Akran zorbalığı, şiddet, dışlama ve ardından büyüyen öfke…
Manisa’daki silahlı saldırının şüphelisi ilk ifadesinde akran zorbalığına maruz kaldığını öne sürdü.
Bir başka görüntü ise Kocaeli’den geldi. İki genç kız okul önünde yumruk yumruğa kavga ederken, çevredeki öğrenciler müdahale etmek yerine izledi.
LET US CHANGE THE WORLD
https://t.co/xtVzpQv5gC
(climax after 2 minutes)
There has never been a time in Earth's history with more war, violence and conflict than today. We believe that humanity can do much better and that the human mind has the power to transform negativity and create a future ruled by love, prosperity and dignity on a cross-cultural level. We don't believe that this is impossible or naive thinking, but instead acknowledging and using the power and the will that we possess. That we may use our powers for good and secure the future of our children!
ÖZEL HABER | Otizmli Sinan’ın bakım merkezlerinde geçen yedi yılı: Şiddet, kırık kaburgalar, yüksek doz ilaçlar ve şüpheli ölüm
1994 doğumlu Sinan Gündoğdu, yedi yıl kaldığı bakım merkezlerinde şiddet ve kötü muamele gördü. Pendik’te dövüldü, Sakarya’da iki kaburgası kırıldı.
Annesi Ayfer Özdemir, Sinan’ın yüksek doz ilaçlarla uyutulduğunu, yetersiz beslendiğini ve tuvalete erişiminin engellendiğini anlattı.
11 Ağustos’ta hayatını kaybeden Sinan’ın annesi:
“Bize ölümünün 10 dakikalık nöbet değişiminde gerçekleştiğini söylediler. Ama resmiyette o saatte nöbet değişimi yok.”
https://t.co/5p8xKa5RkI
Otizm hastası oğlu için çabalayan bu babayı uzun zamandır takip ediyorum.
Kalbi yorgun baba sokaklarda sinir atakları geçiren oğlunu eylemek için kilometrelerce yol yürüyor.
Evladına bakmak için...
Bir tek isteği var ama durumu yok, beyaz bir araba!
Kendisi için değil, oğlu için, biraz rahat nefes almak için!
Bir araç hediye etmek, hepsini olmasa da bir otizm ailesini mutlu etmek!
Neden olmasın 🙏
@RenaultTurkey@fordturkiye@CitroenTurkiye@PeugeotTurkiye
Yok öyle yağma !
İlk bakışta ne güzel, kardeşlik çağrısı gibi duruyor. Ama dönüp dolaşıp Kürde bir makbuliyet sınavı daha çıkarıyorsunuz.
Eren Bülbül’ün öldürülmesine tabii ki itiraz ediyoruz. Ama annesini de dinleyin. Ayşe Bülbül, 15 yaşındaki oğlunun çatışma bölgesine götürülmesine “binde bin ihmal” dedi, neden korunmadığını devlete sordu. Eren’i öldürenlerin suçunu Amedspor’a, tribündeki insanlara, bütün Kürtlere paylaştırmak ne demek?
Sarı torba, beyaz Toros, Yeşil’i gösteren pankartlar… Bunlar taraftar şakası mı? Kürtlere hangi ölümü, hangi faili meçhulü hatırlattığınızı gayet iyi biliyorsunuz. Sonra bütün bunlara maruz kalana dönüp diyorsunuz ki koreografi hazırlasın, öfkesini yutsun, el uzatsın, kamuoyunu arkasına alsın. Bir de böylece “ahlaki üstünlük” kazanacakmış. Irkçılığa uğramamak için önce makbul Kürt olduğumuzu mu ispatlayacağız kardeşim?
Barışa gönlü olmayanı barışa ikna etmek neden onun zorbalığına direnen mağdura düşüyor? Var mı böyle bir şey ya? Irkçılığı yapan yerinde oturacak, Kürt kendisini sevdirmek(!) için uğraşacak. Kürtler bu ülkenin barış memuru değil. Her saldırının ardından masumiyetimizi, insanlığımızı ve birlikte yaşama niyetimizi yeniden ispatlamak zorunda da değiliz.
Aklı Amedspor’a değil, ırkçılığı yapana verin. Federasyona, kulüplere ve kamu otoritelerine “Görevinizi yapın” deyin. İnsanları sarı torbayla, beyaz Toros’la, faili meçhullerle tehdit etmeyin deyin. Makul olan bu.
Barış, ezilenin zorbaya kendini sevdirmesiyle olmaz. Eşit siyasal öznelerin birbirini tanıdığı yerde başlar.
⌨️Konuşamayan otizmli oğlu için koluna klavye dövmesi yaptırdı
👉 11 yaşındaki Hunter'ın annesinin kolundaki harfleri işaret ederek kurduğu ilk cümle ise “Seni seviyorum” oldu
🗣️ Bir iletişim cihazının şarjının bitmesiyle başlayan hikaye, bir annenin oğlunun sesine dönüşen dövme ile binlerce kişiye umut olan bir fikre dönüştü
İnsanlığımızı ne zaman kaybettik?
Aksaray'da "Mahallede istemiyoruz" denilerek komşuları tarafından darbedilen otizmli Elmas Yağmur yoğun bakıma kaldırıldı.
Şikâyet geri çekilmeyince aynı kişiler tarafından yeniden saldırıya uğradığı öne sürüldü.
Acılı anne ise, "Cezasız kalmalarını istemiyorum" diyerek adalet çağrısı yaptı.
Yasal faiz oranının %24 olması, alacaklıyı madden ve manen bitirip, borçlu tarafı örnekte olduğu gibi ödüllendiriyor.
Borçlu ol, parayı ödemeyerek tatile git, dava sonunda (en az 2 yıl) %24'ten borcu öde. Borçlu olan açıkça kâra geçiyor. Adaletsizliği teşvik eden bir sistem. "İşkencelerin en kötüsü, kanunla işkence etmektir." diyor Bacon. Türkiye'de şu anda resmen durum bu.