@ilbey_44 arkadaşım derdi ki;
Öyle bir haldeyiz ki,
şu topraklarda yaşamış uygarlıklar Hititler, Urartular, İyonlar, Lidyalılar, Frigler, Karyalılar mezarlarından çıkıp gelseler
“siz bu topraklarda sağlıksız tarım yapmayı ve aç kalmayı nasıl başardınız” diyerek yüzümüze tükürürlerdi!..
Haklı mı!.. Evet haklı…
Gerici ülkelerde kadınlar her zaman aşağılanıyor, eziliyor ve cezalandırılıyor.
Bakın bu videoda ne oluyor: Bir kadın zincire vurulmuş, saçları zorla kesilerek halkın önünde teşhir ediliyor.
Din, gelenek ya da “adalet” kılıfıyla kadınlara yapılan bu vahşet hiçbir şekilde kabul edilemez.
Mob linçi, kadına şiddet, aşağılama… Bu ortaçağ zihniyeti hâlâ yaşıyor.
Bu tarz olaylara sessiz kalmak suçtur.
KAAN ARTIK YOK!
Vasiyeti üzerine mektubunu herkese
iletelim. Kaan, bu mektubu yazmış,
sadece annesine vermiş.
(Neden sadece annesine olduğunu okuduğunuzda anlayacaksınız.)
“Bu mektup adresine ulaşmalı”
dedim kendi kendime..
Buyurun siz de okuyun.
Sağlık bürokrasisindeki herkes okusun. Noktasına, virgülüne dokunmadan aktarıyorum..
"Ben bundan 6 sene önce lösemi hastalığına yakalandım. Ankara’da LÖSEV’in LÖSANTE Hastanesi’nde çok zor olan tedavim başladı, 2 sene sürdü. Tam “İyileştim” derken hastalığım tekrarladı.
Tekrar başa döndük ve 3 yıllık tedaviye başladık. Hiç yıkılmadım, “Ben bu hastalığı yeneceğim” diye anneme, kardeşlerime söz verdim. Ama lösemi canavarı beni 3’üncü kez pençesine alıp lösemi tekrarlayınca tam umudum kırılmak üzereyken LÖSEV’in doktorları yine imdadıma yetişti
ve “Artık sana kemik iliği nakli yapacağız ve yaşatacağız” dediler.
3’üncü defa uzunca bir kemoterapi aldım, yine saçlarım döküldü, ateşler içinde yandım ama sonunda Kemik İliği Nakli Servisi’ne geçmeyi başardım. LÖSEV LÖSANTE Hastanesi’nin Kemik İliği Nakli Servisi tıpkı bir uzay üssü. Her tarafı havadaki gözle görülmeyen en küçük tozları, mikropları süzen hepafiltrelerle kaplı.
Doktorlar, hemşireler içeri girerken özel solüsyonlarla yıkanıyorlar, çok özel kıyafetler giyiyorlar.
Annemden başka kimse içeri giremiyor, o da dışarı çıkamıyor.
Adeta fanusta yaşıyordum. Kapıların birisi kapanmadan diğeri açılmıyor. Anlayacağınız, sağlığımız için dünyanın en steril Kemik İliği Nakil Merkezi’ndeydim. Bir gün hematoloji uzmanı profesör doktor odamıza geldi ve “Artık radyoterapi (ışın tedavisi) alacaksın, sonra da sonra da kemik iliği naklini gerçekleştireceğiz. Ama radyoterapi için başka hastaneye gideceksin” dedi. Hemen,
- Bizim hastanemizde yok mu, dedim.
- Var, hem de dünyanın en iyi radyoterapi cihazları var ama kullanamıyoruz, dedi
- Neden, diye sordum.
- Çünkü Sağlık Bakanlığı ruhsat vermiyor, yani çalıştırmamız yasak.
- Neden, kötü bir şey mi yaptınız?
- Hayır, her şey yönetmeliklere uygun. Hatta Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’ndan (TAEK) ruhsat da alındı ama kullanamıyoruz
Bağışıklık sistemim çökmüşken ve bu servisten dışarı adım atmamam gerekirken hem sabah hem de akşam (günde 2 defa) başka bir hastanede radyoterapi almak için dışarı çıktım ve ışın aldım.
