Markalamadan bahsediyorsak, o iş dünden bugüne bugünden yarına olacak iş değil.
Günlerle, aylarla olmaz.
Yıllar ister.
Ama sabretmek zorunda da değilsiniz.
Her işletmenin güçlü bir markası olacak diye bir kaide yok.
İşinizi yapar paranızı kazanır mis gibi takılırsınız.
Bu deneyi İsviçreli bilim adamları gözetiminde yapıp Beyoğlu 12. Noteri’ne onaylatsanız da, insanlar The North Face’e LC Waikiki’den daha fazla para ödemeye devam edecekler.
En iyi ürün kazanmaz.
Adalet arayan mahkemeye gitsin.
Ortak akıldan fikir çıkmaz.
Hatta tam aksine, ortak akıl iyi bir fikri öldürür.
Parlak bir fikri, lideri olmayan 12 kişinin bulunduğu bir toplantı masasına getirirseniz, can çekişerek ölmesini izlersiniz. Hiç şaşmaz.
“Ortak akıl” sadece sakin denizde, fırtınasız havada, gideceği yer belli olan gemiyi rotada tutup makul bir yolculuk yapmak için faydalı olabilir.
Ama yeni bir kıta keşfetmek için yola çıkacak bir gemide, ortak akılla karar almaya kalkarsanız, değil yeni bir kıta keşfetmek, limandan bile çıkamazsınız.
Yeni bir marka yaratma aşamasındaysanız, ihtiyacınız olan şey ortak akıl değil.
Sadece akıl. Kendi aklınız.
Ortak akıl sizi vasata, ortalamaya, risksiz alana çeker.
Yeni bir marka için en büyük risk de budur.