@avalibozan Korkak hosyarın korkudan dokunmadığı kişiler ona kayyumu getirdi yuksek maas vermek halka girmek değilmidir hosyar niye kendisine yakın olanlara yuksek maas vermiş onuda hoşyara sorun
@avalibozan Çok guzel yönettiler ya 9 ay da bunların halkı partisinden soğuttuğu kadar kimse soğutmadı 100 kişi gelmiyor du belediye önüne bunların beceriksiz yönetim tarzı yuzunden
Erdoğan seçilirse beni idam ettireceğini söylüyor. 2018 Türkiye’sinde bir Cumhurbaşkanı adayının seçmene vaadine bakar mısınız? Ben canımı, halkımızın uğruna bin defa kurban ederim. Tek bir adım da geri atmam.
Barış Süreci Cezaevlerine Ne Zaman Uğrayacak 335 Ağır Mahpus Cezaevinde
Özel Haber: Metin Yoksu
İnsan Hakları Derneği (İHD) 2025 verilerine göre Türkiye’de cezaevlerinde en az bin 412 hasta mahpus bulunuyor. 335’i ağır hasta olan mahpuslardan 230’u tek başına yaşamını sürdüremiyor, 105’i ise başkasının desteğine muhtaç durumda.
Öte yandan yüzlerce mahpusun durumu, veri eksikliği nedeniyle net olarak değerlendirilemiyor. Çünkü cezaevlerine ilişkin Adalet Bakanlığı tarafından açıklanan resmi bir veri bulunmuyor. Bu nedenle gerçek sayının daha yüksek olabileceği belirtiliyor.
Dün, en az 19 kez anjiyo olan Mehmet Edip Taşar hayatını kaybetti. Cenazesi Batman’da Tilmerç Mezarlığı’na defnedildi. Bu ölüm, “hasta mahpuslar için neden geç kalınıyor?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
İHD Batman Şubesi ise yarın (26 Mart), durumu kritik seviyede olan bir diğer hasta mahpus Mehmet Emin Çam’ın sağlık durumuna dikkat çekmek amacıyla basın açıklaması düzenleyecek. Hak savunucuları, Çam’ın da cezaevi koşullarından kaynaklı olarak tahliye edilmesini talep ediyor.
Siyasi cephede ise barış görüşmeleri, kesintilere ve duraksamalara rağmen devam ediyor. Abdullah Öcalan tarafından yapılan çağrılarda da yasal süreçlere ve iktidarın atacağı adımlara işaret ediliyor.
Geçtiğimiz haftalarda Numan Kurtulmuş, sürecin bayram sonrası hızlanabileceğini açıklamıştı.
Bayrama denk gelen Newroz kutlamalarında da, başta Diyarbakır olmak üzere kürsülerde yapılan açıklamalarda DEM Parti ve DBP eş başkanları, sürecin aciliyetle yasallaşması gerektiğini vurguladı.
Newroz’un ardından Recep Tayyip Erdoğan, sürecin devam ettirileceğini beyan ederken, diğer yandan Amed ve İstanbul Newrozlarını hedef alarak “milletimizin sinir uçlarıyla oynayan alçaklarla ilgili de gerekeni yapıyoruz” dedi. Bu süreçte en az 200 kişi gözaltına alındı, 27 kişi tutuklandı.
İktidar ittifakı içinde yer alan MHP’nin lideri Devlet Bahçeli ise Salı günü Meclis grup toplantısında sürece ilişkin, “Süreci boğmanın, aceleye getirmenin, tartışmaları alevlendirmenin alemi yoktur. Yola çıktık, inşallah varacağız” dedi.
Tüm bu gelişmeler yaşanırken cezaevlerinden bir ölüm haberi daha geldi. Mehmet Emin Çam’ın ve yüzlerce mahpusun durumu kritik seviyede.
Aileler soruyor: Hasta mahpuslar için ne zaman adım atılacak?
