Buna literatürde “Chameleon Journalism” diyoruz, yani Bukalemun Gazeteciliği: “Gazetecinin kamusal veya editoryal pozisyonunu, çalıştığı medya kuruluşunun hâkim çizgisine uyarlaması.”
Bulunduğu kabın şeklini almak anlamında “Sıvısal Gazetecilik/Fluid Journalism” de diyebiliriz.
Yargı sistemimize göre İ. Melih Gökçek'in sabahın köründe evden alınması, gözaltı ve muayene sırasında videolarının çekilip yayınlanması, mallarına elkonulması, şirketlerine kayyım atanması gerekmiyor mu ?
Bugüne kadar herkese bunlar yapıldığı için sordum.
Yoksul Anadolu halkının emperyalizme ve işgalcilere karşı zaferle sonuçlanan direnişini, bu direnişe ve bağımsızlık mücadelesine önderlik eden Mustafa Kemal Atatürk ve mücadele arkadaşları ile Meclis iradesini saygıyla selamlıyoruz. 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun!
Saray zihniyetine, işgalcilere ve onların işbirlikçilerine karşı mücadelemiz yine zaferle sonuçlanacak!
Kamuoyuna,
CMK'nun 108. maddesi uyarınca, otuz günde bir, müvekkilimiz Deniz Göktaş'ın tutukluluk incelemesi yapılmaktadır. Son tutukluluk incelemesi 24.08.2026 tarihinde gerçekleştirilmiş ve müvekkilimizin tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir. Söz konusu karara karşı yaptığımız itiraz, bugün saat 17.03 itibariyle İstanbul Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesi’nce kabul edilmiş ve müvekkilimizin tutuklu bulunduğu her iki suçtan da ( Cumhurbaşkanına Hakaret ve Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik) tahliyesine karar verilmiştir. Üzülerek ifade edelim ki, daha bu karara ilişkin olarak cezaevine tahliye müzekkeresi yazılmadan, müvekkilimiz “Ölü Deniz” adlı stand-up gösterisinde Daltonlar çetesini övdüğü iddiasıyla “Suçu ve Suçluyu Övme” suçunu işlediği gerekçesiyle tutuklama talebiyle İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği’ne ( ilk tutuklama kararı da bu hakimlik tarafımdan verilmiştir) sevk edilmiş, bu işlemler hakkında tarafımıza haber verilmeden Baro'dan bir avukat tayin edilmiş ve sonuç olarak müvekkilimiz tahliye edilmeden yeniden tutuklanmıştır. Savcılığın ikinci ayını tamamlayan soruşturmada, bu yeni suçlamayı tahliye kararından dakikalar sonra ve mesai saatleri dışında devreye sokması, 1970’li yıllarda ve 12 Eylül döneminde vücut bulan “Kişiyi ne olursa olsun cezaevinde tutma” anlayışının dirildiği kuşkusunu yaratmaktadır. Hiç kuşkusuz tüm itiraz haklarımızı sonuna kadar kullanacağız ve adaletin tecelli etmesi maksadıyla hukukun sınırları içinde azami mücadeleyi yapmaya devam edeceğiz.
Deniz Göktaş Vekilleri
Türkiye'nin #iklimideğiştirme politikalarında son perde!
Hayırlı olsun, artık güneş enerjisinde bile S. Arabistan gibi bir fosil yakıt ülkesinin sömürgesiyiz!
Petrol ülkesi güneşimizden para kazanacak,
dünyaya "güneşe yatırım yapıyorum" diye satacak,
parayı da halktan misli ile alıyorum diye sessizce fısıldayacak!
Anlaşma RG'de yayımlanmış!
Gökay Çakır’ın savunması:
“22 sene madende çalıştım. Bu
arkadaşlarimızın haklarının nasıl yendiğini çok iyi bilirim. 22 sene sonunda emekli maaşım 23.700 liradır. Kendi çalışma arkadaşlarımın bunları yaşamaması için sendika kurduk. İşçi sınıfı adına
patronlarla kavga ediyoruz ama haklarımızı savunmak içindir. Yerin altında çalışan madenci kardeşlerim mağdur olmaktadır.
Bunu savunmayıp neyi savunacağım. Bu sendikanın genel başkanıysam bu arkadaşlarımı savunmak zorundaydım.
Paylaşımlarım işçilerin hakkını savunmak
içindir. Elekriğini ödeyemeyen, yoksulluk çeken işçiler görüyorum. Bu sendikanın başkanlığını gururla yapıyorum. Cezaevine girecek bir suç işlediğimi düşünmüyorum, elbette karar sizindir. Kararınıza da saygı duyarım.
Bin insanı mağdur edeceğimize bir insanı mağdur edebilirsiniz. Şikayet edilen patronun hakim karşısına çıktığını görmedim. 6 kez gözaltına alındım, 3 kez mevcutlu alındım. Ben beraatimi istiyorum.
Haklıysa bir işçi ben her seyi göz önüne alrım.
Meseleleri elbette masada çözmek isterim ama bazen masada çözülmeyen şeyler eylemle çözülmektedir. İşçi arkadaşlarım haklarını alsınlar evlerine mutlu gitsinler bu benim için onurdur, gururdur.”