Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay’ın bugün saat 09.30’da belediye meclis üyelerine yönelik basına kapalı düzenlediği “Faaliyetler Hakkında Bilgilendirme Toplantısı” devam ediyor.
37 belediye meclis üyesinden yalnızca
9’u toplantıya katıldı. 28 meclis üyesi katılım sağlamadı.
Bu tablo bile belediyenin içine sürüklendiği yönetim anlayışının en açık göstergesidir.
Peki ne anlatıyorsunuz?
• İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından mühürlenen kapanan, ardından kayıt dışı gelir elde etmek için mühür fekki yapılarak işletilmeye devam edilen Uzundere’deki havuzda enfeksiyon kaptırdığınız çocukları mı?
• Mükerrer faturaları mı?
• Usulsüz ihaleleri mi?
• Osman Aksüner’deki naylon kentsel dönüşümünüzü ve bunun üzerinden kesilen milyonluk naylon faturaları mı?
• Osman Aksüner Mahalle Muhtarı’na, naylon kentsel dönüşümde halkı kandırsın diye peşkeş çektiğiniz; belediyeye 100 metre mesafedeki, belediye personeline temizlettiğiniz kaçak bit pazarını mı?
• Belediye iştiraklerimiz Karbel ve Karabağlar Spor AŞ’ye aktardığınız usulsüz milyonlarca lirayı mı?
• İştiraklerimizden aktarılan milyonların ihalesiz çıkışlarını mı?
• Yapılan bütün kamu yararına işleri ve ihaleleri durdurmanıza rağmen, borçsuz devraldığınız belediyeyi nasıl 2,5 milyar lira borca sürüklediğinizi mi?
• Aynı işleri nasıl üç farklı yerde ihale ettiğinizi mi?
• Önceki dönemde yapımına başlanan Yeşilyurt Pazaryeri’ni AVM yapmaya çalışmanızı mı?
• Uğantaş ailesiyle birlikte Karabağlar halkının parasını nasıl hiç ettiğinizi mi?
Yoksa bugüne kadar cevap vermekten kaçtığınız bütün gerçekleri mi anlatıyorsunuz?
Biz bunların hepsini ve daha fazlasını zaten biliyoruz!!
Asıl merak ettiğimiz, bunları anlatacak cesareti bu salonda gösterebiliyor musunuz?
Kamuoyunun Dikkatine;
Dün gerçekleştirilen belediye meclisinde, sosyal medya paylaşımlarıyla gündeme gelen CHP Meclis Üyesi Kadir Dalgıç bir açıklama yapmış, özetle;
“Kazara paylaşmış”, “tam izleyememiş”, “yanlış anlaşılmış” demiştir.
Ancak ortada bir tane değil, aralıklarla yapılan üç ayrı paylaşım bulunmaktadır.
Üç paylaşımı da izlemediniz ve idrak edemediniz mi? (3 videonun ekran görüntüsü ekte)
Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik hakaret içerikli yürüyüşlerle gündeme gelen Belediye Başkanı Helil Kınay’dan ilham almış olabilirsiniz.
Bugün çıkıp “yanlış anlaşıldım” diyerek geri adım atmanız, yapılanın bilinçli olduğu gerçeğini değiştirmemektedir.
Karabağlar Belediyesini son iki yıldır yolsuzluk iddialarıyla anılan bir belediye hâline getiren anlayışın içerisinde; Uğantaş ailesi, Helil Kınay ve sizin gibi isimlerin olduğu kamuoyunun malumudur.
Video paylaşımında Cumhurbaşkanına hakaret, dini değerlere hakaret, halkı kin ve nefrete tahrik, Türk Bayrağı’na hakaret ve nice suç konusu. Kamuoyunun vicdanına bırakıyoruz.
📢 BANKMATİKÇİ BAŞKAN
Volkan Gürboğa;
Sen yalnızca CHP’de “bankmatik ilçe başkanlığı” yapmadın.
Aynı zamanda yıllarca:
• BANKMATİK il başkan yardımcılığı
• BANKMATİK il yöneticiliği
görevlerinde de bulundun.
👇 Resmi kayıt burada:
https://t.co/RxyrWRe2oG
⸻
❗ Biraz cesaretin varsa;
E-Devlet üzerinden SGK hizmet dökümünü kamuoyuyla paylaş.
