Sıradanım, benden iyisini bulur aramasına gerek kalmaz, beğenince herkese iyi geliyor sonuçta, bitince de kötüye denk gelmiş oluyorsun. Modern dünya kolaylık dünyası.
Dün şef arkadaşımın yeni açtığı mekana gittim. Yemekler çok güzeldi o size ek bilgi olsun ama mutfağında vakit geçirince çok daha iyi anladım ki ben hayatıma en kısa sürede şef olarak devam edemezsem asla mutlu olamam.
Tek kadın görünce emlakçısından taşımacısına dolandırmaya/taciz etmeye kalkmaları tam da bir kadının erkek sahibi olması gerektiği inancından doğan bir toplumsal sorun zaten. Onlara böyle davranma cesareti veren şey bu kültür. Kültürel yapıyı eleştirmek yerine “sahiplenilmeyi” çözüm olarak sunuyorsunuz, hem sorunu derinleştiriyor hem de bir kadının birey olarak varolamamasını kadınlar nezdinde bile kabul edilir bir şeye dönüştürüyorsunuz.
Kaçmak yerine zor bir konuşma başlatan biri, ilişkiyi ciddiye alıyordur.
Rahatsızlığı göze alır, teması kesmek yerine içine girer.
Bu, bağa verilen değerin en somut göstergelerinden biridir.
Çoğu insan gerilimden kaçınır, kendi konforunu korur, konuyu erteler.
Kısa vadede rahatlık sağlar ama ilişkiyi zayıflatır.
Zor olanı seçen kişi ise ilişkiyi taşımayı göze alır.
Onarım, o rahatsızlığın içinde mümkün olur.
Bir kazan reçelimi yaptım. Şimdi diğer kazan kaynıyor 🍒 Hem bademli vişne reçeli hediyeli hem de kargo bedavalı kampanyamız devam ediyor. Siparişlerinizi bekliyoruz 🌺
Ece hanım 15 sene önce yazdığı sınıfsız domates adlı tüyler ürpertici yazısından beri türkiye'deki zalim iyimserlik hareketini tek başına sırtlıyor. Her türlü eleştirilir ama tutarlığına diyecek laf yok...
Göktaş’a komedyenlerin verdiği cılız desteği kişisel husumetlere, hasetlere bağlayabiliyorum sadece. Meslek onuru falan demeyeceğim de para kazandığın işi bu kadar savunamıyorsan orada başka hesaplar vardır.
Boykot edilmesi gereken epey bir isim var.
Halihazırda aşka "düşmenin" eşiğinde veya aşık değilken insanların sevgili olmasına anlam veremiyorum. Karşıdakine romantik bir ilgi duymak, onu makul bulmak, onunla iyi geçinmek vs. böyle bir müessese için eksik gibi geliyor. Sonuç haliyle birbirini sınır tanımayan bir coşku +
Orhan Aksoy'un İstanbul 79 (1979) filmi Taksim Cumhuriyet Anıtı’yla açılır. Gezi Parkı önündeki otobüs duraklarında sıra vardır. AKM yerinde duruyordur. Grev pankartları asılmıştır. Ardından gecekondu mahallesi görünür. Sonrası ise İstanbul turu; Boğaz, Galata Köprüsü, Tophane…
“Hocam 2 puan daha verir misiniz, hocam takdir alacağım 5 puan eksik, hocam ben proje ödevini usb vermiştim, sözlüyü 100-100 yaparsanız teşekkür alacağım hocam” günleri başlamıştır.