25 Mart 2026
Metin Yoksu
Makamlar bir üstünlük alanı değil, sorumluluk ve hizmet alanıdır
Halkların özgürlük, eşitlik ve adalet arayışı tarih boyunca büyük bedeller, direnişler ve kolektif emeklerle büyümüştür. Hiçbir toplumsal mücadele sadece bir kişinin iradesiyle ortaya çıkmaz; aksine binlerce insanın fedakârlığı, inancı ve ortak çabasıyla var olur.
DEM Parti de tam olarak böyle bir tarihsel birikimin ürünüdür. Kürt halkının ve bu topraklarda demokrasi, barış ve eşitlik isteyen herkesin yıllarca bedeller ödeyerek kurduğu, büyüttüğü ve bugünlere taşıdığı bir siyasal ve toplumsal zemindir. Bu nedenle hiçbir şahsın, hiçbir dar grubun ya da oligarşik yapının malı değildir; halkındır.
Bu mücadele içerisinde özellikle kadın özgürlüğü konusunda çok önemli eşikler aşılmıştır. Toplumun ve siyasetin erkek egemen yapısına karşı kadınların söz, karar ve temsil hakkı büyütülmüş; yıllarca süren önyargılar kırılmış, birçok görünür ve görünmez engel ortadan kaldırılmıştır. Kadınların siyasetteki varlığı bu hareketin en önemli demokratik kazanımlarından biridir.
Bu mücadele bize şunu da öğretmiştir ki, bir yoldaşımızın başka bir yoldaşımız üzerinde iktidar kurması ve mobbing uygulaması BİZlerin anlayışıyla bağdaşmaz!
BİZlerin anlayışına göre; çaycısından milletvekiline, ilçe yöneticisinden belediye başkanına, danışmanından genel başkanına kadar herkes aynı mücadelenin parçasıdır. Kimse diğerinden üstün değildir; herkes eşittir ve herkes YOLDAŞtır. Makamlar bir üstünlük alanı değil, sorumluluk ve hizmet alanıdır.
Kadın veya erkek, herkesin bu bilinçle hareket etmesi gerekir. Bazı kişilere kaldıramayacağı yükleri ya da taşıyamayacağı makamları vermek hem kişiye hem de mücadeleye zarar verir. Eğer böyle hatalar yapılmışsa da derhal o hatalardan dönmek gerekir. İnsanları başarısız olacakları pozisyonlara sıkıştırmak yerine, en verimli olabilecekleri alanlara yönlendirmek en doğru ve en sağlıklı olandır.
Bu mücadeleyi ayakta tutan şey makamlar değil; kolektif akıl, yoldaşlık hukuku ve halkın ortak emeğidir, halkın ödediği aǧır BEDELLERdir!
Bir bilgi bir not: 30 yıllık bir tutuklu cezaevinden çıkıyor. Yaşam mücadelesinin başka zorlu boyutları var. Ömürleri direniş ve dik duruşla dört duvar arasında geçti. Yaşam mücadelesi ekonomi inşaatlarda çalışmasına neden olmuş. Yakın zamanda hayatını kaybetmiş. Düzen değişmeli
@avalibozan bunu ve daha fazlasını biliyorsunuz öz eleştiri vermediniz buna sebep olan belediye başkanlarını kahraman gibi göstermeye çalıştınız halk yüz vermedi
İşçiye kimse deger ailesi olarak yanımıza gelmesin diyen bizim başkandı :)
@avalibozan Ali bey o etüt dersinin verildiği binada akp yandaşı sendika baskanının oğlu 9 ay yan gelip yattı dokunmadılar
Akp kadın kollarında görevli olan kişiye dokunulmadı
Bugun ise sizin için seçimlerde çalışan insanlar ya işten atıldı ya da sokağa çöpe verildi
Kürtler, "Türk Solu"ndan kimleri baş tacı yapacağını iyi düşünmeli. Bir çoğunun ulusalcı ve esasen Kürtler-Anasını-Görmesinci olduğu gerçeğini görmeli!