⸻
📌 Gelelim kronolojiye:
• 30.04.2025 — Basına “işten ayrıldım” diye YALAN beyan verdin.
Ancak ilçe başkanı olmadan önce de CHP il başkan yardımcılığın döneminde de bankmatik çalışandın.
• 20.05.2025 — Belediye iştiraki KARBEL A.Ş.’den çıkışın yapıldı.
• 22.05.2025 — Belediye iştiraki Karabağlar Spor A.Ş.’ye yeniden girişin yapıldı.
• 07.07.2025 — Ben bu durumu kamuoyuna açıklayana kadar bu düzen bu şekilde devam etti.
• 14.07.2025 — Yapılan ifşanın ardından oradan da çıkışın gerçekleşti.
⸻
📎 Sürecin tamamını ve kronolojik gelişmeleri daha önce detaylı şekilde paylaştım:
🗓 07.07.2025 ⬇️
https://t.co/uZHANyuEpW
🗓 03.11.2025 ⬇️
https://t.co/nBTh3Rnm4L
⸻
📢 “Bozacının şahidi şıracıdır.” (şıracı videoda)
Kamuoyu artık açıklama değil, belge ve gerçek bekliyor.
Eski DGM binasının tapusu Vakıflar Genel Müdürlüğü'nündür.
Tahliye işlemini durdurmak için açtığınız dördüncü davada da talebiniz reddolmuştur.
Tahliye işlemine yönelik hukuki süreç sonlanmıştır.
Anayasamızın 138. Maddesinin son fıkrası gereğince "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez."
Haksız olduğunuzu söyleyen BİR değil, tam DÖRT AYRI MAHKEME KARARI var.
Hafta sonu yaptığınız açıklamada, sürenin pazartesi günü (bugün) dolduğunu ifade etmiştiniz.
Şimdi Fransa'dan tam aksi şekilde, bambaşka açıklamalarda bulunuyorsunuz.
Gerçi sizin günaşırı değişen, bu tip çelişkili açıklamalarınıza hepimiz alıştık.
Gerçek şudur.
İstanbul'daki bir özel vakıf üniversitesine devretmeye çalıştığınız, İzmir'e ait olan o bina bugün olması gerektiği gibi artık İzmirli hemşerilerimizin oldu.
Sürekli yalanlarınızın ortaya çıktığı, başarısızlıklarınızı ve beceriksizliklerinizi gizlemek için kullandığınız bu sahte gündemleri bırakın.
Her yıl merkezi bütçeden İzmir'imize aktarılan, 130 Milyar gibi devasa bir kaynak kullanıyorsunuz.
İzmir'in, hemşehrilerimizin gerçek sorunları ortada.
Trafiğe, bozuk yollara, musluktan akmayan suya, toplanmayan ve bertaraf edilemeyen çöplere ilişkin bir şeyler yapın, İzmir'in gerçek sorunlarına çözüm üretin!
Not: CHP'li Milletvekillerine;
1- İzmir'in malı İstanbul'da bir vakıf üniversitesine verilirken nerelerdeydiniz, niye sesiniz hiç çıkmadı?
2- Cemil Tugay'a güvenmeyin. Her gün değişen ve birbiriyle çelişen söylemleriyle sizi boşa düşürür.
Yalan Rüzgarı...
İzmir'de hâlâ söylediklerinize inanan kaldığını sanmanız çok enteresan.
İzmir'de yerel yönetimler her yıl 130 Milyar TL devasa kaynak kullanıyor.
Ancak,
✅ En temel belediyecilik hizmetleri bile verilemiyor.
✅ Sokaklar çöplerle dolu.
✅ Körfez'i kirlettiniz ve kirletmeye devam ediyorsunuz.
✅ Şehri kokutan, altyapıya yatırım yapmayarak en büyük çevre felaketine imza atan sizsiniz.
✅ Yağmurlu havada bile İzmir'e su veremiyorsunuz.
✅ İzmir'in trafiğini keşmekeş haline getirdiniz.
✅ Yollar çukurlarla dolu, her yağmurda sokaklar göle dönüyor.
✅ İzmir'de "yakın arkadaş" bankamatikçiler cirit atıyor.
Gerçekler ortada, şehir burada.