Düşünebiliyor musunuz, hem milletin tuğla bağışlarıyla satın alınmış dünyanın en mükemmel
5 milyon dolarlık aleti LÖSANTE Hastanesi’nde çürüyor hem de ben aynı hastanede 2 kat aşağıdaki bu özel merkezde ışın tedavisi alabilecekken dışarıya yani mikrop dolu ortama çıkıp hayatımı tehlikeye atıyorum. En son olarak size şunu itiraf etmek istiyorum:
“Beni lösemi hastalığı öldüremedi ama bürokrasi canavarı öldürebilecek.” Belki de sayılı günlerim kaldı. Ben görmedim ama bu mektubu herkese iletirseniz, sizin sayenizde başka lösemili çocuklar bu cihazın çalıştığını görebilirler.
Saygı ve sevgilerimle..
(Kaan Özelçam)
Gazeteciler cezaevinden bildiriyor📍
48 gündür tutuklu gazeteci İsmail Arı:
📌Yaptığım haberler ile 17 ödüle layık görüldüm, tutuklanmam 18. oldu
📌Sağcıyım ama sana destek için geldim diyenler oluyor
📌Demir dolabın üzerine yatak koyup orada uyuyan bir genç vardı
📌Hangi dağ efkarlıysa orada oldum
📌Suç örgütü lideri miyim? Yoksa uyuşturucu baronu muyum?
📌Amaç; tutuklanana ders verip dışarıdakilere gözdağı vermek!
📌Ezilenin yanında olmak, zalimin karşısında durmak en büyük ısrarım
📌Anlattıklarım karşısında gazetecilikten vazgeçmem mümkün mü?
Kübra Kırımlı'nın (@Kirimlikubra28) söyleşisi
https://t.co/E9rGxVG3pM
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeğeni olduğu iddia edilen 33 yaşındaki Rizeli Kaymakam Zikrullah Erdoğan’ın, Milli Savunma Bakanlığı’nda tümgeneral kadrosuna denk bir pozisyona atanması tartışma yarattı.
Emekli Albay Orkun Özeller, atamaya şu ifadelerle tepki gösterdi:
“Biz 1993 yılında Harbiye’den mezun olup terörle mücadeleye başladığımız günlerde, Rize’nin Güneysu ilçesinde Zikrullah Erdoğan adında bir çocuk dünyaya geliyor.
O eğitim hayatına başlıyor, bizler terörle mücadeleye devam ediyoruz. Onun üniversiteden mezun olduğu 2016 yılında ise Hendek operasyonlarında terörle mücadelenin en kanlı ve en ihanet dolu dönemini yaşıyoruz.
Aradan 10 yıl geçiyor ve bugün Zikrullah Erdoğan, Cumhurbaşkanı Kararnamesiyle MSB Tedarik Hizmet Müdürü olarak atanıyor.
Yani bir Tümgeneral kadrosuna atanmış oluyor. Birikmiş tecrübesiyle Türk Silahlı Kuvvetleri’ne büyük hizmetler vereceğine inanıyorum.
İşte Türkiye Yüzyılı…”
Tutuklu gazeteci İsmail Arı’nın annesinden çağrı
📌"Bugün Anneler Günü ama oğlum İsmail Arı sadece gazetecilik yaptığı için yanımda değil cezaevinde."
📌"Oğlumu serbest bırakın."
https://t.co/tQOcQDoUsh
📍İspanya dağı taşı zeytine boğdu,
📍Suudi Arabistan çölü zeytin denizine dönüştürüyor.
📍Çin Türkiye kadar çölü tarım alanına çeviriyor.
🇹🇷Türkiye bir avuç kömür için ülkesini çöle çeviriyor.(Maden)
İmamoğlu, Yanardağ, Özkan ve Gün'ün ‘casusluk’ iddiasıyla yargılandığı davanın ilk duruşması 11 Mayıs’ta Silivri’de görülecek. Avukat Selin Nakıpoğlu “Bilgi yok, belge yok, yabancı devletin hangisi olduğu belli değil. Casusluk nereden çıktı?” diye sordu.
https://t.co/6zsFlenn5c
ESRA IŞIK'IN CEZAEVİNDE NE İŞİ VAR
ESRA IŞIK'IN CEZAEVİNDE NE İŞİ VAR
ESRA IŞIK'IN CEZAEVİNDE NE İŞİ VAR
ESRA IŞIK'IN CEZAEVİNDE NE İŞİ VAR
ESRA IŞIK'IN CEZAEVİNDE NE İŞİ VAR
ESRA IŞIK'IN CEZAEVİNDE NE İŞİ VAR
ESRA IŞIK'IN CEZAEVİNDE NE İŞİ VAR
#EsraIşıkSerbestBırakılsın DERHAL
Memurun hakkını savunması gereken, memura %10’u yeterli gören herifin oğlu TOKİ’den arsa alıp 1300 villalık lüks site yapıyor. Olay gündem bile olmuyor. “Yeter artık!” demeyecek miyiz?