Yeryüzündeki bütün ayılar bir araya gelse , her sene bir yılda Türkiye'nin çıkardığı çöpün belki 10 katını ithal etmez ülkeye , geri dönüşüm yalanı da anlatmazlar kimseye.
Bu adam gibilerle yeniden dirilmeli
Bu çiftlik @UluovaCiftligi gibi üretmeli
Bu kooperatif @TabiplerTarim gibi birleşmeli
Bu vakıf @ilterisvakfi gibi milli kimlik için uğraşmalıyız.
Vatan Bizimdir.
Türkiye için artık vakit kaybetmeden olağanüstü ciddiyetle hareket edilmelidir.
#Kahramanmaraş
Okullar geçici olarak tatil edilmeli, TBMM acil gündemle toplanmalıdır.
Son 1 haftalık dönemi kapsayan, yapay zekâ destekli ve insan denetimine açık bir sosyal medya incelemesi yürütülmeli; şiddeti, nefreti, provokasyonu veya kamu düzenini bozma riskini artıran paylaşımlar hukuk içinde tespit edilmelidir.
Somut risk oluşturan durumlarda, keyfî değil yargısal denetime açık koruyucu tedbirler uygulanmalı; suça sürüklenme riski görülen kişiler için de cezalandırma odaklı değil, rehabilitasyon ve toplumsal uyum programları devreye alınmalıdır.
Devletin görevi hem güvenliği sağlamak hem de hukuku ayakta tutmaktır.
#OkullardaŞiddet
@TBMMresmi
Yer altı ve yer üstü sularımızı köy foseptikleri değil şehirler kirletiyor
Gerçekleri konuşalım
Kırsaldaki foseptikler toprağın doğal süzgecinde biyolojik olarak eriyip giderken; şehirlerin kanalizasyonlarından akan milyonlarca ton deterjan, ağır metal, ilaç kalıntısı ve kimyasal atık yer altı sularımızı geri dönülemez şekilde zehirliyor.
Şehir sanayilerinden akan kimyasal atıklar en büyük kirleticilerden bir tanesidir
Ve Tarım Zehirleri Toprağı Öldürüyor: Endüstriyel tarımda kullanılan o amansız böcek ve ot zehirleri (pestisitler), toprak tarafından süzülemez. Yağmurlarla doğrudan en derindeki su tablalarına iner ve yaşam zincirini kökten bozar.
Yer altı sularımızı kirleten köylünün veya hobicinin foseptiği değil; şehirlerin devasa kanalizasyon yükü ve tarıma boca edilen zehirli kimyasallardır.
ÖZÜR DİLİYORUM
Üç çocuğum var. Eşimle ben doktoruz. İkimiz de çalışıyoruz; didiniyoruz, eksiliyoruz, destek arıyoruz ve ancak öyle çocuklarımızı özel okulda okutabiliyoruz. Bunu bir ayrıcalık gibi taşıdığımı sanmayın. Tam tersine, bu memlekette eğitimde fırsat eşitliğinin nasıl çöktüğünü her gün içimde bir utanç ve acıyla yaşıyorum.
Mesele artık sadece eğitim de değil. Güvenlik duygusu da çöktü. İnsan, çocuğunu hangi okula verdiğini değil; o çocuğun nasıl bir ülkede büyümeye çalıştığını düşünmekten yoruluyor. Orta sınıfın, beyaz yakalının, yıllarca okuyup emek vermiş insanların geldiği yer burası: Daha iyi bir hayat kurmak değil, sadece evladını biraz daha az riskin içine bırakabilmek için çırpınmak.
Ben bu düzenin kazananı değilim. Ben de mağduruyum. Sadece çöküşün biraz daha geç vurduğu kesimlerden biriyim. Bu yüzden, benimle aynı şartlara sahip olmayan; çocuğunu devlet okuluna mecburen gönderen, servis parasını, beslenme çantasını, güvenliği, geleceği dert eden bütün vatandaşlarımdan içim ezilerek özür diliyorum. Aramızdaki fark bir başarı farkı değil; bu bozuk düzenin insanları eşitsizliğe zorlamasının sonucudur.
İnanın, bunun böyle olmaması gerektiğine bütün kalbimle inanıyorum. Bir çocuğun kaderi, anne babasının geliriyle; bir ailenin huzuru, cebindeki son parayla; bir toplumun geleceği, çaresizce yapılan bireysel kaçış planlarıyla belirlenmemeliydi.
Sağlıkta da tablo farklı değil. Orada da eşitlik masaldır artık. Parası, bağlantısı, erişimi olanla olmayan arasında bazen teşhis kadar, bazen tedavi kadar, bazen de hayat kadar fark var.
Bir ülke, kendi çocukları arasında bu kadar derin bir kader uçurumu oluşturuyorsa, orada sadece ekonomi değil vicdan da çökmüş demektir.
Çiftçilerin beynini yıkayarak, "sertifikasız" oldukları gerekçesiyle yerli tohumları terk etmeye mecbur ederlerken aynı tohumlar Arktik Okyanusu'nda korunuyor.
Sertifikasyon, tohum endüstrisinin en büyük aldatmacası.
Gıda egemenliği üstünden yeniden sömürgeleştirme.