Uşak Belediyesi'ne yönelik yürütülen operasyon kapsamında gözaltına alınan 13 kişiden birinin, Bornova Belediyesi personeli olduğu ortaya çıktı.
Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın "YAKIN ARKADAŞI" olan bu personel, Bornova Belediyesi'nde istihdam edilmiş.
Bu kişi hiç işe gitmeden, bankamatik memuru olarak Bornova Belediyesi'nden yüklü maaş almış.
Uşak Belediyesi'ne yönelik yürütülen operasyon kapsamında, bu bankamatikçiye gözaltı kararı çıkınca, gözaltı kararının çıktığı 27.03.2026 tarihinde Bornova Belediyesi Personel A.Ş'deki iş akdi feshediliyor.
Ortada hiçbir şekilde izahı mümkün olamayacak bir tablo, açık bir kayırma düzeni var.
Bu personel, Özkan Yalım Uşak Belediye Başkanı olmadan önce Yalım'ın şirketinde çalışıyor ve seçimden sadece 18 gün sonra Uşak Belediyesi'nde işe alınıyor.
Uşak'ta tartışmalar oluyor ve iş büyüyor.
Söz konusu kişi, bu kez başka bir CHP'li belediyede, Bornova Belediyesi'nde istihdam ediliyor.
Operasyon günü ise apar topar işten çıkarılıyor.
Bornova Belediyesi'ni şahsi yakınlıklarının aparatı haline getirenler, İzmir kamuoyuna hesap vermelidir!
Eğer bu personelin işe alımı ile igili her şey usule ve etik değerlere uygunsa, neden kamuoyu baskısı olunca Uşak'ta işten çıkartılıp İzmir Bornova Belediyesi'nde istihdam edildi.
Neden gözaltı kararıyla aynı gün işten çıkartıldı?
Milletin kurumları, İzmir'in belediyeleri eşe dosta kadro dağıtma yeri değildir.
İzmir'in belediyeleri, şahsi ilişkilerin taşındığı ara durak olamaz.
Bu tablo, CHP'li belediyelerde kamu yönetimi anlayışının nasıl yozlaştığını gösteren ibretlik bir örnektir.
Bu tablo, İzmir'in kaynaklarının nasıl çarçur edildiğinin açık bir resmidir.
İzmir'in ve İzmirliler'in parası İzmir'e hizmete değil, CHP'lilerin ilişkiler ağına akıyor!
İzmir'in kaynaklarını kişisel ve çetrefilli ilişkilere tahsis eden, İzmir'in belediyelerini "YAKIN ARKADAŞLAR MATİNESİ"ne çeviren bu zihniyet, tek kelimeyle İzmir'e ihanet etmektedir!
İzmir'i değil, kendi heva, nefis ve egolarını düşünen bu sakat anlayış, yönettikleri tüm belediyeleri iflasa sürüklüyor!
O kadar siyasallaştılar ki, sonunda hukuku ve etik ilkeleri öteleyip bunu da yaptıklarını gördük.
Eski DGM binası; bir taraftan Yeşilay Ege'nin en kapsamlı bağımlılıkla mücadele merkezi olarak hizmet verecek, bir yandan da kötü anılarını geride bırakıp yeni hukukçuların yetişeceği bir üniversite kampüsüne dönüşecek.
Buna da itiraz sözde özgürlükçü ve demokrat bir barodan geliyor.
Yazık!
Geçmişte Buca Cezaevi'nin yıkımının durdurulması için de dava açmışlardı.
Eski DGM binası, İzmir'in ve İzmirlilerin malı; belediyece İstanbul'daki bir özel vakıf üniversitesine devredilmeye çalışılırken neredeydiniz?
Öncelikle Eski DGM binasının tapusu Vakıflar Genel Müdürlüğü'nündür.
Hukukta hepimize 1. sınıfta öğretildiği gibi, temel ilke, "hak iddia edenin iddiasını ispat etmesi zorunluluğudur."
Hak iddia eden İzmir Büyükşehir Belediyesi'dir ama elinde iddiasını ispat eden hiçbir yargı kararı yoktur.
Siz bir hukukçu olarak, nasıl tapu sahibi Vakıflar Genel Müdürlüğü'nden bir yargı kararı almasını beklersiniz?
Bu, hukukun hangi evrensel ilkesine sığar?
