Yine bir Türkçüden “Sik kafalı biriyim ve ülkemi tanımıyorum” yorumu gelmiş. Ülke fıkra rezervinin yüzde 80’inini karşılayan Karadeniz’de niye alınsınlar buna? Karadeniz fıkrası diye bir şey var. Kültürel farklılık bariz işte. Fıkrayı anlatan özür dilemiş hala siksok yorumlar.
TKP Parti Temsilcileri Toplantısı bugün Ankara'da gerçekleşti. TKP'nin yaz ayları boyunca mücadele haritasının ele alındığı toplantıda TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan son gelişmelere ilişkin Merkez Komite'nin değerlendirmelerini de katılımcılarla paylaştı.
Ankara'da yapılması planlanan NATO zirvesine karşı Tandoğan Meydanı'nda gerçekleştirilecek mitingin detayları ve örgütlenme planlaması da delegelerle paylaşıldı.
Cemo’lar tutsak şimdi..
Biter mi sandınız ?
Geçmişte olduğu gibi hapishane koşullarında tabure ayağından kaval, permatikten flüt yaparak üretiyorlar.. hapishanelerde de devam eder yeni gelenekler yaratanlar on’lar, üretenler on’lar
#GrupYorumHerYerde
Koç’un 100'ü...
📍Koç Holding’in 100. yılı, sömürü düzeninin gerçek yüzünü tüm çıplaklığıyla bir kez daha ortaya seriyor. Rahmi Koç'un anlatmadığı bir asırlık sömürü bilançosundan doğayı talan eden maden projelerine, sermayenin yerli ve işbirlikçi sicilinden AKP, CHP ve MHP'yi aynı karede buluşturan biat tablosuna kadar... Düzen siyasetinin "aynı gemideyiz" diyerek selam durduğu, komünistlerin ise sokakta hesap sorduğu bir asırlık talanın perde arkası…
https://t.co/rcgCwqv9Pm
100 yıllık hırsızlığın, Koç’un karşısına dikildik!
Halkımız büyük bir yoksulluk içindeyken Koç Holding’in 100. yılı dolayısıyla Ankara’da kutlama yapan sömürücüler, karşılarında bu ülkenin komünistlerini, yurtseverlerini buldular.
AKP, CHP ve MHP dahil tüm patron partilerinin liderleri, cumhuriyet ve emekçi düşmanı bu düzenin sahiplerinden Koç’un kutlamasında önlerini ilikleyerek yer aldı.
O "kutlamaların" önünden seslendik: Bu ülkede karşınızda önünü iliklemeyenler var. Sözümüz söz: Halktan çaldığınız her şeyi devletleştireceğiz!
Özgür Özel sabah Madencilerin yanında şovunu yapıp akşam memleketi yağmalayan,işçileri sömürenlerin sofrasına oturuyor.
chpnin peşinde olan sol işte bu ikiyüzlülüğü meşrulaştırıyor.
TKP bu ilkesizliğin meşrulaşmasına izin vermeyecek.
Nâzım Hikmet 63 yıl önce yaşamla vedalaştı. Bugün yaşasaydı nasıl dizerdi sözcükleri merak ediyor insan. Öfkesini, hüzün ve neşesini ve kuşkusuz umudunu nasıl anlatırdı? Açalım şairin bizlere bıraktığı eşsiz hazineyi ve düşünelim.
GÜNEŞ ENGELLENEMEZ ☀️✊
Küba, dünyanın en uzun süreli kuşatmalarından birine büyük bir iradeyle direniyor.
Enerji krizine karşı çözüm olarak güneş enerjisine yöneliyor; ülke genelinde yeni sistemler kuruluyor. ☀️
Derneğimiz bu sürece üç önemli tıp merkezine ileteceği güneş panelleri ile destek oluyor.
🩺 Ernesto Che Guevara Kardiyoloji Merkezi
🏥 Daniel Codorniu Pruna Hastanesi
🧠 Freddy Maymura Hurtado Psikopedagoji Merkezi
“Küba’ya Güneş Topluyoruz” kampanyasına destek olarak bu merkezlerin kesintisiz sağlık hizmeti sunmasına katkı sağlayabilirsiniz.🇨🇺 🤝 🇹🇷
Gazeteci @cengizerdinc'e kampanyamıza desteği için teşekkür ederiz.
