unutulmaz lideri Dr. Sadık Ahmet’i vefatının yıl dönümünde anmak üzere Gümülcine’ye giderken Yunan makamları tarafından sınırda durdurularak hukuksuz biçimde geri çevrilmiştir.
Heybeliada Ruhban Okulu’nun Türkiye’nin egemenlik haklarını ve yürürlükteki hukuk düzenini hiçe sayan bir statüyle açılmasına karşı demokratik tepkisini ortaya koyan bir Türk siyasetçisinin Yunanistan’a girişinin engellenmesi, Atina yönetiminin demokrasi, ifade özgürlüğü ve azınlık hakları konusundaki ikiyüzlü tutumunun yeni bir göstergesidir.
Batı Trakya Türklerinin haklı mücadelesini sahiplenenleri susturabileceğini düşünen Yunan makamları bilmelidir ki; ne Dr. Sadık Ahmet’i ne de Batı Trakya’daki soydaşlarımızı yalnız bırakacağız.
Bu keyfî ve düşmanca uygulamayı şiddetle kınıyor, Dışişleri Bakanlığını vatandaşımızın hukukunu korumak üzere derhâl girişimde bulunmaya davet ediyoruz. @umitozdag
Timur Soykan: "AKP'li vekilin eşine 3,7 milyar TL'lik ihale.
İhaleye çıksalar yine iyi; dersin ki ihaleye girmiş, almış, canım Timur sana ne, dersiniz değil mi?
21/B ile veriyorlar 3,7 milyar TL'lik ihaleyi, başka şirket giremiyor.
21/B ihaleler, bir afet durumunda milli güvenlik meselesinde, çok acil durumlarda olur; o zaman pazarlık usulü ihale yapılır ve herkes çağrılmaz ihaleye.
Sanki bir afet varmış, çok acil bir durum varmış gibi ihaleye gidiyorlar, ballı ihaleyi milletvekilinin eşine veriyorlar.”
Heybeliada’daki Ruhban Okulu’nun geçen haftadan itibaren yıllardır görülmeyen ölçüde ışıklandırılması ve etrafındaki ağaçların adanın her yerinden görünecek şekilde budanmasının zamanlaması çok dikkat çekicidir.
Lozan’ın 103., Montrö’nün 90., Kabotaj Kanununun 100., Hatay’ın anavatana katılışının 87., ve Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 52., yıldönümlerinin bulunduğu temmuz ayında, Heybeliada gibi 1773’ten bu yana Türk denizciliğinin ve Deniz Harp Okulu geleneğinin simge mekânlarından birinde böylesine gösterişli bir görüntü verilmesi kamuoyunda doğal olarak soru işaretleri doğurmaktadır.
Türkiye’deki Rum Ortodoks nüfusunun bugün geldiği seviye de dikkate alındığında, bu tür sembolik adımların yalnızca estetik bir tercih olarak değil, siyasi ve jeopolitik bağlamıyla birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Son dönemde Doğu Akdeniz’den Ege’ye, AB kurumlarından ABD-Yunanistan-GKRY eksenine kadar Türkiye üzerinde artan diplomatik baskılar yaşanırken, bu görüntünün zamanlamasını sorgulamak meşru bir haktır.
Daha da öte ABD baskıları ile Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılmasının yoğun şekilde tartışıldığı bir dönemde, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın yıllardır dile getirdiği temel hak ihlalleri devam ediyor.
Son haftalarda azınlık temsilcileri ve Türk kurumları Lozan Antlaşması ile güvence altına alınan eğitim ve din özgürlüğü haklarının tam olarak uygulanmadığını vurgulayarak, Türk okullarının giderek azalmasını, iki dilli Türk anaokulu taleplerinin karşılanmamasını ve Batı Trakya Müslüman Türklerinin kendi müftülerini özgür iradeleriyle seçememesini adeta haykırıyor.
Devletimizin ilgili kurumlarının bu tür gelişmeleri dikkatle değerlendirmesi ve kamuoyunu şeffaf biçimde bilgilendirmesi önem taşımaktadır.
Tarihi ve egemenlik hassasiyetleri bulunan bu tip tartışmalı dini binalar sadece bina değildir. Buralardan verilen her mesaj, yalnızca mimari değil aynı zamanda jeopolitik anlam da taşır.