Belediyece açılan bir değil, üç ayrı davada, idari ve adli mahkemelerce net bir biçimde tahliyeye yönelik işlemin durdurulmasına ilişkin taleplerine ret kararı verilmiştir.
Siz bu kararları hukukçu olarak nasıl yok sayıyorsunuz?
Şimdi belediye tahliye işlemini durdurmak için dördüncü kez mahkemeye başvurmuştur.
Yargıdan çıkacak karara saygı duymak hepimizin, başta İzmir Barosu'nun ve başkanının görevidir.
Bugüne kadar pek çok meslektaşımızın yaşadığı sorunlarda ve mesleğimize yapılan saldırılarda, göreviniz olduğu hâlde en ufak bir açıklama yapmadınız.
Şimdi çıkmış "hukuka aykırı, kişiye özel ve siyasal" bu açıklamayı yapıyorsunuz.
Ben sizin rahatsızlığınızın asıl sebebini biliyorum.
İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin rantsal tüm işlerde başrolde olan hukuk danışmanı ile "yakın arkadaşlığınız, geçmişte aynı ekipte görev yapmanız" maalesef size bu açıklamayı yaptırıyor.
Üzücü ve kabul edilemez olan, benim de üyesi olduğum, 1908 yılında kurulmuş köklü bir kurumu "kişisel ilişkilerinize" alet etmenizdir.
Size tavsiyem, benim hukukçuluğumu sorgulamak yerine kendi arkadaşlıklarınızı sorgulamanızdır.
Hukuku ve etik değerleri hiçe sayarak yaptığınız açıklamalar bize şunu göstermiştir; demokrat ve gerçek hukukçular için İzmir'de 2. Baro artık bir zorunluluktur.
Sayın Cemil Tugay,
Gerçekleri örtmek için yalana sarılmanın size hiçbir faydası yok.
Ortada kafa karıştıracak bir durum da yok aslında.
Haksız olduğunuzu söyleyen BİR değil, tam ÜÇ AYRI MAHKEME KARARI var.
Üstelik sizi bu noktaya getiren süreci de herkes görüyor.
Sağ kolunuz yapıp uğrunda kendi partililerinizi bile karşınıza aldığınız, rantsal tüm işlerde başrolde olan hukuk danışmanınızın ipiyle kuyuya inmeyi bırakın artık.
İstanbul'daki bir özel vakıf üniversitesine devretmeye çalıştığınız, İzmir'e ait olan o bina bugün olması gerektiği gibi İzmirli hemşerilerimizin oldu.
Şimdi ise çok daha anlamlı bir dönüşümün eşiğinde.
Bir tarafta Yeşilay Ege'nin en kapsamlı bağımlılıkla mücadele merkezi olarak hizmet verecek. Diğer tarafta, geçmişte DGM olarak hafızalarda yer eden o yapı, kötü anılarını geride bırakıp yeni hukukçuların yetişeceği bir üniversite kampüsüne dönüşecek.
Sayın Tugay,
İki yıldır bırakın bizi, kendi partinizden milletvekili ya da belediye başkanlarıyla bile sağlıklı bir iletişim kuramadığınız ortada.
Görüşme taleplerinizi reddeden selefiniz her fırsatta sizin yüzünüzden yaşadıklarını anlatıyor.
Kendi arkadaşlarınızı, yol yürüdüğünüz insanları basın önünde yıpratıyorsunuz. Partili milletvekillerinizi, belediye başkanlarınızı yerden yere vuruyorsunuz.
Her gün değişen ruh halinizle ve tutarsızlıklarınızla bir garip haller içerisindesiniz.
Sürekli yalanlarınızın ortaya çıktığı, SÖZÜNÜZÜN İTİBARININ kalmadığı şehirde, HUKUKSUZ ve HAKSIZ çağrılarla İzmir'i kandırmaya çalışıyorsunuz.
Bu şehir, sizin kişisel hırslarınızdan ve bitmeyen iç çekişmelerinizden yoruldu.
Bu sahte gündemleri bırakın.
Her yıl merkezi bütçeden İzmir'imize aktarılan, 130 Milyar gibi devasa bir kaynağı çarçur ediyorsunuz.
İzmir'in, hemşehrilerimizin gerçek sorunları ortada.