#Cuba
#CubaNoEstáSola #CubaEstáFirme
#100AnosConFidel #Fidelle100Yıl
@siempreconcuba@Embacuba_Turqui@CubaMINREX@PresidenciaCuba
TKP 1 Mayıs için çağırıyor
Türkiye Komünist Partisi işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’ta Adana, Ankara, İstanbul ve İzmir’de olmak üzere, dört ayrı merkezde miting düzenlemeye karar vermiştir. İşçi sınıfının kapitalist sömürü ve emperyalist barbarlık karşısında devrimci ve cumhuriyetçi bir meydan okuyuşun öncü gücü haline gelmesi bugünün ertelenemez temel görevidir.
1 Mayıs emekçi halkın bu görev doğrultusunda irade gösterdiği, enerji ve umut çoğalttığı, örgütlendiği bir gün olmadığı sürece anlamsızlaşmaya mahkumdur.
Ne yazık ki, Türkiye’de 1 Mayıslar anlamsızlaşma tehlikesi ile karşı karşıyadır.
Sendika konfederasyonlarının uzun yıllar boyunca 1 Mayısların kutlanması için gösterdiği çabayı yok saymak, hükümetlerin baskısı karşısında gösterdikleri kararlılığa karşı haksızlık yapmak niyetinde değiliz. Ancak bu emek ve mücadeleye gölge düşüren tutum ve davranışlar da yıllar içinde ne yazık ki kalıcılaştı ve 1 Mayıslarda belirleyici olması gereken işçi sınıfının bağımsız ideolojik ve siyasal kimliği iyice silikleşti.
Konfederasyon ya da bağlı sendika yönetimlerinin siyasal tercihlerine kimse karışamaz. Ancak birleşik ve kapsayıcı bir 1 Mayıs düzenlemek doğrultusunda irade ortaya koyanların 1 Mayıs’ın evrensel ilkelerine uygun bir içerik hazırlamaları ve katılımcı örgütlere eşit mesafede durmaları gerekmektedir. Bütün çağrılarımıza, açıklamalarımıza, görüşmelerimize rağmen 1 Mayıslarda CHP ve bazen de DEM’li siyasetçilere konuşmacı olarak yer açılması, bazı kentlerde miting düzenleyicilerinin CHP seçim otobüslerini kürsü ve propaganda aracı olarak kullanması basit bir özensizliğin ürünü değil, Türkiye’de sendikal hareketin içine düştüğü durumla ilgilidir. Türkiye Komünist Partisi’nin CHP’nin 1 Mayıslara katılımından rahatsızlık duymadığı herhalde açık olmalıdır. Tersine, partimiz CHP’nin 1 Mayıslara daha büyük bir kitle ile katılmasını arzu etmektedir. Ancak TKP büyük bir ciddiyet, kararlılık ve yüksek katılımla parçası olduğu işçi sınıfının mücadele gününde, hangi gerekçeyle olursa olsun, kapitalist sömürü düzeni ve emperyalizmle sorunu olmayan siyasetçileri dinlemek ya da onların sahne şovlarını izlemek zorunda değildir. 1 Mayısların düzen partilerinin işçi sınıfının çıkarlarıyla ilgisi olmayan gündemlerine bağımlı hale getirilmesinin bir diğer sonucu Taksim Meydanı ile 1 Mayıs arasındaki tarihsel ilişkinin değer yitirmesidir. Taksim, Türkiye’de 1 Mayıs’ın ilk kez kitlesel ve merkezi olarak kutlandığı alandır. Bu alanda yüz binlerce emekçi toplanmış işçi sınıfının taleplerini dile getirmiş, halaylarla, türkülerle umut tazelemiştir. Diyarbakır'dan, Çukurova’dan, Trabzon’dan, İzmir ve Ankara’dan saatlerce yolculuğu göze alarak toplanan işçilerin oluşturduğu güçlü irade bir yıl sonra burjuvazinin kalleşçe provokasyonu ile kana bulanmış ve işçiler bu katliama 1978’de daha büyük bir kararlılıkla ve birleşik bir 1 Mayıs için Taksim’e akın ederek yanıt vermiştir. Bunun ardından gelen yasaklama ve baskı dönemlerinde Taksim doğal olarak bir mücadele alanına dönüşmüştür. Partimiz yıllar boyunca Taksim’in 1 Mayıs Alanı olarak işçi sınıfına açılması için sürdürülen mücadelenin parçası olurken, birkaç kez iktidarların yasakçı tutumunun örgütlü bir iradeyle delinebileceğini göstermiştir.