Bize o kadar benziyorlar ki… Şu anda Tahran’da olan çok yakın kız arkadaşım Amerika’dayken hastalandığımda senelik iznini alıp bana bakmisti. Kim yapar? İnsanlar bu ezayı neden yaşasınlar?
Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden Prof. Dr. Yusuf Kurucu ve İZSU’nun 7 farklı istasyondan aldığı su numuneleri, korkutan gerçeği bilimsel olarak belgeledi. Veriler net: Sadece Aralık ve Ocak aylarında tonlarca azot ve fosfor İzmir Körfezi’ne boşaldı!
🔍 Resmi Raporlara Dayanarak @cigli.medya olarak Soruyoruz:
1️⃣ Kaynağında Kim Var? Gediz, Kütahya’dan temiz doğup İzmir’e neden “4. derece kirli su” olarak giriyor? Yol boyundaki sanayi tesisleri yeterince denetleniyor mu?
2️⃣ Gıda Güvenliği Ne Olacak? Nehir suyuyla sulanan tarım arazilerindeki ağır metal yükü, soframıza gelen ürünleri ne kadar tehdit ediyor?
3️⃣ Körfez Nasıl Nefes Alacak? Körfezdeki balık ölümleri ve koku sorununun ana kaynağı olan bu kirlilik akışı durdurulmadan, “temiz körfez” hedefi ne kadar gerçekçi?
⚠️ Prof. Dr. Yusuf Kurucu uyarıyor: “Nehir, geçmişte can verdiği arazileri artık tehdit etmekle kalmıyor, körfezin canlı rezervuarını da öldürüyor.”
@cevreormanorgtr@csbgovtr@murat_kurum
#gediz #i̇zmir #çevrekirliliği #gıdagüvenliği #körfez
Sencer Beyin Ata tohumu hakkındaki görüşlerine hiç bir şekilde katılmıyorum.
1. Gezen hayvan eti ya da ürünleri neyse ata tohumu da o dur. Hiç gezen hayvan sütünden yapılmış ev yoğurdu ile çarşı yoğurdu bir olur mu?
2. Ata tohumlarının doğa ile kendi biyolojik mücadelesi ve genetik hafızasıdır değerli olan.
3. Bu tohumlar, çevresel zararlılara karşı zamanla kendi kendilerine öğrendiklerini genlerine yazabilirler. Bu yüz yıllar değil on yıllar alır. Genlerinde kodlu savaş yöntemleri büyük ölçüde salgılarla olmaktadır. Biz bu salgıları
-poli-fenoller,
-tanenler,
-antioksidanlar ve
-vitaminler olarak gruplandırıyoruz.
İşte ata tohumlarını değerli kılan da bu maddelerin zenginliğidir. Bu zenginlik ör. domatesin kokusuna, rengine ve tadına benzersiz özellik katar.
4. Hibrit tohumlarda bu yok denecek kadar azdır. Çünkü bitkinin doğa ile savaşmasına gerek kalmaz. Bunun yerine ‘üretici (bakıcı) insan’ bunların ilaçlarını bu bitkiye pasif olarak verir. İnsan bitkiye sen savaşma biz senin yerine savaşırız der. Bu yüzden de hem ilaca hem de özel gübreye muhtaçtırlar. Çevre kirliliği ayrı bir derttir.
5. Ata tohumlarının hibritlerden üstün olduğu ‘çalışmalarda ispatlanamadı’ demeniz de palavradır. Bu tür çalışmaların çoğu hibrit tohum üreticisi firmalar finanse eder ve ardında bilim varmış süsü vermek için propaganda amacıyla kullanılır.
Sencer Bey, Türkiye’de milyonlarca insan sizin ‘verim’ diye adlandırdığınız şeyle kesinlikle ilgilenmiyor.
Hadi göreyim bağımsız hayvan severleri. Gün bu gündür. Alman vakıflarından beslenmeyen ve gerçekten hayvansever olduğunuzu gösterme vaktidir. Gazanız mübarek olsun.
O 300 hayvana zulüm niye yapılmaktadır @TCTarim
Afedersiniz lütfen affedin.
S...r edin mRna zararlı mı şu mu bu mu demeyi!
Bunlara bir kuruş dahi kazandırdığınız için bile insan üzülmez mi şu saatten sonra?
Ya ne olacak?
Komşu medeniyet yok olacak da bizim memleket çok uluslu şirketlerin yönetim merkezi olacakmış!
Olmaz olsun
Olmaz olsun.
İstemiyorum.
Oscar ödüllü İtalyan oyuncu Roberto Benigni, İsrail'i eleştirdi:
-Neden çocukları öldürmeye devam ediyorlar? Oysa bir çocuk hafif yaralansa bile savaş durdurulmalı.
-Ne kadar korkaklar. İnsan kalbi bu acı çığlığı duymaya dayanamaz. Ama onlar bu çığlığı duymuyor.
6 yıl önce bu bahçeye ilk geldiğimde güneşten kaçar, şapkasız adım atamazdım.
Bugün ise şapkayı attım.
Vücut doğaya teslim oldukça kendini onarıyor, hücreler yenileniyor.
Zeytinyağı, ceviz, badem ve toprağın ritmiyle, güneşin gücüyle barışınca güneş artık yormuyor, enerji veriyor. Doğal yaşamın ve doğru beslenmenin ödülünü aldım.