Bir işkence haline dönen trafiğe, şehri bir ahtapot gibi saran bozuk yollara, musluktan akmayan suya, toplanmayan ve bertaraf edilemeyen çöplere ilişkin bir şeyler yapın, İzmir'in gerçek sorunlarına çözüm üretin!
İnsanlar boş laf değil, somut icraat bekliyor.
Not: Mikrofonu her gördüğünüzde "engelleniyoruz" diyorsunuz…
Gerçekten komik kaçıyor.
Ankara'da gitmediğiniz bakan-bakanlık kalmadı. Çaldığınız her kapı açıldı. Görüşmek istediğiniz herkesle görüştünüz, talep ettiğiniz her konuda da destek verildi.
2 yıllık bakanlık ziyaretlerinizi paylaşsak FOTOROMAN olur.
Mahalli idarenin kaynakları ve bütçesi kullanılmak suretiyle maddi menfaat elde edilen, Türkiye tarihinin en büyük yolsuzluk davasını perdelemek için iftirayı devreye sokanlar şunu çok iyi bilmelidir.
Yolsuzluklar saklanamaz, hakikat iftirayla yer değiştirmez.
Gerçeği karartmak için ahlak dışı yöntemlere başvurmak, esasında büyük bir çaresizliğin göstergesidir.
CHP Genel Başkanı'nın bu tarzı yeni değildir. Daha önce de yüksek sesle ortaya atılan nice iddianın içinin boş olduğu, iddiadan da öte iftira olduğu görülmüştür.
Devletin ve Milletin huzuru için mücadele eden isimleri hedef almak, karalama siyasetiyle algı oyunlarına başvurmak, siyasi pespayeliğin net bir göstergesidir.
İftiralara karşı Sayın Bakanımızın yaptığı net açıklama ve hukuki zeminde vereceğini söylediği mücadele, sorumlu siyasetin en sarih örneklerinden birisidir.
Aziz Milletimiz, çok bağıranın değil, belgeyle, delille konuşanın yerini bilir, takdirini verir.
Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek yalnız değildir, sonuna kadar yanındayız.
Milletvekilimiz Sn. Atilla Kaya İzmir için “ortak akıl” çağrısı yapıyor, yapıcı eleştirilerde bulunuyor.
İzmir’in yıllardır çözülemeyen sorunları ortada.
Bunları dile getirene “sosyal medya vekili” demek kolay.
Zor olan, İzmir’in sorunlarını gerçekten çözebilmektir.
Ama belli ki sizin için sorun çözmek yerine eleştiriden kaçmak daha konforlu.
Anladığım kadarıyla siz de vekilimizin kent adına dertlenip çözüm odaklı hazırladığı videoları yakından takip ediyorsunuz.
Kaçırdığınız bölümler varsa diye size de bir kolaylık yapalım Sn. Cemil Tugay, linkini buraya bırakıyorum⬇️
https://t.co/QkVolHeD9R
Sizden önceki başkanların bıraktığı enkazı kaldırmaya çalıştığınızı söylüyorsunuz; vakit bulmak zor olabilir.
Ama yine de her gece bir bölüm izleyin.
Yapay zekâya sorup “projelerim” diyerek anlattığınız fanteziler yerine, belki gerçekçi çözümlerle de tanışırsınız.
Belki o zaman rüyanızda daha güzel bir İzmir görürsünüz.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Cemil Tugay'ın Sözcü Gazetesi'ne verdiği mülakatı, tüm İzmirliler hayretler içinde okudu.
Daha önce de söyledim, bir kere daha ifade etmenin uygun olduğunu düşünüyorum.
Halkın iradesini aldatmaca ve gerçek dışı beyanlarla yönlendirmeye çalışanlara siyaset literatüründe demagog denir.
Sorumlu siyasetçi, sorumlu yönetici demagoloji peşinde koşmaz.
Gerçekleri eğip bükmek, rakamlarla oynamak ya da kamuoyunu bilinçli biçimde yanlış bilgilendirmek, siyasi ahlaka uygun bir davranış değildir.
Sorumlu siyasetçi, sorumlu yönetici, zor da olsa gerçeği söyleyen, hoşuna gitmese bile hakikatin arkasında duran ve toplumu yanıltarak değil, bilgilendirerek yöneten kişidir.