📍Hazırlanan ilk yasa teklifinde yoktu.
➖Ama bir el, gece yarısı komisyon toplantısının bitimine yakın 3 maddelik bir ek teklif sundu.
📍Bununla;
👉Akkuyu Nükleer Güç Santrali için Ruslara;
➖5 milyar dolarlık bir teşvik verilecekti ve bu da geriye dönük olarak uygulanacaktı.
👉Bu teşviklerin içinde;
➖Damga vergisi, stopaj alınmaması, KDV iadesi gibi emsallerine uygulanmayan destekler vardı.
➖Oysa Ruslarla anlaşma 2010 yılında imzalanmış ve her şey karara bağlanmıştı.
➖Ancak birileri ısrarla Ruslara böyle imtiyazların ve teşviklerin verilmesini istiyordu.
☀️Nedenini biliyoruz;
🇺🇸ABD, Ruslardan aldığımız S-400'leri üçüncü bir ülkeye satmamız için bastırıyordu ve bunun için Ruslardan onay almak şarttı.
🇷🇺Rusların gönlünü hoş tutmak ve satışa onay vermelerini sağlamak için milyarlarca dolarlık teşvikleri ve destekleri onların kucağına bıraktık.
💰Elbette bunun faturası yıllar içerisinde bize, yüksek elektrik fiyatları, yüksek vergi ve enflasyon olarak geri dönecek!
💡Ve bu çapsız, beceriksiz, aymaz, öngörüsüz dış politikanın ve kararların bedelini Aziz Türk Milleti ödeyecek!
🇹🇷Yazık bu güzel ülkeye!
Ümit Özdağ: “12 insanımızı yakarak öldüren terörist ‘Biz pişman değiliz.’ diye bağırıyor.
‘Bizde pişman olmuş hal görüyor musunuz?’ diye soran teröristlerin açıklamasına soruşturma açmıyorsunuz da Nasuh Mahruki’yi niye tutukluyorsunuz?
İşte DEM-AKP-MHP ittifakının ülkemizi getirdiği durum budur.
Gazilerimizin hukukuna sahip çıkmayan ama PKK’lıların hukukunu dikkate alan bir yaklaşım.”
ABD 2027 bütçesinde PKK-YPG’ye 130 milyon Dolar yardım fonu ayırmış. Üstad gazeteci Ardan Zentürk konu ile ilgili can alıcı bir soru sormuş. Lütfen 53 saniyelik bu videoyu izleyin ve izletin. @zaferpartisi
Resmi verilere göre Irak’tan 3 ayda domates, üzüm, pirinç, mısır ithal ettik. Aynı dönemde Türk çiftçisin ürünü elinde kaldı.
Aynı dönemde Irak-Türkiye ham petrol boru hattında yapılan usulsüzlükler nedeniyle Uluslararası Tahkim Mahkemesi Türkiye aleyhine 1 Milyar 471 milyon dolarlık cezaya hükmetti. Bu cezaya 5 yıllık faiz işledi. İşleyen faiz ile birlikte Türkiye’nin yükümlülüğü 2 milyar doların üzerine çıktı.
Irak’tan ithalatın aylık dağılımı şöyle;
ocak ayında 7 bin 181 ton ile zirve görülürken, şubat ayında 2 bin 875 ton, mart ayında ise 640 ton ürün Irak’tan Türkiye’ye gönderildi. Ürün bazlı dağılımda ise 9 bin 109 ton patates; 837 ton mısır ve 496 ton soğan takip etti. Listenin geri kalanında ise domates,üzüm, pirinç ve yerel meyveler yer aldı.
Dün de 3000 ton kurusoğan Türkiye’ye geldi.
İstanbul’da bir yolcu otobüsünün yakıt deposunda 120 adet silah ele geçirildi.
Operasyonda gözaltına alınan 4 şüpheli tutuklandı.
Silahların PKK’ya ait olduğu ve şehirlerdeki çetelere dağıttığı öne sürüldü.
Sokaklar PKK militanı kaynıyor ne zaman önlem alınacak! @TC_icisleri@mustafaciftcitr