Öte yandan 1 Mayıs’ın bir alan inatlaşmasına indirgenmesi, tam da iktidarların istediği bir olgudur. 1 Mayıs, işçi sınıfının enerji topladığı, çoğaldığı, kendine güven tazelediği ve toplumun diğer kesimlerinin işçi sınıfı gerçeğini bir kez daha gördüğü bir gün olmak durumundadır. Taksim gündeminin bağlamından kopması, giderek kimi popüler kişilerin “görüntü verme” işlemine dönüşmesi işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma ruhunu güçlendirmemektedir. Her yıl ortaya atılan ve sonrasında hakkı verilmeyen “Taksim kararlılığı” bir noktadan sonra inandırıcılığını yitirmekte, daha da önemlisi başka alanlarda düzenlenen eylem ve etkinlikleri peşinen değersizleştirmektedir. Taksim Meydanı’nın işçi sınıfına açılması konusunda iktidar üzerinde kurulacak sistematik baskı kadar, işçi sınıfının bu talebin karşısında durulamayacak bir siyasal ve toplumsal ağırlık kazanması da önem taşımaktadır. Taksim Meydanı, 1970’lerde, İstanbul’un değil, Türkiye’nin 1 Mayıs Alanı’ydı. Bugün bu yaklaşımın terk edilmesi, “teknik” zorluklarla değil siyasal ve ideolojik gerilemeyle açıklanmalıdır. Bu anlamda, 1 Mayıslarda önceliğimiz işçi sınıfının çıkarlarını temsil eden birleşik ve bağımsız bir kuvvetin vücut bulmasını sağlamak olmalıdır. Taksim’in bir daha sermaye tarafından işçi sınıfına kapatılamayacak bir biçimde yeniden kazanılması da ancak bu çabanın sonucu olarak mümkün olacaktır. Böylesi bir birlik ise, protokol açıklamalarla, “biz Taksim’deyiz, herkese çağrımızdır” diye ilan edip 1 Mayıs’a kısa bir süre kala başka bir alanı miting adresi olarak göstererek sağlanamaz. 1 Mayıslar işçi sınıfın sözünün ve eyleminin sömürücü sınıflar dışında bütün topluma umut verdiği bir gün olmalıdır. TKP’nin bütün çabası bu yöndedir. Partimizin önümüzdeki yıllarda işçi sınıfının örgütlenmesine, siyasal ve toplumsal gücüne katkı koyacak, düzen partilerinin gölgesinden kurtulmuş ve alınan kararların arkasında durulacak birleşik ve kapsayıcı 1 Mayıslar için elinden gelen katkıyı koymanın yollarını arayacağından kuşku duyulmamalıdır.
2026’da ise TKP, Türkiye’nin devrimci, yurtsever, cumhuriyetçi birikiminin ve en önemlisi işçi sınıfının öncü kesimlerinin 1 Mayıslarda boynunun bükük durmaması, tersine 1 Mayıs’ın hemen ertesinde daha büyük bir umut ve kararlılıkla mücadeleye devam etmesi için sorumluluk almaktadır. Benzer kaygı ve yaklaşımlarla hareket eden siyasi ve sendikal yapıları bu sorumluluğu paylaşmaya, dört merkezde düzenlenecek 1 Mayıslara aktif bir biçimde katılmaya çağırıyoruz.
Devrimci önder Mahir Çayan 80 yaşında!
"Biz Marksizmi entelektüel gevezelik ve dünya devrimci hareketinin trafik polisliğini yapmak için okuyup öğrenmiyoruz. Biz dünyayı değiştirmek için, dünyanın Türkiye'sinde devrim yapmak için Marksizmi öğreniyoruz!"
“Halka kimsenin gücü yetmez. Halkla kimse başa çıkamaz. Halkı susturamazsın. Ben sosyalizmi seviyorum. Solculuğu Amerika sevmez çünkü sömüremez” demişti. TKP’nin Ankara milletvekili adayı oldu.