Vatandaşa sürekli yanlış bilgi vermek, şehirle ilgili meseleleri bilinçli şekilde çarpıtmak, algı operasyonlarıyla gündem üretmeye çalışmak, sadece siyasi etik açısından değil, aynı zamanda kamusal sorumluluk açısından da ciddi bir zafiyettir.
Gerçeğin yerine algıyı koyanlar günü kurtarabilir, ancak uzun vadede ne toplumsal güveni ne de tarih önündeki sorumluluğu taşıyabilirler. Yöneticilik iddiasında bulunabilirler ama sorumluluk makamının ağırlığını taşıyamazlar.
Daha üç gün önce, TOKİ tarafından Bergama'da inşa edilen 57 dönümlük millet bahçesinin Bergama Belediyesi'ne devrini gerçekleştirdik.
Bu büyük yatırım yapılırken de, belediyeye devredilirken de yönetimin siyasi kimliği değil, kamunun ihtiyacı esas alındı.
Partimizin Genel Sekreteri, Milletvekili arkadaşlarımız, İl Başkanımız ve TOKİ Başkanımız ile birlikte, devir töreninin ardından Bergama'nın CHP'li Belediye Başkanı'nı makamında ziyaret ettik.
Çünkü biz bu şehri seviyoruz. Hiçbir ayrım yapmadan, halkın iradesiyle seçilmiş tüm yöneticileri değerli görüyor, üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirirken hiçbir bahanenin arkasına sığınmıyoruz. Destek verilmesi gereken her noktada samimiyetle katkı sunuyoruz.
Esasen bunu en iyi bilenlerden biri de Sayın Cemil Tugay'dır.
Bakanlarımızla kaç kez bir araya geldiğini, Genel Sekreterimiz ve İl Başkanımızla birlikte kaç defa ziyaretler gerçekleştirdiğini, İzmir'in meselelerinde kendisine ne tür destekler verildiğini ve hangi katkıların sunulduğunu çok iyi bilmektedir.
Hal böyleyken, bir yanda kapalı kapılar ardında teşekkür edenlerin, bakanlarımıza memnuniyetlerini iletenlerin, diğer yanda kamuoyuna bambaşka bir tablo sunmalarını milletimizin takdirine bırakıyoruz.
Karakolda doğru söyleyip, mahkemede şaşırmak misali, muhataplarımızla konuşurken başka, kamuoyuna hitap ederken başka bir dil kullanılması, gerçeği değiştirmez.
Gerçekler nettir, tarih ve kamuoyu önünde kayıtlıdır, inkar edilemez.
İzmir'imize kazandırdığımız büyük eserlerimizi sizlerle zaman zaman paylaşacağım.
Göztepe Gürsel Aksel Spor ve Sağlıklı Yaşam Merkezi bu büyük eserlerden sadece bir tanesi
Bir Göztepeli olarak söylemem gerekirse, bana göre en güzeli.
Avrupa'nın en modern, en yenilikçi stadyumunu inşa ederken; yaşadıklarımızı, karşı karşıya kaldığımız engellemeleri, büyük taraftarımız ve Başkan Mehmet Sepil ile birlikte mücadelemizi yazsak kitap olur.
Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.
İzmir bizi bilir, biz İzmir'i.
Maalesef İzmir'de "hafızası zayıf" pek çok yerel yöneticimiz var. Hatta bir gün önce ziyaret ettikleri yerleri unutuyorlar.
Dün Göztepe yönetimimiz böyle bir misafiri ağırlamış. O misafir bugün benimle ilgili de değerlendirmelerde bulunmuş.
Kendisine bir tavsiyem var. Eser üretmek emek ister, gayret ister, çalışmak ister, her şeyden önce sağlam bir irade ister. Dinler, dinlemez onun bileceği iş. Benim söyleyeceğim:
NAZAR ETME NE OLUR, (şu iki yıllık performansınız pek ümit vermiyor ama) ÇALIŞ SENİN DE OLUR…
Not: Anlaşılan paylaştığımız videoları izliyor, kamuoyu önünde açıklamalar yapıyorsunuz. Size tavsiyem biraz da videoların altındaki İzmirli hemşehrilerimizin yorumlarını okuyun. O zaman belki yönettiğiniz kenti getirdiğiniz durumu anlarsınız.